Sektörün deneyimli ismi Murat Güleç tarafından hazırlanan Yeni Bankacılık Trendleri 3 – Açık Bankacılık (Open Banking) başlıklı makaleyi FinTech İstanbul okurları ile buluşturuyoruz…

Açık Bankacılık son yılların Bankacılık ve Finans alanında en çok konuşulan kavramların başında geliyor. FinTech firmalarının önünü açan, Banka — FinTech işbirliklerini daha çok görmemizi sağlayan/sağlayacak olan bu kavram, çok konuşulan ancak az bilinen bir terim olup henüz hayatımıza tam olarak girmemiştir.

📌Neden Açık Bankacılık?

Bankacılık sektörü, sürekli değişim ve dönüşüm içerisindedir. 1950’li yılların başında kredi kartlarının kullanımı ile başlayan gelişim süreci 2010’lu yıllarda mobil bankacılığa kadar evrilmiştir. Bu süreçte Bankalar sektörde tek başlarına, en güçlü aktör olarak yer almıştır.

Bankacılığın Gelişimi

Özellikle 2008 krizinden sonra büyük bankalar ile küçük teknoloji firmalarının işbirliği kurarak daha çevik bir şekilde müşteri deneyimi gözetilerek ürünler sunma isteğine; yeni neslin Banka Şubelerine gitmek istememesi, müşterilerin verilerinin kendilerinden izinsiz bir şekilde kullanılmaması gibi istekler de eklenmiştir.

Bu isteklerin neticesinde ise hem müşteriler hem üçüncü taraf firmalar hem de bankalar için olumlu çıktılarının olacağı düşüncesiyle Bankacılık sektöründe yeni bir model doğmuştur: Açık Bankacılık

❓Açık Bankacılık Nedir?

Açık bankacılığın teknik olarak tanımı; müşterilere ait finansal sistemdeki verilerin, düzenlemelere uygun bir şekilde Uygulama Programlama Arayüzleri (Application Programming Interface — API) aracılığı ile yetkilendirilmiş Üçüncü Taraf Hizmet Sağlayıcıların (Third Party Service Providers — TPP) erişimine açılmasıdır.

Daha basit bir ifade ile Açık Bankacılık, bankaların ve diğer finansal kurumların müşterilerin finansal verilerini, müşterilerin izinleri doğrultusunda üçüncü taraflarla paylaşılmasına dayalı bir modeldir.

Bu model, müşterilere finansal bilgileri ve varlıkları ile ilgili finansal ekosistemde daha fazla seçim ve kontrol imkânı tanırken, firmalara da farklı ve yenilikçi servisler sunma fırsatı sağlar.

Açık Bankacılık ile ilgili Yasal Düzenlemeler

Açık Bankacılık kavramı, ilk olarak Avrupa Birliği tarafından 2007 yılında Ödeme Servisleri Kanunu (Payment Services Directive — PSD) olarak isimlendirilen bir düzenleme ile sunulmuş ve 2009 yılında hayata geçirilmiştir.

Söz konusu düzenlemenin Avrupa Birliği, İzlanda, Norveç ve Lihtenştayn’da geçerli olması kararlaştırılmıştır. Bu yasal düzenlemedeki amaç ödeme hizmetleri uygulamasında bir coğrafi alan yaratmak ve bu alanda aynı kuralların geçerli olmasını sağlamaktır. Böylelikle güvenli, verimli, sorunsuz işleyecek bir ödeme sistemi piyasası oluşturulması hedeflenmiştir.

PSD ile ödeme hizmetleri alanında piyasadaki verimliliğin artması amacıyla Ödeme Hizmetleri Sağlayıcısı (Payment Services Providers) adı altında yeni bir kavram literatüre girmiştir. Bu sayede piyasaya girecek yeni oyuncularla çok daha esnek ve daha kaliteli ürünler çıkarılması planlanmıştır. Ayrıca bu kanunla beraber FinTech’ler için ödeme hizmetleri pazarına girmenin yolu açılmıştır.

