- Finansta CBDC Dönemi: Merkez Bankaları Herkesin Bankası mı Oluyor?
- Dijital Kimlik
- Avrupa’da CBDC Yönelimleri
- Uzaktan Müşteri Tanıma Süreçlerine Dair Bir Analiz: “Bank-Ident”
Yazar: Burcu Menteşoğlu Tuncer, Global Legal Entity Identifier Foundation – GLEIF (Almanya)
Özgeçmiş: Çalışma hayatına UNHCR, Amnesty International, Swiss Agency for Development and Cooperation (SDC) gibi kuruluşlarda başlayan Burcu Menteşoğlu Tuncer kariyerine Türkiye Ekonomi Bakanlığı’nda Kıdemli Dış Ticaret Uzmanı olarak devam etmiştir. Bu görevi on sene kadar sürdürdükten sonra 2018’de kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olan Global Legal Entity Identifier Foundation (GLEIF)’a katılan Burcu Menteşoğlu Tuncer bu kuruluşta Senior Business Relationship and Policy Research Manager olarak kurumun politika faaliyetlerini yürütmektedir.
Küresel Ödemeler Sisteminde Dönüşüm: Finansal İstikrar Fonu Sınır Ötesi Ödemeler Yol Haritası
Özet
2020’de dönem başkanlığını Suudi Arabistan’ın üstlendiği G20[1] oluşumu, sınır ötesi ödemeler sistemini[2] daha hızlı, daha ucuz, daha şeffaf ve daha kapsayıcı hale getirmeyi öncelik haline getirdi. Bu doğrultuda Şubat 2020’de düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları toplantısında Finansal İstikrar Fonu (Financial Stability Board – FSB), konu hakkında bir analiz yapmak ve yol haritası oluşturmak için görevlendirildi. Bu kapsamda, 2020 yılında Finansal İstikrar Fonu, Ödemeler ve Piyasa Altyapıları Komitesi (Committee on Payments and Market Infrastructures-CPMI) ile işbirliği içinde yayımladığı raporlarda; parçalanmış veri standartlarının birlikte işlerliği (interoperability) olumsuz etkilediğine, kara paranın ve terörizmin finansmanına ilişkin kurallar dahil olmak üzere finansal kuruluşların giderek karmaşık hale gelen kurallara uyum sağlamada sorunlar yaşadığına, eski ve işlevini yitirmiş teknoloji platformlarının ve farklı zaman dilimlerindeki işlem saatlerinin sınır ötesi ödemeler sisteminin istenen düzeye getirilmesine engel teşkil ettiğine kanaat getirdi ve bu sorunların nasıl giderilebileceğine dair bir yol haritası sundu.
Bu çalışmanın amacı söz konusu raporlardaki sorun ve çözüm önerilerini tartışarak, bu önerilerin Avrupa Birliği (AB) perakende ödemeler sistemi reformu başta olmak üzere küresel sınır ötesi ödemeler sistemini nasıl etkileyebileceğini analiz etmektir. Bu çerçevede, ilk olarak söz konusu raporların analizi yapılacak ve sonuç bölümünde kaydedilen gelişmelerin AB Ödemeler Sistemi reformunu nasıl etkileyebileceği tartışılacaktır.
1- Sınır ötesi ödemeler sisteminin bugünü
Sınır ötesi ödemeler sistemi, genel anlamda toptan (wholesale) ve perakende (retail) olmak üzere iki ana başlıkta gruplandırılır. Sınır ötesi perakende ödemeler sistemi tüketici, işletmeler gibi nihai kullanıcının taraf olduğu ve çoğunlukla ödeme miktarı yönünden çok büyük olmayan ödemeleri içerir. Sınır ötesi toptan ödemeler ise finansal kuruluşların, çoğunlukla bankaların, taraf olduğu, kendi adlarına ya da müşterileri adına, bankalar arası anlaşmalar ya da çok taraflı ödeme sistemleri yoluyla yapılan yüksek değerli transferleri içerir.
Son dönemde ivme kazanan elektronik ticaret ile birlikte, gerçek kişilerin ya da tüzel kişilerin taraf olduğu sınır ötesi perakende ödemeler sistemi hiç şüphesiz büyük önem kazandı. Sınır ötesi ödemelerin önemli bir kısmı muhabir bankalar ağı üzerinden gerçekleştirilir. Buna karşılık, gelişmekte olan ülkeler ve bölgelerdeki muhabir bankacılık ilişkilerinde azalma gözlemlenmiştir. Bu durum ise, muhabir bankacılığa ek olarak sınır ötesi ödemeler sistemini daha hızlı, etkin ve ucuz hale getirmeyi amaçlayan ve aşağıda örnekleri paylaşılan yeni hizmet modelleri ve hizmet sağlayıcılarının ortaya çıkması ile açıklanabilir[3]:
- Finansal teknoloji firmalarının ödemeler piyasasına girişine paralel olarak ortaya çıkan ve taraflara kolay ödeme imkânı sunan şirketler (örneğin Wise),
- Tek platform üzerinden işlemler gerçekleştirilmesine olanak sağlayan ve birden fazla ülkede faaliyet gösteren çok uluslu bankalar (örneğin Citibank),
- Farklı ülkelerin ulusal ödeme sistemlerinin; birbirine entegrasyonu (örneğin Avrupa Birliği ile TARGET2) ya da birbirine bağlanması[4] (örneğin Amerikan Merkez Bankası FED ve Meksika Merkez Bankası işbirliğinde kurulan FEDGlobal Meksika ile Amerikan finans kuruluşlarının Meksika’daki belli finans kuruluşlarına, otomatik takas “automated house clearing” kredi işlemlerinin gönderilmesini sağlaması) ile ortaya çıkan kuruluşlar,
- Dağıtık defter teknolojisinin (distributed ledger technology) popülerlik kazanmasına paralel olarak oluşan finansal aracı ödeme sistemleri sağlayıcısını aradan çıkaran, böylece gönderici ile alıcı arasında doğrudan ödeme yapılmasını mümkün hale getiren denkler arası (peer-to-peer) işlem sağlayıcıları.

