Dünyaya açılan kapılar video serimizin Almanya bölümü için Dijital CEO Dr. Soner Canko ve FinTech İstanbul Almanya Temsilcisi Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich ile gerçekleştirdiğimiz dijital meet-up etkinliğini pekiştirmek amacıyla bölgeyi yakından incelemeyi sürdürüyoruz. Serinin bu ilk bölümünde Elif Kocaoglu Ulbrich ekosisteme kuş bakışı bir görünüm sağlayacak bilgileri FinTech İstanbul okuyucuları için derledi.

Almanya’da Ekosisteme Genel Bakış

COVID, FinTech yatırımlarında global çapta bir düşüşe sebep olsa da bir yandan da FinTech ekosistemleri arasındaki güç dengelerinde bir değişime yol açmış gibi görünüyor. CB Insights’ın 2020’nin ilk çeyreğine dair raporu, COVID öncesi FinTech yatırımlarının nabzının tutulduğu Kuzey Amerika ve Asya dahil bölgelerde FinTech yatırımlarında düşüş yaşanırken, Avrupa’da yatırımlar açısından bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. Rapora göre Avrupa, 2020 yılında FinTech yatırımları anlamında yükselişe geçen tek bölge.

Finansal hizmetler açısından Avrupa’dan bahsedilince Brexit sonrasında bile akla gelen ilk ülke İngiltere olsa da Avrupa Birliği’nin ekonomik ve politik açıdan merkezi olan Almanya’da son yıllarda yaşanan gelişmelerin önemini de vurgulamak gerekiyor.

Almanya, an itibariyle Kıta Avrupası’nda en çok FinTech girişimi bulunduran ülke. 800’den fazla FinTech ve InsurTech girişiminin bulunduğu Almanya’daki en yoğun yatırım dönemi 2019’un ikinci çeyreğinde yaşanmış. Ülkede N26, Wirecard, Check24, Deposit Solutions, WeFox gibi unicorn’lar dışında birçok gelecek vaat eden ilginç start-up da faaliyet gösteriyor.

Almanya ekosisteminin en dikkat çekici unsurlarından biri ise mevcut çoklu banka yapısı (Three Pillar Banking System). Ülkede 1800’den fazla banka olsa da bunlardan sadece 200 tanesi özel banka (Privatbanken) statüsüne sahip. Kalan bankalar ülke çapında geniş bir ağa sahip tasarruf bankaları (Sparkassen), federal kamu bankaları (Landesbanken) ve kooperatif bankalardan (Genossenschaftsbanken) oluşan kamu bankası kategorileri arasında dağılmış durumda. Avrupa Birliği’nde mevcut en fazla banka sayısına sahip olan Almanya’daki bu karmaşık sistem Avrupa Komisyonu yetkililerince de zaman zaman eleştiriliyor.

Dijital meet-up etkinliğimizde de vurgulandığı üzere bilanço ve global bilinirlik açısından en büyük bankalardan biri sayılabilecek (Grossbank) Deutsche Bank’ın aslında pazar bilinirliğine karşı gelecek denk bir perakende müşteri portföyü bulunmuyor. Deutsche Bank, nispeten daha inovatif bankacılık hizmetleri sunan ING Almanya, DKB, Commerzbank gibi bankalarla aynı kulvarda yarışsa da tüketiciler tarafından en çok tercih edilen bankalar hala aktif şekilde şube bankacılığı hizmetleri sunan tasarruf bankaları.

Almanya’da Ödemeler

Almanya, bankacılık sistemine ek olarak ödeme sistemleri açısından da özgün bir yapıya sahip. Almanya menşeli debit kart sistemi olan Giro Card (2008 Öncesinde EC-Karte), Avrupa’da yaygın kullanıma sahip yerel bir ödeme sistemi olsa da sistemin diğer sistemlerle olan uyumu (interoperability) ve kullanışlılığı konusunda tartışmalar hala devam etmekte.

Almanya’daki finansal sisteme özgü özellikler kapsamında değerlendirilmesi gereken bir başka durum da ülkede kullanılan kredi kartlarının gerçek bir kredi altyapısına dayanmıyor olması. Buna rağmen Almanya, Avrupa Birliği’ndeki en düşük kredi kartı kullanım oranlarına sahip ülkelerden biri.

Pazardaki yerel (Giro Card) ve silo ödeme sistemleri (Paydirekt) pazara yeni oyuncuların girmesini zorlaştırıyor. Yine de pazara giriş yapan ve uyum sağlayan oyuncuların pazarda büyümesi, pazara giriş sürecine nispeten daha hızlı ilerliyor. NFC ödemelerin en geç kullanıma girdiği pazarlardan biri olan Almanya’da ilk başlarda sadece iki üç banka tarafından desteklenen ApplePay, şimdi özel bankaların çoğu ve hatta bir zamanlar Apple’ın pazara girmesine şiddetle karşı çıkan Sparkasse bankaları tarafından bile destekleniyor.

