İsveçli FinTech Klarna’nın bu hafta Almanya’da limitli bir kitleye banka hesabı hizmeti sunmaya başlayacağını ilan etmesi ile beraber Alman ekosistemi hareketlendi.

İlerleyen günlerde Klarna Alman IBAN’ına sahip banka hesapları, banka kartı, finansal sağlık analizi gibi yeni hizmetlerini, en bilinen ürünü olan POS finansmanı ve ödeme ürünü ile birleştirilerek Türkiye’de uzun süredir alışık olduğumuz (ama Avrupa’da mevcut olmayan) bir taksitli ödeme ürünü elde etmesi imkân dahilinde görülüyor. Şüphesiz bu gelişme ekosistemin uzmanların geçen senenin son çeyreğinden beri öngördüğü POS finansmanı trendine[1] akın etmesi için gerekli baskıyı kuracaktır.

Bilindiği üzere Alman ekosistemi neobank akımına (İngiltere ve ABD gibi pazarlara nazaran) geç katılmış olsa da son zamanlarda pazara giren farklı FinTech ve dijital bankalar sayesinde kalabalıklaşmaya başlamıştı. Pazarın en bilinen neobanka temsilcilerinden biri olan N26 pazar payını Revolut, Vivid Money, insha, Tomorrow, Bitwala Bunq gibi birçok (niş ve standart kitlelere hitap eden) neobanka ile paylaştığı için beklenen karlılığa ulaşamamıştı. Pazarda bu firmalara ek olarak Monese, Transferwise gibi elektronik para kuruluşlarının faaliyet göstermesi de pazar payını daraltmakta. Sonuçta gündelik süreçte ortalama müşteri alt yapı ve lisans kategorisine bakmaksızın çoğu ürünü ödeme ve bankacılık kategorisinde aynı paralelde değerlendirerek artı değer sağlamayan veya memnun kalmadığı sağlayıcıları elemekte. Nitekim Ocak 2021’de kamuoyu ile paylaşılan rakamlar da N26 globalde 7 milyon kullanıcıya ulaşsa da girişimin kar noktasından git gide uzaklaştığını göstermekte. 2019’a dair rakamlar N26’nın bu yıl maruz kaldığı finansal zararların %210 artarak 217 milyon Avro’ya ulaştığını göstermekte. N26 CEO’su yapılan masrafların çoğunlukla ABD gibi yeni pazarlara açılma operasyonlarının ve genişleyen ekibin bir bedeli olduğunu açıklarken sadece İngiltere pazarı operasyonunu bile 30 milyon Avro’ya mal olduğunu belirtmişti. Bu da N26’nın 2020’de alelacele İngiltere pazarından çıkma kararının nedenlerini su yüzüne çıkarıyor.

N26’nın yeni rakibi Klarna’ya dönersek, geçen haftalarda İngiliz regülatörlerinin firmanın flagship ürünü olan POS Finansmanı (“Buy Now Pay Later” ya da “BNPL”) ürünlerine sınırlama getireceği haberi ile beraber gözler Klarna’ya çevrildiyse de Klarna bu konuda yorum yapmama yolunu seçerek sessizliğini korumuştu. Şimdi kamuoyuna duyurulan bu yeni bankacılık hizmetleri ise hizmetlerin Klarna’nın risk mitigasyonu kapsamında geliştirdiği bir ürün portföyünü genişletme stratejisine dahil olup olmadığı hususunu düşündürüyor. Klarna, yeni ürün ve pazar faaliyetleri ile Alman pazarına 360 derece bankacılık deneyimi sunarken BNPL ürününe getirilebilecek potansiyel sınırlamaların ve operasyonel yavaşlamaların da önüne geçmek istiyor olabilir.

Her ne kadar pandemi sonucu deneyimlenen e-ticaret ilgisi ve ekonomik daralma tüketiciler tarafından BNPL ürünlerine gösterilen ilgiyi artırdıysa da bu ürünlerin tüketicilerin satın alma kapasitesi hakkında yansıtıcı algı yaratıp yaratmadığı tartışma konusu olmuştu. Tüketici dernekleri bu konudaki rahatsızlıklarını yüksek sesle belirtmeye başlamışken Klarna maddi durumu yeterli olmayan müşterilerin bu üründen faydalanma imkânı olmadığını belirterek iddiaları çürütmeye çalışmıştı.

BNPL ürünlerinin geleceği belirsiz olsa da Klarna’nın portföyüne eklediği yeni ürünlerle beraber bir süper uygulama (“super app”) olma yönünde çalışmalar yaptığını anlıyoruz. Bu da önceki senelerde hararetli şekilde tartışılan “fintechler mi bankalar mı?” çekişmesinin “süper aplikasyon/BigTech mi yoksa FinTech mi?” şeklinde bir dönüşüme uğradığının göstergesi aslında. Her pazarın farklı özellikleri olsa da özellikle Almanya gibi kendine özgü tüketim ve finansal davranışları olan bir tüketici kitlesine sahip bir pazara girmeyi planlayan veya bu pazarda faaliyet gösteren FinTechlerin bundan sonra ekstra dikkatli olması gerekiyor. Rekabetin git gide arttığı bir ortamda birbirine benzer ödeme, remittance ve hesap ürünleri sunan FinTechler ve dijtal bankalar arasındaki fark zaman içinde kaybolacağı için, ortalama müşteri kitlesine sahip ve keskin bir USP’ye sahip olmayan startupların küçülerek müşteri kitlelerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını vurgulamamız gerekiyor. Açık bankacılık sayesinde multi-banking uygulamalarının da artacağı ve farklı sağlayıcıların hizmetlerine tek bir aplikasyon (mesela Klarna)  üzerinden erişilebileceği de hesaba katılırsa değişime ayak uydurmayan, hedef müşteri kitlesinin ihtiyaçlarını anlamayan ve müşterileri ile iletişim kurmayan firmaların pazar paylarını Klarna gibi hem teknik hem finansal know-how’a sahip, dinamik, büyük bir müşteri kitlesi olan ve aynı zamanda (BigTechlerin aksine) yerel bir firmaya kaptırmaları an meselesi gibi görünüyor.

2021’de Alman pazarındaki ürün haritalarını pazardaki (takip etmesi bile çok kolay olmayan) gelişmeler çerçevesinde güncellemeyen, Türkiye’deki pazar hakimiyetlerine Avrupa’da aynı şekilde devam edeceklerini ümit ederek geleneksel stratejilerine devam eden banka ve FinTechlerin bir an önce stratejilerini gözden geçirmelerini öneriyoruz.


[1] 2021 yılına dair diğer ekosistem öngörüleri için: https://lhoft.com/en/insights/fintech-trends-that-will-echo-through-2021/

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.