White-Label bankacılık uygulamaları ve Almanya’daki örnekleri

16 Mayıs 2019
84 Görüntüleme

White-Label bankacılık; genellikle girişimlerin, banka lisansı almaksızın bu servisi sağlayan aracı kurumların altyapısını kullanmasına ifade eden bir kavram. FinTech İstanbul yazarlarından Elif Kocaoğlu Ulbrich bu kavramı derinlemesine ele alırken Almanya’dan verdiği örnekler dikkat çekici bilgiler sunuyor.

Terminolojik kökeni İtalyanca’ya dayanan banka (Banca)[1] kurumunun 14. yüzyılda İtalya’da doğduğu tahmin edilmektedir. Paranın fonksiyonları arttıkça gelişme gösteren bankacılık sektörünün[2] bireylerin tasarruflarını güvenle saklama ve bu tasarruflardan gelir elde edilmesini sağlama[3] çerçevesinde konuşlanan geleneksel faaliyet alanı, tüketicilerin beklentileri ve piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda zamanla değişip güncellenmişse de bu faaliyetlerin ekonomik ve ticari odaklı şekilde süregeldiği malumdur. Son zamanlarda ise teknolojinin bankacılıkla bütünleşmesi ve bankaların verdikleri hizmetin kapsamının genişlemesi sonucunda bu geleneksel odağın yavaş yavaş yeni alanlara kaydığını görmekteyiz. Finansal teknoloji akımını müteakip, bankalar teknik ve operasyonel hizmetler de sunmaya başlamış ve zamanla mevduat, yatırım, birikim bankaları gibi geleneksel banka türlerine ek olarak, white-label hizmet[4] konseptine dayanan ve hizmet bankası (service bank) olarak adlandırılan[5], yeni nesil bir banka tipi türemiştir.

White-label bankacılık kısaca, girişimcilerin servis bankalarının sahip olduğu bankacılık altyapısını ve faaliyet iznini kullanarak piyasaya yeni ürün ve hizmetler sunduğu, bu hizmet karşılığında da servis bankasına (işlem başına ya da aylık sabit ücret şeklinde) bedel ödediği bir iş birliği modeli olarak açıklanabilir. White-label bankacılık hizmetleri sunan bankalar, mevduat ve kredi faaliyetleri yerine ya da bu faaliyetlere ek olarak, teknoloji ve FinTech şirketlerine teknik, yasal ve operasyonel altyapı desteği vermekte ve bir nevi teknik hizmet sağlayıcısı görevi görmektedirler. Bu faaliyetler girişimlere API (Application Programming Interface) erişimi sağlanması yoluyla sürdürülebileceği gibi, hizmet alan konumundaki teknoloji ve FinTech şirketlerinin adına veya operasyonlarının bir parçası olarak (mevduat hesabı açılması, kart ihracı, kredi tahsisi, banka havalesi gibi) bankacılık işlemlerinin yerine getirilmesinin taahhüt edilmesi şeklinde de gerçekleştiriliyor olabilir. Bankanın bu hizmetleri bulut bilişim bazlı bir platform aracılığıyla gerçekleştiriyor olması halinde BaaS (Banking as a Platform) olarak adlandırılan bir iş modelinin varlığından söz edilecekse de BaaS ile white-label bankacılık arasında temelde hizmetin amacı açısından bir fark bulunmamaktadır[6].

White-label bankacılık hizmetlerini kullanarak piyasaya çeşitli hizmetler sunan FinTech şirketlerin tüketiciler tarafından lisanslı bankalarla karıştırıldığı görülmektedir. Ürünün veya hizmetin altyapısını oluşturan işlemler servis bankaları tarafından yerine getirildiği halde, ürün ve hizmetler piyasaya FinTech şirketin markası altında sunulduğu, ürün FinTech tarafından pazarlandığı ve (platform kullanım koşulları, genel işlem şartları gibi) bazı yasal metinler haricinde hizmet süresince servis bankasına atıf yapılmadığı için piyasada bu şekilde bir izlenim oluşması normaldir.

