Enes Türk, Amsterdam’da gerçekleştirilen Money 20/20 Europe etkinliğine dair değerlendirmelerini paylaştı. Okuyucularımıza aktarıyoruz.

Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de Money20/20 Europe Amsterdam’da paranın geleceği, yıkıcı finansal teknolojiler ve inovasyonlar masaya yatırıldı. Köklü bankalar, yenilikçi girişimler, düşünce önderleri, finans dünyasının liderleri kısaca endüstrinin her katmanından 8000’e yakın katılımcı 3–5 Haziran tarihleri arasında Money20/20 EU etkinliğinde Amsterdam’da buluştu.

2019’un temaları ağırlıklı olarak yenilikçi ödeme sistemleri, yapay zeka, açık bankacılık ve dağıtık defter teknolojisi (blockchain) olarak belirlenmiş. En sıcak oturumlar ise açık bankacılık, yapay zeka destekli dolandırıcılık önleme sistemleri ve regülasyonlar alanında gerçekleşti. Avrupa Birliğinin öncülüğünde kademeli olarak hayata geçirilen açık bankacılık ve PSD2 alt yapıları bu seneki etkinliğin en önemli içeriklerindendi. Tüm oturumlar boyunca arka planda çalışan slido ise katılımcıların aktif bir şekilde anketlere katılmalarına ve soru sormalarına yardımcı oldu.

Açık Bankacılık

Tüm finans sektörünün gözü kuşkusuz tüm gün sürecek açık bankacılık oturumundaydı. Industry Transmutation Stage’de gerçekleşen oturumu FinTech dünyasının duayenlerinden Dave Birch sundu. Birch’ün açılış cümlesi ise açık bankacılığın özeti şeklindeydi.

Açık Bankacılık ile endüstri yeniden inşaa edilecek.

Dave Birch, açık bankacılığın sadece teknik alt yapı ve API’larla sınırlandırılmaması gerektiği ayrıca yeni iş modelleriyle tanışacağımız günlerin bizleri beklediğini söyledi. Sonrasında slido üzerinden ilk anketini kalabalık katılımcılara iletti. Açık bankacılık en çok kimin işine yarayacaktı? Katılımcıların %65’i henüz tanımadığımız oyuncuların devreye gireceğini kullandıkları oylarla belirttiler.

Açık Bankacılık Neler Getiriyor?

Innopay kurucu ortaklarından Douwe Lycklama, Avrupa ve diğer kıtalardaki mevcut açık bankacılığın neler getireceğini ve gelecekte nereye evrileceğini değerlendirdi. Öncelikle açık bankacılığı anlamak için üç anahtarı bilgiyi paylaştı:

1- PSD2 sadece bir başlangıç

2- Verinin kendini belirlemesi (içerik,erişim)

3- Sektörler arası veri paylaşımı için teknik altyapı gereksinimi

Sektörün açık bankacılıktan sonra açık veri ekonomisine evrileceğini savunan Douwe Lycklama, sektörler arasında yaşanacak veri paylaşımlarına dikkat çekti. Açık bankacılığın dünya üzerindeki etkisine baktığımızda ise Avrupa ve Japonya’da hayata geçtiğini, Meksika, Avusturalya ve Yeni Zelanda’da alt yapı hazırlıklarının devam ettiğini ve ABD, Kanada, Rusya, Hindista, Nijerya, Singapur ve Honk Kong’da ise inceleme altında olduğunu gördük. Ülkemizde de açık bankacılık çalışmaları hızla devam etmekte.

Açık Bankacılığın İlk Yılı

Bir sonraki oturum ise oldukça etkileyiciydi, çünkü karşımızda yaklaşık bir sene boyunca açık bankacılığı tecrübe etmiş bir ekip vardı. Dr. Louise Beaumont’un moderatörlüğünde açık bankacılığın bir yılı artıları ve eksileriyle tartışıldı. Panelistlerin ilk sene için özeti “tam bir fiyaskodu” şeklinde oldu. Ancak bunun sebebinin teknik alt yapının henüz istenilen seviyelerde olmaması ve açık bankacılığın endüstri tarafından tam olarak benimsenmemesi gösterildi. Finans sektörünün doğası gereki hantal bir yapıya sahip olduğunu düşünen panelistler, benimseme sürecinin planlanandan daha uzun sürmesinden endişelendiklerini dile getirdiler.

