Son yirmi yıllık dönemde hayatımıza giren yeni teknolojilerin, son kullanıcının gündelik ihtiyaçlarına karşılık vermeye başladığı andan itibaren daha popüler hale geldiğini ifade edebiliriz…

Söz konusu teknolojilerin, kamu ve özel sektör haricinde son kullanıcılar, yani vatandaşlar nezdinde de uygulama alanı bulmalarıyla beraber bazı pozitif etkileri de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Buna örnek olarak; kripto paralara ilişkin artan talep dolayısıyla kanun koyucu otoritelerin mevzuat çalışmalarını hızlandırmak durumunda kaldığını ifade edebiliriz. (Kripto varlıklara ilişkin güncel hukuki gelişmeleri ele aldığımız yazımıza buradan erişebilirsiniz.)

Kripto varlıklar nezdinde popülerleşme zincirindeki etkileşim nasıl oldu diye bakarsak;

Hayatımıza giren blockchain teknolojilerinin ardından bitcoin; sonrasında Rus yazılımcı Vitalik Buterin tarafından 2013 senesinde geliştirilen blockchain temelli Ethereum; bunu takiben Ethereum vasıtasıyla gerçek anlamda birçok amaca hizmet edebilecek akıllı sözleşmelerin oluşturulması imkanıyla beraber akıllı sözleşme uygulamaları; devamında ise aslında akıllı sözleşmelerin güzel bir örneği olan ve gündelik hayata da rahatlıkla entegre edilebilecek yeni bir kavram hayatımıza girdi; NFT.

NFT Kavramı

NFT, Non-Fungible Token yani değiştirilemez jetonları ifade eder ve bir kripto varlık birimidir. Türkçe karşılığı ise Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi ile Türk Dil Kurumu tarafından yürütülen anket çalışması sonucunda “Nitelikli Fikri Tapu” olarak belirlenmiştir.

NFT’ler, blockchain üzerinde geliştirilen bir çeşit kripto para türü olmasına karşın, benzersiz ve takas edilemez özellikleri sebebiyle diğer kripto para türlerinden ayrılmaktadır. Dolayısıyla, blockchain üzerinde kimin tarafından üretildiği değiştirilemez bir şekilde kanıt altına alındığından, sahipliğinin kanıtlanabilmesine imkan veren, biricik veya eşsiz tokenlar olarak tanımlanması mümkündür[1].

NFT oluşturulması için en yaygın kullanılan platformlar arasında; Opensea, Nifty Gateway, superRare ve Enjin yer almaktadır.

Bir bilet, sanat eseri, şiir, varlık, hizmet ya da belgeyi temsil edebilen NFT’ler için her ne kadar “sağa tıklar farklı kaydet yaparım bu kadar zahmete gerek yok” diyenler olsa da, 2021 yılı itibariyle NFT’lerin çok büyük bir ivme yakalayarak ciddi bir pazar payı elde ettiğini ifade etmemiz gerekir. Nitekim, örneklere baktığımızda, Beeple’ın Everydays -The First 5000 Days eserinin 2022 senesi Mart ayında Christie’s Müzayede Evi’nde 69.3 milyon dolara; Murat Pak’ın “Merge” isimli eserinin ise 2021 senesi Aralık ayında 91,8 milyon dolara satıldığını görüyoruz. Toplam rakamlar ise, 2020 senesinde 82.5 Milyon Dolar olan NFT satışlarının 2021 senesinde 17 Milyar Dolara ulaştığını göstermektedir[2].

NFT’ler yalnızca sanat değil, müzik ve oyun gibi sektörleri de etkilemiş olup, aynı zamanda önemli markaların da işbirliği yapmalarına vesile olmuştur.

Hukuki Açıdan Genel Değerlendirme

NFT aslında bir kripto varlık birimi olduğu için, kripto varlıklara yönelik olarak yapılan hukuki düzenlemeler eğer ki özellikleri itibariyle kıyasen NFT kavramını da kapsıyor ise, NFT açısından da uygulama alanı bulabilecektir. Örneğin, Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Birliği sınırları içerisinde ortak bir kripto varlık politikasının benimsenmesine yönelik olarak oluşturulan MICA[3] kapsamında yapılan kripto varlık tanımının NFT’leri de kapsayıp kapsamadığı tartışmalıdır zira, MICA, eşsiz ve değiştirilemez kripto varlıkları tanımı kapsamına almamıştır. Bu gibi örnekler dolayısıyla günümüzde NFT’leri düzenleyen yeknesek bir kurallar bütünü olmadığından, somut olay bazında inceleme ve hukuki değerlendirme yapılması gerektiğini belirtebiliriz.

