Fintech dünyasında son dönemin yükselen yıldızı Latin Amerika oluyor. Brezilya, Meksika, Şili, Arjantin, Kolombiya gibi ülkelerin yer aldığı bölge, geleneksel oyuncuların toplumun tamamına hitap etmemesi ve genç nüfusun yeniliklere açık olması eşliğinde fintech’ler için fırsatların altın tepside sunulduğu bir pazara dönüştü. Yabancı yatırımcılar da bu dönüşüme tepkisiz kalmadı ve bölgede fintech sayısıyla birlikte yatırım tutarı da tırmanışa geçti.

Fintech dünyasında ABD, Avrupa ve bazı Asya ülkeleri, alınan milyarlarca dolar eşliğinde dünyanın en hareketli fintech merkezlerine dönüştü. Ancak son iki yılda yaptığı atılımla bu tabloyu değiştiren ve dikkatleri üzerine çeken yeni bir pazar var: Latin Amerika. Bu yazıda mercek altına alacağımız Latin Amerika; Brezilya, Meksika, Kolombiya, Arjantin, Şili gibi gelişmekte olan ülkelerin yer aldığı, 650 milyon kişinin yaşadığı, nüfusun genç ve teknolojik yeniliklere açık olduğu bir bölge… Finansal katılımın düşük, nakit kullanımının yüksek, sermayeye erişmenin maliyetli, kâr oranları yüksek olan bankaların bazı tüketicileri ve KOBİ’leri ihmal ettiği, rekabetin düşük olduğu pazar, fintech dünyası tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir fırsatlar diyarına dönüşmüştü.

Bölgede fintech alanında atılım gerçekleşmesinde en önemli faktör, yabancı yatırımcıların ülkeye çekilmesi oldu. Bunda mevcut finans kuruluşlarının yetersiz hizmetleri, coğrafi konumun getirdiği avantaj ve bölgede ortak dil konuşulmasının etkisi büyük.

2012 yılında bölgedeki fintech sayısı 140’tı. Bu sayı 2017’de 703’e, 2018’de ise %66 artarak 1.166’ya yükseldi. Sadece 2018 yılında fintech’lere yapılan yatırım tutarı ise 800 milyon dolar oldu. Bu değer, Çin ve İngiltere gibi ülkelerle kıyaslayınca küçük kalabilir ancak olgunlaşmaya yeni başlamış bir pazar için azımsanmayacak, hatta Türkiye gibi atılım yapma niyeti olan ülkeler için çıkarılması gereken dersler olduğunu gösteren bir tutar…

FinTech Dünyasında Gözler Latin Amerika’nın Üzerinde

Şekil 1: Latin Amerika’daki Fintech Sayısı Gelişimi

Latin Amerika Fintech Ekosistemi Miami’de Masaya Yatırıldı

Söz konu yatırımlara dair haberlerle dikkat çeken Latin Amerika pazarının nabzı, 3–4 Aralık tarihlerinde Miami’de düzenlenen FINNOSUMMIT etkinliğinde tutuldu. Finnovista tarafından organize edilen etkinlik bu yıl üçüncü kez yapıldı. Önceki etkinliklerden farklı olarak bu yıl, küresel çapta başarılı etkinlikler düzenleyen LendIt Fintech ile iş birliği yapıldı. 700 kişinin katıldığı etkinlikte dijital bankacılık, ödemeler, krediler, açık bankacılık, yatırımlar, düzenlemeler, techfin, finansal katılım, blockchain gibi çok sayıda konu ele alındı. Bu kadar çok yatırım söz konusu olunca etkinliğe katılan konuşmacılar, önemli miktarda yatırım almış ve başarı hikayelerini yazmaya devam eden fintech’lerin kurucularını da içeriyordu. Buna ek olarak yatırımcılar ve düzenleyiciler de oturumlara katılan diğer önemli paydaşlardı. Ben de FinTech İstanbul’u temsilen bu değerli etkinliği yerinde takip etme imkanı buldum. Yazımın devamında, bu etkinlikte verilen mesajları, aldığım kayda değer notları on maddede sizlerle paylaşacağım. Keyifli okumalar…