ApplePay’in Almanya’daki gelişme süreci ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak için Nisan 2019 tarihli yazımıza göz atabilirsiniz.

Almanya’da Ekosistemin Özgün Yapısının Neden ve Sonuçları

Biraz tavuk yumurta paradoksunu andırsa da Almanya’daki bu özgün finans sistemin sebepleri (ya da sonuçları), ülkedeki sosyokültürel yapının irdelenmesi ile açıkça ortaya çıkıyor.

Öncelikle, Nazi ve Doğu Almanya dönemlerinden kalma bir hassasiyetle, Almanların kişisel verilerin kontrolü ve işlenmesi konusunda büyük bir duyarlılığa sahip olduğunun unutulmaması gerekiyor. Dolayısıyla, kişisel veri toplayan ve işleyen finansal kurumlar özellikle daha geleneksel düşünen ve özellikle elli yaş üstü tüketiciler için halen tabu niteliğinde.  Ancak bu yaklaşımın beklenmeyen eğitim ve yaş ortalamasına sahip tüketicilerde gözlenmesi de gayet olası. Tarihsel olarak nakit kullanımını tercih eden Almanlar, market ve restoran alışverişini Avrupa ortalamasının iki katı fazla şekilde nakit olarak ödemekte ve bu tercihin sebeplerinden biri de finansal verilerin bankalarla (kart ve mobil ödemeler aracılığıyla) paylaşılmak istenmemesi.

Almanların riskten kaçınma yönünde yaptıkları tercihler sigorta sektörünü gelişmesine sebep olsa da bu durum finans (ve FinTech) ekosistemini yavaşlatan etkenler arasında. Finansal okur yazarlık seviyesi %47 civarında seyreden Alman tüketicisi genel olarak riskli yatırım araçlarını tercih etmemekte. Nitekim, Almanların risksiz yatırım önceliği, serimizin ilerleyen bölümlerindeki yazılarımızda bahsedeceğimiz ve başka ekosistemlerde mevcut olmayan bazı iş modellerine bile ilham olmuş.

Tüm bunlara ek olarak, KOBİ’ler ve hatta büyük ölçekli şirketler ve bankaların dijitalleşme konusunda geriden gelmesi sonucunda piyasanın dijitalleşme konusuna çekimser kalması, aşılması gereken önyargılardan biri olarak B2C piyasa oyuncularının karşısına çıkıyor. Yine de ekosistemde COVID sonrası yaşanan gelişmelerin bütün sektörler olduğu gibi finans sektörü için de bir katalizör olacağı konusunda yaygın bir kanaat bulunmakta.

Yine sosyokültürel alanda Almanların iş kültürü de FinTech ekosisteminin dengelerini belirleyen önemli bir etken. Alman bankalarının özellikle yabancı kökenli olmak üzere genel olarak girişimleri bir tehdit olarak algılamaları ve start-upları uzun ve kompleks entegrasyon ve yasal uyum süreçlerine sokmaları, sağlam finansal desteğe sahip olmayan B2B girişimlerin piyasa ömrünü kısaltıyor. Halihazırda bir yasal test ortamı (Regulatory Sandbox) olmaması ve yasa koyucuların temkinli yaklaşımı da süreci ayrıca zorlaştıran unsurlar arasında sayılabilir.

Her halükârda, ekosisteme giriş yapacak oyuncuların yukarıda bahsedilen zorlukların farkında olarak pazara girmesi ve hizmetlerini bu kapsamda, piyasa ihtiyaçlarına uygun biçimde şekillendirmeleri kendilerine zaman kazandıracaktır.

Almanya’da COVID Sonrası Tüketici Davranışlarındaki Değişiklikler

Almanya’da online bankacılık kullanım oranı %55 ile sınırlı ve COVID sonrası yapılan araştırmalar da COVID’in bu oranda bir değişiklik yaratmadığını gösteriyor. Dolayısıyla geleneksel bankacılık kanallarını tercih eden müşteriler halen COVID sonrasındaki dijitalleşme rüzgarından nasiplerini alamamış gibi görünüyorlar. Her ne kadar COVID şube bankacılığı ile online bankacılık arasındaki dengeyi online bankacılık lehine bozamamış olsa da son gelişmeler COVID’in özellikle dijital ödemeler ve neobankalar açısından olumlu bir tablo çizdiğini gözler önüne seriyor.

Federal Bankalar Birliği’nin Nisan 2020 tarihli araştırmasına göre COVID sonrasında nakit ödemelerde gözle görünür bir düşüş yaşandı. Ayrıca, dijital ve kartsız ödemelerde %30-40 oranında, beklenmeyen bir artış kaydedildi. Yine temassız ve mobil ödemelerde de geçen dönemlere göre büyük bir artış gözlenmekte.