Sınır ötesi ödemeler sistemindeki sorunlar
Yukarıda paylaşılan gelişmeler ve yeni ödeme sistemleri sağlayıcılarının sistemi daha etkin kılmaktaki rolünü kabul etmekle birlikte, sınır ötesi ödemeler sistemindeki sistemik sorunlar çözülmeden küresel düzeyde bir etkinlik seviyesine ulaşmanın mümkün olmadığı kanaatindeyiz. Sınır ötesi ödemeler sistemindeki sorunlar Finansal İstikrar Fonu Aşama-1 Teknik Altyapı Raporunda maliyet, hız, erişim ve şeffaflık olarak tanımlanmıştı. Söz konusu sorunlar hem talep (gönderen ve alıcı konumunda olan gerçek ve tüzel kişiler ya da devlet kuruluşları) hem de arz (finansal kuruluşlar, ödeme hizmetleri sağlayıcıları, teknik hizmet sağlayıcıları) taraflarını etkilemektedir.
Örneğin, yüksek işlem maliyetleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde küçük ve orta büyüklükteki işlemelerin (KOBİ) uluslararası ödeme sistemlerine girişini zorlaştırmakta veya birçok KOBİ’yi finansal sistemin dışına itmektedir. Öte yandan, yüksek maliyetlerin arz tarafındaki etkisine bakarsak; operasyonel maliyetler, finansal regülasyonlara uyum maliyetleri, ağ ve muhabir banka maliyetleri, yabancı döviz ve likidite maliyetleri sebebiyle ilgili kurumların yeni ve daha az kar getirebilecek müşterilerden/bölgelerden kaçındığını gözlemleriz. Bunun sonucunda da yine KOBİler ile işçiler başta olmak üzere, talep tarafı için finansal dışlanmanın (exclusion) kaçınılmaz olduğu sonucu çıkarılabilir.
Bir diğer güncel sorun olan hız söz konusu olduğunda, kara paranın aklanmasına ilişkin gerekliliklere paralel olarak gönderici ve alıcı için yapılan kontroller, verilerin karşılaştırılması ve tutturulması (data reconciliation) ve günlük işlem kapanış kuralları, sınır ötesi ödeme işlemlerini yavaşlatan faktörler olarak ön plana çıkar. Sınır ötesi ödeme işlemlerinin yavaş olması, talep tarafında belirsizlik, likidite ve kredi riskine neden olur. Arz tarafında ise bireysel olarak finansal kuruluşların süreci hızlandırmak için alabileceği çok az aksiyon vardır. Zira uyumlaştırılmamış ödeme mesajı standartları, format ve gerekliliklerin uyumlaştırılması zaman almakta, küresel ödeme sistemlerinin 7/24 olmaması ve farklı zaman dilimlerinde çalışması ödemede gecikmelere sebep olmaktadır. Bu durumun sistemsel düzeyde iyileştirilmesi için nelerin yapılabileceği, ilerleyen bölümlerde işlenecektir.
Ödeme sistemlerine erişim sorunu, yüksek işlem maliyetleri konusu ile ilişkilendirildiği üzere en çok KOBİleri ve gerçek kişileri etkilemekte. Buna karşın, çok uluslu şirketlerin ya da devlet kurumlarının talep tarafında olmalarına rağmen ödeme sistemlerine erişiminde sorun bulunmadığından talep tarafının da homojen olmadığına dikkat çekmek gerekir. Erişim sorunu yaşayan KOBİler ya da gerçek kişiler, kimi zaman gayri resmi ödeme yöntemlerine[5] başvurabildiğinden, bu durumun kara para ve mali bütünlük riskleri oluşturduğunu belirtmekte fayda var. Arz kısmında ise düzenleyici gereklilikler ile likidite sıkıntılarının teknik ve finansal erişim engellerine neden olduğunu belirtebiliriz.
Son olarak şeffaflık konusunu ele alacak olursak, bunun yukarıda belirtilen maliyetler ile hız, işlem zinciri ve ödemeler durumu gibi bilgilerin nihai kullanıcıya ve hizmet sağlayıcılarına sınırlı ölçüde sunulması sonucu oluşan bir sorun olduğunu söyleyebiliriz. Sınırlı ölçüde gelen şeffaflık, talep tarafında yer alan şirketler için ödeme hızı başta olmak üzere öngörülebilirlik konusunda sıkıntı yaratmaktadır. Aynı zamanda firmaların yabancı para cinsi risklerini engelleme imkânını ve zamanlamasını da daralttığı söylenebilir. Arz tarafında ise şeffaflık ile ilgili sıkıntılar, üçüncü tarafların dahil olduğu sınır ötesi işlemlerde ödeme sürecinin kontrolü, ödeme durumunun takibi ve anlaşmazlıkların giderilmesi konularında sorun yaratmaktadır.
