İlk bankanın kurulmasının üstünden yüzyıllar geçti. Ama bu köklü geçmişte hiç bu kadar yoğun rekabete maruz kalmamışlardı.

Hazırlanan yeni bir rapor, bankaların mücadele alanlarındaki değişimi net bir şekilde ortaya koyuyor. “The Challenger Bank Battlefield” başlıklı 82 sayfalık raporda açılan yeni cephelerin yanında geleneksel bankaların nasıl bir dönüşüm rotası izlemesi gerektiğine dair ipuçları da bulunuyor.

FinTech İstanbul’a kısa bir süre önce özel bir röportajla konuk ettiğimiz FinTech Stratejisti Devie Mohan, The Financial Brand’daki yazısında raporun öne çıkan noktalarını paylaştı.

“Challenger Bank” ifadesini, geleneksel bankaların çalışma düzenlerini değiştirmeye zorlayan tüm firmalar olarak tanımladıklarını belirten Mohan, raporun hazırlık sürecinde yeni müşterilere yönelik çeşitlenen hizmet kanalları, ortaya çıkan yeni süreçler ve teknolojileri tespit ederken, bunların sağladığı avantajlardan yararlanma durumlarını da analiz ettiklerini belirtiyor.

Basitleşen müşteri deneyimi

Devie Mohan, raporu aktardığı yazısında ABD merkezli Simple ve Moven ile İngiltere merkezli Atom gibi sektörde kendini kabul ettiren dijital banka örneklerini paylaşıyor. Bu bankaların, müşteri deneyimini kolaylaştıran yaklaşımlarına dikkat çeken Mohan, uygulanan yöntemin geleneksel bankalarla mücadele eden her yenilikçi kurum tarafından referans kabul edildiğine vurgu yapıyor. Mohan ayrıca Monzo gibi fatura ödeme entegrasyonu sunan işletmeler ile Osper gibi kart sistemlerine yönelik çözüm sunanların da raporda yer aldığını belirtiyor.

Gelişen kimlik doğrulama yöntemleri

Yenilikçi kurumların geleneksel bankalarda uzun süren kimlik doğrulama süreçlerini dakikalar mertebesine indirdiğini kaydeden Mohan, İngiltere’de farklı, Afrika’da farklı yürüyen süreçlerin bir karışıklık yarattığını gizlemiyor. Bununla ilgili İtalya’dan bir örnek paylaşan Mohan, ülkedeki Che Banca’nın az şubeyle faaliyet gösterip, kimlik doğrulama süreçlerinde ülke genelinde 11 bin 500 noktaya yayılmış güçlü postane ağından faydalandığını sözlerine ekliyor.

Biyometrik kimlik doğrulama sistemlerinin burada kritik bir rol üstlendiğini belirten Mohan, bu tip uygulamaların hem yenilikçi hem de geleneksel bankalar tarafından daha yoğun bir şekilde kullanıldığının altını çiziyor.

Daha çok veri, daha fazla hizmet alanı

Mohan’ın rapordan aktardığı bir başka husus ise veri kullanımı. Özellikle son beş yılda bankalar için mevcut müşteri verilerinin çeşitliliğinde bir artış olduğunu belirten Devie Mohan, örnek olarak sosyal medya kaynaklı veriler ile biyometrik bilgilerin bankaların karar alma mekanizmalarına dahil edildiğini kaydediyor.

Bunun, yeni pazarların ortaya çıkmasını sağladığını ifade eden Mohan, yenilikçi bankaların bu sayede geleneksel bankaların radarında olmayan müşterilere ulaşmada avantaj elde ettiğine dikkat çekiyor. Mohan, raporda konuyla ilgili olarak İngiltere’den Monese, Çin’den WeBank ve Malezya’dan MyBank’a detaylı bir analizle yer verdiklerini sözlerine ekliyor.

Teknoloji odaklı olmak

Gerek yenilikçi gerekse yenilikçi bankaların müşteriyi ilk sıraya koyduklarının ortaya çıktığını söyleyen Mohan, teknolojik alternatiflerin müşterilere hızlı ve verimli ulaşma konusunda ciddi bir fayda sağladığını kaydediyor. Raporda analiz ettiklerini belirttikleri kurumlar arasında sadece bireysel hizmet veren bankaların bulunmadığını belirten Mohan, İngiltere’den KOBİ’lere yönelik Tide ile kurumsal bankacılık çözümleri sunan Copernicus Bank’ı incelediklerini ifade ediyor.

Yenilikçi bankalar dört grupta toplanıyor

Rapor, yenilikçi bankaları dört ana eksen doğrultusunda ayrıştırıyor.

Niş alanlarda hizmet verenler: Bu tip kurumlar spesifik bir alana özgü çözüm ve yazılımlar sunuyor. Genele hitap etmek yerine belirli bir konuya odaklanmaları onlara düşünce liderliği ve entelektüel sermaye sağlarken yenilikçi çözümler sunmalarının yolunu açıyor.

Dijital geliştiriciler: Bu sınıftakiler güçlü bir marka bilinirliği ve daha geniş ürün yelpazesi ile öne çıkıyor. Ancak daha geniş bir alana hitap etmeleri sundukları hizmetlerde çeşitli boşluklar da oluşturabiliyor.

Değer artırıcılar: Bu gruptaki şirketler seçtikleri hedef pazarlarda önemli bir pazar payı elde etmek için gerekli organizasyonel niteliklere sahip kurumlar olarak belirtiliyor. Sundukları inovatif çözümler beraberinde güçlü ittifaklar kurma yeteneğini de getiriyor.

Sektörü dönüştürenler: Bu gruptakiler de tıpkı değer artıcılar gibi pazar penetrasyonu ve marka bilinirliği artırma konusunda gerekli organizasyonel niteliklere sahip kurumlar olarak tanımlanıyor. Bununla birlikte belirli sektörler ya da coğrafi bölgelerde ağırlıklarını koymak adına yeterli mali güce ve çeşitliliğe sahip işletmeler oldukları belirtiliyor.

Görsel: The Financial Brand

Devie Mohan, raporu özetlediği makalesinde, raporda yer verilen kurumların zaman içinde nasıl ilerlediği ve sektörü nasıl etkilediğini görmenin ilginç olacağını ifade ediyor ve ekliyor: “Unutmamak gerekir ki bu gelişen bir alan. Neredeyse her hafta yeni bir firma ortaya çıkıyor ve müşteriler ile ölçeklenebilirlik arasındaki doğru dengeyi sağlamak için yeni özellikler ekleniyor ya da mevcutlar devreden çıkarılıyor.”

İlgili yazının orijinalini bu linkten okuyabilir, rapora ulaşmak için gerekli linklere ve detaylara ulaşabilirsiniz.