Dünyanın dört bir tarafından gelen FinTech ve finansal inovasyon uzmanlarının Avrupa’daki buluşma noktası olan bir Money 20/20 Avrupa etkinliğinin daha sonuna geldik. Amsterdam’dan dönüşte ayağımızın tozu ile etkinlik ile ilgili izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak üzere ekran başına oturduk. Keyifle okumanız dileğiyle.

Konuşmalardan Notlar 

  • Daniel Kjellén (Tink) ve Charlotte Hogg (Visa Europe) tarafından açılan Money 20/20 oturumu açık bankacılık ile ilgili çarpıcı açıklamalara yer verdi. Açık bankacılığın artık dikkat çeken bir konu olmadığını iddia ederek konuşmalarına başlayan panelistler, gerçek inovasyonun açık bankacılıkta değil, açık bankacılığı içeren hizmetler ve değer önerileri kapsamında gerçekleştiğini vurgulayarak finansal hizmetlerde veri kullanımının bu sürecin en önemli parçasını olduğunu eklediler. Ödeme hizmetlerinin temelinde siber güvenlik ve fraud konularının yer aldığını vurgulayan Charlotte Hogg, Ukrayna’daki savaşın ek hassasiyet yaratıp yaratmadığına dair soruya “Söz konusu siber güvenlik olunca izin yapmak mümkün olmadığı için ister normal bir iş günü ister bir uluslararası kriz ortamı olsun, finansal hizmet sağlayıcıları her zaman paranoyak olmalı” şeklinde cevap vererek siber güvenlik konusunun önemini vurguladı.
  • Açık bankacılık konusunda bir başka ilginç panel ise API kullanımının parasallaştırılması konusu etrafında yaşandı. Karl MacGregor (Vyne), Başak Toprak (J.P. Morgan Payments), Stefano Vaccino (Yapily), ve Tom Pope (Tink) açık bankacılık kullanarak bankaların her türlü hizmeti ileriye taşıyabilecekleri konusunda hem fikir olduklarını belirterek paneli açtılar. Açık bankacılıkta geliştirilmesi halen mümkün olan alanlar konusundaki soruyu mevcut müşterileri elde tutmanın yeni müşteri bulmaktan daha ekonomik olduğunu vurgulayarak başlayan Başak Toprak, ayrıca açık bankacılığın yeni gelir kanalları yaratmak için doğru bir yol olduğunu belirtti. Eğitim, farkındalık hususlarında açık bankacılıkta eksik olduğunu belirten Toprak, nakit erişimine ulaşmanın gitgide zorlaştığı bu günlerde açık bankacılığın hem bu hem de veri toplama amaçları için ideal olduğunu vurguladı. Diğer panelistler ise bu soruya hızlandırılmış ödemeler ve iyileştirilmiş tüketici finansmanı başlıkları ile cevap verdiler. Bir diğer panelist Stefano Vaccino Apple’ın açık bankacılığa yatırım yapması açık bankacılığın yarının değil bugünün gündeminde olması gerektiğinin göstergesi olduğunu söyleyerek açık bankacılık konusunda çalışmaya başlamamış kuruluşları acilen konuşmalara başlamaları konusunda yönlendirerek paneli sonlandırdı.