Bu sorunların çözümü ve sınır ötesi ödemeler sisteminde etkinliğin arttırılması için Ödemeler ve Piyasa Altyapıları Komitesi (Committee on Payments and Market Infrastructure-CPMI) Finansal İstikrar Fonu ile işbirliği içinde, Aşama-2 raporunu yayımlamıştır. Bu rapora ilişkin detayları aşağıda inceleyeceğiz.
2- Sınır ötesi ödeme sistemlerinin geleceği
Temmuz 2020’de CPMI tarafından yayımlanan Aşama-2 Teknik Altyapı Raporunda, sınır ötesi ödemeler sistemindeki sorunların giderilmesi için beş odak alanı ile on dokuz temel yapıtaşı belirlendi. Ayrıca, bu odak alanları ile yapıtaşlarının birbirleriyle ilişkileri, birbirlerine bağımlılık durumları, ilerlemede karşılaşabilecek güçlükler ve potansiyel zamanlama durumları bütünsel bir yaklaşımla incelendi.
Her bir temel yapıtaşı kendi başına sınır ötesi ödemeler sistemindeki sorunların giderilmesinde rol oynayacak olsa da özellikle ilk dört odak alanının[6] ve bunların altında yer alan on altı temel yapıtaşının birbiriyle ilişkisi ve koordineli bir şekilde uygulanması, sistemsel bir çözüm elde etmek için büyük önem taşıyor. CPMI her bir temel yapıtaşının uygulanması için sürece dahil edilmesi gereken kamu, özel sektör ve uluslararası örgüt temsilcilerini tespit etti. Yine raporda, gerçekçi bir şekilde bazı yapıtaşlarının diğerlerine göre daha hızlı ilerleyebileceği, bazılarında ise uzlaşma sağlanmasında yaşanabilecek güçlükler nedeniyle uygulamanın daha fazla zaman alabileceği belirtiliyor.
2.1. Daha etkin bir sınır ötesi ödemeler sistemi için belirlenen odak alanları ve yapıtaşları
- Odak Alanı A – Sınır ötesi ödemeler sistemini geliştirmek için ortak bir kamu / özel sektör vizyonunun uygulanması.
Bu odak alanının amacı, sınır ötesi ödemeler sisteminin maliyet, hız, erişim ve şeffaflık gibi belirlenmiş sorunlarına yönelik küresel düzeyde somut hedefler belirlemesi ve politika yapıcıların bu ortak hedef için birlikte çalışması olarak açıklanabilir. Bu çerçevede, ilk etapta etkin ve etkili bir ödemeler sistemi için bilişim ve iletişim teknolojilerinin altyapısının uygulanmasına ilişkin uluslararası prensiplerin belirlenmesi, bu prensiplerin inovasyon, rekabet ve finansal katılımcılığı güçlendiren yasal ve düzenleyici çerçevenin oluşturulmasına katkı vermesi hedeflenmektedir.
Yine bu doğrultuda çok taraflı hizmet seviyesi esaslarının belirlenmesi; tüm katılımcılar için veri standartları, mesaj formatları, ödeme düzenlemeleri, işlem süreleri, hata ve istisnaların yönetimi ile sorun çözümü gibi alanlarda bağlayıcı bir ortak çerçeve oluşturmaya yardımcı olacaktır.
Odak Alanı A bu bağlamda, uyum kontrolleri, zayıf rekabet koşulları, mevcut teknolojiler ve veri formatlarına ilişkin sorunların giderilmesi için küresel düzeyde bir ortak anlayış oluşturmayı hedefler. Kuşkusuz, önceliği ve teknik kapasitesi aynı düzeyde olmayan kamu sektörü temsilcilerinin bu ortak vizyonu belirlemesi ve özel sektörün desteğini elde etmesi, bu odak noktasının başarısı için belirleyicidir.
- Odak Alanı B – Düzenleyici, denetleyici ve gözetleyici sistemlerin koordine edilmesi.
Sınır ötesi ödeme düzenlemeleri, doğası gereği birden fazla ülke/bölgeyi kapsadığı için tek bir ülke ya da bölgenin kendi başına sınır ötesi düzenlemeleri benimsemesi ve takibini sağlaması mümkün değil. Bu nedenle G7 ülkeleri tarafından 2019’da önerilen, “aynı iş, aynı risk, aynı kurallar” prensibinin benimsenmesi, bireysel ülke uygulamalarının yakınsanması, halihazırda büyük ölçüde manuel olan uyum kontrollerinin otomatik hale getirilmesi ve böylece sınır ötesi ödemelerin hızının ve etkinliğinin artırılmasında büyük önem taşıyor.
Bu durum özellikle kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı alanındaki uluslararası kuralların düzenleyici arbitraja imkân vermeden, tutarlı, risk temelli bir şekilde uygulanmasını gerektirmekte. Öte yandan, birçok ülkede hâlihazırda uygulamada olan veri koruma, veri gizliliği, veri lokalizasyonu gibi veri düzenlemeleri, çoğu zaman sınır ötesi bilgi değişimi ihtiyacıyla çeliştiğinden, kara paranın aklanması düzenlemeleriyle sınır ötesi veri paylaşımı kısıtlamaları arasında bir çekişme gözlemlenmektedir. Bu sorunun giderilmesi, sınır ötesi gözetim ve denetiminin etkin yapılması için olmazsa olmazdır.
