İnsanlık tarihi boyunca aynı anda en fazla insanın tanıdığı ve gördüğü yerde ne olduğunu bildiği tasarım tahmin edileceği gibi 100 dolarlık banknot tasarımı (aşağıda)…

Günümüzde dünyanın her yerinde kullanılan bu banknot ise üzerindeki fotoğrafta yer alan Benjamin Franklin ile tanınıyor.

Elektrik, paratoner, çift odaklı camlar ve matbaa gibi teknik çalışmalarının dışında kölelik karşıtı çabaları ve Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni kaleme alması ile döneminin ötesinde bir entelektüel olan Franklin, finans çevrelerinde “Finansal Okuryazarlık” kavramının atalarından biri olarak tanınıyor.

23 yaşında kurduğu matbaasında basıp yayınlamaya başladığı Pennsylvania Gazette adlı gazetede kendisi de yazılar yazıyordu. Ayrıca 1732’de Richard Sounders mahlasıyla yazdığı ve 25 yıl süren “Poor Richard’s Almanack” ile üne kavuşmuştu. Zavallı Richard’ın almanağında bolca tasarruf ile ilgili öğütlerden bulunuyordu ve 1737 yılındaki sayısında “Zenginlik İçin İpuçları” başlığındaki öğütlerden birisi ise “A penny saved is two pence clear” (Biriktirilen 1 kuruş, net 2 kuruştur) öğüdüydü. Kültürümüzdeki “Damlaya damlaya göl olur” atasözünün benzeri olan bu öğüt yıllar içerisinde o kadar popüler oldu ki günümüzde bile halen kullanıyor. Benzer manadaki öğütler 1737’den önce de söylenegelmiş olsa da bunu toplumsallaştıran kişi Franklin oldu ve günümüzde de finansal okuryazarlık denildiğinde akla gelen isimler arasında en tanınmış sima o.

Franklin’in doğumundan önce de benzer nitelikte ve anlamda öğütlerin var olduğunu görüyoruz. Belki de Franklin bunlardan etkilenmiştir. 1711’de İngiliz dergisi The Spector’un 2. sayısında Sir Andrew Freeport’un “A penny saved is a penny got.” (Biriktirilen 1 kuruş, kazanılan 1 kuruştur.) dediğini görüyoruz. Bunun dışında Richard Capel’in 1637’de yayınlanan “Tentations: Their Nature, Danger, Cure” adlı kitabında ise yine Franklin’in ifadesine çok benzer şekilde “Hence men are more glad of a penny saved than of a penny gotten.” (Dolayısıyla insanlar kazanılan bir kuruştan çok kurtarılan bir kuruşa sevinirler.) ifadesine rastlıyoruz.

Prof. Dr. Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar kitap serisinin 1. Cildinde İbni Battuta isimli bir gezginin 1334 yılındaki İznik ziyareti başta olmak üzere Anadolu’da gezdiği her yerde esnaflar arasında Fütüvvet (Ahilik Adabı) geleneği ile karşılaştığını aktarıyor. Deneyimli ahiler tarafından genç esnaflar ve çıraklara ticaret, para, sermaye, vergi, ticari ahlak ve diğer toplumsal kurallar hakkında eğitimler verildiğini anlatıyor. Bu eğitimlerde Fütüvvetname isimli bir müfredatın kullanıldığını ve eğitimin sürekli olarak yapıldığını ifade ediyor. Bu eğitimleri ise yaygınlaşmış ilk finansal okuryazarlık eğitimleri olarak kabul edebiliriz.

Bir banka genel müdürü ve kişisel finans yazarı olan James William Gilbart 1849’da London & Country Bank’in yöneticisi iken yazdığı “Ten Minutes’ Advice about Keeping a Banker” (Bir Bankacı Tutmaya İlişkin On Dakikalık Tavsiye) başlıklı makale ile İngiliz toplumuna kişisel bir bankada hesap açmanın avantajlarını ve mali konularda bankalara danışmanın ne kadar önemli olduğunu ayrıntılarıyla anlatmaya çalışmıştı.

