Apple Pay’in Almanya Serüveni

11 Nisan 2019
432 Görüntüleme

Bizleri nakitsiz toplum hedeflerine yaklaştıran öncü ödeme sistemlerinden biri olan Apple Pay’in 2020 öncesinde kırktan fazla ülkede tüketicilerin beğenisine sunulması planlanıyor. Ancak Kıta Avrupası’nda uzun zamandır faaliyet gösteren Apple Pay, uzun süre beklenen Almanya serüvenine ise sadece dört ay önce başladı. Peki Apple Ekim 2014’te görücüye çıkardığı bu ürünü hem yasal, hem teknolojik, hem de ekonomik açıdan elverişli Alman pazarına sürmek için neden bu kadar bekledi?

Şüphesiz ki, donanım bazlı yeni jenerasyon ürünleri birden çok piyasada aynı anda piyasaya süren Apple’ın, temassız ödeme sistemi Apple Pay için daha farklı bir global pazar stratejisi benimsemiş olması, gecikmenin en önemli ve genel sebeplerinden biri. Her pazarın finansal ürünlere farklı bir yaklaşımı olduğunun çok erkenden farkına varan Apple’ın, ABD’de başlayan Apple Pay serüvenini ilk etapta pazar segmentasyonu ABD’ye benzeyen ve yeni finansal deneyimlere açık tüketicilerin bulunduğu İngiltere, Kanada, Avusturalya gibi pazarlarda[1] devam ettirmesi de bir tesadüf değil. Şu ana kadarki piyasa faaliyetleri incelendiğinde Apple’ın kart ödemelerini dijitalleştiren Apple Pay’i (ilgili yasal koşulların sağlandığını varsayarsak) ancak yerel kart altyapılarının entegrasyonunun tamamlanması, pazarda belli bir konuma sahip perakende bankaların desteğinin kesinleştirilmesi ve piyasa adaptasyon süreçlerinin tamamlanmasından sonra tüketicilerin karşısına çıkardığı görülmekte ki bu, her yeni coğrafya için azımsanamayacak kadar uzun bir ön hazırlık sürecinin gerekliliğinin göstergesi.

Alman tüketicisinin ve piyasanın nevi şahsına münhasır özelliklerinden dolayı Apple’ın Alman pazarına özel strateji üretmesinin diğer pazarlara göre daha da zor olduğunu görmekteyiz. Hem özel sektör hem de kamu sektörü tarafından desteklenen teknolojik inovasyona rağmen kişisel verilerin üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşılmasına dair olan hassasiyet[2], tüketicilerin nakit kullanımına olan düşkünlüğü[3], düşük kredi kart kullanım[4] ve kabul oranları, iş yerlerinin mikro ödemelerde kart kabul etmek istememesi[5], pazarda yaygın bir yerel ödeme sisteminin mevcudiyeti (Girocard[6]) ve tüketicilerin yerel olmayan ve özellikle AB dışındaki şirketlere şüpheyle yaklaşması gibi tarihsel ve demografik sebeplerden dolayı finansal inovasyona piyasada aynı şekilde ilgi gösterilmemesi, yabancı menşeli ödeme yöntemlerinin tabana kolayca yayılmasını zorlaştırıyor.

Apple Pay Almanya pazarına girmeye hazırlanırken karşısına çıkan sorunlardan bir başkasının ise ödeme ağına katılacak ilk öncü bankanın bulunmasından kaynaklandığını düşünmekteyiz. (EU) 2015/751 sayılı, Karta Dayalı Ödeme İşlemleri Kapsamındaki Karşılıklı Takas Ücretleri Hakkındaki Tüzük’ün yürürlüğe girmesinden itibaren banka kartı takas ücretlerinde Avrupa çapında düşüş yaşanırken Almanya gibi piyasada tedavül eden kredi kartlarının gerçek bir kredi altyapısına dayanmadığı (ve dolayısıyla faiz marjının düşük olduğu) pazarlarda bu düşüşün kâr marjlarına olan tesiri daha yoğun hissedildi. Hem bu sebeple, hem de banka hesap ve kart ücretleri konusunda diğer AB menşeli bankalara nispeten daha ılımlı bir politika yürütmeleri nedeniyle gelir akışı kanalları diğer Avrupa bankalarına kıyasla sınırlı olduğu gözlenen Alman bankalarının Apple Pay ağına katılmak için aceleci olmamaları, Apple’ın ödemeler üzerinden talep ettiği %0,15 kesintiyi[7] geciktirme motivasyonu ile de açıklanabilir.