Yine son dönemde ortaya çıkan “güvenli ödeme koridorları” ile uyum maliyetlerinin azaltılması, hâlihazırda uyum sorunları nedeniyle sistemden dışlanan bazı ülkelere ya da para birimi koridorlarına ilişkin belirsizliğin azaltılması açısından önem taşır.
Odak Alanı B, küresel düzeyde sınır ötesi ödeme sistemlerinin birlikte işler hale getirilmesi (interoperable), maliyetlerin artmasına sebep olan uyum süreçlerinin yakınsaklığının sağlanması ve veri düzenlemelerinin sınır ötesi bilgi paylaşımına engel olmayacak şekilde ele alınmasını hedeflediğinden, tüm odak alanları ve yapıtaşlarının başarısı için kritik önem taşır.
- Odak Alanı C – Hâlihazırda var olan ödeme sistemlerinin ve düzenlemelerin sınır ötesi ödeme sistemlerine uygun hale gelecek şekilde iyileştirilm
Odak Alanı C, yerel ödeme sistemlerinin tasarımından kaynaklanan ve işlem saatleri, uzun işlem zinciri, yüksek maliyetler ve zayıf rekabet gibi unsurlara yol açan teknik ve operasyonel farklar ile kısıtlamaların giderilmesini, işlem penceresi süresinin uzatılmasını ve takas riskinin azaltılmasını hedefler.
Bu çerçevede, ödeme karşılığı ödeme (payment versus payment) prensibinin yaygınlaştırılmasının önem arz ettiğini belirtmemiz gerekir. İki farklı para birimimin değişimini içeren sınır ötesi ödemeler (örneğin Euro ve RMB), taraflardan birinin karşı taraf ödemeyi yapmadan ödeme yapması durumunda, ödeme zincirini riske edebilme potansiyelini barındırır. Bu risk, öncelikli ödeme yapan tarafın tüm ödemeyi üstlenmesi olarak açıklanabilir. Risk, büyük ölçüde tarafların CLS Bank International gibi ödeme karşılığı ödeme mekanizmaları kullanmaları yoluyla düşürülebilir. Bu noktada, hâlihazırda döviz ödemelerinin çoğunluğunun (2019 yılı itibarıyla %60’ı) ödeme karşılığı ödeme mekanizmaları kullanılmadan gerçekleştirildiğini belirtmeliyiz.
Bu odak noktasında hedeflenen yapıtaşları arasında;
- Bankaların, banka olmayan ödeme altyapılarının ödeme sistemlerine doğrudan erişiminin sağlanması,
- Merkez bankaları arasında karşılıklı likidite düzenlemelerinin yapılması (örneğin Danimarka, Norveç ve İsveç merkez bankalarının başlattığı Scandinavian Cash Pool),
- Ana ödeme sistemlerindeki işlem sürelerinin uzatılması,
- Sınır ötesi sistemlerin birbirine bağlanması ve böylece muhabir bankalara olan bağımlılığın azaltılması, sayılabilir.

- Odak Alanı D – Veri ve piyasa uygulamalarının geliştirilmesi yoluyla veri kalitesinin ve otomatik işlem kabiliyetinin arttırılması.
Zayıf veri kalitesi ve veri değişimi alanındaki sınırlı standardizasyon, sınır ötesi ödemeleri çok daha karmaşık ve bu nedenle de daha pahalı, yavaş ve opak hale getirmektedir. Odak Alanı D başta ISO 20022[7] olmak üzere ortak mesaj formatlarının benimsenmesi ile ilgilidir. Bu bağlamda, Tüzel Kişi Kimlik Kodu’nun (Legal Entity Identifier – LEI) ödeme mesajlarında tüzel kişileri tanımlamak için kullanılmasıyla birlikte ortak mesaj formatlarının ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması ve sınır ötesi işlemlerde veri kalitesi ile miktarına ilişkin endişelerin giderilmesi hedeflenmektedir.
Bu çerçevede, veri değişimi için Uygulama Programlama Arayüzü (Application Programming Interface, API) protokollerinin uyumlaştırılması, vekil kayıt (proxy register) yoluyla hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler için küresel düzeyde kimlik kodlarının (unique identifier) oluşturulmasını içerir. Gönderen ve alıcı küresel kimlik kodlarıyla tanımlandığı zaman, ödeme verisinin çevrimi, isimlere yönelik hataların ortadan kalkmasına ve paralel kimlik platformlarının birlikte işlerliğinin sağlanmasına olanak tanıyabilir. Uzun vadede söz konusu kimlik kodları ödemeler sisteminin de ötesinde ekonominin farklı alanlarında doğru, eksiksiz ve otomatik kimlik bilgisi ihtiyacını karşılayabilir olacaktır.
Odak Alanı D, sınır ötesi ödemelerde kullanılan veri standartlarının uyumlaştırılmasında, LEI gibi global kimlik kodlarının uyum kontrollerinde kullanılarak sistemler arası uyumun sağlanmasında ve böylece ödeme sistemlerinin birlikte işlerliğinin oluşturulmasında büyük öneme sahiptir. Ancak tüm bu uyumlaştırma sürecinin başarısı, ISO 20022 ve LEI gibi mevcut enstrümanların küresel ölçekte kullanılması için uluslararası koordinasyonun sağlanmasına ve hâlihazırda oldukça uzak bir hedef olarak görünen gerçek kişiler için dijital küresel kimlik çalışmalarının hızlandırılmasına bağlıdır. Odak Alanı D’nin başarılı olmasında, Odak Alanı B’de ele alınan düzenleyici çerçeveler ve veri koruma gerekliliklerinin koordine edilmesinin büyük rol oynayacağını söylemek yerinde olur.