  • Starling kurucusu Anne Boden’in şubesiz dijital banka yani neobankaların karlılığı konusundaki konuşması etkinliğin en çok ilgi çeken konuşmalarından biriydi. Konuşmada diğer rakiplerinin aksine 18 aydır karlılık statüsüne sahip bir neobanka olan Starling’in İngiltere pazarının %3 perakende ve %8 KOBİ payına sahip olduğunu öğrendik. Karlılık durumuna ulaşmalarında (paralı) müşteri edinimi yerine sürdürülebilirlik konusuna odaklanmalarının büyük katkısı olduğunu belirten Boden, subscription, referral ve Premium modellerinin uzun vadede kaynak zaafına yol açtığını belirtti. Her FinTech konuşması olduğu gibi bu panelin de kripto konusuna evirilmesi ile Boden’in kripto ürünleri kapsamındaki kırmızı çizgisini öğrenmiş olduk. Gerçek zamanlı ödeme altyapısına bağlı kripto cüzdanlarında gerçekleşen fraud sorunları sebebiyle şu anda kripto hizmetleri sunmak istemediklerini belirten Boden, ekibinin kripto reklamı yapmaktansa ödeme altyapılarının güvenliğini sağlamak konusunda çalışmalar yaptığını ancak ilerleyen zamanlarda bu önceliğin değişebileceğini belirtti. Boden’ın konuşmasında öne çıkan diğer Starling yol haritası başlıkları da şu şekilde: kredi hizmetlerinin daha da iyileştirilmesi, mevcut müşterilerin (bilanço kapsamında) meşrulaştırılmaya devam edilmesi, yeni pazarlar, kurumsal müşterilerin karbon ayak izlerinin azaltılmasına yardımcı olunması, gömülü bankacılık hizmetleri ve KYC/AML sistemlerinin iyileştirilmesi.
  • Stripe’tan John Collison’un konuşması ise ödeme meraklılarını bir araya getirdi. İnternet ekonomisinin savaş ve pandemiye rağmen artarak ilerlemeye devam edeceğini belirterek konuşmasına başlayan Collison, diğer krizler gibi mevcut krizlerin de işleri özellikle müşterilerin interneti maliyetleri azaltmak için kullanması sebebiyle uzun vadede etkilemeyeceğini iddia etti. Şu aralar gündemi meşgul eden şirket değerlendirmeleri konusunda ise bu ortamın yeni fırsatlar yarattığını belirterek açıklamalar yapan Collison, girişimcilere 2021 şirket sunumlarını çöpe atarak 2022 için yeni bir sunum hazırlamalarını ve değerlendirmeden çok asıl temel konulara önem vermelerini önerdi. Stripe’in bir banka olmadığını ve banka olma niyeti olmadığını açıklayarak konuşmasını sonlandıran Collison, ilerleyen dönemlerde yeni ürünlerin de desteği ile elektronik ticaret’in AWS’i olmayı amaçladıklarını paylaştı.
  • Tahmin edileceği üzere kripto etkinlikte bolca yer verilen bir konuydu. Kripto ürünlerinin bildiğimiz kullanım alanları dışında bu sene öne çıkan bir konu kripto ödemeler konusundaydı. Nitekim Stripe CEO’su John Collison da konuşmasında 2013’te Bitcoin ödeme hizmetlerini sona erdirmelerine rağmen kısa zaman önce yeni bir kripto ödeme ürünü ile piyasaya çıktıklarını ve teknolojideki gelişmelerden dolayı şu anda bu pazarda olmanın çok daha heyecan verdiğini belirtti.
  • Adam Gagen, Inge van Dijk, Marion Laboure ve Olivia Minnock tarafından gerçekleştirilen Dijital Avro tartışmaları ise Avrupa’nın bu konuda ABD, İngiltere, Asya gibi bölgelerin gerisinde olduğunu vurgulayarak başladı. Panelist Inge van Dijk ise “Her ne kadar (Christine) Lagarde 2025’i hedeflese de bu projeyi doğru şekilde gerçekleştirmek çok daha uzun zaman alacaktır” diyerek 27 ülkenin onayını toplayan bir proje yapmanın zorluğunu ortaya koydu.

  • Metaverse ise hem konuşmalar hem katılımcıların toplantı alanlarında açıkladıkları ARGE projeleri kapsamında etkinliğin öne çıkan konularından bir başkasıydı. Katılımcılar, metaverse alanına olan ilginin sebeplerini konuyla ilgili panelde daha iyi anlama imkânı yakaladılar. Guillaume Vaslin, Steve Suarez, Jelena Zec ve Zoe Wei’yi içeren panelde öne çıkan nedenleri “FOMO & sektörde öncü olma isteği, bankalar için marka güçlendirme fırsatları, çok kanallı bankacılık hizmeti imkanları ve dijital paralar kullanarak yaratılabilecek yeni ödeme ve trading deneyimleri” şeklinde özetlemek mümkün.
  • Bankacılık deneyimleri konusundaki ilgi çekici panel ise Emelie Magnusson, Deniz Güven, Gareth Richardson ve Joy Macknight gibi isimler tarafından gerçekleştirildi. Panelistlere göre, bankalar söz konusu teknoloji altyapısı olduğunda aşırı masraflar yapmalarına rağmen (ABD’de 86Milyar dolar) müşteri deneyimini tam manasıyla düşünmüyorlar. Konuşmacılardan Emelie Magnusson, yeni teknolojiler kullanırken erken davranmanın ve entegrasyonun amacını anlamanın önemini vurgularken, hizmet sağlayıcıların hangi sorunu çözdüklerini göz önünde bulundurmaları gerektiğini belirtti. Deniz Güven ise bu görüşü neyin kullanıldığından çok o şeyin nasıl kullanıldığı ve konfigüre edildiğinin daha önemli olduğunu söyleyerek Magnusson’u destekledi. Güven, finansal hizmet sağlayıcılarının mevcut işletim modellerinin mevcut veya yeni pazarlarda kullanıp kullanamayacaklarını sürekli düşünmeleri gerektiğini söyledi ve Pazar payının iyi deneyimi takip ettiğinden bahisle deneyimin Pazar payından daha önemli olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı.

