Yakın gelecekte nakitsiz toplumlar görebileceğimize yönelik görüşler artıyor. Bu bağlamda yapılan çalışmaları da her geçen gün daha sık duymaya başladık. Deniz Özgür de Medium’da kaleme aldığı “Nakite veda eden ilk ülke hangisi olacak?” başlıklı yazısında bu konuya odaklanıyor. Aynen aktarıyoruz.

Taksiye binerken, bir fincan kahve içerken ya da yiyecek alırken yalnızca kredi kartınıza ya da mobil cihazınıza güvenerek hareket edebildiğimiz o altın çağlara henüz tam anlamıyla erişemedik. Nakitsiz bir dünya için şimdiden harika girişimlerle karşılaşsak da alışkanlıklarımıza ve “gözle gördüğümüz”e olan bağlılılıklarımız adaptasyon sürecini uzatmaya devam ediyor.

Blockchain teknolojisi bu yeni yaşam tarzının en iyi indikatörü gibi gözükse de, geçiş halihazırda onun yardımı olmadan bile gerçekleşiyor. Belki telefonunuzun içindeki NFC (yakın alan iletişimi) işlevini kullanmak henüz o kadar da popüler değil, ancak kartı POS cihazında kaydırmak büyükbabalarınızın bile yapmayı öğrendiği bir şeydir.

Herkes gelecekte ödeme sistemlerinin nereye gittiğinin farkındadır ve kesinlikle nakit veya başka herhangi bir fiziksel varlık değildir: hepsi elektroniktir.

İşlemlerin sadece % 2’sinin nakit olarak yapıldığı İsveç’ten, New York’un Amazon Go mağazaları gibi nakit kabul etmeyi reddettiği mağazalara, şirketler nakitsiz bir gelecek için çözümler üretiyor. NEXXO projesi ise üzerine çalıştığı blokzincir tabanlı çözümü ile KOBİler ve müşteriler arasındaki para akışını sağlama üzerine çalışıyor. Bunu yaparken devlet otoritelerini de kapsayan bir sistem sunan proje yalnızca pilot aşamasında. Peki böyle bir şey kulağa mümkün geliyor mu? Evet, bu makalede çözümlerine de değineceğiz.

Para Çekmek Mi Kaldı?

Büyük küresel merkezler halihazırda dijital para birimlerinin üzerine çalışıyorlar. Nakit sisteminin ağırlığından arınmış ve para çekmenin demode kalacağı sistemler üzerine kafa yoruyorlar. Peki % 100 dijital ödemeye ulaşan ilk kim olacak? Beklemeyip göreceğiz! Ancak şimdiden yarışı önde götürenlere bir bakalım.

İşveç

İsveç, bugün nakitsiz ekonominin en iyi örneklerinden biridir. İsveç dolaşımındaki nakit yüzdesi, ülkenin GSYİH’sının % 1.2’sinden daha azını temsil etmekte ve dramatik şekilde bu oran düşmeye devam etmektedir. İşlemlerin sadece % 2’si nakden yapılmakta ve bu rakamın 2020 yılına kadar yüzde yarımın altına düşmesi beklenmektedir. Yani gelecek yıl!

“İsveç’te nakit gerçekten yok oluyor. Birçok işletmede kabul görmüyor ve birçok banka artık parayla ilgilenmiyor, ”

-California Üniversitesinde ekonomi profesörü Rod Garrett.

İsveç mağazalarında “Nakit kabul edilmez” işaretleri görmek artık alışılan bir durum haline geldi. Artık nakit parayı vermeyen bankalar bile var. En büyüğü olan İsveç’in merkez bankası Riksbank, mobil ödemeler için e-Krona olarak adlandırılan bir şifreleme para birimi geliştiriyor. Her şey tamamen dijital olmakla ilgili değil. Güvenlik ve verimlilik ile ilgili. Bu nedenle tüketiciler ve varlıklar arasında daha küçük ödemeler için blockchain tabanlı bir varlık yaratmayı düşünüyorlar.

Birleşik Devletler

İsveç hükümeti nakitsiz hareketi desteklerken, son yıllarda nakitsiz kuruluşların yayıldığı ABD, bu tür nakitsiz mağazaları yasaklayan yasalar çıkarmaya çalışıyor. Peki ya sebep? Irkçılığı ve elitizmi teşvik ettikleri düşünülüyor.

Philadelphia Şehir Meclis Üyesi William Greenlee bu durumu şöyle yorumluyor: “Kredi kartı veya telefonu olmayan kişilerin çoğu düşük gelirli, azınlık ve göçmen olma eğiliminde. Bana sadece, kasıtlı olmasa da, en azından bir çeşit ayrımcılık gibi geldi.”.

Ve bunlar sadece kelimeler değil. Massachusetts, Philadelphia şehri ile birlikte, ödemeyi nakit olarak kabul etmeyen mağazaları yasakladı. New York veya New Jersey’nin de benzer önlemler alması bizler için sürpriz olmayacak.