- Odak Alanı E – Yeni ödeme altyapılarının ve düzenlemelerinin potansiyel rolünün araştırılması.
Son dönemde teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni ödeme altyapıları ile düzenlemeler; ödemeleri, özellikle de değeri düşük ödemeleri, daha etkin ve hızlı kılma imkânı sağlıyor. Bu platformların yanı sıra Merkez Bankaları tarafından dizayn edilen dijital para birimleri (Central Bank Digital Coin) ve özel sektör tarafından tahsis edilen sabit dijital para birimleri (stablecoin) hâlihazırda geniş ölçekte uygulanmasa da potansiyel etkileri teorik düzeyde tartışılabilir[8]. Odak Alanı E, bazıları henüz teorik düzeyde olan çözüm önerilerinin, diğer odak alanlarında kaydedilecek gelişmelere paralel olarak (örneğin vekil kayıt sisteminin geliştirilmesi) izlenmesi ve merkez bankalarının kendi ülkeleri için dizayn ettikleri CBDClerin sınır ötesi ödemelerde nasıl kullanılabileceği ihtimalinin değerlendirilmesi olarak özetlenebilir. Geleneksel ödeme sistemleriyle karşılaştırıldığında CBDC ve sabit dijital para birimi düzenlemeleri, geniş işlem süresi penceresi ve daha geniş bir erişim imkânı sunarak, işlem zincirini kısaltma potansiyeli taşımaktadır.
Öte yandan, daha önce de belirtildiği üzere, Odak Alanı E’nin başarılı olması, kamu ile özel sektörün ortak kabulü sayesinde uzun vadede mümkün görünmekte. Odak Alanı E ile mevcut durumda, farklı ülke ve uluslararası kamu otoritelerinin koordinasyonu ile söz konusu yeni düzenlemeler için gerekli olan teknolojik, operasyonel, yasal ve düzenleyici çözümler belirlenebilir.
Şekil 1 – Odak alanlarının ve temel yapıtaşlarının görünümü
Kaynak: CPMI
2.2. Odak alanlarının geliştirilmesinde bugün gelinen nokta ve atılacak adımlar
Finansal İstikrar Fonu tarafından Ekim 2020’de yayımlanan Aşama-3 raporu Yol Haritası yukarıda belirtilen odak alanlarının ve ilgili yapıtaşlarının gerçekleştirilmesi için gereken adımları içeriyor.
Bu çerçevede, her odak alanı için görüş alınması gereken paydaşlar ve 2021’de atılacak adımlar belirlenmiş, gelişme raporunun Ekim 2021’de yapılması ve İtalya başkanlığında gerçekleştirilecek G20 Zirvesinde sunulması kararlaştırılmıştı.
Aşama-3 Raporu’ndan bir yıl sonra, Ekim 2021’de yayımlanan ilk Birleştirilmiş Gelişme Raporu’nda (First Consolidated Progress Report) yol haritasında belirlenen birçok dönüm noktasının (milestone) başarılı bir şekilde tamamlandığı ya da tamamlanmaya yakın olduğu bildirilirken; bazı dönüm noktalarının ise ötelendiğini görüyoruz.
Ekim 2022’de Finansal İstikrar Fonu temel performans göstergeleri ile birlikte yeni gelişme raporunu Endonezya başkanlığında düzenlenecek G20 Zirvesinde sunacak. Bu sürecin amacı, 2027 sonuna kadar sınır ötesi ödemelerin geliştirilmesinde somut sonuçlar elde etmek olarak belirtilebilir. Söz konusu somut hedefler arasında; sınır ötesi perakende ödemelerin küresel ortalama maliyetinin %1’e düşürülmesi ve alıcıların söz konusu ödemeleri bir saat içinde alabilmesi bulunuyor. Kuşkusuz bu hedefler kamu ve özel sektör temsilcilerinin ödemeler altyapısını geliştirmek için koordineli bir şekilde çalışmasına bağlı.
2021’de güvenli ve etkin bir sınır ötesi ödemeler sistemine ilişkin mevcut uluslararası standartlar ile prensipleri kapsayan bir durum değerlendirmesi yapıldı. Bu değerlendirmede üç politika alanının daha ayrıntılı incelenmesi kararlaştırıldı:
- Bankaların ve banka olmayan kuruluşların benzer kurallara ve gözetime tabi tutulması ve böylece özellikle kara paranın aklanması başta olmak üzere risk yönetiminin sağlanması,
- Nihai kullanıcılara ödeme işlemiyle ilgili şeffaf ve tam bilgi verilmesi,
- Siber risk ve teknoloji riski düzenlemelerinin ödemelerdeki usulsüzlük gibi risklerin azaltılmasındaki rolünün tespit edilmesi.
Gelişme raporunda, veri koruma kanunlarının ve gizlilik hükümlerinin sınır ötesi ödemelerde veri paylaşımı düzenlemeleri ile nasıl bağdaştırılabileceği konusu ise önemli bir zorluk olarak görülmeye devam ediyor. Bu konuda Aralık 2021’de yayımlanması öngörülen durum değerlendirmesinin, kaydedilen bir gecikmeyle Mart 2022’de yayımlanmasının planlandığı bildirildi. Bir sonraki aşama olarak; Finansal İstikrar Fonu’nun, CPMI ve standart koyucu organizasyonlar ile işbirliği içinde sınır ötesi ödemeleri kolaylaştırmak için sınır ötesi veri akışı ve bilgi paylaşımına ilişkin raporunu Mart 2023’te yayımlayacağını belirtebiliriz.