Topraklarının %47’si tarım arazisi olan Amerika Birleşik Devletleri, çiftçilerin finansal okuryazarlığa ihtiyacı olduğunu öngörüp bunu kanunlaştıran ilk ülke konumunda buluyor. 1914’te çıkarılan Smith-Lever Kanunu ile çiftçilere finansal sistem eğitimi ve kredi imkanları konusunda bilgiler verilmesini sağlamıştır. Aynı yasada üniversitelerde kişisel finans dersleri konulmasının önü açılmış oldu. Tüketici ekonomisi, aile finansmanı, ev ekonomisi gibi farklı adlar altında konulan dersler ile modern anlamda finansal okuryazarlık eğitimleri başlamış oldu. 1920’de ise Chicago Üniversitesi’nden Hazel Kyrk’in çalışmaları ise diğer bir önemli adım. Tüm bu çalışmaları Amerika’da 70 yılı aşkın zamandır bu eğitimleri toplumun her kesimine ulaştıran Council Foreconed gibi sivil toplum kuruluşlarının oluşmasını sağlamış gibi görünüyor. Günümüzde ise Amerika’da 45 eyalette finansal okuryazarlık K12 okullarda zorunlu dersler arasında bulunuyor. 100 binlerce okulda her yıl milyonlarca çocuk finansal okuryazarlık eğitiminden geçerek hayata hazırlanıyor.

Avustralya’da ise First Nations Foundation (FNF) girişimleri ile yerlilere (aborjinler) özel içerikler ile finansal okuryazarlık eğitimleri veriliyor, topluma kazandırılmaya çalışıyor.

Yıllar içerisinde birçok ülkede Finansal Okuryazarlık ile ilgili strateji belgeleri hazırlandı ve yayınlandı. 2003 yılında Birleşik Krallık Financial Services Authority ilk strateji belgesi yayınlayan taraf oldu. ABD’de de ise Financial Literacy and Education Commission kurularak çalışmalara başlandı. Yine aynı yıl OECD’de finansal okuryazarlık standartlarını belirlemek için bir proje başlattı ve proje 2008 yılında tamamlanarak International “Gateway for Financial Education” adı ile hayat buldu. Sonradan adı değiştirilip içeriği genişletilerek International Network on Financial Education (INFE) adını aldı. Hatta OECD artık ulusal finansal okuryazarlık stratejilerini bile karşılaştırmaya ve değerlendirmeye başladı. (Örn: Evaluation of National Strategies for Financial Literacy)

G-20 ve Finansal İstikrar Kurulu toplantılarında gündeme geldikten sonra Türkiye’de 5 Haziran 2014 tarihli 29021 sayılı Resmi Gazete’de “Finansal Erişim, Finansal Eğitim ve Finansal Tüketicinin Korunması ve Eylem Planları” başlıklı iki kollu bir Ulusal Strateji Belgesi yayınlandı. Eylem planı ise genel olarak iki temaya odaklanıyor. Bunlar:

  • Finansal ürün ve hizmetleri toplumun tüm kesimlerine yaymak, finansal sistemin dışında kalanları da dahil etmek, bilgi ve farkındalığı artırarak mevcut ürün ve hizmetlerin kalitesini ve kullanımını artırmak.
  • Finansal tüketicilerin korunması için önde gelen kurumlar tarafından etkin önlemler alınmasını sağlamak.

Strateji belgesinden sonra birçok kurum çeşitli önlemler aldı ve bu alanda etkinlikler üretti. Ancak bunların en önemlisi ve kapsamlısını Türkiye Bankalar Birliği sunuyor. Hem geniş bir perspektif hem de ücretsiz eğitimler, infografikler ve bilgi bankası ile donatılmış bir deneyim platformuna dönüşmüş durumda. Hatta bireylerin Finansal Okuryazarlık Seviyesini ölçmek için ücretsiz bir online hizmet dahi sunuyor.

