Paddle, üçüncü parti geliştiricilerin gözünde bir kahramana dönüşebilir…

Bulut bilişim ve bilgisayar alanındaki gelişimler sayesinde şirketler artık uygulamaları hizmet olarak sunulan yazılım (SaaS) olarak kullanmayı benimsemiş durumda. SaaS, evrimleşen iş dünyasında esnek “kullandıkça öde” modeli ile hızlı bir adaptasyon yakaladı. SaaS ürünleri için ofis arkasında faturalamaya yönelik geniş bir ağ oluşturan Paddle, en son büyüme aşamasında 200 milyon dolar toplayacağını duyurdu.

KKR tarafından başı çekilen ve FTV Capital, 83North, Notion Capital ve Kindred Capital gibi eski yatırımcıların da desteğini alan D serisi yatırımda, Paddle piyasa değerini $1,4 milyar dolara çıkardı.

Melike Belli’nin de (aşağıda) içerisinde bulunduğu çok başarılı bir ekiple yoluna devam eden Paddle, faaliyet gösterdiği 200 piyasada 3.000’den fazla yazılım müşterisine, kendi operasyon bölgelerinde kendi SaaS ürünlerini B2B modelinde kurmaları için yardım ediyor. Ancak birçok müşteri hizmetinin bugün SaaS modeli altında satılıyor olması, Paddle’ı uygulama içi ödeme alanında ilerlemeye itiyor.

Paddle, her ne kadar pandemi döneminde genişlemelerinin yavaşlayacağını düşünmüş olsa da, yayın akışları ve görsel tüketici ürünleri beklentilerini tersine çevirdi. İş dünyasının bir anda B2B ürünlerine talep göstermeye başlaması yatırımları da artırdı.

Ödemeler dijital dünyada her zaman karmaşık ve parçalı bir yer tutarken, piyasa düzenlemelerine bağlı banka uygulamaları ve ödeme yöntemleri kullanıcıların sürekli kafasını karıştırdı. Ödemelerin her bir adımını gerçekleştirmek genel olarak bir dizi tedarikçinin birbiriyle bağlantı kurmasını gerektiriyor. Paddle, çevrimiçi ortamda yazılım satan şirketler için mevcut ödeme sistemlerinin etrafından dolanan bir ürün geliştirdi. Geliştirilen yöntem hesap çıkarmak, ödeme, üyelik yönetimi, faturalandırma, uluslararası vergiler ve finansal uyum süreçlerini kapsıyor.

Kendisini SaaS olarak sunan Paddle, işlem başına %5 + 50 cent ücret alıyor. Video konferans uygulamasından tutun siber güvenlik şirketlerine kadar kullanılabilen ödeme yöntemi, bu alanda yaşanan zorluğu ortadan kaldırmayı hedeflerken, piyasada bulunan envai çeşit benzer ürünün oluşturduğu karmaşayı da gideriyor. Londra merkezli şirket faturalama ve ödeme hizmetlerinin tek bir üründe toplayarak yazılım dünyasına sunuyor.

Paddle’ın kurucuları bulundukları piyasaya ilk kez 18 yaşında adım atarken, ilk birkaç milyon dolar geliri bir avuç çalışan ile elde ettiklerini, ardından satışların 300 milyon dolara kadar çıktığını, ancak en başta var olan temel sorunların devam ettiğini belirtiyor.

Farklı düzenleme ve uyumluluk kuralları nedeniyle faturalama ve ödemeler şirketlerin bulunduğu farklı bölgelerde daimi bir zorluğu temsil ediyor. Paddle, yerel ödeme şirketleri dahil çok sayıda ortak ile çalışarak müşterilere kesintisiz bir hizmet sunmaya çalışıyor.

“Apple karşı rakip olmamız gözlemsel mantığın bir sonucu”

Paddle, elde ettiği büyüme ile geçtiğimiz aylarda uygulama içi ödeme alanında Apple’a bir rakip olarak gösterildi. Paddle kurucu ortağı ve CEO’su Christian Owens‘a (üstte) göre, Apple’a karşı bir rakip olarak belirmeleri gözlemsel mantığın bir sonucu.

Faturalama konusunda Apple’a meydan okumaya çalışan App Store uygulama sahipleri, Paddle’ın sunduğu alternatif ile cesaret kazandı.

Owens, Apple’ın yazılım şirketlerinin ticareti etrafında tam teşekküllü araçlar sunarak doğru bir iş yaptığını söylüyor. Öte yandan, müşterilerine bu araçları ne zaman kullanabilecekleri konusunda bir opsiyonun yanı sıra ne kadar ödeme yapacakları konusunda opsiyon vermemiş olması bir hata olarak beliriyor diyor. Owens’a göre, bu adımları da kapsayacak araçlar olmak zorunda.

Apple işlemlerden %30 ücret alırken, Paddle 10 dolar altındaki işlemlerden %10, $10 üzerindeki işlemlerden ise %5 ücret almayı planlıyor. Ürünlerinin hazır olduğunu ve şimdiden 2,000 üye bulunduğunu belirten Owens, App Store’da 2 milyar dolarlık bir hacimden bahsediyor. Paddle, bu süreçte Epic Games’in App Store’daki şartları üzerinden Apple’a 2020’de açtığı davadan da uzak duruyor.

Bu durum, Paddle’ı Apple’ın gözünde sevilmeyen bir şirket yapabilecekken, üçüncü parti geliştiricilerin gözünde bir kahraman haline getiriyor. Paddle, ödele alyapısının yönetimi ve vergi uyumluluğundan kaynaklanan zorlukları ve maliyetleri azaltırken, SaaS dünyası için daha hızlı ve sürdürülebilir büyüme sağlıyor. Kategori tanımlayıcı iş inşa etmek adına büyük bir başarıyı temsil eden Paddle, şimdi bir sonraki yatırıma hazırlanıyor…

KaynakTechCrunch
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Çalışma hayatına Western Union'da iletişim departmanı ile başladı. 2011-2014 yılları arasında NewTech dergisinin yazı işleri müdürü olarak çalıştı. ShiftDelete.Net ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 2022 itibarıyla FinTech İstanbul platformunun genel yayın yönetmeni olan Verdi, aynı zamanda Bankalararası Kart Merkezi, MediaMarkt gibi öncü kuruluşlara yönelik medya konseptleri geliştiriyor.