Müşteri tanıma (Know Your Customer) ve kimlik bilgisi paylaşımı konusunda Güney Pasifik merkez bankaları[9] bölgesel bir KYC merkezi tesis edilmesi yönündeki çalışmalarını 2020 yılında hızlandırmıştı. Ne var ki; 2021 yılında somut bir adım beklenmesine rağmen, bu yazının kaleme alındığı tarih itibarıyla net bir gelişme olmadı. Avustralya, Yeni Zelanda, Tonga, Samoa, Solomon Adaları, Vanuatu, Papua Yeni Gine, Timor ve Fiji merkez bankaları çok uluslu organizasyonlar ile birlikte bu projeyi desteklemekte. Söz konusu bölgesel KYC merkezi kurulduğu takdirde diğer bölgelere de örnek teşkil edebilir.
Öte yandan, Odak Noktası D’de ifade edilen hem gerçek hem de tüzel kişiler için Tüzel Kişi Kimlik Kodu başta olmak üzere dijital kimlik kodları kullanılmasına ilişkin gelişmelerin çok olgun bir evrede olmadığı, bu nedenle de bu konudaki durum değerlendirme raporunun Ekim 2022’de yayımlanabileceği ifade edildi.
Şekil 2 – 2022 yılında tamamlanması planlanan odak alanları ve yapıtaşlarının zaman çizelgesi

Kaynak: CPMI
3- Sonuç
G20 himayesinde ve Finansal İstikrar Fonu önderliğinde geliştirilen sınır ötesi ödemeler yol haritası, küresel sınır ötesi ödemeleri daha ucuz, erişilebilir, hızlı ve şeffaf yapmak adına önemli bir gelişmedir. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle birlikte oluşan yeni ödeme platformları ve bunların sağlayıcılarının, politika üreticileri küresel ödemeler sistemi kurallarını yeniden yazmaya teşvik ettiğini söyleyebiliriz.
Yukarıda da ayrıntılı olarak ifade edildiği gibi, 2020 yılında konsept çalışması yapılan ve 2021 yılında gelişme raporu yayımlanan sınır ötesi ödemeler reformunun birçok sonucunun 2027 yılına kadar uzanacak olması nedeniyle, uzun soluklu olacağı belirtilebilir. Uzun soluklu olmasının yanı sıra bir o kadar da ödeme piyasalarını dönüştürücü öneme sahip olduğunun altını çizmek gerekir. Kuşkusuz bu yeni ödemeler düzeni, G20 ülkeleri başta olmak üzere önemli ödeme altyapısına sahip tüm ülkelerin ödeme stratejilerini etkiler niteliktedir.
2020 yılında Avrupa Birliği’nin çıkardığı Dijital Finans Paketi içinde AB Perakende Ödemeler Stratejisi de yayımlanmıştı. AB’deki ödemeleri daha dijital, daha hızlı, daha yenilikçi ve daha rekabetçi hale getirmeyi amaçlayan strateji, anlık ödemeleri (instant payments) AB içinde “yeni normal” haline getirmeyi hedefliyordu. Bu doğrultuda aşağıdaki tespitleri yapabiliriz:
- Avrupa Ödemeler Konseyi (European Payments Council) ve Avro Perakende Ödemeler Kurulu (Euro Retail Payments Board) tarafından geliştirilen “SEPA proxy-look up” ve “Request to Pay” gibi öneri ve şemalar, piyasa katılımcılarının kullanması ve birlikte işlerliğin sağlanması için Avrupa standartlarına uygun açık ve güvenli QR kodlarının kullanılmasını teşvik edici niteliktedir.
- Süreç, Tek Avro Ödeme Alanı’nın (Single Euro Payments Area – SEPA) tam potansiyelinin gerçekleştirilmesini ve hesaba giriş ile ödeme başlangıcında elektronik kimlik (eID) kullanılmasını içermektedir.
Bu çerçevede, AB’nin perakende ödemeler stratejisinin daha yenilikçi, uyumlaştırılmış, anlık ödemeleri ve dijital uygulamaları merkeze alan bir çerçeve sunması nedeniyle Finansal İstikrar Fonu tarafından geliştirilen ödeme stratejisiyle paralellik gösterdiğini söyleyebiliriz. Avrupa Birliği Anlık Ödemeler Stratejisinin (Instant Payments Strategy) Haziran 2022’ye kadar sürecek olan Fransa Dönem Başkanlığı sürecinde yayımlanması beklenmekte. Avrupa Komisyonu, küresel düzeyde sürdürülen ödemeler inisiyatifini yakından takip ettiğini ve yaratılan stratejinin yalnızca AB ödemeler sisteminde birlikte işlerliği değil, küresel ödemeler sistemiyle de birlikte işlerliği hedeflediğini ifade etmektedir.
Ancak pratikte, AB ödemeler sisteminin ne ölçüde küresel ödemeler stratejisi ve atılan somut adımlara yaklaşacağını ve ne ölçüde kendi içinde ve AB öncelikli standartlar düzeyinde kalıp kalmayacağını zaman ve Finansal İstikrar Fonu tarafından belirlenen somut hedeflerin gerçekleşme hızı gösterecektir denilebilir.