1. Bankaların Toplumun Genelini İhmal Etmesi Yeni Nesil Bankalar için Fırsata Dönüştü

Bankacılık hizmetlerinden yeterli düzeyde yararlanamayan nüfus oranının %70’leri bulduğu, işsizliğin ve faizlerin yüksek olduğu Latin Amerika’da karlılıkları yüksek olan bankaların pazara sunduğu ürünlerin ve verdiği müşteri hizmetlerinin kalitesi oldukça kötüydü. Kredi verirken tabiri caizse ayak sürüyen, şeffaf davranmayan, müşterilere yüksek ücretler yansıtan ve seçkin kesime hizmet edip toplumun genelini ihmal eden bir tutum sergileyen bankalar, farkında olmadan fintech’lerin büyümesi için ideal bir ortam yaratmıştı. Bir kredi başvurusunun sonuçlanmasının veya banka kartı almanın aylar sürdüğü bölgede, bu sorunlu ortamı yeni nesil bankalar iyi değerlendirdi. Her ne kadar yeni nesil bankaların merkezi İngiltere gibi görünse de Latin Amerika’nın yabana atılmaması gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Temmuz ayında 10 milyar dolar değerleme üzerinden 400 milyon dolar yatırım alan Brezilyalı Nubank’in yaklaşık 15 milyon müşterisi bulunuyor. Kasım ayında 150 milyon dolar yatırım alan Arjantinli Ualá ve 94 milyon dolar yatırım alan Brezilyalı Neon bankacılıkta oyuna yeni soluk getiren önemli oyuncular oldu. Bu üç şirket dışında Banco Inter, Klar, Albo, Vexi, Fondeadora gibi oyuncular da “bu yarışta ben de varım” diyor.

2. Rekabette Yeni Dönem: Bankalar ve Fintech’ler, BigTech’e Karşı

Latin Amerika’da fintech’lerin kendilerini ilk göstermeye başladığı dönem 2010’lu yılların başıydı. Bu dönemde bankalar, fintech’leri “düzenlenmeyen çılgınlar” olarak görüyor ve iş birliğine yanaşmıyordu. Creditas CEO’su Sergio Furio, bundan beş yıl önce fintech’lerle iş birliği yapmak isteyen banka sayısının bir elin parmağını geçmediğini buna karşın bankaların bakış açısının zaman içerisinde değiştiğini belirtti. Finansal katılımı arttırmaya yönelik iş birlikleri oluşmaya başladı. Furio, fintech’lerin bankalar için ücretsiz biçimde inovasyon yaptığını söyleyip bankaların kendi içlerinde yapabileceği inovasyondan fazlasını yapmalarına yardımcı olduklarını iddia etti.

700 milyon dolar değerlemeye sahip bir girişimin kurucusu olan Sergio Furio, bankalarla fintech’ler arasındaki rekabetin geride kaldığına, artık bankalar ve fintech’lerin bigtech’e karşı güçlerini birleştirdiğine dair sözleri benim için etkinliğin en akılda kalıcı anıydı. Bu düşünce yapısına sahip olunmazsa hem bankaların, hem fintech’lerin bigtech’lere hizmet sağlayan oyunculara dönüşmesinin kaçınılmaz olacağına dair söylem, her iki taraf için önemli bir uyarıydı. Bir başka deyişle Furio’ya göre rekaberlik; bir opsiyon olmaktan çıkıyor, bankalar ve fintech’lerin kendilerini finansın geleceğinde nasıl konumlandıracaklarını belirleyecek bir karar noktasına dönüşüyor.

