En büyük kripto para listesinde dokuzuncu sıradaydı. Sadece iki hafta sonra dördüncülüğe yükseldi. IOTA’nın yaşadığı sıçrama, Bitcoin’in ilk dönemlerini hatırlatıyor.
Sadece iki hafta önce IOTA’nın pazardaki toplam değeri, dünyadaki en büyük dokuzuncu kripto para olarak sıralanıyordu. Aralık ayının başından itibaren muazzam sıçramalar yapan IOTA, ayın ilk haftası bittiğinde Ripple’ı geride bırakarak dördüncü sıraya yükseldi. Önünde sadece Bitcoin, Ethereum ve Bitcoin Cash var.
3 Aralık’ta, resmi adı MIOTA olan bir IOTA token’inin değerinin yaklaşık 1,40 dolardan 2,80 dolar seviyesine sıçramasıyla baş döndürücü bir macera başlamış oldu. Takvimler 6 Aralık’ı gösterdiğinde, IOTA’nın değeri 5,45 dolara kadar yükseldi.
Sonrasında düzenleme gelse de, MIOTA’nın değeri 0,40 dolar seviyesinde olduğu Ekim ortası rakamlarını altıya yaklamış oldu. Bu yükselişin yaşandığı günlerde, IOTA’nın 24 saatlik işlem hacmi 1,38 milyar dolar seviyelerine kadar çıktı. Böylelikle IOTA, günlük işlemlerde Bitcoin Cash’in dahi 130 milyon dolar kadar üzerine çıkmayı başardı.
IOTA’nın Bitcoin’den farkı ne?
Microsoft ve Fujitsu gibi teknoloji devlerinin de katıldığı 20 şirketlik bir konsorsiyumun merkezsizleştirilmiş bir veri pazarı geliştirmek için güçlerini birleştirmesi, 2015 yılında kurulan IOTA Vakfı’nın da bu gruba katılması MIOTA için adeta bir dönüm noktası oldu. Kurulacak dijital pazar, IOTA ağının yanı sıra adı geçen şirketlerin ürettiği IoT cihazlarına entegre edilecek ve söz konusu cihazların kullanımı ile üretilen verileri toplayıp satacak.
Bitcoin ağının bugün yaşadığı ölçeklenme sıkıntıları ve gittikçe yükselen işlem bedellerini göz önüne aldığımızda, IOTA ağının en önemli özelliklerinden biri tüm işlemleri anında ve bedelsiz doğrulayabiliyor olması. Bunu mümkün kılan ve tıpkı Blockchain gibi bir dağıtık defter teknolojisi olan IOTA Tangle, merkezi olmayan (decentralized) ve açık bir defter olarak çalışıyor.
Ancak Tangle, Bitcoin Blockchain ağının aksine, işlemleri madenciler aracılığıyla doğrulamıyor. Bunun yerine her bir işlemle yeni bir blog oluşturuluyor ve tüm Blockchain’in onayını almak yerine diğer küçük işlem grupları tarafından doğrulanıyor. Böylelikle Tangle ağını ne kadar çok insan kullanırsa, işlemler o kadar hızlı ve verimli hâle geliyor.
Yeni veri blokları lineer ve kronolojik şekilde eklenmiyor ve böylelikle işlemler internete bağlı değilken de gerçekleşebiliyor. Belirli bir cihazın doğrulama yapmak için tüm şebekeye ihtiyaç duymuyor oluşu, Tangle’ın sistemi daha az yormasını ve bilgisayarlardan akıllı telefonlara ve hatta Nesnelerin İnterneti ile akıllanan kahve öğütücülere bile entegre edilebilmesini sağlıyor.
Ücretsiz işlem ve sınırsız ölçeklenebilirlik özellikleri, bu kripto para biriminin makineler arası (M2M) haberleşme ve işlemler için ideal olmasını sağlıyor.
Fiziksel nesneler de merkezsizleşebilir mi?
Otomatik ve anında ödeme olanakları, IOTA ağının hedeflerini yükseğe taşıyor: Fiziksel varlıkların mülkiyetini merkezsizleştirmek. Finance Magnates yazarı Rachel McIntosh tarafından verilen örnekte, IOTA ağına eklenen bir akıllı telefonla kendi kendine giden bir taksinin kullanım bedelinin hiçbir aracı olmaksızın otomatik olarak hesaplanması anlatılıyor.
Teorik olarak, IOTA platformu bir arabaya sahip olmayı gerekli olmaktan çıkararak, tüm araçları paylaşılabilir ve ihtiyaç sahibi herkes tarafından, ihtiyaç duyulduğu kadar süreyle kullanılabilir hâle getirme potansiyeli taşıyor. Böylelikle dünya üzerindeki sayısız araç bütün gün garajda durmak ya da sokak ortasında park edilmek yerine gerçekten işe yarayabilir, tüm etkenler ve unsurlar dahil edilerek her bireyin sahiplik bedeli sistem üzerinden otomatik olarak hesaplanabilir.
Makalenin devamını buradan okuyabilirsiniz.