  • Etkinlikteki en ilginç konuşmalardan biri şüphesiz ki Ukrayna’lı banka yöneticileri ve FinTech girişimcilerini içeren Mastercard teknoloji paneli Teknolojinin kriz ve belirsizlik ortamlarındaki (olumlu) rolüne dair panel Mastercard Avrupa Başkanı Mark Barnett’in Ukrayna’daki krizle ilgili çarpıcı konuşması ile başladı. Ukrayna Dijital Dönüşüm Bakan Yardımcısı Oleksandr Bornyakov’un video mesajı ile devam eden oturumda Ukrayna’nın savaşa rağmen teknoloji merkezi olma hedefleri konusundaki kararlılığı “Ukrayna’ya yatırım yap, barışa yatırım yap” sloganı ile vurgulandı. Mesajdan sonra sahnede yerini alan Holland Fintech Yöneticisi Don Ginsel ve Ukraynalı kadın girişimciler Anna Tigipko, Maria Kolganova, Nataliia Slieptsova ve Shevtsova Alyona pandemiden kazanılan uzaktan hizmet altyapısının savaş esnasında çok faydalı olduğunu ve finansal hizmetlerin halen eksiksiz şekilde devam ettiğini vurguladı. Panelde, piyasadaki düzenliliğin savaş esnasında yeni regülasyonlar ve destek mekanizmaları ile esnek çalışmaya izin veren regülatör ve Merkez Bankası’nın da etkisi olduğu bilgisi dinleyicilerle paylaşıldı. Savaşın ilk günlerinde ATM önlerinde oluşan kuyrukların dijital bankacılığın sorunsuz çalıştığının anlaşılması ile sona erdiğini anlatan panelistler, savaş esnasında erkekler cephede kaldığı için ekonomi ve dijital hizmetleri kadın girişimciler tarafından sürdürüldüğünü belirttiler. Paneli dinleyen herkes gibi ekibimiz de etkinlikten girişimcilerin dayanışması ve dijital hizmetlerin gerçek gücünden etkilenerek ayrıldı.

 Türkiye’den Yeni Pazarlara Açılmak

Bir büyüme göstergesi olan yeni pazarlara açılmanın mevcut şirketler için önemini bildiğimiz için etkinliğin bir kısmını yeni pazarlara açılmaya destek olan kurum ve kuruluşlarla konuşarak geçirdik.

  • İlk durağımız etkinliğe ev sahipliği yapan Hollanda pazarı hakkında bilgi veren stant oldu. Canlı bir FinTech pazarına sahip olan Hollanda’da FinTech girişimleri %11 Pazar payına sahip ve başkent Amsterdam Avrupa’daki 3. En güçlü start-up şehri olarak biliniyor. Hollanda pazarına giriş sürecini kolaylaştırmak için “Amsterdam in Business” ve “Holland FinTech” gibi kurumlar olsa da kurumların temsilcileri pazarın küçüklüğünden dolayı yeni katılımcılar konusunda temkinliler. Hollanda FinTech’in kurucularından Don Ginsel, Hollanda pazarına açılmak isteyen şirketlerin kendilerine “Müşterilerin, yatırımcılarım ya da ihtiyacım olan yeteneklerden biri bu pazarda yer alıyor mu?” sorusunu sormaları gerektiğini ve ancak cevaplardan biri evet ise pazara girmeyi düşünmelerini öneriyor. Hollanda’daki regülatörlerin yeni iş modellerini ince eleyip sık dokuduklarını belirten Ginsel, bu sebeple girişimlerin regülasyon konusunda araştırma yapmaları gerektiğini vurguluyor. Ginsel, gerekli araştırmaları yapan şirketlere seve seve yardımcı olacaklarını ve Hollanda’da yasal onayları alan şirketlerin bu onay sayesinde Avrupa’ya daha güçlü bir şekilde açılabileceklerini söyleyerek konuşmamızı sonlandırdı.

