Bu yazımda biraz gecikmeli olarak gittiğim Money2020 etkinliğindeki ortak çıkarımları ve bunun Türkiye’de ekosistemindeki karşılıklarını paylaşacağım. 27-30 Ekim arasında Las Vegas’ta gerçekleşen Money2020 konferansına, 2020 yılındaki paranın geleceğini konuşmak adına Dünya’nın her yerinden Fintech ekosistem ve şirket liderleri katılım gösterdi.

Konferansa katılan şirketleri incelediğinizde en önemli alan olarak “Uluslararası Bireysel ve Ticari Ödemeler / Cross Border Payments” öne çıkıyor. Uluslararası mikro ticaretin hareketlenmesi ile de gittikçe önemi artıyor. Birçok büyük Fintech bu alandan doğuyor gözüküyor. Dünya içinde sahiplendikleri coğrafi koridorlar, konsantre oldukları müşteri segmentleri ve ödeme şekilleri ile birbirlerinden ayrılıyorlar.

Diğer önemli alan ise “Müşterini Bil /Know Your Customer ve Müşteri Edinim /Onboarding” üzerine çalışan girişimler. Dijital bankacılığın büyümesi ile de çok daha da büyüyeceği kesin.

Son alan ise “Finans Sağlık / Financial Wellness” girişimlerinden bahsedebiliriz.

Ben yazımda ise bunların dışına çıkarak finans ekosistemi oyuncularının ve geleneksel kurumların liderlerin konuşmalarından bir çıkarıma varmak istiyorum.

Bence ortak çıkarım; “yakın gelecekte her şirketin “finansallaşarak” birer “Fintech” şirketine dönüşeceği” yönündeydi. Konferansın panellerinden ve birebir sohbetlerinden vardığım bu sonuca nasıl geldiğimi aşağıda özetlemeye çalıştım.

2020’yi Kurumların Finansal Dönüşümü ŞekillendirecekFinansallaşma: Şirketlerin Finansal Dönüşümü

Öncelikle nedir bu finansallaşma? 2000’li yıllarda başlayan dijital dönüşüm serüveni 2010’lu yıllarda hızlanarak kobiler dahil, ticaretin tüm oyuncularının verilerini dijital ortamda saklamaya başladığı ve hatta aksiyonlarını dijital kanallardan tetiklediği bir döneme girmiştik. Bunu takiben 2010’lu yıllarda başlayan ve 2020’li yıllarda da devam edeceğini öngördüğümüz bir otomasyon veya endüstri 4.0 dediğimiz dönüşüm de var. Mevcut verilerin dijitalleşmesi, nesnelerin dijitalleşmesi ve ortaya çıkan verinin yapay zeka ile daha akılcı ve otonom aksiyonların alınmaya başladığı bir süreçti bu.

Finansal dönüşüm veya “finansallaşma” dediğimiz bu yeni döngüde ise, artık şirketlerin dijital ortamda, otonom işleyen ürünleri/hizmetleri sunarken, bir yandan da bu hizmetlerin beraberinde getirdiği finansal süreçleri müşterilerine beraberinde sürtünmesiz (seamless) bir şekilde ve kendi markalarıyla sunacağını göreceğiz. Diğer bir deyişle, artık şirketler kendi müşteri ve çalışanlarının bankası olacak. Bu dönüşüm yurtdışında, Amazon ve Apple gibi kurumların finansallaşarak müşterilerine finansal hizmetleri götürmesiyle başladı.

Uber konferansta yaptığı UberCash lansmanı ile buna da iyi bir örnek gösterdi. Artık Uber şoförleri Uber’den kazandıkları ücretleri hiç bankaya gitmeden Uber uygulaması içinden (cüzdan) her yerde harcayabiliyorlar, anında geri yükleyen indirimler alıyorlar ve nakit akışlarını takip edip kredi alabiliyorlar.

Kurumlar Neden Finansal Dönüşüme Girmeye Başladı?

Kurumların bu dönüşüme girmesinin iki ana sebebe işaret edildi; gider/risklerinin azaltılması ve/veya yeni gelir kanallarının elde edilmesi.

Gider ve Risklerin Azaltılması:

  1. Müşteri kayıplarının önlenmesi: Kurumların satın alma noktasında müşteri deneyimlerini, bankaların sunduğu deneyimle sınırlamak zorunda kalmak istememesi
  2. Bankacılık sistemi dışında kalanları da (Unbank & Underbank) kapsamak: Bankaların, Kurumların tüm müşterilerine hizmet götürmemesi veya götürememesinin önüne geçilmesi
  3. Finansal Risk: Kurumların fiyatlarında, finansal hizmetler noktasındaki gider ve komisyonların yarattığı negatif etkinin minimize edilmesi

Yeni Gelir Kanalları:

  1. Bireysel Bankacılık: Kurumların son kullanıcısı olan müşterilerine; dijital hesap, kart, kredi vb. finansal ürünlerin satılması veya kullandırılmasından gelir elde edilmesi
  2. Kobi Bankacılığı: Kurumların kendi üye işyerleri veya pazaryerlerindeki (marketplace) iş yerlerine pos, dijital hesap, kart, kredi vb. finansal ürünlerin satılması veya kullandırılmasından gelir elde edilmesi
  3. Diğer: Satın alınan ürünün sigortalanmasından çek kırdırmaya, müşterilere diğer finansal ürünlerin satılması veya kullandırılmasından gelir elde edilmesi

Finansal Dönüşümün Dinamoları; Değişen Müşteri, Teknoloji ve Regülasyonlar

Bu dönüşümü ortaya çıkaran, uygulanabilir kılan ve daha da hızlandıran üç ana faktör üzerinde duruldu: değişen müşteriler, teknolojiler ve regülasyonlar

Müşteri: Y jenerasyonun aktif çalışan popülasyonuna katılması ve Z jenerasyonunun dijital kanallardaki baskınlığı ile müşteri deneyim beklentileri de yoğun ölçüde değişti. Z jenerasyonu için her şeye daha hızlı ve kolay ulaşmak; teknolojik bir lüks değil, yaşamın bir gerçeği ve zorunluluğu halinde. Bu yüzden kesintisiz (Seamless Banking) müşteri deneyimi sunma gereksinimi beraberinde, müşteri deneyimi içindeki finansal süreçleri de görünmez (Invisible Banking) hale getirmeyi zorunlu kıldı.