İşte tüm bu sebeplerle Almanya’ya ulaşması beklenenden uzun süren Apple Pay’in Aralık 2018’de Almanya pazarına girmesi ve katılımcı bankaların paylaştıkları ilk müspet veriler[8] FinTech trendlerini yakından takip eden sınırlı kitleyi sevindirse de Apple Pay’in piyasanın ödeme eğilimlerini değiştirip değiştirmediğini söylemek için çok erken.

Şu anda Girocard kullanımını destekleyen bir altyapısının bulunmaması ve akıllı telefon kullanımının %60 Android – %40 iOS şeklinde konuşlanması sebebiyle Apple Pay, Almanya’da pazarın neredeyse yarısından fazlasına hitap edemiyor. Kısa vadede POS ödemelerde Girocard kullanımının desteklenmesi beklense de elektronik ticarette Girocard kabulünün genel olarak düşük olmasından ve aktif kullanılan yerel elektronik ticaret ödeme sistemlerinin varlığından dolayı Apple Pay’in elektronik alışveriş dikeyinde yayılması daha fazla zaman alacak gibi görünüyor. Buna ek olarak, NFC terminaline sahip tacirlerin bile pratikte temassız ödeme talep eden tüketicilere olumsuz cevap vermesi ya da perakendecilerde çalışanların sistemin kullanılabilirliği hakkındaki eğitimsizliği de işin ayrı bir menfi yönü. Apple Pay şu anda Deutsche Bank, HVB, N26, comdirect gibi bankalarca destekleniyor olsa da %50’ye yaklaşan bir pazar hakimiyetine ve 32 milyona tekabül eden bir bireysel müşteri tabanına sahip tasarruf bankaları birliği olan Sparkasse grubuna ait bankalar da Apple Pay ağına katılana kadar, Apple Pay’in piyasanın çoğunluğunu ele geçirmesi meşakkatli olacak gibi görünüyor.

Yine de Alman piyasası NFC konusunda tamamen çaresiz ya da umutsuz değil. Bu yaz itibariyle DKB, Consorsbank, ING gibi büyük direkt bankalar (Direktbank) tarafından beklenen Apple Pay açılımı ve Sparkasse ve Volksbank/Raiffeisenbank gruplarının, muhtemelen sene sonunda doğru gerçekleşecek sistem katılımı[9] ile beraber tacirlerin de bakış açısında müspet bir değişim görülmesi olası. Halihazırda ALDI, Lidl gibi sadece Almanya’nın değil, tüm Avrupa’nın en büyük market zincirleri arasında sayılan perakendeciler ve büyük kozmetik zincirlerine ek olarak daha sınırlı kesime hitap eden işletmelerin de Apple Pay ile iş birliği halinde olması ve son dönemlerde Alman pazarında gerçekleşen POS temassız ödemelerde gözlenen artış[10] da herhalde gelecek sene itibariyle gözlemlemeye başlayabileceğimiz pozitif eğilimin bir habercisinden başka bir şey değil. Bütün bunlara ek olarak Apple’ın P2P ödeme sistemi Apple Pay Cash’i de Alman pazarına sunulması halinde, pazarda baskın bir P2P ödeme sisteminin eksikliğinden dolayı Apple Pay’in ağ etkisi avantajına sahip olması muhtemel. Görünüşe bakılırsa Apple, Alman FinTech pazarında temkinli ancak sağlam adımlar atıyor ve önümüzdeki dönemler sistemin tabana yayılabilmesi açısından belirleyici olacak.

[1] Yine bahsi geçen piyasaların en gelişmiş FinTech ekosistemine sahip piyasalar arasında sayılması da rastlantı değildir.

[2] Bilinen ilk Kişisel Koruma Yasası’nın 1970 yılında Almanya’nın Hessen eyaletinde kanunlaşmasından itibaren sürekli artan kişisel verilerin koruması bilinci ve yasa koyucuların titiz çalışmaları sayesinde Almanya, bilinen en sıkı kişisel veri koruma çerçevesine ait ülkelerden biri konumuna ulaşmıştır.

