Haziran 2018 itibarıyla yürürlüğe girerek selefi 4. Kara Para Aklama ile Mücadele Yönergesini güncelleyen 5. Kara Para Aklama ile Mücadele Yönergesi[1], Avrupa’da itibari para ve kripto para kapsamındaki bankacılık uygulamalarını bir araya getiren ilk düzenleme olması sebebiyle hukuki açıdan büyük bir öneme sahip. 10 Ocak 2020 tarihinden başlayarak üye ülkelerce uygulamaya alınması beklenen[2] bu düzenlemeyi, düzenlemenin tatbikatına aylar kala kısaca ele almak istedik.

FinTech akımının banka ve finans piyasaları üzerindeki etkisini yansıtan ve özellikle 2016 tarihli Panama Belgeleri skandalı sonrası gerekliliği anlaşılan[3] 5. Kara Para Aklama ile Mücadele Yönergesi, banka due diligence yükümlülükleri için döneme dair teknolojik gelişmeler ve yeni uygulamalar kapsamındaki güncellemeleri içermenin dışında; sanal (kripto) paraların hukuksal olarak tanımlandığı Avrupa çapında ilk mevzuat olması açısından tarihi bir öneme haiz. Avrupa Komisyonu, düzenleme aracılığıyla lügate “sanal para” (virtual currency) ve “yediemin cüzdan sağlayıcısı” (custodian wallet provider) gibi tanımlar takdim ederek, aslında piyasada kullanılan çeşitli tanımlar arasında bir standartlaşma sağlamaya çalışmış. Düzenlemelerin sanal paralara erişim ve şüpheli işlemlerin denetlenmesine dair kontrolleri geliştirmesi, bu sayede de sanal para uygulamaları kapsamındaki riskleri bertaraf etmesi amaçlanmaktadır.

Yönerge’de sanal paralar “merkez bankası veya kamu otoriteleri tarafından ihraç edilmemiş veya garanti edilemeyen, resmi olarak ihraç edilmiş para birimlerine bağlı olmayan ve para birimi veya para statüsü bulunmayan, ancak gerçek veya tüzel kişiler tarafından bir takas aracı olarak kabul edilen ve elektronik olarak gönderilmesi, saklanması ve değiş tokuşu mümkün olan, dijital itibar temsilcileri” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanım her ne kadar kripto, Bitcoin gibi terimleri içermese de tanımın piyasada tedavül eden Bitcoin, Ethereum, Ripple gibi kripto paraların kullanımını (ödemeler, yatırım gibi) her türlü kullanım amacı itibariyle kapsadığı görülmektedir. Mevzuat, üye devletlerin kendi sınırları içerisindeki sanal para değiş tokuş faaliyetleriyle uğraşan gerçek ve tüzel kişiler ve yediemin cüzdan sağlayıcılarının[4] kayıtlı ve lisanslı olarak faaliyet göstermeleri gerekliliğini düzenlemekte ve bu suretle kayıt dışı ve kara para aklama riski doğuracak işlemlerin önüne geçilmesi amaçlamaktadır.

Yönerge’nin sanal para hakkındaki lisanslama düzenlemelerine ek olarak, elektronik para ihracına ve ön ödemeli kartlara dair değişiklikler getirdiği ve ilgili kuralları sıkılaştırdığı görülmektedir. Bu düzenleme ile getirilen değişiklikler dolayısıyla

  • Kara para aklama ile mücadele uygulamaları açısından, regülatörler ve Avrupa Merkez Bankası arasındaki bilgi akışı ve ittifakını artması,
  • Üçüncü ülkelerle yapılan işlemlerde, risk değerlendirme kriterlerinin genişlemesi ve gerekli koruma kalkanının sağlanması,
  • Sanal cüzdanlar, ön ödemeli kartlar ve sanal para birimleri kullanılarak yapılan işlemlerde, (işlemin doğasından kaynaklanan) anonimlik unsurunun sınırlanması, ve
  • Kurulması planlanan sicil ve kütükler sebebiyle, alanda faal şirketler ve gerçek lehdar (beneficial owner) hakkında kamuoyuna daha fazla şeffaflık sağlanması hedeflenmektedir[5].

