FinTech ekosisteminde parlak fikirler, yeni yüzler ve gelecek vadeden teşebbüslere her gün rastlamaktayız ancak bunlardan sadece birkaçı iz bırakacak etkiye sahip.

Alman FinTech girişimi Zuper GmbH’nın COO’su ve Kurucu Ortağı, ayrıca kadınların finansal eğitimini destekleyen Alman STK Mind the Gap e.V.’nin de öncülerinden Leitha Matz, bu tanıma uyan ilham verici bir teknoloji lideri ve finansal katılım aktivisti. Leitha’nın fikirlerinin yayılması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan dolayı kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdik.

Röportaj: Elif Kocaoglu Ulbrich

– Profilinde ilk bakışta Amerika, Hollanda ve Almanya’da edindiğin Medya, FoodTech, RegTech ve FinTech deneyimleri göze çarpmakta. Bize kendini nasıl FinTech piyasasında bulduğunu anlatabilir misin?

Üniversitede gazetecilik okudum ancak mezun olduğumda internet yeni yeni ilgi görmeye ve ticarileşmeye başlamıştı. Çevrimiçi medyada çok ilginç fırsatlar mevcuttu. Her şeyin yeni ve keşfedilmemiş olduğu zamanlardı. Zaman içinde, işletmelerin piyasadaki etkisi benim için daha fazla önem kazanmaya başladı. FoodTech hayatın yaşamsal bir alanı için çözümler üretiyor ve FinTech de benzer olarak olumlu bir değişiklik yaratma gücüne sahip. Para hayatımızın her noktasını etkiliyor ve ben de bu hareketin bir parçası olmak istedim.

– İnsanların birikim yapmasını kolaylaştıran ve kısa zaman önce Londra’da Startup Grind tarafından verilen Yılın Avrupalı Girişimi ödülünü kazanan bir finansal ürün yarattınız. Tebrikler! Zuper App’i doğuran fikir nasıl oluştu? Zuper App’i diğer birikim hizmetlerinden nasıl ayırt ediyorsunuz?

Teşekkürler! “Yılın Avrupalı Girişimi” unvanı oldukça mühim ve ayrıca ekibimizin yaptığı iş için gerçek bir güvenoyu niteliği taşıyor. Zuper’e ilişkin fikir açık bankacılık API’larına dair yasal yükümlülükler getiren Avrupa mevzuatı PSD2’ye dair bildirim ile başladı. Kurucu Ortağımız ve CEO’muz Alexey bu konuya dair çalışmalar yürütüyordu ve beni de ürün gelişimine odaklanmam için ekibe dahil etti. Ekip olarak, uygulamaya dair düşüncelerimizi ve çalışmamızın odak noktasını zamanla geliştirsek de her zaman müşterilere büyüyen finansal ekosistemin kontrolünü vermemiz ve onları finansal yaşamın merkezine koymamız gerektiğini biliyorduk. Bugünlerde insanların hizmetin tanımı ile ilgili çok farklı beklentileri var ve mazide kalan tepeden inme yaklaşım artık bu beklentiye dahil değil. Bizim için, finansal ekosistemde eksik olan parça işte buydu.

– Tecrübelerine göre insanların kişisel finans sürecinde yaptıkları ortak hatalar neler? Verebileceğin tüyolar var mı?

Bireyin mevcut net ederini ve aylık nakit girişini anlaması, kişisel mali durumun iyileştirilebilmesinin planlanmasındaki en önemli ilk iki adım arasında. Zuper’in ilk odak noktası da bu zaten. Sağlıklı mali durum, alışkanlıklara dayanır ve bu yönüyle kişisel finansmanın formda kalmak, yeni bir dil öğrenmek ve bitkileri hayatta tutmak gibi uzun vadeli hedeflerle fazlaca ortak noktası bulunuyor. Herhangi iyi veya kötü bir günün yaşam süresindeki eğilime kıyasla çok da önemi yok aslında.

Kanaatimce, davranışsal bilimde sürdürülen araştırmalardan çok şey öğrenmemiz mümkün ve Think Forward Initiativeile beraber yürüttüğümüz çalışmalar da bunu başarmak için kullandığımız yöntemler arasında. Harvard Psikoloji Profesörü ve karar verme uzmanı Dan Gilbert’ın

“İnsan türünün ileri görüşlülük yeteneği hala beta denemesi sürecinde”

sözü, insanların birikim yapmasına yardım etme amacına odaklandığımızda aklımızdaki temel düşünceyi temsil ediyor. Nitelikli seçimlerin kolaylaştırılmış veya sarih tercih olduğundan emin olmalıyız. Sıkıcı kısımları otomasyona dahil ederek çetrefilli süreçleri basitleştirmemiz gerekiyor.