Fikri Mülkiyet Hukuku Açısından

Hukukumuzda telif hakkı konusu, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki (“FSEK”) kapsamında düzenlenmektedir. Telif hakkı, bireyin her türlü fikri emeği ile ürettiği ürünler üzerindeki hukuki hakları şeklinde tanımlanır. NFT’ye dönüştürülen eser eğer ki hususiyet başta olmak üzere FSEK şartları taşıyor ise, eser kapsamında korunabilecektir. Eser niteliğini haiz olmayan özgün yaratımlar açısından ise, yasal koşulları taşıdığı takdirde haksız rekabet kuralları kapsamında koruma altına alınabilecektir.

Her ne kadar NFT’lerin blockchain teknolojisi üzerinden oluşturulması dolayısıyla eser sahipliğinin tespiti açısından önemli bir koruma sağladığı ifade edilse de, fikri mülkiyet hukuku açısından değerlendirdiğimizde eser sahibi bir eseri meydana getiren kişi olduğu için, eser sahibi ile bu eseri blockchain sistemine ekleyen kişi her zaman aynı kişiyi işaret etmeyebilir. Böyle bir durumda, ihtilaf halinde tespit davası açılabilecektir.

Sözleşmeler Hukuku Açısından

Akıllı sözleşmeler vasıtasıyla yapılan programlama neticesinde NFT’lere ilişkin sözleşme altyapısı oluşturulmasına karşın, günümüzde NFT’lerin çok daha geniş bir kullanım alanına hitap etmesi sebebiyle, NFT’lerin yalnızca akıllı sözleşmeler açısından değerlendirilmesi somut olay bazında eksikliklere sebep olabilmektedir. Örneğin yukarıda bahsettiğimiz gibi, NFT’ler için oluşturulan marka işbirliklerinde, sponsorluklarda ya da birden fazla sanatçının bir araya gelerek bir NFT koleksiyonu oluşturması hallerinde, uygun sözleşme tipinin belirlenerek, akıllı sözleşmenin yanında geleneksel bir sözleşmenin de akdedilmesi ihtiyacı gündeme gelebilecektir.

Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı Açısından

Her ne kadar 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“KVKK”) 28. maddesi kapsamında sanat faaliyetlerinin KVKK’dan istisna tutulduğu düzenlenmişse de, NFT’lerin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu tartışmalıdır. NFT’lerin KVKK’dan istisna tutulamayacağı kabul edilirse, blockchain teknolojileri açısından ortaya konan endişeler NFT’ler açısından da söz konusu olacaktır. Nitekim, blockchain teknolojilerinin değiştirilemezlik özelliği gereği kişisel verilerin değiştirilmesinin, silinmesinin, imha edilmesinin ve ilgili kişilerin unutulma hakkını kullanmalarının mümkün olmaması, bu tartışmaların başında gelmektedir. Bunun haricinde, blockchain teknolojilerinin merkeziyetsiz yapıları dolayısıyla veri sorumlusunun kim olacağının tespiti de somut olay bazında incelenmesi gereken önemli bir husustur.

Vergi Hukuku Açısından

NFT’lerin vergilendirilmesine ilişkin olarak ülkesel ve bölgesel yaklaşımlarda farklılıklar olduğunu gözlemliyoruz. Bu sorunu gidermek için pek çok otorite tarafından vergilendirmeye ilişkin yeknesak bir yaklaşımın belirlenmesine dair çalışmalar yapılmaktadır. Bunlardan biri de, OECD tarafından, son yıllarda yeni teknolojilerin yaygınlaşması dolayısıyla değişen yatırım ve ödeme araçlarına ilişkin olarak vergisel enstrümanların oluşturulması kapsamında yürütülen çalışmalardır. OECD, mevcut çalışmalarına ek olarak en son 22 Mart 2022 tarihinde “Kripto Varlıklar Raporlama Çerçevesi ve Mevcut Raporlama Standartlarına İlişkin Değişiklikler[3] başlıklı raporu kamuoyu görüşüne sunulmuştur. Raporun konu başlıkları arasında, kripto varlıkların finansal marketlere olan etkisi, küresel bir vergilendirme sisteminin oluşturulması ve vergilendirme sisteminin transparanlığının artırılması, kripto varlık raporlamasına ilişkin kurallar bütününün oluşturularak çerçevenin belirlenmesi ve mevcut raporlama standartlarına yeni dijital finansal ürünlerin dahil edilerek değişiklik yapılması yer almaktadır.