İlk bakışta teknik hizmet odaklı bir görünüm veren white-label bankacılık hizmetlerinin asıl önemi, girişimlerin yasal uyum süreçlerine uygun şekilde hizmet gerçekleştirilebilmesine imkân sağlamasıdır. Pozitif düzenlemeler dolayısıyla faaliyet izni ve lisansa tabi bankacılık ve ödeme faaliyetlerine[7] dair koşulları sağlayan bir girişimin piyasaya girebilmesi aylar hatta yıllar sürebilmekte ve girişime ciddi mali külfetler yüklemektedir. Girişimlerin ilgili düzenleyici kurumlardan izin aldıktan sonra, yasal raporlama ve denetleme yükümlülüklerine tabi tutulması ve bu sebeple girişimlere asıl girişim karakteri veren esneklik ve deneysellik unsularının sınırlanması da işin ayrı bir boyutudur. Piyasaya girmeden evvel faaliyet izni ve lisans süreçleri ile uğraşan girişimler, daha piyasada tanınma imkânı bulmadan (ekonomik ve beşerî) kaynaklarını sıfırlama riski ile karşı karşıya kalmaktadır. Oysa, white-label banking hizmetleri kullanan girişimler, ilgili due diligence sürecinin ve bu hizmetin görülmesi kapsamında banka ile akdedilen sözleşmeye[8] dair prosedürlerin tamamlanmasının hemen ardından faaliyete başlayabilmekte, böylece yasal ve teknik külfetlerle sınanmaksızın iş modellerini test etme imkanına sahip olmaktadır[9]. White-label bankacılık desteği ile çıktıkları yola banka olarak devam eden Monzo, N26, Revolut gibi FinTech start-upların sayısında son yıllarda gözlenen artış da bu hizmetlerin FinTech şirketlerin piyasanın nabzını yoklamak için ne kadar önemli bir aracı haline geldiğini göz önüne sermektedir.

Avrupa’da yaygın şekilde faaliyet gösteren servis bankalarının Almanya’da en bilinen temsilcisi solarisBank olsa da aslında benzer iş modeline sahip olan FinTech Group Bank AG (eski biw AG Bank), Sutor Bank, MHB Bank ve Wirecard gibi kurumlar da piyasada uzun süredir faaliyet göstermekte. Bunun dışında SWK Bank, Fidor Bank ve hatta Deutsche Kredit Bank gibi direkt bankaların bile white-label bankacılık hizmetleri sundukları örneklere rastlamak mümkün. Kredi platformu auxmoney farklı kapsamlı hizmetler için hem FinTech Group Bank AG hem de SWK Bank ile beraber çalışırken, seküritizasyon (menkul kıymetleştirme) platformu Crosslend, münhasıran FinTech Group Bank AG ile çalışmakta. Banka faaliyet izni almadan önce Number26 ismiyle faaliyet gösteren mobil banka N26 ise, 2016 yazına kadar Wirecard’ın altyapısı ile hizmetlerini yürütümekteydi[10]. Kuruluşundan itibaren beraber çalıştığı vadeli mevduat ürün platformu Raisin (Weltsparen) tarafından bu yıl satın alınan MHB Bank ise bahsi geçen iktisap[11] dolayısıyla şüphesiz ki bu iş birliklerinin en ilginç örneklerinden biri haline geldi. Raisin’in yine Alman menşeli rakibi Deposit Solutions ise Zinspilot markası için Sutor Bank, Savedo markası içinse FinTech Group Bank AG’nin bankacılık altyapısını kullandığı görülmekte.

Piyasada banka faaliyet iznine sahip olmayan FinTech şirketleri dışında, kurulduğu ülke kanunları uyarınca bankacılık lisansına sahip olmasına rağmen yabancı pazarlara açılırken white-label bankacılık hizmetleri kullanan ya da faaliyet iznine sahip olmasına rağmen spesifik teknik bankacılık servisleri için white-label bankacılık hizmetlerinden yararlanan girişim örnekleri de görmekteyiz. Mesela bir Albaraka Türk Katılım Bankası iştiraki olan faizsiz mobil banka insha, Almanya pazarındaki faaliyetlerini solarisBank’in bankacılık lisansı kapsamında sürdürmekte.  Yine bir banka iştiraki (ING Bank) olan KOBİ kredi platformu Lendico, Wirecard altyapısından yararlanırken; Hollanda menşeli bir varlık yönetim şirketi olan Van Laschot ise ödeme altyapısını güçlendirmek için Fidor’un hizmetlerini kullanmakta.

Görüldüğü üzere girişimlerin ve hatta bankaların daha kısa sürede ve daha ekonomik şekilde piyasaya yeni ürünler sunabilmesi için gerekli araçları sağlayan servis bankaları, FinTech şirketlerin kaynaklarının tamamını tüketmeden iş modellerini denemeleri için olanak sağlarken, ilaveten bankacılıkta uzmanlaşma imkânı sağlayarak bankaların ve teknoloji şirketlerinin, dış kaynak kullanarak yeni ürünler geliştirmesini teşvik ediyor. Bankacılığı bankaların tekelinden çıkaran ve bankalara lisans tedarikçisi sıfatıyla yeni bir gelir kapısı açan bu model sayesinde, piyasada daha güçlü bir rekabet ortamı oluşmaya başladı bile. Öyle ki, ilerleyen dönemlerde FinTech girişimlerinin finans ekosisteminde yer almalarını kolaylaştıran bu iş modelinin her ülkede temsilcilerine rastlamamız ve hatta, geleneksel mevduat bankalarının giderek bu modele doğru kaymaları muhtemel.


