Deloitte tarafından 2019 yılı içinde yayılanan rapor ile açık bankacılığın bankaların nakit akışı ve iş stratejilerine olan etkileri değerlendiriliyor. Açık Bankacılıkla birlikte yaşanması muhtemel yıkıcı etkilerle birlikte taşıdığı fırsatlara da vurgu yapılıyor.

Perakende dünyası tarihsel olarak, mevduatı ‘kalıcı-uzun vadeli’ olarak kabul ederdi, banka hesaplarının ya da bankacılık işlemlerinin sistemin dışına çıkması olası görülmezdi. Standart bir müşteri bankasında uzun süreyle kalır, böylece bankasına ucuz ve istikrarlı bir fon kaynağı sağlardı.

Getirdiği özellikler gereği PSD2, mevduatlarda daha fazla hareketliliği ve daha az durağanlığı teşvik etmektedir. PSD2, TPP’ler ödeme işlemleri verilerini birden fazla bankadaki hesaplardan alarak tek bir bilgi olarak müşteriye sunar ve böylece bir müşterinin tüm hesaplarını tek yerden yönetebilmesini sağlar. TPP’ler ayrıca müşteri adına ödemeleri başlatabilir ve müşteriler ödeme transferi yapmak için birden fazla banka hesaba giriş yapmak zorunda kalmaz.

İngiltere’de bankaların mevduat ve tasarruf hesaplarındaki toplam büyüklük yaklaşık 1,5 trilyon pound değerinde ve bunların çoğu müşteri talebi üzerine açılan hesaplar, bu toplam büyüklüğünün %20 ile %25’ini mevduat hesapları oluşturuyor. Bu da bize, Açık Bankacılığın etkisinin yalnızca İngiltere’de yüzlerce milyar liralık mevduat üzerinde hissedilebileceğini gösteriyor.

Açık Bankacılığın finansal sistemin farklı sektörleri arasındaki sınırları aşarak yatırım veya sigorta ürünlerine doğru genişleyeceği bekleniyor. Hem bugünkü hem de gelecekteki olası gelişmeler göz önüne alındığında Açık Bankacılığın kendine yer bukabileceği çok çeşitli alanlar bulunuyor.

Müşteriler bakiyelerini daha kolay optimize edebilecek:

Açık Bankacılık, daha verimli kullanım, yüksek getiri oranı, hesaplarına veya yatırımlarına kolayca erişim, fazla ödenen ücretlerin düşürülmesi başta olmak üzere sağlanacak imkanlarla müşteriler fonlarını yönetebilecekler.

Otomasyon, transfer kolaylığını vurgulayacak:

Açık bankacılık yetenekleri ile teknolojinin yenilikçi kullanımları müşteri müdahalesine duyulan ihtiyacı giderek azaltacaktır. Örneğin, bakiye transferleri, hesaplar arasında günlük otomatik tarama işlemleri önceden belirlenmiş kurallara göre otomatikleştirilebilir.
Anında ödemelerle, müşterilerin harcama davranışına göre hesaplar arasındaki para transferleri gerçek zamanlı olarak gerçekleşebilir.

Yapay zeka ve robo-tavsiye araçları müşterileri bankacılık sisteminden çıkarmaya teşvik edecek:

Müşteri davranışını analiz etmek ve bakiyelerini önceden etkin bir şekilde optimize etmek veya müşterilerin bunu yapabilmeleri için AI uygulamaları rahatlıkla kullanılabilir. AI, piyasayı yeni yatırım ve sigorta ürünleri için tarayabilir, önerilerde bulunabilir.

Raporun detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

1969 yılında Kocaeli’de doğan Nesrin İlker Peker, 1991 yılında ODTÜ Matematik Bölümü’nden mezun oldu ve aynı yıl İş Bankası Bilgi İşlem Müdürlüğü’nde Yazılım Uzmanı olarak işe başladı. 2004 yılında Yazılım Geliştirme Müdürlüğü’nde Müdür Yardımcısı olan Peker, 2012 yılında Direktör olarak banka iştiraki Softtech A.Ş. de görevlendirildi. 20 yılı aşkın bir süre İş Bankası’nın kartlı ödeme sistemleri altyapı ve yazılımlarının geliştirilmesi konusunda yöneticilik yaptı. 2019 Ocak ayından itibaren kartlı ödeme sistemleri danışmanlığı vermektedir. Nesrin İlker Peker İngilizce ve Fransızca bilmektedir, evli ve iki çocuk annesidir.