3. Para Musluğu Açıldı

Latin ülkelerinin fintech alanında aştıkları en büyük engel, yabancı yatırımcıları ikna etmek oldu. Online kredi platformu Credijusto’nun CEO’su David Poritz; Meksika’ya yatırım yapmanın 2015 yılında kimsenin gündeminde olmadığını, buna rağmen dört yatırımcılarını ülkeye ilk yatırımlarını yapmaya ikna ettiklerini ve bunun hiç de kolay olmadığını belirtti. Bugün dönüp baktığımızda ABD’li yatırım şirketlerinin yanı sıra Çinli Tencent gibi devlerin de Latin Amerika’da yatırım yapmaya başladığını görüyoruz. Ancak dünyanın gözünü Latin Amerika’ya çevirmesini sağlayan yatırımcı grubu Japon SoftBank oldu. PayPal, Goldman Sachs, Santander gibi finans dünyasının önemli oyuncularının da Latin Amerikalı girişimlere yatırımlar yaptığını görüyoruz.

FinTech Dünyasında Gözler Latin Amerika’nın Üzerinde

Tablo 1: Büyüklüklerine Göre Fintech’lere Yapılan Yatırımları (Ocak 2016 ve sonrası)

4. SoftBank’in 5 Milyar Dolarlık Fonu

Biraz önce değindiğim SoftBank’in Latin Amerikalı girişimlere ilgisini detaylandırmakta fayda var. Latin girişimcileri ‘hızlı ve korkusuz’ olarak tanımlayan SoftBank, bölgedeki teknoloji odaklı girişimlere yapılacak yatırımlarda kullanmak üzere Mart 2019’da 5 milyar dolarlık bir fon oluşturdu. Ben bu yazıyı kaleme alırken 19 girişime yatırım yapmış olan grubun, fonun yaklaşık 2,4 milyar dolarlık kısmını kullandığı tahmin ediliyor. Grubu temsilen FINNOSUMMIT’e katılan Paulo Passoni, girişimler için dev fırsatlar barındıran bölgedeki büyüme fonu ihtiyacını gördüklerini ve kendini ispatlamış, ekonomik belirsizlikleri aşmış, kendi başına halka arz noktasına gidebilecek şirketlere yatırım yaptıklarını söyledi. Bu yatırımlar, seri C ve üzeri turlarda gerçekleşirken SoftBank, Latin Amerika girişimlerine 15–400 milyon dolar arasında değişen tutarlarda yatırımlar yaptı.

İlk etapta önceden belirledikleri ve görünen hedeflere yatırım yaptıklarını söyleyen Passoni, şimdi ise daha sakin hareket ettikleri ve derinlemesine incelemeler yaptıkları bir döneme girdiklerini ifade etti. Tüketici kredileri alanında hizmet veren Creditas’ın yanı sıra bir dijital banka olan Banco Inter, teslimat uygulamasından süper uygulamaya evrilen Rappi, mPOS alanında hizmet veren Clip ve KOBİ’lere finansman sağlayan Konfio, SoftBank’in yatırım yaptığı fintech’ler arasında yer alıyor.

Passoni, kendisine yöneltilen bir soru üzerine “Fintech, herkesin istekli olduğu ancak bizim en şüpheyle yaklaştığımız alan.” cümlesini kurdu. Bunu söylemesindeki en önemli sebebi ise fintech’lerin yükselişine yanıt vermeye çalışan bankaların son dönemde attığı adımlar olarak açıkladı. SoftBank yöneticisi; bankaların inovasyona önem verdiğini, hizmetlerini dijitalleştirdiğini, ücretlendirmelerini aşağı yönde revize ettiklerini ve tüm bunların sonucunda fintech’lerin pay almaya çalıştığı pazarda rekabet düzeyinin arttığını sözlerine ekledi.

FinTech Dünyasında Gözler Latin Amerika’nın Üzerinde

5. Fintech’lerin Üçte İkisi Brezilya ve Meksika’da

Bölgede fintech yatırımlarının önemli kısmı Brezilyalı şirketlere yapılıyor. Brezilya’da nüfusun 210 milyon olduğunu göz önüne alınca bu eğilimin makul olduğunu söylemek mümkün. Ancak yatırım şirketleri, katıldıkları oturumlarda 2–3 ülke ile sınırlı kalmak istemediklerini net biçimde dile getirdi.