– Zuper piyasada 2016’dan beri faaliyet göstmekte ancak PSD2’den itibaren muhtemelen şirket birçok operasyonel değişikliklerden geçti. Bu geçiş sürecini nasıl tarif edersin? Gelecek senelerde lisans başvurusu yapma planınız bulunuyor mu?

2016 süresince gelişme sürecinden geçtiğimiz ve 2017 yılında faaliyete geçtiğimiz için PSD2 en baştan itibaren planlarımız içine dahildi. Zuper tüketicilerin tüm banka hesaplarını aynı anda yönetebilmelerini ve finansal yaşamın kontrolünü ellerine almalarına yardımcı olduğu için, kendimizi AB açık bankacılık regülasyonlarının gerçek bir tezahürü olarak görüyoruz. Müşterilerimiz için daha da fazla hizmet sağlamamıza imkân vereceği için, lisans başvurusu yapacağız ama bu da tabii ki kendi açık bankacılık API’ımızı erişilir hale getirmemiz gerektiği anlamına da geliyor.

– Almanya’dan sonra Avusturya piyasasına da giriş yaptınız. Uygulama için başkaca büyüme ve gelişme planları bulunuyor mu?

Evet, bu yılın sonuna doğru Fransada’da faaliyetlere başlamayı planlıyoruz ve kalan AB pazarına da mümkün en kısa sürede giriş yapacağız. Gelecek yıl, Zuper ekibi ve kullanıcılarımız için gerçekten heyecanlı ve pozitif bir yıl olacak.

– Uygulamanızın finansal sağlık skorlaması için bazı araçlar kullandığı dikkatimi çekti – bu sizin için kişisel finansman yönünde atılan bir adım olarak mı algılanmalı? Finansman ürünleri ciddi bir piyasa rekabetiyle karşı karşıya – senin Almanya’daki mikro-kredi piyasası ile ilgili kişisel görüşün nedir?

Amerika’da kişisel kredi skorunu bilmek çok normal bir uygulama. Kredi verilebilirlik değerlendirmesine dayanarak bireyleri skorlandıran ve bu rakamın nasıl hesaplandığına dair şeffaflık sağlayan çeşitli şirketler mevcut. Biz de bu fikre dayanarak, bir süre boyunca kullanıcılarımıza finansal sağlık skorlaması hizmeti verdik. Bu yöntem kullanıcılarımızın finansal statülerini hızlıca değerlendirmelerini mümkün kılıyordu. Bu süreci daha da geliştirmek için uygulamayı ürünün temel akışından çıkardık. Doğrudan kredi verilebilirliğe dahil bir süreç gibi daha değişik bir formda geri dönebilir ancak her hâlükârda iyi yaptıkları ve daha geliştirebilecekleri noktalar açısından bireylere şeffaflık sağlanmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Ve evet, mikro-kredi piyasası gerçekten çok canlandı. Dünyanın diğer kısımlarında bu konuda bazı sıkıntılar yaşansa da Avrupa’da mikro-krediler girişimler, küçük işletmeler ve sosyal ve finansal dışlanmaya karşı mücadele edenler için harika bir araç haline geldi.  Almanya mikro kredinin gerekliliğini 90’ların sonuna doğru kavradı ve bu amaçla 2004’te Alman Mikrofinans Enstitüsü (Deutsches Mikrofinanz Institut e.V.) kuruldu.

Tabii ki mikro-kredilerin dezavantajları da yok değil, özellikle bireysel kredi hususunda kredi talep etmek olağandışı bir eylem olarak algılandığı için, bireylerin koşulları anlamaları ve potansiyel riskleri tasavvur etmeleri çok da kolay olmuyor. Tüketicinin kredi verilebilirlik hesaplamasında yetersiz değerlendirme olması halinde ise mikro-krediler borçları daha kötü bir hale getirmekten başka işe yaramıyor.

– Biraz da kâr amacı gütmeyen faaliyetlerinden bahsedelim. Çeşitli yönetimsel ve operasyonel görevlerine ek olarak ayrıca bir de kadınların finansal eğitimine destek sağlayan bir organizasyonun yönetimini üstlenmektesin. Bu inisiyatife neden gerek gördünüz? Finansal konular ve birikim hususunda cinsiyete dayalı farklılıklar var mı? Senin kişisel gözlemlerin nedir?

2019’da daha halen “Eşit iş için eşit ücret” konusunu konuşuyor olmamız garip değil mi? Bu sorunun seneler önce kendiliğinden yok olacağı düşünülüyordu ama global olarak cinsiyete dayanan ücret eşitsizliği uçurumu şu an %23’e ulaşıyor. Yani kadınlar, erkeklerin maaşlarının sadece %77’si kadar kazanıyor.