Öte yandan, tüketiciler tarafından neobankalara gösterilen ilgi pazardaki rekabeti artırmış gibi duruyor. N26 tarafından yön verilen pazara Rus neobank Tinkoff’un spin-off’u Vivid Money de COVID sonrası dönemde giriş yaptı.

Tıpkı pandemi sonrasında büyüme dönemine giren neobankalar gibi, neobroker hizmet sağlayıcıları da kriz döneminde Almanya’daki pazar paylarını genişleten iş modelleri arasında yer alıyor. Trade Republic, eToro gibi brokerların sokağa çıkma yasakları döneminde beklenenin üstünde bir talep gördüklerini belirtmelerinden sonra benzer iş modeline sahip diğer şirketler de pastadan pay almak için adeta yarış içine girdiler. Trading 212’nin pazara giriş yapacağını bildirmesinin hemen ardından, Avrupa’nın bilinen robo advisor şirketlerinden Scalable Capital da neobroker hizmetleri sunmaya başlayacağını bir basın açıklaması ile duyurdu.

Her ne kadar Corona krizi FinTech ürünlerin pazara yayılması açısından pozitif gelişmelere yol açmış olsa da dijital bankacılık ve ödeme kanalları ile ilgili akılda tutulması gereken en önemli husus bu araştırmaların yapıldığı dönemlerde, sokağa çıkma yasaklarından dolayı tüketicilerin sadece elektronik ticaret kanallarından faydalanabilme imkanına sahip olduğu. Ayrıca, gündelik hayatta tüketicileri nakit kullanımına zorlayan küçük işletmeler (kafeler, manavlar, kuaförler ve saire) de bu dönemde çoğunlukla faal değildi. Dolayısı ile ilerleyen aylardaki gelişmeler, Corona sonrası dönemde gerçekleşen ilerlemelerin kalıcılığının anlaşılması açısından kritik olacaktır.

Almanya’da Son Dönemdeki Gelişmeler

Son dönemde Almanya, borsada işlem gören tek unicorn statüsüne sahip Wirecard ile ilgili iddialarla çalkalansa da ekosistemdeki gelişmeler aslında bundan ibaret değil. Basına yansıdığı üzere, Wirecard’ın bilançosundaki usulsüzlük ve manipülasyon iddialarından sonra şirket yönetiminin istifa etmesi ve şirketin ödeme aciz başvurusu (Insolvenzantrag) yapması ile birlikte şirket hisseleri büyük oranda değer kaybetti. Şu anda Wirecard faaliyetlerinin Deutsche Bankveya diğer potansiyel alıcılar üzerinden devam edip edemeyeceği ile ilgili görüşmeler devam ediyor. İşte tam Wirecard’ın bu durumu uzmanlarca BaaS (white-label banking) iş modellerine dair negatif bir gelişme olarak yorumlanmaya başlanmışken, solarisBank’in 60 Milyon Euro tutarında yatırım alması (Seri C) pazardaki kaygıları bir nebze yatıştırdı. Son yatırımla birlikte solarisBank’in şirket değerlemesi 360 Milyon Dolar’a yükselmiş oldu.

Yine aynı dönemlerde blokzincir altyapılı fundraising ve security token hizmetleri sunan Berlin’li FinTech Neufund, yasa koyucu ile olan anlaşmazlıklar sebebiyle faaliyetlerini durdurduğunu ve iş modeli değişikliğine gideceğini ilan etti. Neufund kurucuları, basın açıklamasında yasa koyucunun yeni teknolojilerden korktuğunun altını çizerek, yasa koyucunun yüksek yatırımcı kriterleri yüzünden şirket faaliyetlerinin dar odaklı kaldığını ve sürecin çıkmaza girdiğini belirttiler. Neufund’ın bu çıkışı, Almanya’nın tavizsiz yasa koyucuları dolayısıyla planladıkları şekilde pazarda ilerleyemeyen girişimciler tarafından destekleniyor olsa da bu gelişmenin tam da yasa koyucu denetimlerinin yeterli olup olmadığının tartışıldığı bir döneme denk gelmesi Neufund’ın argümanlarını zayıflatıyor gibi gözüküyor. Nitekim Alman Finans Bakanı Olaf Scholz, geçen hafta sonu verdiği röportajda Alman yasa koyucu BaFin’in yetkilerinin revize edileceği ve BaFin’in spontane kontroller, denetim sınırları ve yetki alanı açısından daha da güçlendirileceğini belirterek, uygulamaya girecek daha etkili regülasyonlar hususunda piyasaya sinyal vermiş oldu.


Dünyaya açılan kapılar video serimizin Almanya bölümü için gerçekleştirdiğimiz dijital meet-up etkinliğimizi buradanizleyebilirsiniz.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.