Brezilya’yı takip eden ülke ise Meksika… Banka hesabı olanların oranının Brezilya’da %70 iken nüfusu 129 milyon olan Meksika’da %39 olduğu dikkate alındığında yatırımcıların ikinci hedefinin Meksika olması şaşırtıcı değil. Finansal hizmetlerden yararlanamayan nüfusun bu kadar yoğun olmasının etkisiyle Meksika, Latin Amerika’da en fazla fintech’in hizmet verdiği ülke olma özelliğine de sahip. Brezilya ve Meksika’nın bölgedeki toplam fintech sayısının üçte ikisini oluşturması ise bu iki ülkenin pazarın lokomotifleri olduğunu somut biçimde ortaya koyan gösteren bir veri olarak karşımızda duruyor.

FinTech Dünyasında Gözler Latin Amerika’nın Üzerinde

Tablo 2: Başlıca Latin Amerika Ülkelerine Ait Bilgiler

6. Uluslararası Yaygınlaşma İkinci Planda

Ortak dil, fintech’lerin bölgedeki diğer ülkelere yaygınlaşması önünde önemli bir bariyeri kaldırıyor. Ancak ülkeden ülkeye farklılaşan düzenlemelerin pazarın parçalı bir kimliğe bürünmesine yol açtığını ve yaygınlaşmayı kısmen zorlaştırdığını söyleyebiliriz. Fintech’lerin ise var oldukları pazarda rüştlerini ispatlamadan diğer ülkelerde hizmet vermeye pek yanaşmadıklarını görüyoruz. Finnovista tarafından yapılan bir araştırmaya göre Latin Amerikalı fintech’lerin %68’i sadece bir ülkede hizmet veriyor, %12’si ise faaliyetlerini iki ülkede sürdürüyor. Kalan %20’lık kısım ise üç ve daha fazla ülkeye açılmış durumda. Bu tablonun ortaya çıkmasında, fintech’lerin çoğunun bulunduğu Brezilya ve Meksika’nın hala büyük fırsatlar içermesinin önemli payı var.

7. Doğru Değerleme, Sabır, İlişki Kurmanın Önemi

Oturumlarda yatırımcılara ve önemli yatırım turlarını tamamlamış girişimcilere sorulan standart bir soru ise girişimcilere ne tavsiye ettikleriydi. Verilen yanıtlar birbirine benzerdi. SoftBank’in fonuyla para kaynağı anlamında zenginleşen ve hareketliliğin arttığı pazarda sürdürülebilirlik adına doğru değerlemenin önemi vurgulandı. Olması gerekenden yüksek değerlemelerle yatırım almayı başarı olarak gören girişimcilerin olduğunu ancak girişimlerin geleceği için bunun telafisi güç bir tehdit oluşturduğuna dair görüşler paylaşıldı.

Verilen ikinci mesaj ise sabırlı olunması ve güçlü iş ilişkileri kurulması yönündeydi. Girişimlerin bir günde milyonlarca müşteriye ulaşamayacağı da, istenen paraların yatırımcılardan kısa sürede alınamayacağı da etkinlikte sıkça tekrarlandı. Yapılması gereken ise sabırlı olmak ve iş ilişkilerini güçlü tutabilmek… Bir yatırımcıyı ikna etmenin aylar sürdüğü, bunun için güçlü ilişkiler kurulması gerektiği birçok başarıya giden yolda anahtar niteliğinde…

8. Fintech’ler Düzenleyicilerden Şikayetçi

Latin Amerika’nın büyük bölümünde İspanyolca konuşulması, pazara ilgi gösteren fintech’lerin ve yatırımcıların işini kolaylaştıran bir unsur gibi görünüyor. Ancak düzenlemelerdeki farklılaşma, pazarın parçalanmış bir görüntüye sahip olmasına yol açıyor. Etkinlikte düzenlemeler konusunda fintech’lerin verdiği mesaj ise düzenlemelere hazır oldukları ancak yapılan düzenlemelerin inovasyonu azaltacak ölçüde olmaması gerektiği yönündeydi. Özellikle Meksika’da kısa süre önce yürürlüğe giren fintech kanunu, ‘aşırı düzenlenmiş’ bir pazar yarattığı gerekçesiyle eleştiri oklarının hedefi oldu. Belirlenen ödenmiş sermaye miktarını yüksek bulan fintech’ler, düzenlemelerin girişimci dostu olmadığına ve bu şartlarda küresel çapta etki yaratacak bir fintech çıkmasının mümkün olmayacağına dikkat çekti.