İngiltere’nin büyük şirketlere getirdiği raporlama yükümlülüğü kapsamında hazırlanan raporlara bakıldığında, her on şirketten sekizinin erkek çalışanlarına daha fazla ödeme yaptığı görülmekte. Almanya’da bu oran daha da olumsuz olmasına rağmen erişebildiğimiz veriler sadece isteğe bağlı olarak yayınlanan cinsiyet temelli ödeme farklarından oluşuyor.

Anne olmayı seçen kadınların ise ücret cezalandırmasına maruz kaldığını ve bu durumun da emeklilikte aylık uçurumuna yol açtığını görüyoruz. Kadınların ortalama beş yıl daha uzun yaşamaya meyilli olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu durum daha da çok önem kazanıyor.

İlave olarak, kadınlar ev bütçesini ve hesapları yönetmekte genelde daha başarılı olsalar da çeşitli sebeplerle birikimlerini faiz getiren yatırımlara yönlendirmek yerine nakit tutmaya daha yatkınlar. Bu tarz kaçırılmış fırsatlar da ömür boyu süren varlık uyumsuzluklarına yol açıyor.

– Mind the Gap kadınların mali özgüvenini artırmak için ne tarz faaliyetlerde bulunuyor?

İlk adım insanları eşitsizlik sorunu hususunda gözlerini açarak onları konuşmaya ve düşünmeye sevk etmekten oluşuyor. Bu bana Justice Brandeis’in “Güneş ışığının en güçlü dezenfektan, elektrik ışığının ise en etkili polis memuru olduğu söylenir.” sözünü hatırlatıyor. Ancak konuşmaya başladığımızda, hikayelerimizi paylaşarak sorunu açığa çıkarabilme imkânı bulabiliriz.

Hiç kimsenin doğuştan müzakere, muhasebe, bütçeleme ve birikim uzmanı olarak doğmadığını anlamamız gerekiyor. Bunlar hep sonradan öğrenilen yetenekler ve aslında hepimiz kendi parasal durumumuzu yönetecek yeterliliğine sahip hale gelebiliriz ve gelmeliyiz. Bu durum bazı insanlar için rahatsızlık verici olsa da bireysel aslında gelişimimizin zorunlu bir parçasından başka bir şey değil.

– Şu anda piyasada mevcut sayısız finansal hizmet sağlayıcısının, finansal eğitim sahibi olmayan bireyler için mali bir kafa karışıklığı oluşturma ihtimali var mı sence?

Güzel bir soru. Bu noktada bir risk olduğunu düşünüyorum. Geçenlerde Avrupa Parlamentosu’nun Ekonomik ve Parasal Komitesi ‘nin finansal ürünlerin hileli satışına dair bir çalışmasını okuyordum. Bu çalışmada yasal çerçevelerin “aşırı borçluluğu kullanan yüksek masraflı kredi, çapraz satış ve eşler arası kredi” gibi son döneme ait trendlerle mücadele etmek için yeterli donanıma sahip olmadığı sonucuna varılmıştı. Açıkçası bu noktada daha yapılması gereken çok iş var gibi duruyor.

– Zuper’in çok çeşitli bir ekibi var gibi gözüküyor. Çeşitliliği artırma ve cinsiyet farkına dayanan ücret uçurumunu kapatma hususunda aktif destek sağlayan inisiyatifleriniz bulunuyor mu?

Evet, biz bu durumla gurur duyuyoruz! Bana göre bu dağınık bir ekibimizin olmasının bir sonucu. Bu durum bize dünyanın her köşesinden işe alım yapma imkânı sağlıyor ki bu da ekibimizi güçlü kılıyor. Masaya farklı fikirler ve görüşler getiren harika tartışmalar yapıyoruz ve bu sayede en başından beri global bir perspektife sahibiz.

Aynı zamanda, Mind the Gap e.V. tarafından düzenlenen tüm etkinlikler cinsiyet kaynaklı ücret, emeklilik aylığı ve uzun vadeli varlık farklarının kapatılmasına odaklanmakta. Biz de bu misyonu desteklemekten memnunuz. Kadınların ekonomik eşitliğine ulaşmasının sadece doğru olduğu için değil, aynı zamanda işletme ve topluluklarının gelişmesi için de önemli olduğunu ispatlayan çeşitli çalışmalar mevcut. Kadınlar çalıştıkça ve hakkaniyetli şekilde tazmin edildikçe, ekonomiler de büyüyor.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması beklenen The PAYTECH Book kitabında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, halihazırda Berlin merkezli bir ING Bank FinTech girişiminde iş geliştirme bölüm yöneticisi olarak görev yapmakta ve aynı zamanda FinTech ve regülasyon konulu yayın çalışmaları yürütmektedir.