Tartışmaların alevlendiği bir diğer konu ise Avrupa’daki bazı bankaların Premium API ürünleri oldu. Bu pahalı servisleri oldukça agresif bulan girişimler, bu uygulamanın açık bankacılığın amacına ters düştüğünü, bu nedenle bankaların bakış açılarını değiştirmelerini ve sadece son kullanıcıya fayda sağlayacak ürünlerin geliştirilmesi gerektiğini savundular. Bu noktada Open Banking’ten Imran Guamhuseinwala, Premium API fikrinin kendileri tarafından bankalar için bir teşvik olarak geliştirildiğini açıkladı.

Gelecekte Açık Bankacılık

Accenture’dan Hakan Eroğlu’nun açık bankacılığın geleceğini anlattığı sunumunda; günümüz ödeme sistemlerininde yaşanan rol değişimleri ve açık bankacılık içerisindeki çalışmalardan bahsedildi.

Bankacılığın Stripe ve AntFinancial gibi platformlara evrildiğini, açık bankacılık konusunda J.P.Morgan’ın çalışmalarının blueprint olarak kullanılması gerektiğini, FIS ve Fiserv gibi firmaların da açık bankacılıktan pay alacaklarını ve tüm bunlar yaşanırken bankaların bir an önce harekete geçmeleri gerektiğini belirtti.

Facebook Money20/20’de

Facebook’un Ödeme ve Finansal Servisler İş Birlikleri Başkanı olan Paulette Rowe, Barclaycard ile 5 yılı aşkın tecrübeye sahip eski bir bankacı. Facebook’un ödeme dünyasına olan bakış açısından bahseden Paulette, yaptıkları araştırmalarda Instagram ve Facebook kullanıcılarının %20’sinin platform üzerinde alışveriş yapmak için bulunduklarını tespit ettiklerini belirtti.

Facebook’un bir mühendislik şirketi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Paulette, hedeflerinin Hindistan’da halen aktif olan WhatsApp ödeme özelliğinin globale yayılması olduğunu söyledi. Tüm oturumlarda slido ile izleyicilerden sorular alınırken Facebook oturumunda soru alınmaması dikkatimi çekti. En çok merak edilen konu ise tabii ki Facebook’un stable coin’i Project Libra ya da diğer adıyla Global Coin oldu. Paulette, proje adını vermeden yapılan ölçeklenebilirlik çalışmalarından bahsetti. Kişiden kişiye para gönderiminin, bir fotoğraf göndermek kadar kolay olması gerektiğinden bahsederken, amaçlarının görünmez(seamless) ödeme deneyimi yaşatmak olduğunu vurguladı.

API’lar Gezegeni için Savaş

Açık bankacılığın kalbi olan API’lar için ortada ciddi bir savaş var. Farklı sektörlerden panelistlerin görüşlerini paylaştığı oturumda API’ların kapsamı hakkında ciddi tartışmalara tanık olduk. Shamir Karkal ve Steve Kirsch regülasyonların teknolojinin fonksiyonlarını kısıtladığını savundular. Token CEO’su Steve Kirsc, müşterinin açık rızası alındıktan sonra verilerine istenildiği gibi erişilmesini gerektiğini aşağıdaki çarpıcı örnekle anlattı.

Kartımı bilerek verdiğim kişi istediği gibi alışveriş yapabilir öyle değil mi? Peki, açık rıza alındıktan sonra verilerin hala koruma altında olması büyük bir nasıl bir saçmalık?

Maria Parpou ve Sebastien Taveau ise regülasyonların düşünüldüğü gibi büyük problemler yaratmadığını aksine son kullanıcının merkezde olduğu bir yapıda temel ihtiyaç olduğunu belirttiler. Yapıcı bir eleştri olarak güvenlik tedbirlerinin ve açık rızanın alındığı mevcut yapının biraz daha geliştirilmesi gerektiğini bu sayede istenilen formata ulaşacağını düşünüklerini eklediler.

GDPR: Fırtına Sonrası Sessizlik ?

