FinTech yıkıcı değil destekleyici bir güç

FinTech kavramı medyada geleneksel bankacılık ve finans sektörüne bir alternatif yenilikçi kavram olarak yer alsa da detaylı araştırmalar bize başka bir şey söylüyor.

Küresel yönetim danışmanlığı firması McKinsey veritabanında kayıtlı 3.000’den fazla FinTech şirketini inceleyerek geleneksel bankacılık ve finans sektörü üzerindeki yıkıcı etki algısını analiz etti. Bu araştırmayı bir makale halinde yayınlayan McKinsey dikkatlerimizi oldukça ilginç noktalara çekiyor.

Öncelikle araştırma çerçevesinde incelenen 3.000’den fazla FinTech şirketinin dörtte üçüne yakın bir kısmı perakende bankacılık, kredi, sağlık yönetimi ve ödeme sistemleri gibi alanlarda faaliyet göstererek doğrudan tüketici ile muhatap olabilecek çözümler sunuyor. Bu durum geleneksel kanallar için bir atlatma gibi gözükse de durum öyle değil.

McKinsey’in araştırması FinTech girişimleri ile mevcut yapılar arasında bir sinerji oluştuğunu gösteriyor. 2011 yılında B2B çözümlerinin oranı yüzde 34 iken bu rakam 2015 yılında yüzde 47’ye yükselmiş. Farklı bir ifade ile FinTech girişimlerinin dörtte üçü son tüketiciye ulaşan ürünlerini mevcut yapılar ile işbirliği yaparak tüketiciye ulaşmasını sağlıyor.

Kurumsal ve yatırım bankacılığı alanında ise FinTech girişimlerinin üçte ikisi B2B alanında çözümler sunarken sadece yüzde 21’i mevcut yapıların müşterilerle olan ilişkilerini azaltmaya yönelik çözümler üretiyor ve bunların yüzde 12’den bile az bir kısmı gerçek anlamda mevcut yapılar için bir yıkıcı yenilik alternatifi sunuyor.

Screenshot 2016-07-27 10.55.27

Yukarıdaki tabloda da görebileceğiniz gibi 390’dan fazla kurumsal ve yatırım bankacılığına yönelik FinTech şirketinin yüzde 67,4’lük kısmı mevcut süreçlerin gelişmesi için çözümler sunuyor ve bu durum mevcut yapıların gelişimini destekliyor.

McKinsey’in araştırmasına buradan ulaşabilirsiniz.