Takvim Gazetesi köşe yazarlarından Erkin Şahingöz, 1 Mart 2018 tarihli köşesinde Blockchain tknolojisini ele aldoğı bir makale paylaştı. İşte o yazı:

1400’lerdeki Matbaa Devrimi bilgiyi Kilise’nin tekelinden kurtardı. Kitaplar nerede “bilgi boşluğu” varsa doldurmaya başladı, insanlık bir süre sonra karanlık Ortaçağ’ın çürümüş feodal düzenini yıkacaktı. Tarihten biliyordu insan, “yıkılmadan yapılmıyordu”.

Buharın düdüklü tencereden çok daha fazlasını üretebileceğini keşfetti 1800’lerde. Sanayi Devrimi ile makineler “güç boşluğunu” doldurmaya başladı bir anda; demiryolları, buharlı dev yük gemileri derken kentsel yaşama sıçradı insan.

1990’ların başında bir kırılma daha yaşandı. Daha önceden onlarca gün süren, yüzlerce dolara mal olan denizaşırı bilgi paylaşımı Birinci İnternet Devrimi sayesinde saniyeler içinde ve bedavaya gerçekleşmeye başladı. İnternet “iletişimde mesafe boşluğunu” kapatmış, bilgi paylaşımını ucuzlaştırmış ve hızlandırmıştı.

“100 satırlık Python yazılımı ile iş yapış şeklinizi altüst edeceğiz, fiziki mekanlarda sattığınız ne varsa İnternet’e taşıyacağız” diyen tuhaf giyimli, uzun ve yağlı saçlı, kalabalıklara garip gelen gençlere ilk başta güldüler.

Kodak da yerle yeksan olmadan 5 ay önce “sektörü dijital kameralar istila edecek” diyen Nokia’ya gülüyordu. Bugün de yeni bir kırılma anına tanıklık ediyoruz hep beraber.

“Güven boşluğu”nu dolduracak Blok Zincir teknolojisi yani İkinci İnternet Devrimi ile karşı karşıyayız. Çağın değişme zamanı geldi gene, yeni aktörlerini arıyor sadece.

Ticarette “karşı taraf riski” vardır.

Ürünü satan için “tahsilat riski” olarak, ürünü alan için de “aldığının gördüğünden farklı olması riski” olarak tezahür eder. Karşı tarafla ilgili yaşanan “güven bunalımı” insanlığın her aşamasında var olmuştur. Avcı toplayıcı insan, toprak eken insan, buhar makinesini keşfeden insan ne kadar güven bunalımı yaşadıysa internetten tatil sepeti alan insan da o kadarını yaşıyor. Karşı tarafa güven sorunu hep var olmuş ama “sorunun çözülüş şekli” toplumsal gelişmişlik düzeyine göre değişiyor.

Güven sorununu ilkel dönemlerde “korku ve şiddet” tahakküm ederek aşmaya çalışan insan sonra “Kurum” olgusunu keşfediyor. Ünlü film yönetmeni Martin Scorsese, “sinema, neyin çerçevenin içinde olacağı, neyin olmayacağı meselesidir” der. “Kurum” da insan için çerçeveyi belirler, sınırları çizer. Kurum dediğimiz şey; noterdir, anayasadır, bankadır, toplumsal geleneklerdir, organik üretim lisansını veren kuruluşlardır…

Ezcümle, kurum dediğimiz şey “Güvenilir Üçüncü Taraftır.” Merkezi ve Mısır piramidi bakiyeli hiyerarşik mimarisi, tek kopyalı kayıt defteri ile sadece “kısmi güven” sağlayabilen Güvenilir Üçüncü Taraf’ın karşısına dikildi Blok Zincir teknolojisi. Gücü merkezden alıp topluluğa dağıtan, liderliği olan ama lideri olmayan, çok yedekli kayıt defteri tutan, defterin sayfalarını birbirine kriptoloji ile zincirleyen, “gerçeği ve geçmişi olduğu gibi sunan” ve insana “mutlak güven” müjdeleyen yeni bir teknolojiyle kucaklaştığımız yerdeyiz….

Erkin Şahingöz‘ün kaleme aldığı bu makalenin orjinaline Takvim Gazetesi’nin internet sitesinde ulaşabilirsiniz.