Oturumlarda vurgulanan bir diğer konu ise dijitalleşme ve yeni teknolojiler eşliğinde çehre değiştiren bankacılık ve finansın, düzenleyiciler için de zor bir ortam yarattığıydı. Böylesine dinamik bir ortamda düzenleyicilerin yeni kavramlar ve teknolojiler konusunda kendilerini sürekli geliştirmeleri ve yeniliklere açık olması gerekiyor.

9. “Yeni Bir Çin Olmayacağız, Çok Sayıda Oyuncu Kazanacak”

Bankaların tüketicilerin beklentilerini ihmal ettiği ortam, Çin’de Alibaba ve Tencent’in mobil ödeme devrimi yapmadan önceki ortamı andırıyor. Bu durum, Latin Amerika pazarının geleceğinin de Çin’e benzeyeceği yorumlarının yapılmasına yol açıyor. Akıllı telefonları POS cihazına dönüştüren Clip’in kurucularından Adolfo Babatz ise pazarda hem karmaşık bir yapının, hem de çok sayıda fintech’in olması nedeniyle Latin Amerika’da böyle bir durumun söz konusu olmayacağına inanıyor. Babatz, yerel pazarın beklentilerini anlamanın önemini vurgularken pazarda başarıyı yakalayan fintech sayısının 1–2 ile sınırlı kalmayacağını belirtti. Clip’in kurucusu, QR kod tabanlı ödemelerin yaygınlaşacağına ancak kartların sonunun gelmeyeceğine dair görüşlerini de katılımcılarla paylaştı.

10. Visa Yarışmasının Kazananı Flexio Oldu

Etkinliğin ana sponsoru Visa’ydı. Başvuruların 30 Nisan’da başladığı Visa Everywhere Initiative isimli yarışmanın Latin Amerika ayağının finali FINNOSUMMIT’te yapıldı. Finale kalan 12 girişimi 5 haftalık bir hızlandırma programına alan Visa tarafından verilen 50 bin dolarlık ödülü ise Flexio isimli fintech kazandı. Flexio, banka kartlarıyla yapılan online alışverişlerde taksit imkanı veren bir “şimdi al sonra öde” girişimi… Banka kartı sahipliğinin %25’te kaldığı Meksika’da Flexio’nun finansal katılıma yapacağı olumlu katkıyı ve alacağı yeni yatırımları ilerleyen yıllarda duyacağımızdan şüphe duymuyorum.

FinTech Dünyasında Gözler Latin Amerika’nın Üzerinde

Not: Bu yazı, Payment Systems Magazine (PSM) dergisinin Ocak 2020 sayısında yayımlanmıştır.

2008 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği lisans programından mezun olan Okan, aynı üniversitenin Endüstri Mühendisliği programından yüksek lisans derecesine sahiptir. Kariyerine 2009 yılında Garanti Ödeme Sistemleri Risk Analiz ekibinde başlamış ve 2012 yılında Bankalararası Kart Merkezi’ne (BKM) katılmıştır. 2016 yılına kadar BKM’de Strateji ve Bilgi Yönetimi ekibinde görev alan Okan; 2016 yılından bu yana ise çalışmalarını, yeni teknolojilerin ve yaklaşımların ödeme sistemlerine etkisini araştıran ve uygulamalar geliştiren İş Geliştirme ekibi bünyesinde yürütmektedir. Fintech, mobil ödemeler, açık bankacılık, bigtech, blockchain ve yapay zekanın yanı sıra Çin ve Hindistan gibi gelişen pazarlar Okan’ın odaklandığı alanlar arasında yer alıyor.