  • Her ne kadar Türkiye’den açılırken akla gelen ilk pazar olmasa da İngiltere’ye benzer özellikleri sayesinde Avusturalya pazarı da FinTechler için git gide daha çekici bir hal alıyor. Fuarda büyük bir stantla yer alan Avusturalya Ticaret ve Yatırım Komisyonu (Austrade) ekibi ise bu konuda her türlü yardıma hazır. Avusturalya’ya açılmak isteyen şirketleri büyük bir samimiyetle karşılayan ekipten Karin van Wesep, Avusturalya’daki yasal ortamın İngiltere’ye olan benzerliği, tüketicilerin FinTech ve yeni ürünlere olan ilgisi (60% adaptasyon) sebebiyle girişimler için ilginç bir Pazar olduğunu ve APAC coğrafyasına bir sıçrama tahtası olarak kullanılabileceğini belirtti. Austrade ekibi halihazırda Railsr, Afterpay, Airwallex, Revolut, GoCardless ve Wise gibi şirketlerle çalışıyor ve beraber çalıştıkları tüm şirketlerin hikâye ve iş modellerini bir çırpıda sayabilecek kadar portföylerine hakimler.

  • Almanya’ya yakın konumu ile Avrupa pazarında potansiyeli daha keşfedilmemiş bir Pazar olan Polonya pazarına ait detayları ise FINTEK.PL Baş Editörü Rafal Tomaszewski’den dinledik. Tomaszewski regülatör her ne kadar web3 ve kripto ürünlerine şüpheci yaklaşsa da farklı ülkelerden alınan lisanslarla ülkede bu tarz hizmetlerin verilme imkânı bulunduğunu belirtti. Dijital ürünlere olan ilginin yüksek olduğunu belirterek konuşmasına devam eden Tomaszewski’ye göre Pazar yabancı FinTech şirketleri için de birçok fırsat vadediyor. Konuşmamız esnasında tıpkı Türkiye’de olduğu gibi çoğu bankanın iyi işleyen mobil aplikasyonu bulunduğunu ancak farklı değer önerileri ile pazara değer katmanın mümkün olduğunu öğrendik. Okuyucularımızın sorularını cevaplamaktan memnuniyet duyacağını belirten Tomaszewski, ülkedeki bilinen yabancı FinTechler kapsamında Revolut, Twisto ve Klarna’yı örnek verdi.

  • Tıpkı Avusturalya’da olduğu gibi Hong Kong pazarına girmek isteyen şirketlere destek olmak isteyen bir ekip de Hong Kong için mevcut. Paula Kant ve Francis Trollope bizi Hong Kong’da şirket kurmanın kolay ve ucuz olduğundan ve InvestHK desteği sayesinde daha da kolaylaştığından bahsetti. Basit, anlaşılır ve tutarlı vergi rejimine dair açıklamalar bizim bile kafamızı karıştırdı desek yanlış olmaz. InvestHK ekibi Hong Kong’un Çin ve Güneydoğu Asya’da yer alan finansal hizmetlere erişimi sınırlı popülasyona ulaşmak için de ideal olduğunu iddia ediyor. Geçen on iki yılın yedisinde dünyanın 1. IPO pazarı tacını koruyan Hong Kong ile ilgili daha fazla bilgi almak için Paula Kant ve Francis Trollope ile iletişime geçebilirsiniz.