TCMB ise Herkes İçin Ekonomi adlı platformu ile genel bilgi seviyesinin artırılmasına katkıda bulunuyor. Önemi ise platform içerisinden erişilebilen “Çocuklar ve Gençler İçin” bölümü.

Sivil toplum açısından ise bu alana odaklanmış en önemli kuruluş; geçtiğimiz günlerde 10. yaşını kutlayan ve en çok çalışan kuruluş olan Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER). Öyle ki strateji belgesinde iş birliği yapılacak kuruluşlar arasında FODER’e de yer verilmiş. Ayrıca FODER’e, finansal eğitim ile ilgili ortak bir internet sayfası oluşturulması ve eğitim faaliyetlerinin sosyal medya yoluyla duyurulması, eğitim ve tanıtım materyalleri oluşturulması, konferans, seminer, televizyon ve radyo programları ile ve yarışmalar yoluyla finansal konulara ilginin artırılması ile kadınların finansal konularda bilinçlendirilmesi gibi bir çok görev verilmiş durumda.

UNDP ise Habitat Derneği ile ortaklaşa geliştirdiği, Visa ve Kredi Kayıt Bürosu gibi paydaşları olan “Paramı Yönetebiliyorum” adlı platform ile Türkiye’de önemli hizmet sunanlar arasında.

Tarihsel süreçten de gözleneceği gibi her dönemde finansal okuryazarlık farklı kategoriler altında inceleniyor ve dönemin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. 2010 yılı sonrasında ise finansal okuryazarlık genel olarak David L. Remund’un “Financial Literacy Explicated: The Case for a Clearer Definition in an Increasingly Complex Economy” (Finansal Okuryazarlığın Açıklanması: Giderek Karmaşıklaşan Bir Ekonomide Daha Açık Bir Tanım Örneği) adlı çalışmasındaki şu kategoriler ile ifade ediliyordu.

  • Para ve Bankacılık
  • Paranızı Koruma
  • Paranızı Bütçeleme ve Yönetme
  • Hedeflerinizi Borç ve Kredi ile Finanse Etme
  • Paranızı Biriktirme ve Yatırım Yapma

Ancak günümüzde finansal sisteminde dijital cüzdanlar, sanal/dijital paralar, sanal asistanlar, siber güvenlik gibi başka konular var. Kripto varlıklar, Metaverse, NFT, SuperApp, CBDC ve Açık Bankacılık gibi her yıl yeni finansal temalar finansal ekosisteme ekleniyor. Dolayısıyla strateji belgelerinin yenilenmesi, eğitim içeriklerinin değişmesi ve yeni içerikler ile daha fazla kişiye ulaşılması gerektiği bir gerçek.

Cihan Sarı
İşletme Lisans ve Uluslararası Finans Yüksek Lisans eğitimlerinin ardından İstanbul Ticaret Üniversitesi – Finans Enstitüsü’nde Bankacılık Doktora programına devam etmektedir. 2006 yılından itibaren Simetri Yazılım A.Ş., Elektronik Güvenlik Altyapısı A.Ş. gibi yazılım firmaları bünyesinde birçok kamu kurumunun Dijital Dönüşüm Projelerinde görev almıştır. 2009 yılı sonundan itibaren ise T. Vakıflar Bankası T.A.O. – Dijital Bankacılık ve Dağıtım Kanalları Başkanlığı’nda iş yaşamını sürdürmektedir. Aynı zamanda Türkiye Bankalar Birliği bünyesindeki Erişilebilirlik Çalışma Grubunun Başkanlığını yapmakta ve çeşitli platformlarda bankalar arası çalışmalara katkı sunmaktadır. Cihan SARI, Yapay Zekâ ve Teknoloji Derneği Kurucu üyesi ve Finans Komitesi üyesidir. Türkiye Blockchain İnisiyatifi’nde Kamu Sorumluluğu Lideri ve Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği’nde Proje Geliştirme gönüllüsüdür.