Avrupa Ekosistem Raporu Hakkında
Gelişen teknoloji ve değişen piyasalar sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye FinTech ve bankacılık ekosistemindeki yasa koyucuların iş günden güne artmaktadır. Piyasaların dinamikliğinden kaynaklanan genel geçer zorluklara ek olarak Türkiye piyasasında yasa koyma ve denetleme süreçlerinin farklı kurumlarca yönetiliyor olması, referans yasaların Avrupa’dan alınması sebebiyle, patchwork regülasyonlar ortaya çıkmakta ve gün be gün gelişen yeni teknoloji ve iş modelleri de göz önünde bulundurulunca regülatörlerin yaşadıkları zorlukların piyasadaki ilgili paydaşlara da yansıdığı görülmektedir. Bu noktada, aynı ekosistemde farklı alanlarda ve iş modelleri ile faaliyet gösteren oyuncuları ilgilendiren ortak konuların sistematik şekilde ele alınmaması durumunun piyasada rekaberlik (rekabet ve beraberlik), inovasyon ve yeni iş modeli yaratma süreçlerini sürüncemeye uğrattığı gözlenmektedir.
Özel hukuk regülasyonlarının çoğunluğunun yaratılma sürecinde olduğu gibi finansal teknoloji alanındaki regülasyonlar için de Avrupa’ya bakılması Türk hukuk teamülleri ile uyumlu olsa da finansal teknoloji ve finansal inovasyon özelinde regülasyon entegrasyon süreçlerinin teknolojinin ve piyasaların değişen ve gelişen yapısından ötürü daha az kazuistik ve daha esnek, iletişime ve gelişmeye açık ve pratik odaklı olması gerektiği son yıllarca tüm yasa koyucularca anlaşılmıştır. Hal böyle iken Avrupa Birliği’nce seneler önce yürürlüğe sokulan yasanın güncellemelere, ek çalışmalara ve pratik sonuçlara dikkat edilmeksizin doğrudan yürürlüğe sokulması faydadan çok zararlı olabilir. Bu noktada Avrupa’daki (ve İngiltere, Singapur gibi diğer öncü bölgelerdeki) olumlu ve olumsuz uygulamalara bakılması, uzmanlarla konuşulması hem kısa hem uzun vadede yasa koyucunun ve piyasadaki paydaşların işini kolaylaştıracaktır.
Bankacılık ve finans piyasasını ilgilendiren konular iş modeli ve kullanılan teknolojiler kapsamında nevi şahsına münhasır olsa da paydaşların çoğunluğunu alakadar eden ve iş süreçlerini etkileyen dijital kimlik, lisanslama, müşteri tanıma gibi birçok konu bulunmaktadır. Bu ortak konuların daha sistemli ve piyasa yanlısı şekilde yönetilmesinin ve bu konudaki know-how’In paylaşılmasının ekosisteme fayda sağlayacağı aşikardır. İşte Avrupa piyasasında faaliyet göstererek veya Avrupa’daki şirketlerle çalışarak bu öğrenim ve deneyimleri sınırlı şekilde de olsa edinme imkânı edinmiş (özellikle Türkiye kökenli ve Türkiye piyasası bilgisine sahip) bireylere bu know-how’ın aktarılması hususunda ciddi bir görev düşmektedir. Bahsi geçen profile uyan katılımcılara sahip European Innovation Bridge de belirli konularda tüm paydaşları ortak paydada buluşturmak ve özellikle iki ekosistemde de faal girişimcilerin önünü açmak fikirlerinden yola çıkarak Avrupa’daki iyi örneklerin (best practice) de göz önünde bulundurulduğu bir kaynak oluşturulması amacıyla bu raporu derlemiştir.
Kişisel zamanlarından fedakârlık ederek rapora katkı sağlayan tüm yazar ve destekçilerimize ve raporun geniş bir kitleye ulaştırılması için ön ayak olan FINTECH Istanbul ekibine çok teşekkür ederiz. Bir yıla yakın bir hazırlık sürecine sahip bu raporun tüm paydaşlara faydalı olmasını diliyoruz.
European Innovation Bridge
adına
Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Kurucu
European Innovation Bridge (EIB) Hakkında
European Innovation Bridge (EIB), FinTech, inovasyon ve girişimcilik alanlarında Avrupa’da faaliyet gösteren veya yerleşik, Türkiye kökenli, alanında uzman birey ve şirketlerin bir araya geldiği, kâr amacı gütmeyen bir topluluktur. Topluluk, belirli alanlarda deneyim sahibi bireylerin arasında fonksiyonel ve profesyonel bir iletişim ağı oluşturarak, bilgi alışverişi ve beraber çalışma imkanları yaratılması ve bu çalışmalar yardımıyla Avrupa ve Türkiye arasındaki teknolojik ve ticari diyaloğun artırılması amacını taşımaktadır.