25 Mayıs 2018’den bu yana Avrupa Birliği’nde devrede olan Genel Veri Koruma Regülasyonu’nun (GDPR) konu alındığı oturumda aradan geçen bir senenin değerlendirilmesi yapıldı. Kurumların veri sorumluluğu hakkında ciddi tecrübe edindiklerini ve iş modellerini kanun doğrultusunda modifiye ettiklerini açıkladılar. Anlamlı anlamsız her türlü veriyi toplamanın ciddi yaptırımlara sebebiyet verdiğini artık sadece işlerine yarayacak verilerle yollarına devam ettiklerini belirttiler. Açıklandığı tarihlerde kısıtlayıcı bir yasa olarak görülen GDPR’ın imajı ise tamamen yenilenmiş durumda. Katılımcıların büyük bir çoğunluğu GDPR’ı yeni iş modelleri geliştirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor.

KYC → Müşterini Tanı Süreçleri

Günümüzde kritik operasyonel maliyetlere sebep olan müşterini tanı sürecinin adı artık blockchain teknolojisiyle birlikte anılıyor. Evernym, uPort ve civic gibi uygulamaların önderliğinde blockchain KYC ekosisteminin ürünleri hayatımıza girmeye devam ediyor.

Bankalar için Özerk Kimlik(SSI-Self Sovereign Identity) Fırsatları

Blockchain tabanlı dijital kimliğin öncülerinden Evernym firmasının yetkilisi Andy Tobin, sunumuna kimliğin tanımıyla başladı. Kimliklerin güvenilir kurumlar veya servisler tarafından bize verilmiş değerler olduğunu ve bu değerlerin sadece bireye ait olduğunu söyledi. Mevcut kimliğimizi dijital dünyaya taşıdığımızda ise eposta hesabı, üye numarası ve bunu gibi verileri de envanterimize eklemiş oluyoruz. Tobin, günümüzde bir bireyin ortalama 191 online kimliğe sahip olduğunu, burada paylaşılan verilerin sadece ve sadece birey tarafından yönetilmesini gerektiği belirtti. Müşterini tanı sürecinin en can alıcı noktası olan kısmı kuşkusuz kişinin kimliğinin doğrulanması. Blockchain teknolojisi ise doğrulanmış bir kimliğin dağıtımı konusunda ilgili konsorsiyumun üyelerine muazzam kolaylıklar sağlıyor. SSID(self-sovereign identity) ile bankaların elde edebileceği fırsatlar ise:

1- İyileştirilmiş müşteri deneyimi

2- Düşük onboarding ve müşteri maliyeti

3- Doğrulanabilir ve denetlenebilir veri

4- Banka müşteri arasında 1e1 ilişki

Dağıtık kimliklerle ilgili geliştirilen uygulamalar kurumlar tarafından benimsenmeye devam ederken Evernym, ürünlerin GDPR uyumluluğu için Deloitte ve Onfido ile İngiltere’de çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. Projeler, Hyperledger Indie gibi açık kaynaklı platformlarda geliştirilmeye devam ediyor.

Müşterini Tanı Sürecinin Benimsenmesi

Ghela Boskovich’in moderatörlüğünde banka ve fintech ekosisteminden panelistler müşterini tanı sürecini değerlendirdiler. Günümüzde içerisinde milyarlarca kimlik bulunduran WhatsApp,Telegram ve WeChat gibi dev uygulamaların geçmişteki kapalı çevrim çalışan Prodigy, Aol ağlarına benzediğini söyleyen panelistler, gerçek KYC’nin hayata geçmesi için DNS gibi bir protokole ulaşması gerektiği düşünülüyor.

Müşterini tanı sürecinin hızlanması için açık bankacılığın getirecekleri de büyük önem taşıyor. Ama bir çok banka şimdiden hazırlıklarını yapmış durumda. Rabobank ve Signicat ortaklığında yapılan müşterini tanı uygulamaları Hollanda’da hayata geçirilmiş durumda.

Bir Unicorn CEO’sunun Görüşleri: Stripe

11:FS’ten David M.Bear moderatörlüğünde Stripe kurucu ortağı Patrick Collison“Biz Stripe’a başladığımızda fintech diye bir kavram yoktu. Paranın kendisi, sistemin kendisi zaten bir teknoloji. Bu sektörde ortaklık ve iş birliği her şey demektir, yalnız başaramazsınız.” dedi.

Stripe’ın sorunlara nasıl yaklaştığını ise “Hedef müşteri kitlemizi ortak problemlerine göre gruplara ayırıp onlara özel çözümler geliştirmeye çalışıyoruz. 5 sene öncesine göre daha zorlu bir dünyada yaşıyoruz, sistemin bir sürü zorluğu bulunuyor. Ortaklıklar kurarak bu problemleri çözmeye odaklanıyoruz” şeklinde ifade etti.

