Haziran 2019 hem ülkemiz açısından fintek adına oldukça hareketli geçti. Öncelikle ülkemizde 3 fintek “exit”i yaşandı, peş peşe gelen bu haberler tüm sektörü heyecanlandırdı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Finans İstanbul Finans Merkezi (İFM) iki günlük Master Eylem Planı Çalıştayı düzenleyerek beklenti, ihtiyaç ve problemleri hem özel sektörden hem de kamudan dinledi. Bu çalıştay çıktılarının ülkemizin büyüme ve küresel bir merkez olma hedeflerine katkı sağlayacağını umuyoruz. Son olarak iki bankanın, İşbank ve QNB Finansbank, “startup- demo” günleri vardı. Her ikisinde de çok başarılı fintek girişimlerini dinledik. Önümüzdeki aylarda da bu gibi haberlerin artarak çoğalması dileğiyle diyerek bu ayki yazıma başlamak isterim.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken haziran ayında Mobey Forum tarafından Finansal Hizmetlerde Nesnelerin İnterneti (Internet of Things in Financial Services) başlıklı kapsamlı bir rapor yayınlandı. Mobey Forum finans sektöründe aktif şirketlerin mobil ödemeler konusundaki çalışmalarını ilerletmek için kurdukları bir topluluk. Çalışma gruplarında her sene farklı konuları ele alıp dünyanın farklı yerlerinden kurumlar ile içerikler üretiyorlar.

Yayınladıkları son raporda da finansal kurumların nesnelerin interneti ile ilgili fırsat ve zorlukları görmeleri için kaleme alınmış. Raporun tamamına internet sitelerinden erişilebilir ancak benim ilgimi çeken kısımlar özetle;

Rapor, Mobey Forum’un üyeleri ile yaptıkları bir anketle başlıyor. Ankette nesnelerin internetinin en büyük etkisinin kullanıcı arayüzlerinde yaşanacağı öngörülmüş. Nesnelerin interneti hayatımıza gerçekten var olmaya başladığında cihazlar kontrollerini arttıracak ve aksiyonlar almaya başlayacak. Bu da otomasyon seviyesinin artması dolayısıyla da müşteri deneyiminin değişmesi, daha az temas noktası anlamına gelecek. Böylelikle örneğin insanlar ödeme yapma ekranları yerine evde kullandıkları cihazlarının veya otomobillerinin iletişim kanalları, tercihleri gibi yönetim ekranlarını kullanmaya başlayacaklar.

Finansal kurumlar ise bu süreçte kullanıcıların kimlik bilgileri ve verileri için koruyucu (gatekeeper) olabilirler. Hatta bir adım ileriye giderek müşterilerinin sahip oldukları veya kullandıkları cihazlara bağlanarak (ör. araç verileri, sağlık verileri, harcama ulaşım verileri) bunları analiz edebilir ihtiyaç duyan taraflara bu verileri, müşterisinin kimlik ve benzeri mahrem bilgilerini gizleyerek, sunabilir. Bu süreçte müşteriler de gelir veya indirim elde edebilirler. İlk duyduğumuzda “böyle bir şeye asla izin vermem” şeklinde düşünsek de aslında bugüne kadar sosyal medyada yapılanın daha kontrollü ve son kullanıcıya faydası olan bir hali gibi düşünmek de mümkün.

Bir diğer önemli değişiklik ise finansal kurumların müşterileri değişebilir yani artık kullanıcılara değil de cihazlara finansal destek sağlayabilirler. Bu ne demek? Nesnelerin internet ile birlikte cihazlar insanlar adına (onayları ile birlikte) karar alıp çeşitli satın alma işlemleri yapabilecek. Bu durumda finansal kurumlar kişinin gelirine, borçlarına bakarak insanlara değil de nesnelere kredi kullandırmaya başlayacaklar.

Çok uzak gibi gözükse de cihazlarımızın bizim hayatımızı daha da kolaylaştıracakları günler yaklaşıyor. Bu sürece kendimizi hazırlamak için diğer teknolojilerde de olduğu gibi bolca okumalı, öğrenmeli, denemeli, bu konularda çalışan forumlarda yer almalı, gerekiyorsa kurum içindeki politikaları gözden geçirmeye başlamalı ve elbette denemeler yapmalıyız.

TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra 2002 yılında Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olan Özge Çelik, kariyerine Ankara’da savunma sanayi alanında başlamıştır. Daha sonra Akbank Kart Operasyon- Sistem Geliştirme bölümünde ödeme sistemlerine ilişkin çeşitli projelerde rol almıştır. 2007’den itibaren Bankalararası Kart Merkezi’nde (BKM) çalışmakta olup, İş Geliştirme Direktörlüğü görevini sürdürmektedir.