Bunun haricinde, dünyada pek çok ülkenin kripto para yatırımlarını servet olarak sınıflandıran ve sermaye kazancı vergisine tabi tutan ABD ve İngiltere’nin yaklaşımını benimsediğini görüyoruz. Belirtmemiz gerekir ki, ABD’deki söz konusu sermaye kazancı vergisi yalnızca ABD vatandaşlarına uygulanmaktadır. Nitekim yakın bir tarihte yaşanan örnekte, 69 Milyon Dolar bedelindeki Beeple NFT alıcısı kişi ABD vatandaşı olmadığından söz konusu sermaye kazancı vergisine tabi olmadığı görülmüştür.

Diğer yandan, geçtiğimiz aylarda Birleşik Krallık, ABD, Kanada, Avustralya ve Hollanda vergi otoritelerinin oluşturduğu The Joint Chiefs of Global Tax Enforcement (J5) bir araya gelerek NFT’lerin vergilendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde ilerleyen zamanlarda NFT’lerin vergilendirilmesine ilişkin belirleyici aksiyonların ortaya çıkabileceğini ifade edebiliriz.

Vergi uzmanları, kripto varlıkların vergilendirmesi kapsamında, yapılacak vergi düzenlemelerinde “verginin yansızlığı” ilkesinin gözetilmesinin önem arz ettiğini belirtmektedir. Nitekim, AB ülkelerinde kripto varlıkların KDV’den istisna olması, Türkiye’nin ise KDV’ye tabi tutma politikası benimsemesi Türkiye’deki ihraçların AB ülkelerine kaymasına neden olabilecektir.

Mevcut düzenlemeler ışığında, vergi uzmanlarının genel yaklaşımı ise NFT’lerin bir eser olarak satışı gerçekleşmesi halinde vergiye tabi olmasının gündeme gelebileceği; diğer yandan NFT’lerin tanımının henüz Türk hukukunda yapılmamış olması sebebiyle, beyan usulü vergilendirmenin söz konusu olabileceğini yönündedir.

NFT’lerin geleceği

2021 senesi itibariyle yüksek bir piyasa hacmine ulaşan ve aslında bir kripto para birimi olan NFT için ilerleyen zamanlarda yeknesak kurallar bütünü oluşturulmasına yönelik çalışmaların hız kazacağı kanısındayız. Devlet otoritelerinin kara para aklama ya da terör finansmanını destekleme gibi faaliyetlerin önüne geçmek adına kripto varlık piyasasında olduğu gibi NFT’leri de denetime tabi tutmasının ihtimal dahilinde olduğunu belirtebiliriz. Bazı ülkelerde icra işlemlerine dahi konu edilen NFT’lerin vergilendirme esasları ve hukuki koruma yöntemleri gibi hususlarda Avrupa Birliği ülkelerinin yaklaşımlarının belirleyici olacağı kanısındayız.

Kaynaklar:

[1] Crypto-Asset Reporting Framework and Amendments to the Common Reporting Standard (Public Consultation Document) (oecd.org)

[2] Crypto traders sold $17.6 billion worth of NFTs in 2021, including Bored Apes and cryptopunks | Fortune

[3] EUR-Lex — 52020PC0593 — EN — EUR-Lex (europa.eu)

KaynakMedium
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Burcu Tümer, lisans derecesinin ardından hukuk ve işletme alanlarında Londra ve Cenevre’de farklı diploma programlarına katılmıştır. 11 yıl boyunca muhtelif hukuk bürolarında avukatlık mesleğini icra ederek, teknoloji alanında faaliyet gösteren farklı global şirketlerde bölge sorumlulukları da dahil olmak üzere hukuk müşavirliği yapmıştır. 2021 senesi itibariyle TBL Legal’in Kurucu Ortağı olarak müvekkillerine teknoloji hukuku başta olmak üzere hukuki danışmanlık ve eğitimler vermektedir. Uzmanlık alanları arasında yapay zeka, nesnelerin interneti, blok zinciri teknolojileri, akıllı sözleşmeler, finansal teknolojiler ve dijital varlıklar yer almaktadır. Fintech Istanbul Akademi bünyesinde de farklı konularda eğitimler veren Burcu Tümer aynı zamanda kuruluşundan itibaren Blockchain Türkiye Platformu bünyesinde hazırlanan raporlara katkı sağlamakta ve yeni teknolojilerin hukuki perspektiften değerlendirilmesi adına webinarlara konuşmacı olarak iştirak ederek makaleler yayımlamaktadır.