İstanbul’da düzenlenen Central Bank Payments Conference kapsamında gerçekleştirilen “Tokenisation of Money: From Flat Currencies to Stablecoins” kitap tanıtımı esaslı oturumunun video kaydını, siz değerli takipçilerimizle paylaşıyoruz.
İstanbul’da düzenlenen Central Bank Payments Conference kapsamında gerçekleştirilen “Tokenisation of Money: From Flat Currencies to Stablecoins” kitap tanıtımı esaslı oturumunda, paranın tokenizasyonunun geleceği, mevcut para sistemlerinin yeni ödeme altyapıları üzerindeki dönüşümü, merkez bankaları ve ticari bankaların rolü, CBDC ve stablecoin’lerin geleceği, programlanabilir ödemeler, teknoloji, yönetişim, düzenleme ve kullanıcıların bu dönüşümdeki konumu ele alındı. İlgili videoyu haberin devamında izleyebilirsiniz. İngilizce dilindedir.
Prof. Dr. Selim Yazıcı, Prof. Dr. Cumhur Coşkun Küçüközmen ve Dr. Michael Salmony editörlüğünde, 10 ülkeden 33 yazarın katkısıyla hazırlanan kitap, finans ve ödeme dünyasının temsilcileriyle buluşurken sektörün önde gelen 3 ismi, hem kitabı tanıttı hem de önemli bilgiler aktardı. Oturumda geleceğe ilişkin tek bir öngörü yerine, önümüzdeki 5 ila 10 yıllık döneme ilişkin farklı senaryoların söz konusu olduğu ifade edildi.
Detay:
Para, yeniden tasarlanmıyor…
Oturumda tokenizasyonun mevcut para sistemi açısından ne ifade ettiği anlatılırken, temel değişimin paranın kendisinde değil, paranın hareket ettiği altyapıda gerçekleştiği vurgulandı. Bu yaklaşım, “Parayı yeniden tasarladığımızı düşünmüyorum; rayları yeniden tasarlıyoruz” ifadeleriyle ortaya konuldu. Konuşmada, dolar ve sterlin gibi mevcut para birimlerinin kullanılmaya devam ettiği belirtilerek, dönüşümün mevcut para birimlerinin yerine tamamen farklı para türlerinin geçirilmesi şeklinde değerlendirilmediği aktarıldı.
Bu çerçevede tokenizasyon, geleneksel paranın ortadan kaldırılması yerine, geleneksel paranın yeni ödeme ve transfer altyapıları üzerinde hareket etmesi üzerinden değerlendirildi. Konuşmanın ilerleyen bölümünde bu yaklaşım “geleneksel parayı yeni raylara koyuyoruz” ifadesiyle tekrarlandı. Böylece tokenizasyon tartışması, paranın niteliğinden çok paranın dolaşımını sağlayan altyapıların, erişim mekanizmalarının ve bu altyapıları yöneten yapıların dönüşümü bağlamında incelendi.
Tokenizasyonun gelecekte nasıl gelişeceğine ilişkin değerlendirmelerde, geleceğin kesin biçimde öngörülemeyeceği özellikle vurgulandı. Hazırlanan senaryoların özellikle geleceğe bakmak isteyen kişiler açısından ilgi çekici olacağı ifade edilirken, oluşturulan sonuçların tamamının kitapta yer aldığı belirtildi.
Tokenizasyonun geleceği tartışılırken yalnızca yeni teknolojilerin ve finansal araçların değil, mevcut finansal sistem içerisinde yer alan kurumların gelecekteki konumu da gündeme getirildi. Bu kapsamda doğrudan “Kurumlara ne olur?” ve “Şimdi kurumlara ne oluyor?” soruları ortaya konuldu. Konuşmada kart kuruluşları, düzenleyiciler ve merkez bankaları gibi aktörlere özellikle dikkat çekildi. Tokenizasyon ve yeni ödeme sistemlerinin önemli ölçüde kurumlar tarafından yürütüldüğüne işaret edilirken farklı coğrafyalardan, yerleşik finansal kurumlardan, merkez bankalarından ve ticari bankalardan farklı görüşlerin alındığı belirtildi. Bu farklı aktörlerin karşılaştığı zorlukların ve yaklaşımların bir araya getirilmesinin, geleceğe ilişkin oluşturulan senaryoların temel unsurlarından biri olduğu aktarıldı.