2015 yılının Aralık ayında duyurulan hala tam olarak hayata geçemeyen PSD2 ile gelen en önemli yenilikler ise;

  • Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde bulunan bütün bankalar için, lisans sahibi firmalara müşteri verileri ve işlemlerinin açılmasının zorunlu hale getirilmiş olmasıdır. Daha önce Avrupa Birliği’ndeki bankalar için Açık Bankacılık bir inisiyatifken artık bu kanunla beraber zorunlu bir yaklaşıma dönüşmüştür.
  • Bir diğer önemli yenilik ise, PSD2 çerçevesinin kapsamı genişletilerek sadece Avrupa kıtası ülkelerinin ödeme hizmetleri değil, tüm dünyadaki ödeme hizmetleri işlemleri kapsama dâhil edilmiştir.
  • 3 yeni uygulama; hesap bilgileri sağlama, ödeme emri başlatma hizmeti ve hesaptaki paranın mevcudiyetini doğrulama hizmeti. Bu uygulamalar ile bankadaki hesap bilgilerinin müşteri rızasıyla toplanıp güvenli yöntemlerle üçüncü taraflarla paylaşılması ile gerek ödemenin gerçekleştirilmesi ve gerek ödeme bilgilerinin temin edilmesi sürecinde bankaların rolü değişti, FinTech firmaları oyuna dahil oldu.
Avrupa’da Açık Bankacılığın Kronolojisi

2013 yılında Türkiye’deki 6493 Sayılı Kanun ile “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemlerine, Ödeme Hizmetlerine, Ödeme Kuruluşlarına ve Elektronik Para Kuruluşlarına İlişkin Usul ve Esaslar” düzenlenmiştir. Böylelikle PSD düzenlemeleri 4 yıl sonra ülkemizde de yürürlüğe girmiştir.

12.11.2019 tarihinde kabul edilen Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un sekizinci maddesinde AISP (Hesap Bilgisi Hizmet Sağlayıcıları) ve PISP (Ödeme Başlatma Hizmet Sağlayıcıları) kavramlarına atıfta bulunulmuştur.

15.03.2020 tarihinde ise BDDK tarafından Bankaların Bilgi Sistemleri ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır. Yönetmelikte Açık Bankacılık Servisleri ve API tanımlarına yer verilmiştir.

Türkiye’de Açık Bankacılığın Kronolojisi

Yeni Aktörler

Pazara yeni oyuncuların girmesini teşvik etme amacıyla Üçüncü Parti Sağlayıcısı (Third Party Provider — TPP) kavramı ortaya çıkmıştır. TPP’ler ise kendi içinde ikiye ayrılmıştır. İlki Hesap Bilgisi Hizmet Sağlayıcıları, ikincisi ise Ödeme Başlatma Hizmet Sağlayıcıları’dır.

Hesap Bilgisi Hizmet Sağlayıcıları (Account Information Service Providers — AISP): En genel tabir ile farklı finansal kuruluşlardaki bilgileri toplulaştırarak tüketicinin amacına yönelik servis ederler.

AISP’nin Çalışma Mantığı

PISP’nin Çalışma Mantığı

Ödeme Başlatma Hizmet Sağlayıcıları (Payment Initiation Service Providers — PISP): Ödemeyi başlatan, firmanın web sitesi ile tüketicinin bankasının çevrimiçi bankacılık platformu arasında entegrasyonu sağlayan kuruluşlardır.

🎯Açık Bankacılık Kavramının Faydaları?

Tüketicilerin kazanımları;

  • Artan rekabet ve İnovasyon ile birlikte ürün ve servis maliyetlerinin düşmesi,
  • Hız, kolaylık, erişebilirlik,
  • Alternatif ürünler, daha fazla seçenek, karşılaştırma olanağı,
  • Daha kaliteli ve adil hizmet,
  • Kişiselleştirilmiş ürünler,
  • Ürün ve hizmetlere sınırsız ulaşılabilirlik, katı kurallar olmaması.

Bankaların kazanımları;

  • Kendi kaynaklarını çok fazla kullanmadan müşteri kazanmak,
  • Müşterilerin kullandığı hizmetlere derinlik kazandırmak,
  • Müşterilere yeni nesil ürün ve hizmetleri daha kısa sürede sunmak,
  • İşlem hacmini ve ürün kullanım hacmini artırmak,
  • Kurumsal entegrasyonlardaki operasyonel yüklerin azalması,
  • API ekonomisi üzerinden kazanç sağlamak.

FinTech’lerin kazanımları;

  • Bankaların alt yapılarından, bilgi birikimlerinden, müşteri portföyünden faydalanmak (FinTechlerin az sermayesi ve kısıtlı kaynağı olduğu düşünüldüğünde bu büyük bir kazanım).
  • Yeni nesil ürün ve hizmetler geliştirerek değişen tüketici beklentilerine hızlı cevap vermek, yenilikçi yaklaşımlar ile müşterilerin hayatını kolaylaştırmak.
  • Teknolojilerini ve çözümlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve kazanç elde etmek.
  • Devasa nakit sermaye ve diğer kaynaklar olmadan finans sektöründe yeni iş modelleri kurgulamak.