Teknoloji: Dijitalleşme ve otomasyon ile artık neredeyse tüm hizmet veya ürünler, müşteriye sadece dijital kanallardan götürülebilir hale geldi. Bu da geleneksel anlamda bildiğimiz marka ve güven algısının da değişmesine yol açtı. Artık müşteriler perakendede en aktiflik gösteren banka gibi kurumlara değil, teknoloji şirketlerine de güveniyor. Ekonomide aktif olan tüm jenerasyonlar, güven gerektirecek risk faktörlerinin artık yoğunlukla siber güvenlik gibi teknoloji odaklı alanlarda olduğunu içselleştirmiş durumda.

Regülasyonlar: Müşteri, teknoloji alanındaki değişimler, 2008 bankacılık krizi başta olmak üzere bankaların güven kaybetmesi ve gelişen ülke ekonomilerinde artan enflasyon ile finansal hizmetlerin ve denetimin demokratikleşmesi daha da önem kazandı. Bunun sağlanması için devletler; daha geniş bir kitleye daha hızlı finansal hizmetleri götürebilecek startuplara belli dikeylerde finansal lisanslar vererek bugüne kadar bildiğimiz anlamdaki fintechleri oluşturdu. Yabancı ülkelerdeki partner bank lisansı ile artık fintechler, bankalarla ortaklık yaparak firmalara lisans kapsamları dışında diğer bankacılık ürünlerini de götürebiliyorlar.

Bu konu ülkemizde de geçerli. 11. Kalkınma Planımız’ın Finans bölümünün en önemli başlığı: Finansal Hizmetlerin Çeşitlendirilmesi ve Yaygınlaştırılması inisiyatifleri oldu.

Dönüşümün Anahtarları: FaaS ve BaaS

Kurumların finansal dönüşüm geçirerek kendi çalışan ve müşterilerine bankacılık hizmetleri götürmeye başladığından bahsetmiştik. Peki bu nasıl olacak?

Bu cevabın anahtarı Fintech-as-a-Service (FaaS) ve Banking-as-a-Service (BaaS) dediğimiz yapılarda. Bu yapılar kurumlara finansal özellikler katarak onları finansallaştırıyor. Bunu yaparken; ürünlerini, lisanslarını, denetim yapılarını, finansal yetkinlik sahibi iş güçlerini, fonlarını ve tahsilat kanallarını kurumlarla paylaşarak onların kendi müşteri ve çalışanlarına finansal hizmetler götürmesini sağlıyor.

Türkiye’de Birleşik Ödeme Hizmetleri şirketini FaaS örneği olarak gösterebiliriz. Birleşik Ödeme ise bankaların internet bankacılıkları içinde lisansı ile geliştirdiği yenilikçi ürünü olan mesai saatleri dışında para transferi imkanı veren Nöbetçi Transfer ürününü bankaların belirlediği isimler ile kullandırıyor.

Dönüşümün Türkiye’ye Etkisi

Türkiye’de maalesef hem partner-bank mevzuatı, hem de açık bankacılık mevzuatı için adımlar atılmış olsa da pratikte mevcut değil. Fintechler sadece kendi lisansları çerçevesinde FaaS hizmeti verebiliyor. Bankalar ise, açık bankacılık mevzuatı olmadığı için, fonksiyonlarını ve kanallarını startuplarla tam paylaşamıyorlar. Bugün yapabildikleri kısıtlı paylaşımlarla finansal hizmetlerin demokratikleşme sürecinin ülkemizde, yurtdışında gördüğümüz ölçekte gerçekleşmesi mümkün değil.

Dünya’da önemli bir finansal dönüşüm söz konusu. Büyük teknolojik şirketlerden, büyük kurumların teknolojik yapılarına kadar tüm kurumlar, TechFin’lere dönüşmek için yurtdışındaki FaaS ve BaaS yapıları ile iş birliklerine gitmeye başladılar bile. Bu konuda en hızlı sürede ve en çok müşteriye elde etmek isteyen, sektör liderleri bile bu altyapıları için fintech startuplarını tercih ediyor.

Money 2020’in en güçlü standlarına sahip girişimler ise Plaid, Rapyd, Cambr ve Dwolla gibi FaaS’ın Dünya’daki en büyük örnekleriydi.

Diğer yandan Stripe gibi günümüze kadar kendi markasıyla müşterilerine hizmet götüren fintechler bile FaaS altyapılarını açmaya başladılar.

Türkiye’nin bu treni kaçırmaması için gelişmiş ülkelerdeki partner bank mevzuatı ile fintech startuplarına BaaS altyapısı özelliklerini kazandırması şart. Bu yapılar ile hem finansal hizmetleri hızlıca demokratikleştireceğiz hem de güçlü finans iş gücümüzün yarattığı bu şirketler ile Doğu Avrupa ve MENA bölgesine finansal hizmetler götürerek güçlü bölgesel Fintechler yaratabileceğiz.