İster finansal danışman olarak çalışın, isterse banka hesabınızı daha iyi yönetmek isteyin, herkesin finansal okuryazarlığını geliştirmesi gerekiyor. Yaşanan dört büyük finansal skandalın bize öğrettikleri.
Tim Fries tarafından Fintech Futures için kaleme alınan analiz, finansal okuryazarlık konusunda önemli bir ders niteliğini taşıyor. Bu makaleyi okuyucularımız için özetledik;
Paranızı nasıl daha iyi yöneteceğinizi öğrenmek için bir üniversite bitirmenize gerek yok. Öğrenebileceğiniz en iyi derslerden bazıları, tüm zamanların en şok edici FinTech skandallarından geliyor.
1. Wirecard skandalı ile tüm yumurtaları aynı sepete koymanın yanlış olduğunu öğrendik
Wirecard kısa süre önce Alman ekonomi tarihinde yaşanabilecek en kötü finansal skandala imza attı. Ödeme teknolojileri alanından bir dev olan firma, hesaplarında 1,9 milyar Euro tutarında eksiği tespit ettikten sonra iflas başvurusunda bulunmak zorunda kaldı.
Bu süreçte şirket hisseleri yaklaşık yüzde 80 oranında değer kaybetti. Kaynaklar, şirketin tüm hesaplarının yaklaşık üçte ikisini hayalet olduğunu gösteriyor. Daha basit bir ifadeyle şirketin hisse sahiplerine ödeyecek parası neredeyse hiç yok.
Eğer sadece Wirecard’a yatırım yaptıysanız, kendinizi oldukça zor durumda buldunuz demektir. Varlıklarını çeşitlendiren insanlar muhtemelen bu gelişmeden rahatsız oldular, ancak yumurtlar (yatırımlar) tek sepette değilse yıkılmadan yolunuza devam edebilirsiniz.
Yapabileceğiniz en iyi şey hazırlıklı olmaktır. Birden fazla oyuncuya yatırım yapın.
2. Enron neden hep biraz daha derine inmek gerektiğini gösterdi
21. yüzyılın başlarındaki çöküşünden önce Enron, dünyanın en yenilikçi enerji şirketlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Genel olarak, Enron hisse senetleri yüksekti ve şirketin başarısı gerçek görünüyordu.
İnsanların bilmediği şeyse Enron’un milyarlarca dolar değerinde borcu sakladığı ve kazançlarını olduğundan yüksek göstermesiydi. 2002 yılında şirket Arthur Andersen tarafından denetlenince durum ortaya çıktı. Şirket başkanı Jeff Skilling, 24 yıl hapse mahkum edildi ve şirkete yatırımcılarına önemli miktarda ödeme yapması emredildi.
Hiç kimse şirketin iflas başvurusunda bulunacağını tahmin edemezdi ama Birleşik Devletler tarihinde bunu yapan en büyük şirket haline geldi.
Bu duyduğunuz her şeye inanmamanız gerektiğini gösterir, özellikle de söylenenler gerçek olamayacak kadar iyiyse. Sağlıklı bir şüphecilik dozu gerçek bir cankurtaran olabilir. Profesyonel bir denetçi veya muhabirle aynı kaynaklara sahip olmayabilirsiniz, ancak önemli finansal kararlarda kendi başınıza yapabileceğiniz çok sayıda araştırma olduğunu asla unutmayın.
3. Bernie Madoff, olayın arkasında her zaman bir neden olmayabileceğini gösterdi
Bernie Madoff, binlerce insanın yatırımını yöneten saygın bir finansördü. Şimdilerde, adı sahtekarlık ve aldatmaca ile eş anlamlı hale geldi.
Madoff işin merkezinde, eski yatırımcıların getirilerini ödemek için yeni yatırımcıların fonlarını kullandığı bir Ponzi şemasını kullanmıştı. İşlemler meşru görünüyordu ancak Madoff yeni bir değer yaratmadan sadece paranın el değiştirmesini sağlıyor ve milyonlar kazanıyordu.
Ponzi kaybetmeye mahkum bir sistemdir. Madoff ve ekibi, yatırımcılara sadece 200 ila 300 milyon dolar arasında bir kâr dağıtımı yaparken sorun yoktu ama 7 milyar dolar geri istediğinde ponzi sistemi patladı.
Madoff’un bu işe girerken borçlarını ödemek gibi bir derdi filan yoktu. Zaten zengindi; sadece daha zengin olmak istiyordu. Yaşanan finansal skandalın ardından, insanların duymak istediği cevaplar yoktu.
Madoff skandalı da açgözlülüğün nasıl korozyona uğradığına iyi bir örnektir. Madoff’un parası vardı. Yatırımcılarının hepsinde zaten çok para vardı. Her iki taraf da yenilmez olduklarına inanıyordu, ancak finans söz konusu olduğunda asla tam kontrol altında olmadığınızı kabul etmek hayati önem taşır.
4. Parmalat, iyi insanların bile sahtekarlık yapabileceğini gösteriyor
Parmalat eskiden Avrupa işletme okullarında öğretilen bir başarı öyküsüydü. Bugün, tam aksi yönde bir örnek olarak anlatılıyor.
Şirket ödemelerinde sorun yaşayana dek her şey güllük gülistanlıktı. Ancak ödemelerde sıkıntılar yaşanınca incelemeler yapıldı ve şirketin geliri varmış gibi göstermek için sahte faturalama belgeleri hazırlamak üzere naylon şirketler kurduğu ortaya çıktı. Şirketin yaklaşık 14 milyar euro borcu vardı.
Parmalat’ın kurucusu ve genel müdürü Calisto Tanzi nihayetinde suç komplosu ve hileli iflastan suçlu bulundu. Ancak şaşırtıcı olan, ahlaki açıdan dürüst bir vatandaş gibi görünmesiydi.
Düzenli olarak kiliseye gitti (her ne kadar bu kendi başına dürüst bir vatandaş olduğunu gösteren bir özellik olmasa da) ve insanlar büyük ahlaki değerlere sahip olduğunu düşündü. Bu kadar hoş görünen biri, bu denli hain bir skandala nasıl imza atabildi?
Görünüşün her şey olmadığını kabul etmek önemlidir. Birisi ahlaki görünümünü sahtekarlığına alet edebilir. Kişilerin bireysel nitelikleri yerine şirketlerin finansal verilerine odaklanmak en doğrusudur.
Finansal geleceğinizi güvende tutmanın yollarını bulun
Tüm bu skandalları inceledikten sonra aldığımız en büyük ders yatırım yapmadan önce biraz araştırma yapmamız gerektiği.
Ayrıca finansal skandalların bu hikayelerinden de haberdar olmalısınız. Eğer geçmişten ders almazsanız, bu hataları tekrarlamaya hazırsınız demektir.
Editörün Notu: Dünyanın neresine giderseniz gidin benzeri olaylar hep oldu ve olacak. Türkiye’de yaşanan Banker Kastelli, Çiftlikbank, Titan ve benzeri pek çok örneği anımsamakta fayda var.