[1] Dr. Mehmet Takan, Prof. Dr. Melek Acar, “Bankacılık: Teori, Uygulama ve Yöntem“, Konya, Şubat 2018, s.3.

[2] Dr. Mehmet Takan, Prof. Dr. Melek Acar, “Bankacılık: Teori, Uygulama ve Yöntem“, Konya, Şubat 2018, s.1.

[3] Dr. Mehmet Takan, Prof. Dr. Melek Acar, “Bankacılık: Teori, Uygulama ve Yöntem“, Konya, Şubat 2018, s.1.

[4] Türkçe’ye beyaz etiket şeklinde çevrildiği gözlenen white-label terimi, piyasaya hizmet alan üçüncü kişilerin marka ve logosuyla, paket veya kişiselleştirilmiş ürün veya hizmet sunan tedarikçilerin iş modelini ifade eden bir konsepttir. Perakende sektöründe fason üretim olarak da anılan konsept zamanla kozmetikten bankacılığa kadar uzanan farklı kullanım alanları bulmuştur.

[5] Bu tip hizmetler sunan bankalar piyasada source bank, service bank, white-label bank gibi farklı farklı isimlerle anılmaktadır.

[6] Bu noktada BaaS’ı, white-label bankacılığın bir alt kolu olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır. Chris Skinner, BaaS platformları “AWS (Amazon Web Service)’in elektronik ticarete sunduğu hizmetin banka sektöründeki karşılığı” şeklinde açıklamaktadır. Kaynak: http://www.bank-as-a-service.com/BaaS.pdf

[7] Türk hukukunda mevduat, kredi ve sair bankacılık faaliyetleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuat; ödeme hizmetleri ise 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sı̇stemlerı̇, Ödeme Hı̇zmetlerı̇ ve Elektronı̇k Para Kuruluşları Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmelikler kapsamında düzenlenmektedir.

[8] Uygulamada Cooperations Contract ya da Service Contract olarak adlandırılan bu sözleşmelerin doğrudan Türkçe’ye çevrilmeleri halinde mevcut Borçlar, İş ve Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenen hizmet ve ortalık sözleşmeleri çerçevesinde kavram karmaşası doğması ihtimalinden dolayı bu sözleşmelerden “Servis Sağlayıcı Sözleşmesi” olarak bahsetmeyi uygun görüyoruz.

[9] Ek olarak bazı ülkelerde FinTech girişiminin faaliyete başlayabilmesi için FinTech girişimin iş modeli hakkında düzenleyici ve denetleyici kurumları bilgilendirmesi ya da Servis Sağlayıcı Sözleşmesi’nin düzenleyici ve denetleyici kurumlarca onaylanması gerekmektedir.

[10] N26’in bankacılık faaliyet izni hikayesini anlattığı blog yazısı için bkz: https://n26.com/en-de/blog/2-years-banking-license-n26

[11] Konuyla ilgili basın açıklaması: https://www.raisin.com/press/fintech-raisin-buys-bank/

Bunlar da İlginizi Çekebilir

RegTech ve Uyumluluk Maliyeti
FinTech
10 görüntüleme
FinTech
10 görüntüleme

RegTech ve Uyumluluk Maliyeti

Selim Yazıcı - 16 Temmuz 2019

Aşağıda yayınladığımız yazılar, Özyeğin Üniversitesi, Financial Engineering and Risk Management (FERM) Yüksek Lisans Programında vermiş olduğum Financial Technologies dersinde öğrencilerimin…

ABD’de teknoloji şirketlerine finansal hizmet yasağı gelebilir
Bankacılık
12 görüntüleme
Bankacılık
12 görüntüleme

ABD’de teknoloji şirketlerine finansal hizmet yasağı gelebilir

Tahsin Özyer - 16 Temmuz 2019

Reuters’in gördüğü yasa tasarısının bir kopyasına göre, büyük teknoloji şirketlerinin finansal kurumlar olarak işlev görmesini engelleme veya dijital para birimleri…

FinTech İstanbul – E-Posta Bülteni – 16 Temmuz 2019
Newsletter
13 görüntüleme
Newsletter
13 görüntüleme

FinTech İstanbul – E-Posta Bülteni – 16 Temmuz 2019

Ahmet Usta - 16 Temmuz 2019

FinTech Ekosisteminden Öne Çıkan Başlıklar Geçen haftanın öne çıkan FinTech içerikleri ile karşınızdayız. BKM desteği ile Yeni Raporumuz yayınlandı: Açık…

Yorum Bırakın

e-Posta adresiniz gizli kalacak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.