WhatsApp, WeChat ve diğerleri. Her biri yüz milyonlarca kişi tarafından kullanılan bu uygulamalar para transferi hizmeti de sunuyor. Peki bu hizmet yeni gelecek regülasyonları ne kadar karşılıyor?

Kişisel iletişim, dosya gönderme, görüntülü görüşme ve para transferi ile ödeme yapma. Anlık mesajlaşma programları ICQ ve MSN Messenger’dan bu yana ciddi bir gelişim yaşadı. Sundukları servislere sürekli yenileri ekleniyor ve duracak gibi de değiller. Şubat ayında WhatsApp’ın kullanıcı sayısı 1 milyarı aşmıştı. Çin merkezli WeChat ise geçen yıl bu zamanlar 700 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahipti. Dünya nüfusunu ve akıllı telefon ile mobil internet erişim oranlarını düşündüğümüzde sadece bu ikisi bile dünyanın önemli bir kısmı tarafından son derece yoğun bir şekilde kullanılıyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde bu servislerin vermeye başladığı para transferi ve mobil ödeme konusu var. Her ikisi de bu işlemlerin son derece kolay bir şekilde yapılmasını sağlıyor. Ancak konuya FinTech penceresinden baktığımızda akıllara gelen ilk soru benzer hizmetleri sunan servislere oranla regülasyonlara ne kadar uyumlu oldukları.

Konuyla ilgili International Business Times’da bir makale yayınlayan Ian Allison, başta bu iki servis olmak üzere anlık mesajlaşma uygulamalarının 2018’de yürürlüğe girecek MiFID II kriterlerine uyumunu sorguluyor. İlk olarak 2007 yılında Avrupa Tek Pazarı programının bir parçası olarak yürürlüğe giren MiFID (Markets in Financial Instruments) kriterlerinin ikinci versiyonu için koşullar netleşmiş durumda. Yeni MiFID II kriterleri, tüm müşteri etkileşimlerini kayıt altına alma zorunluluğu getirirken tüm sektörde çarpıcı değişimlere de yol açacak. Daha fazla şeffaflaşma ve ticaretin daha düzenli hale getirilmesi hedefleriyle hazırlanan bu kriterlerin anlık mesajlaşma uygulamaları ile çarpıştığı yer ise kuşkusuz kişisel veriler.

Allison, makalesinde şimdiden bu alanda çözüm sunan KyoLAB firmasından bahsediyor. İngiltere merkezli bu şirket Temmuz 2016’da kurulmuş. Sunduğu çözüm ise WhatsApp ve WeChat gibi mesajlama uygulamalarını kullanan şirketlerin MiFID II kriterlerinden zarar görmemesini sağlıyor.

Şirketin CEO’su Jan-Michel Gorecki, Avrupa için en önemli uygulamanın WhatsApp olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte WeChat, Telegram, Skype ve Twitter’ın da odaklandıkları uygulamalar arasında olduğunu ifade ediyor.

MiFID II’nin getirdiği kriterler arasında elektronik iletişimin korunması da bulunuyor. Bu, finansal hizmetler noktasında tüm e-posta ve telefon görüşmelerinin kaydedilmesi anlamına geliyor. Elbette bu durum WhatsApp ve diğerlerini de doğrudan etkileyecek. Ancak önemli bir nokta, bu uygulamaların kullanıcı verilerini korumak ve kişisel verilerin gizliliğini sağlamak için bunu özellikle kamu kurumlarıyla paylaşmaktan pek hoşnut olmamaları. KyoLAB, her iki tarafın koşullarını değerlendirerek uygun bir çözüm bulduğunu ifade ediyor. Ancak hiç kuşkusuz 2018 başında MiFID II ile beraber kullanıcı sözleşmelerinde bir güncelleme gerekecek ve kimi ABD, kimi Çin merkezli bu şirketlerin Avrupa için özel düzenlemeler yapması gerekecek. Bu kriterlere uymayanlar ise Avrupa özelinde finans temelli hizmet sunmak için farklı yollara başvurmak zorunda kalabilecek.

Allison yazısında KyoLAB’ı öne çıkarsa da MiFID II üzerinde çalışan tek FinTech şirketi o değil. FinTech İstanbul’da sizlerle daha önce paylaştığımız “Avrupa’da yılın dikkat çeken 10 FinTech şirketi” haberinde de kendine yer bulan Axe Trading, yeni kriterlerle gelecek yasal düzenlemelerin sabit getirili pazarlar üzerindeki etkisini inceleyerek bu listeye girmeye hak kazanmıştı.

MiFID II’ye geçiş tarihi yaklaştıkça RegTech dünyasına yönelik çözüm sunan farklı girişimlerle karşılaşma ihtimalimiz oldukça yüksek. Gelişmeleri sitemizden sunmaya devam edeceğiz.