2020 Kasım ayından beri faal olan Berlin merkezli European Innovation Bridge (EIB), bilgi paylaşım, networking etkinlikleri ve araştırma, rapor tarzı projelerle ekosistemler arası bilgi değişimi, sinerji ve işbirliği yaratılması süreçlerine katkıda bulunmaktadır.
https://www.europeaninnovationbridge.com
Kaynakça
Bank for International Settlements, Correspondent banking trends persisted in 2020, even as payment landscape changed, new data show. (Aralık 2021) https://www.bis.org/press/p211213.htm
Bank for International Settlements, New correspondent banking data – the decline continues. https://www.bis.org/cpmi/paysysinfo/corr_bank_data/corr_bank_data_commentary_1905.htm
Economist, Hawala traders are being squeezed by regulators and covid-19 (Kasım 2020) https://www.economist.com/finance-and-economics/2020/11/26/hawala-traders-are-being-squeezed-by-regulators-and-covid-19
European Commission, Retail Payments Strategy for the EU (Eylül 2020)
https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=CELEX:52020DC0592&from=EN
Financial Action Task Force, The Role of Hawala and other similar service providers in Money Laundering and Terrorist Financing. (Ekim 2013) https://www.fatf-gafi.org/media/fatf/documents/reports/Role-of-hawala-and-similar-in-ml-tf.pdf
Financial Stability Board, Enhancing Cross-border Payments Stage 1 Report to the G20: Technical background report (Nisan 2020) https://www.fsb.org/wp-content/uploads/P090420-2.pdf
Financial Stability Board, Enhancing Cross-border Payments Stage 3 Report Roadmap (Ekim 2020) https://www.fsb.org/wp-content/uploads/P090420-2.pdf
Financial Stability Board, First Consolidated Progress Report (Ekim 2021) https://www.fsb.org/wp-content/uploads/P131021-1.pdf
SWIFT, What is ISO 20022? https://www.swift.com/standards/iso-20022
[1] G20 ülkeleri: Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu.
[2] Sınır ötesi ödemeler sistemi bu yazıda, Finansal İstikrar Fonu tarafından yapılan tanımlamaya paralel olarak, gönderen ve alıcının ayrı ülkelerde bulunduğu fonların transferini içermektedir.
[3] Buna göre, 2011 ile 2020 yılları arasında küresel düzeyde muhabir bankacılık ilişkileri %25 oranında azalma göstermiş, azalmanın en çok görüldüğü bölgelerin gelişmekte olan ülkeler/bölgeler olması bu bölgelerde yaşayan gerçek ve tüzel kişilerin sınır ötesi ödeme imkânlarına erişimini kısıtlamıştır. Kuşkusuz bu durum hem söz konusu bölgelerin ekonomik gelişimi, hem işçi dövizlerinin söz konusu bölgelere gönderilmesi, hem gerçek ve tüzel kişilerin uluslararası ticaret ağlarına erişimi, hem de ticaretin finansmanını zorlaştırdığı için uluslararası düzeyde bir çözüm gerekliliğini ortaya koymuştur. https://www.bis.org/cpmi/paysysinfo/corr_bank_data/corr_bank_data_commentary_1905.htm ve https://www.bis.org/press/p211213.htm
[4] Ödeme sistemlerinin birbirine bağlanması ya da entegrasyonu pahalı, teknik, düzenleyici ve yasal yönlerden karmaşık bir süreç olduğu için çoğunlukla ya ekonomik entegrasyonunun yüksek olduğu (örn. Avrupa Birliği) ya da işçi dövizleri nedeniyle ödemeler sisteminin birbirine yakınsanması gereken bölgelerde (örn. ABD-Meksika) kullanılır.
[5] Özellikle Ortadoğu ve Güneydoğu Asya’da sık kullanılan gayrıresmi geleneksel ödeme yöntemlerinden birisi olan Hawala gönderici/alıcı takibi zor ve opak bir sistem olduğundan, terörizmin finansmanı endişesine sebep olmaktadır. Bu konuda daha fazla bilgi için Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force) raporu: https://www.fatf-gafi.org/media/fatf/documents/reports/Role-of-hawala-and-similar-in-ml-tf.pdf
Economist makalesi “Hawala traders are being squeezed by regulators and covid-19” için: https://www.economist.com/finance-and-economics/2020/11/26/hawala-traders-are-being-squeezed-by-regulators-and-covid-19
[6] 5. Odak alanı ve onun altında yer alan 3 temel yapıtaşı daha çok ödemeler sisteminin uzun vadeli geleceğinde rol oynaması beklenen, son dönemde ortaya çıkan sabit koinler (stablecoin), Merkez Bankası Dijital Parası gibi konuları içermektedir. Bu nedenle de öncelikli olarak görülen ilk 4 odak alanı ve 16 temel yapıtaşına ek olarak görülmektedir.
[7] ISO 20022 ilk olarak Kasım 2022 yılında uygulamaya başlayacaktır. Bazı ödeme piyasası altyapıları (örneğin Avrupa Birliği-Target 2) doğrudan ISO 20022’ye mesaj formatına geçiş yapacak (big bang approach), bazı ödeme piyasası altyapıları ise aşamalı bir şekilde geçiş yapacak (örneğin İngiltere, eski format ile yeni formatın bir süre daha birlikte işlerliğine izin verecektir. ISO 20022 hakkında detaylı bilgi için: https://www.swift.com/standards/iso-20022
[8] Bu konuda son dönemde yapılan bir çalışma için: Mehmet Kerse & Yasin Aydınbaş. Finansta CBDC Dönemi: Merkez Bankaları Herkesin Bankası mı Oluyor? https://fintechistanbul.org/2021/12/19/finansta-cbdc-donemi-merkez-bankalari-herkesin-bankasi-mi-oluyor/
[9] Avustralya, Fiji, Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine, Samoa, Solomon Adaları, Timor Leste, Tonga ve Vanuatu Merkez Bankalarını kapsamaktadır.

![Pet sigortası girişimi Lassie, 75 milyon dolar yatırım aldı [InsurTech]](https://fintechistanbul.org/wp-content/uploads/2026/02/pet-insurtech-324x160.jpg)