Duyurular

Etkinliğe katılan şirketlerin bazıları ortaklık ve yeni ürün duyurularını ilk kez Money 20/20 katılımcıları ile paylaştılar. Ödeme devi Mastercard “Pay by link” isimli yeni fatura ödeme özelliğini tanıtırken, Railsbank olarak bildiğimiz başarılı gömülü bankacılık şirketinin kurucusu Nigel Verdon şirketin artık “Railsr” olarak anılacağını ve entegre ödül hizmetleri kullanımına izin veren Rewards-as-a-Service (RaaS) ürününü ilan etti.

Etkinlik başlamadan Apple’ın Buy-now-pay-later pazarına giriş yaptığını öğrenmiştik. Katılımcılar daha hararetle bu gelişmeyi tartışırken İngiltere merkezli Zopa da BNPL pazarına adım attığını duyurdu.

Açılış konuşmalarından birini yapan Tink CEO’su Daniel Kjellén ise konuşmasını Revolut ve Adyen ile başlattıkları iş ortaklıklarını ilan ederek tamamladı.

Etkinlik esnasında bir duyuru da kripto sektöründen geldi. Ripple, lüks tüketim alanında çalışan perakendecilerin kripto ödeme kabul edebilmelerini sağlamak amacıyla Lunu ile çalışmaya başladıklarını açıkladı.

Akşam Etkinlikleri

Money 20/20 fuar alanı global finansal inovasyon uzmanları ile tanışmak için harika bir fırsat sunsa da iş anlaşmalarının gerçekte akşam etkinlikleri esnasında yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Etkinliğin ilk akşamında gerçekleşen resmi Money 20/20 akşam etkinliği ormanlık bir alanda, katılımcıların uzun bir gün sonrasında dinlenmesine fırsat verecek bir festival alanı şeklinde hazırlanmıştı. İkinci gün ise katılımcılar barlar sokağında bir after-party’e davetliydiler.

Üç günlük etkinlik esnasında resmi etkinliklere paralel birçok özel etkinlik de gerçekleşti. Alman heyeti her sene olduğu gibi bu sene de Payment and Banking yemeğinde buluştu. BeNeLux ekibi ise ortak bir etkinlik ile Belçika, Hollanda, Lüksemburg delegasyonlarını bir araya getirdi.

Etkinlik esnasında gerçekleşen en başarılı etkinliklerden biri ise şüphesiz ki Banxware, Hawk:AI, and Weavr.io tarafından Soho House’ta düzenlenen Gömülü Bankacılık davetiydi. Bu etkinlik, gömülü bankacılık alanında faal bir çok şirketi bir araya getirirken etkinliğe gösterilen yoğun ilgi finansal hizmetlerin geleceği ile ilgili bir fikir de verdi desek yanlış olmaz herhalde.

Tanıdık Yüzler

Amsterdam’daki üç günlük etkinlikte ekibimiz Türkiye’de bilinen birçok isimle karşılaştı.

AktifTech, Birleşik Ödeme, Diebold Nixdorf, EM Bank, Formica AI, Global Ödeme, UPT, Veripark gibi bilinen şirketleri fuardaki stantlarında ziyaret ederek şirketlerin Avrupa faaliyetleri hakkında bilgi edinme fırsatı edindik.

J.P. Morgan Ödemeler’den Başak Toprak, PlatformXIT Kurucusu Deniz Güven, Papara Kurucusu Ahmed F. Karslı ise bankacılık deneyimi, finansal kapsayıcılık, açık bankacılık gibi konularda ilgi çeken konuşmalar yaparak çalışma alanları hakkında katılımcıları bilgilendirdiler.

Ekibimiz ayrıca etkinlik esnasında AktifBank, Austrade, BelBim, Birleşik Ödeme, CEECAT Capital, Discover Financial Services, Finartz, Finberg, FinagoTech, Garanti, Kobil & Temenos, Oyak Anker Bank, OzanPay, Sipay, TEB, Turkcell, TrLogic, Paycell, Papara, Yapı Kredi gibi çoğu kurum ve girişimin temsilcileri ile görüşme fırsatı yakaladı.

Bir sonraki Money2020 etkinliği 23-26 Ekim’de Las Vegas’ta yapılacak. Bir başka etkinlikte görüşmek dileğiyle.

Money 20/20 izlenimlerimizi daha detaylı şekilde içeren İngilizce yazı versiyonuna buradan erişebilirsiniz.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.