Ödeme Sitemlerinde Yeni bir Ses: Akıllı Asistanlar

Amazon Pay’den Patrick Gauthier, bilim kurgu filmlerindeki senaryoların artık hayatımızda olduğunu ve kullanıcıların 100 milyondan fazla Alexa yüklü cihaz satın aldığını söyledi. Yapılan anketlere göre Avrupalı kullanıcıların %28’i önümüzdeki 3 sene içerisinde ses ile alışveriş yapabileceklerini belirtmişler.

Ödeme Savaşları: Kart Şemaları vs. Anlık Ödemeler

En çok ilgi çeken etkinliklerden biri ise anlık ödemeler ve kart şemaları arasındaki oturum oldu. Xiadong Guo’nun enerjik sunumuyla başlayan ile oturumun başında, katılımcıların büyük bir kısmı PSD2 ile anlık ödemelerin 3–5 sene içerisinde kart şemalarına göre daha büyük bir pazar payına sahip olacağını düşündüklerini slido üzerinden oyladılar.

Anlık Ödemeler Artık Hayatımızda, Peki Gelecekte Neler Olacak?

ACI WorldWide’dan Craig Ramsey, 2019 yılında Hindistan’daki anlık ödeme adedinin 3 milyar olduğu ve bu rakamın seneye 60 milyara adete(x20) ulaşmasını beklediğini, böylece kart şemalarının oyun dışı kalabileceğini belirtti. Craig Ramsey, kart kullanımının devam edeceğini, anlık ödemenin ise nakit ve çeklerin yerini alacağını ekledi.

Kart Şemalarının Hikayesi

Marqeta CEO’su Jason Gardener, kartın son dönemdeki macerasın anlattı. Kartlar, Avrupa tarihinin en çok benimsenen ödeme yöntemi, ayrıca her iki işlemden biri temassız olarak gerçekleşiyor. Kart ekosistemi, ISO8583 alt yapısıyla haberleşirken her bir kart kişinin kimliği olarak düşünülebilir.

Kart hikayesinde dikkat edilmesi gereken noktalara baktığımızda; 2013 yılında Apple’ın NFC duyurusu kart repütasyonunu kötü şekilde etkilemişti ancak bu sene Apple Card’ın duyurulması şemalara olan ilgiyi yine zirveye çıkarmış durumda. Asya’da 2030 yılında kart harcamalarının farklı dikeylerde toplam 49 trilyon dolar hacme ulaşması bekleniyor. Kart şemalarının inovasyon portfolyosu çok geniş ve her sene x2,5 ile büyüme gösteren bir endüstri.

Oturumun sonunda gerçekleşen panelde kart tarafı dijital cüzdan teknolojisini ve Apple gibi bir inovasyon şirketinin “kart” tercihinden bahsederken, anlık ödemeciler ise şema, plastik ve donanım ihtiyacını sorguladı. Panelistler iki teknolojinin de birbirine ihtiyaç duyduğu noktalar olduğunu belirttiler. Gelinen son noktada ise kazanan, anket sonuçlarından da anlaşılacağı gibi “rekaberlik” oldu.

Money20/20 Europe 2019 Özeti:

Paranın geleceğine yön veren konuların nabzı üç gün boyunca Amsterdam’da tutuldu. Genel bir özet geçmek gerekirse:

  • Bankacılık endüstrisi, açık bankacılık ile yeniden şekilleniyor.
  • Endüstrinin temelini oluşturan kimlik, blockchain ve kriptografi ile donanımını sağlamlaştırıyor.
  • Yapay zeka teknolojisi, dolandırıcılığın önüdeki en büyük engel olacak.
  • Teknoloji devleri, ödeme dünyasına daha ciddi bir eğilim göstererek yeni alışkanlıklar edinmemizi sağlayacaklar.
  • Ödeme dünyası için ülkeler arası mesafe ve sınırlar, yapılan iş birlikleriyle hızlıca ortadan kalkmaya devam edecek.
  • GDPR uyumluluğu hususu, kişisel veri ve kullanıcı mahremiyetini yine en ön planda tutacak.

Enes Türk – Medium