Piyasaya Yönerge sonrasında kara para aklama vakalarında bir düşüş yaşanacağı beklentisi hakimdir. Nitekim Fitch Ratings bu yıl yaptığı açıklamada, düzenleme sonrasında bankacılık sektöründe artacak denetimler dolayısıyla, kara para aklama faaliyetlerinde bir azalma yaşanacağı beklentisinde olduğunu ifade etmiştir.

  1. Kara Para Aklama ile Mücadele Yönergesi’nin getirdiği değişiklikler, sanal paraların kanunen tanımlanması; kripto para faaliyetleri ile uğraşan FinTech şirketlerin hukuki konumlarının ve faaliyet için gerekli süreçlerin netleştirmesi ve ayrıca üye devlet mevzuatının uyumlaştırılması açısından önemli gelişmeler olarak kabul edilmelidir. Yine yediemin cüzdan sağlayıcıları ve de “sanal para borsaları”nın (virtual currency exchange platform)due diligence hükümleri kapsamına alınması yönündeki düzenlemeler, sanal para hizmeti sunan FinTech şirketlerinin kara para aklama mevzuatına tabi olup olmadığı hakkındaki tartışmaların son bulması ve kara para aklanmasının önlenmesi süreçleri kapsamında piyasa standardı sağlanması açısından kayda değer bir adımdır.

Değişiklikleri olumsuz şekilde yorumlayan piyasa paydaşları da yok değildir. Değişiklikler hayata geçtikten sonra kripto faaliyetleriyle uğraşan girişimlerin ayrı bir lisans sürecinden geçmesi gerekliliği, şüphesiz ki alanda faal finans ve FinTech şirketleri için operasyonel ve ekonomik külfetler doğurmaktadır. Bu da girişimcilerin düzenlemelere olumsuz bir şekilde yaklaşması sonucuna yol açmaktadır.

Halihazırda üye devletlerde düzenlemenin iç hukuka aktarılması süreci devam ettiği için, düzenlemenin kripto faaliyetleri ile uğraşan FinTech şirketlerin iş modellerine tam olarak etkisini anlamak için, Ocak 2020 ve sonrasındaki gelişmelerin beklenmesi gerekecektir.


[1] “Directive (EU) 2018/843 of the European Parliament and of the Council of 30 May 2018 amending Directive (EU) 2015/849 on the prevention of the use of the financial system for the purposes of money laundering or terrorist financing, and amending Directives 2009/138/EC and 2013/36/EU”

[2] Düzenlemenin doğrudan uygulanabilirliği olmayıp, üye devletlerce iç hukuka entegre edildikten sonra yürürlüğe girecektir.

[3] Düzenlemenin Panama Belgeleri ile olan ilişkisine dair açıklamalar için bkz.:

https://ec.europa.eu/info/policies/justice-and-fundamental-rights/criminal-justice/anti-money-laundering-and-counter-terrorist-financing_en

[4] İlk defa 5. Kara Para Aklama Yönergesi ile mevzuata aktarılan “yediemin cüzdan sağlayıcıları” (custodian wallet providers), mevzuatta “…müşterileri adına, kripto paralara hamil olma, kripto paraları saklama ve havale etme ve özel kriptolu anahtarları muhafaza etme hizmetleri sağlayan bir teşebbüs” olarak tanımlanmıştır.

[5] Kaynak: “European Commission Statement, Statement By First Vice-President Timmermans”, Vice-President Dombrovskis and Commissioner Jourovà on the adoption by the European Parliament of the 5th Anti-Money Laundering Directive, Brussels, 19.04.2018.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması beklenen The PAYTECH Book kitabında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, halihazırda Berlin merkezli bir ING Bank FinTech girişiminde iş geliştirme bölüm yöneticisi olarak görev yapmakta ve aynı zamanda FinTech ve regülasyon konulu yayın çalışmaları yürütmektedir.