Finansal sistemde paradigma değişimi
Konuşmanın ilerleyen bölümünde, bugünkü tokenizasyon ve dijital para tartışmalarının geçmişte Bitcoin ile başlayan finansal sistem tartışmalarıyla ilişkisine değinildi. Satoshi Nakamoto’nun ortaya koyduğu orijinal fikre atıfta bulunularak, geleneksel finansal sistemin çalışma biçimine yönelik eleştirilerin zaman içerisinde kripto para ekosisteminin oluşmasına katkıda bulunduğu anlatıldı. Konuşmada, kriptonun ortaya çıkışı “bütün korkunç unsurlarıyla birlikte” ele alınırken, bu sürecin daha sonra geleneksel hayatın nasıl organize edilebileceğine ilişkin bir paradigma değişimine yol açtığı belirtildi. Bu dönüşümün geldiği nokta ise “geleneksel parayı yeni raylara koymak” şeklinde ifade edildi. Böylece mevcut para sisteminin tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade, geleneksel paranın farklı teknolojik ve finansal altyapılar üzerinde hareket etmesi üzerinden bir dönüşüm tanımlandı.
Tokenizasyon ve stablecoin kavramlarını açıklamak için konuşmada demiryolu benzetmesi kullanıldı. Stablecoin’in bir trene benzediği, ancak trenin tek başına yeterli olmadığı; trenin hareket edebilmesi için raylara, istasyonlara, sinyallere, yönetime ve raylara erişime ihtiyaç duyduğu anlatıldı. Bu kapsamda “Demiryolları önemlidir; çünkü istasyonlar, sinyaller, yönetim ve raylara erişim vardır” yaklaşımı ortaya konuldu.
Oturumun önemli bölümlerinden biri teknolojinin finansal dönüşümdeki rolüne ayrıldı. Konuşmada doğrudan “Teknolojiyi abartıyoruz” ifadesi kullanıldı. Bunun ardından “Teknoloji kendi başına hiçbir problemi çözmez” denilerek teknolojinin tek başına bir çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Teknolojinin kontrol edilmemesi durumunda yeni sorunlar yaratabileceği ifade edildi. Bu noktada yönetişim konusu öne çıkarıldı ve “Yönetişim konusu çok önemli” denildi. Düzenleme ve denetimin de sistem açısından önemli olduğu belirtilerek, sistemin doğru biçimde düzenlenmemesi ve denetlenmemesi halinde ortaya çıkan risklerin ortadan kalkmayacağı ifade edildi. Ayrıca sistemin kendi içerisinde barındırdığı soruların ele alınmaması durumunda riskin başka bir noktada birikeceği belirtildi. Böylece teknoloji, yönetişim, düzenleme ve denetim birbirinden bağımsız unsurlar olarak değil, finansal sistemin birlikte ele alınması gereken parçaları olarak anlatıldı.
Oturumda tokenizasyonun geleceği konusunda kesin bir sonuç ortaya konulmadı. Bunun yerine geleceğin belirsiz olduğu, hiç kimsenin geleceği kesin olarak bilemeyeceği ve bu nedenle farklı senaryolar üzerinden çalışıldığı ifade edildi. Konuşmanın genelinde geleneksel paranın tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade yeni altyapılar üzerinde hareket etmesi, teknolojinin tek başına yeterli olmaması, yönetişim ve düzenlemenin önemi, programlanabilirliğin mevcut ödeme sistemlerinde zaten bulunan bir özellik olması, B2B tarafının rolü ve toplumun yeni finansal sistemlere uyumu gibi başlıklar ele alındı.