[3] Almanların nakit hakkındaki yaygın kanaati “Geld stinkt nicht” (para kokmaz yani para kıymetten düşmez) sözü ile kısaca özetlenebilmektedir.

[4] Almanya %19 kredi kartı kullanım oranı ile en düşük kredi kartı kullanım oranlarına sahip Avrupa Birliği üyesi ülkelerden biridir. Alman ödeme alışkanlıklarına dair daha fazla bilgi içeren Avrupa Ödemeler Konseyi (EPC) yazısı için bkz: https://www.europeanpaymentscouncil.eu/news-insights/insight/germanys-payment-landscape-changing

[5] Bazı tacirlerin POS alışverişte kredi kartı kullanımı için 10 – 20 € arasında değişen bir taban harcama limiti talep etmesine uygulamada sıkça rastlanmaktadır.

[6] 2008 öncesinde EC (EuroCheque)-Karte olarak da anılan Girocard, Almanya bankaları tarafından piyasaya sürülmüş bir debit kartıdır ve halihazırda Avrupa’da en yaygın kullanıma sahip yerel kart sistemlerinden biridir.

[7] Apple Pay’in iş modeli hakkında açıklamalar: https://www.pymnts.com/in-depth/2015/apple-pays-business-model-blues/

[8] Katılımcı bankaların Apple Pay kullanımına olan talebin diğer ürünlere olan talepten yüksek olduğuna dair ilk değerlendirmeler: https://paymentandbanking.com/der-ba-bing-moment-durch-apple-pay/

[9] Apple Pay’in Almanya’da kullanıma açıldığı ilk günlerde Sparkasse grubunun NFC temeline dayanan, Sparkasse’ye özgü bir temassız ödeme sistemi kurmaya dair planları piyasada kafa karıştırmış olsa da Almanya’nın medya devlerinden Handelsblatt Mart 2019’da yayınladığı bir haberle Sparkasse’nin Apple ile pazarlık sürecinde olduğunu açıklayarak konuya bir nevi açıklık kazandırmıştır. Sparkasse grubunun bu çelişen davranışlarının sebebi, Sparkasse’nin de pay sahibi olduğu ve Alman bankalarının çoğunluğunun katılımıyla gerçekleşen PayDirekt isimli silo ödeme sisteminin yapılan yüklü miktardaki yatırımlara rağmen istenilen kullanım oranına ulaşamaması olmasından dolayı, tamamen yerel ve yeni bir ödeme sisteminin yaratılmasındaki riski bertaraf etmekle açıklanabilir.

[10] First Data tarafından Mart 2019’da yayımlanan rapora göre Almanya’da temassız ödemeleri tercih eden tüketici kitlesi, nakit ödemeleri tercih eden kitlenin neredeyse iki katı. Kaynak: https://www.firstdata.com/en_us/insights/german-consumer-insights-study-preferred-payment.html

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Allied Wallet Hong Kong merkezli Epayment’ı satın aldı
FinTech
5 görüntüleme
FinTech
5 görüntüleme

Allied Wallet Hong Kong merkezli Epayment’ı satın aldı

Tahsin Özyer - 17 Haziran 2019

196 ülkede ödeme çözümleri sunan küresel FinTech şirketi Allied Wallet, Hong Kong'un en büyük FinTech şirketlerinden biri olan Epayment'ı satın…

Myanmar Merkez Bankası’ndan QR kod hamlesi
FinTech
10 görüntüleme
FinTech
10 görüntüleme

Myanmar Merkez Bankası’ndan QR kod hamlesi

Tahsin Özyer - 17 Haziran 2019

Myanmar Merkez Bankası ülkede QR kod yöntemiyle ödemelerin yapılmasını yakında onaylayacak. Böylelikle mobil cihazlarla kolay bir şekilde ödemeler gerçekleştirilebilecek. Şanghay…

Paytm tüccarlar için yönlendirici motorunu piyasaya sürdü
FinTech
16 görüntüleme
FinTech
16 görüntüleme

Paytm tüccarlar için yönlendirici motorunu piyasaya sürdü

Tahsin Özyer - 17 Haziran 2019

Hindistan merkezli ödeme firması Paytm, tüccarların daha yüksek ödeme başarı oranı elde etmesini sağlayacak yapay zeka destekli yönlendirici motorunu piyasaya…

Yorum Bırakın

e-Posta adresiniz gizli kalacak

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.