💭Açık Bankacılıkla İlgili Düşünceler💭

  • İlk olarak Avrupa’da konuşulmaya başlanan ve regülasyonlarla desteklenen, İngiltere’de pazarda önemli bir noktaya gelen Açık Bankacılık, Kuzey Amerika kıtasından Asya ülkelerine kadar dünyanın birçok ülkesinde hızla yaygınlaşmakta olup çok yakın bir zamanda tüm bankacılık sistemini baştan uca değiştirecektir.
  • Çoğu ülkede bankacılık sektörü otoritelerinin açık bankacılık kavramına ve FinTech işbirliklerine pozitif yaklaşımları, açık bankacılık kavramının geleceğin dünyasında alacağı rolün büyüklüğünü ve önemini göstermektedir. Bu süreç ayrıca düzenleyici otoritelerin açık bankacılığı bir inisiyatif olmaktan çıkarmalarına, sektör için bir zorunlu uygulama olarak tanımlamalarına neden olmuştur.
  • Açık bankacılık piyasadaki tüm oyuncular için bir fırsat olarak görünse de bankacılık sektöründe geçiş sancılı olacaktır. Bazı araştırmacılar açık bankacılığı, telekomünikasyon şirketlerinin WhatsApp’ı olarak değerlendirerek bu durumun bazı bankalar için ciddi bir tehdit olduğunu düşünmektedir.
  • Bankalar ve düzenleyici otoriteler, sektörün yeni oyuncuları olan FinTech’lerin pazarda hem finansal hem de bilgi güvenliği konularında yaratabilecekleri risklere karşı da endişe duymaktadırlar.
  • Açık bankacılıkla ilgili olarak gündeme gelecek bir diğer değişim ise veri sahipliğinin bankalardan tüketicinin kendisine geçmesi olacaktır. API kullanımlarının müşterinin rızası ile mümkün olması açık bankacılığın en temel gerekliliğidir.
  • Tüketicinin izni sonrasında ise verilerin kullanımı anlamında merkezi bir yapıdan paylaşım ekonomisine bir geçişin olması öngörülmektedir. Bir başka ifade ile veri demokratikleşecektir.
  • Her ne kadar Açık Bankacılığın başarısı bankalar ve FinTech’ler arasında kurulacak işbirliklerine bağlı gibi görünse de, bu kavramla ilgili en büyük sorun, müşteriler tarafından tam olarak ne anlama geldiğinin ve son kullanıcıya ne gibi faydalarının olacağının anlaşılmamış olmasıdır.
  • Özellikle PSD2’ye tam uyumlu ve geniş kapsamlı (Platform Bankacılığı — API standartları gibi) bir regülasyonun yakın zamanda hayatımıza girmesi durumunda ülkemizde de açık bankacılık kavramı hızla gelişecektir.

Son Söz;

Açık bankacılık hayatımıza ödeme hizmetleri alanı ile girmiş olsa da şu anki konumu bu durumdan çok ötededir. Açık Bankacılık artık bir zorunluluk ya da strateji olmak yerine bankacılık ekosisteminin geleceğini şekillendiren bir kavram olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Banka dışı kesimi de sisteme kazandırma ve hizmet kalitesini artırabilme imkanından dolayı tüm ekosisteme fayda sağlayan açık bankacılık kavramına yenilikçi ve işbirlikçi bankalar şimdiden çok fazla yatırım yapmaktadır.

Bu süreçte geleneksel bankaların mı hala pazardaki en önemli oyuncular olacağı ya da esnek yapıları ile pazara dâhil olacak FinTech’lerin mi pazarda daha etkin bir rol alacağı ise şu an en merak edilen konudur.

  • Açık Bankacılıkla ilgili yazmış olduğum kitap bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.
  • Ülkemizdeki Açık Bankacılık Ekosistemi Haritası belirli aralıklara

    tarafından yayınlanmaktadır.

Yazar: Murat Güleç

2006 yılında Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Murat GÜLEÇ, 2019 yılında Başkent Üniversitesi Bankacılık ve Finans Yüksek Lisans Programı’nı tamamlamıştır. 2007 yılında Bankacılık kariyerine müfettiş yardımcılığı görevi ile başlamış, müfettişlik, bölge müdür yardımcılığı, şube müdürlüğü görevlerinde bulunmuştur. Halen Türkiye’nin önde gelen bankalarından birinde Birim müdürü olarak görev yapmakta ve Başkent Üniversitesi’nde Bankacılık ve Finans alanında doktorasını sürdürmektedir. Bankacılık, Finans, FinTech, Teknoloji konu başlıklarında finansal okuryazarlığa katkı sağlama amacıyla makaleler ele almaktadır.