Yeni yasa henüz doğru bir şekilde getirilmemiştir ve şirketler bir boşluk için potansiyel buldular bile. Jim Kenney, nakit kabul etmeyen mağazaların kanun dışı bırakılmadan nakitsiz ödeme alabilmeleri için bu işlemleri üyelik gerektiren bir mobil aplikasyonla çözebileceklerini dile getirdi. Zira yazar kasa bulunmayan ancak bir uygulama gerektiren Amazon Go mağazaları ve bir Amazon hesabı (üyelik) az önceki yasanın engeline takılmıyordu. Mağazanın uygulaması kampanya veya satış stratejisi olarak lanse edilebilirdi.

Talebin olduğu yerde, her zaman bir yol olacaktır.

Hindistan

Hindistan hükümeti işleri ağırdan alıyor, ancak parasız olmanın uzun vadeli bir amaç olduğuna dair net işaretler veriyor. Hindistan 2016 yılında, 500 ve 1.000 Rupilik banknotları yasaklamıştı. Alınan tedbir tartışmalıydı, çünkü çoğunlukla cezai davranışı azaltma bahanesi altında uygulansa da bu banknotların kabaca% 99’u kaldırılmıştı. O zamandan beri elektronik işlemler arttı, ancak suç oranları yine yüksek kaldı. Öte yandan kripto paralar da suç unsuru taşıyan satın almalar için kullanılıyordu ve onlara da tamamen güvenilemezdi. Bu nedenle kısa süre sonra onlar da yasaklandı.

Geçtiğimiz yıl, Hindistan Merkez Bankası, finansal kuruluşlara üç ay ödemesiz süre tanıyarak kripto para birimi ile ilgili işletmelere hizmet vermeyi durdurmalarını emretti. Bu süre geçti ve Hindistan hükümetinin yasağı kaldıracağı ya da kaldırmayacağı konusunda hala net bir açıklama yapılmadı.

Çin

Çin hükümetinin desteği ile ilgili söylenecek fazla bir şey yok. Bununla birlikte, insanların nakitsiz bir toplumu neden tercih ettiğini kolayca söyleyebilirsiniz. Bu ülkede ilginç olan, nüfusun büyük bir kısmının nakitle birlikte kredi kartı kullanmaktan da hoşlanmıyor olması. Halen 150 milyar dolar değerinde olduğu bilinen Alipay gibi ödeme uygulamalarını tercih ediyorlar.

Singapur

Küçük ada-devleti, yeni fikirlere açıklığı nedeniyle dikkat çekicidir. Aslında, hükümet Smart Nation girişimi yoluyla nüfusunu nakitsiz bir ekonomiye doğru destekliyor. Nakit kullanmaya devam eden yaşlı kesim(ülke nüfusunun% 14.4’ü) yeni sisteme nasıl entegre olacakları konusunda çözümlerle gelinilen hedef kitleyi de oluşturuyor. Kalanlar ise tamamen nakitsiz hale gelmeden önceki bu engelin aşılmasıyla adım atmaya hazır gözüküyor.

Birleşik Krallık

İngilizler artık önemli miktarda nakit taşımamaktadır. Her 10 işlemden sadece üçü nakit olarak yapılmaktadır. İsveç’teki gibi değil, ancak görünür bir ilerleme kaydettikleri kesin. Bu oranı 10’da altıdan düşürmeleri on yıl aldı ve önümüzdeki beş yıl içinde 10’da sadece bir ödemenin nakitle yapılması bekleniyor.

İngiltere hükümeti insanlardaki eğilimi gördü ve nakitsiz bir geleceğe doğru ilerliyorlar. Bu sadece kolaylık ile ilgili değil, aynı zamanda yılda 5 milyar sterlin nakit için katlanılan maliyetler ile ilgili. Ancak çözüm o kadar kolay değil. Bu fonların bir kısmının önce dijital bir altyapıya yönlendirilmesi gerekiyor. İngiltere’deki alışveriş yapanların Visa kartlarının bir ağ arızası nedeniyle açık bir şekilde çalışmayı bıraktıklarını keşfettikleri geçen seneki olayla, bu geçişin kolay olmayacağı konuşuluyor.

Güvenilir Bir Altyapı

Özel teknolojiler bunları benimsemeye ve test etmeye istekliyken, hükümetler teknoloji kullanımına gelince yavaş hareket ediyorlar. En iyi örneğimiz bir finansal teknoloji şirketi olan NEXXO. Piyasada yeni değil, 2014’ten beri aktifve kar da elde ediyorlar. Blockchain teknolojisindeki potansiyeli gördüler ve küçük işletmeler için blockchain destekli bir finansal hizmetler platformu tasarladılar.

Büyük şirketler dijital müşteri alımlarını, çalışan maaşlarını veya fatura ve vergi ödemelerini üstlenmek için kaynaklara sahip ve büyük ticari bankacılardan gerekli desteği alırken, küçük şirketler tamamen nakitsiz olacağımız günü geciktiren büyük zorluklarla karşı karşıyadır. NEXXO, sigortacı ve bankacı olmayan küçük işletme sahiplerine hitap eden bir bankacılık çözümüyle devreye girmektedir.

Elbette bu geriştirilen uygulamalardan yalnızca biri ve hala büyük bir etki yaratabilmiş değil. Ancak yine de ihtiyaçlara eğiliyor oluşu nakitsiz bir ülke olma yarışını kazanmak isteyen ülkelerin izlemesi gereken bir stratejiyi oluşturuyor. Peki bizler bu yarışın neresinde olacağız?