N26 ve Revolut gibi tanınmış finansal kuruluşların İngiltere ofislerini kapatmaya ve taşımaya başlamaları ile birlikte Brexit’in FinTech ekosistemi üzerindeki operasyonel etkileri ortaya çıkmaya başladı. Şayet Avrupa FinTech ekosisteminin odak noktası olan İngiltere’nin, Avrupa Birliği’nden ayrılmasının olumlu bir yanı varsa o da önemli sektör konferanslarının Kıta Avrupa’sına kaymaya başlayarak bu etkinlikleri global açıdan daha ulaşılabilir ve ekonomik hale getirmesidir diyebiliriz. Bu sayede Finovate’in bu sene Berlin’de gerçekleşen etkinliğine katılarak gözlemlerimi kaleme aldım.

Steven van Belleghem’in müşteri deneyimi ile ilgili açılış konuşması etkinliğin ilgi çekici kısımlarından biriydi. Konuşmasında firmaların markalaşmaya (branding) her zamankinden daha fazla şekilde yatırım yapması gerektiğini vurgulayan van Bellegheim, kolaylık (convenience) unsuruna odaklanmayan firmaların kaçınılmaz bir şekilde piyasadan kaybolacağını belirtti. Konuşmada verilen örneklerden biri Lufthansa’nın aslında daha iyi bir ekibi olmasına rağmen KLM’nin veri artırımı (data augmentation) için alternatif yollar geliştirerek Lufthansa’yı geride bırakmasıydı. Steven van Belleghem ayrıca yapay zekanın sanılanın aksine iş kollarının yerini doldurmayacağını, aksine iş kollarını geliştireceğini ve bu değişime de müşteri deneyimi kısmından başlayacağını belirtti. van Belleghem’e göre yapay zeka kavisinin ikinci kısmını belirleme görevi teknik kafileye ait olacak.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

Yapay zekâ geldiğinde danışmanlık işinin biteceğine inanan Dave Birch, tanıdık konuşmacılar arasındaydı. Tıpkı Paris Fintech Forum’daki konuşması gibi, RegTech’in mali suçlarla mücadeledeki rolünün önemini vurguladı. Blockchain, AI ve kuantum hesaplama gibi gelişmelerin insanların üzerinde aptalca konuştuğu teknolojiler olduğunu belirtirken, bu teknolojilerin yeterince şaşırtıcı olup olmadığı yönünde sorular sordu.

Chris Skinner ödemelerin sadece bankaların ve finansın değil, teknolojinin merkezi gücü olduğunu belirterek konuşmasına başladı. Yedi kod satırının 7 milyar dolar değere ulaşabildiğini söyleyerek, ödeme sektörünün nasıl kazançlı bir iş haline gelebileceğini ortaya koydu. Skinner, kalabalığa, 2019’da gerçekleşen FinTech yatırımlarının 1/3’ünün ödeme şirketlerine yönlendirildiğini hatırlattı. Daha sonra, yeni girişimcileri bugün ihtiyaç duydukları tek şeyin bir şirket kurmak için iyi bir fikir olduğunu hatırlatarak teşvik etti.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

Blockchain paneli sırasında, Maximilian Lautenschläger mevcut finans kurumlarının rollerinin kısa süre içinde yeniden tanımlanmasını beklediğini söyledi. Yeni kripto düzenlemeleri sayesinde, tarihte ilk kez Almanya’da olmanın bankalar ve finansal işletmeler için bir avantaj olduğunu da sözlerine ekledi.

ECB’den Francis Gross, ilginç bir bakış açısına sahip bir diğer konuşmacıydı. Ekonomiyi, sistem için çaba harcamamız gereken bir sözleşme ağı olarak sundu. Önemli mesajlarından bazıları:

    • Daha fazla BT yalnızca veri geliştiğinde değer yaratır.
    • Standardizasyon derin dönüşüm süreçlerinin kalbidir.
    • Yeni konseptler oluştururken, bunların 20-30 yıl içinde de geçerli olmasını sağlamalıyız.
    • Dil, bir makineye konduğunda teknolojinin kendisidir.

Düzenlemeleri belirleyen politika ekiplerinde yeterli teknoloji odaklı insanın bulunmadığına dikkat çeken Gross, yeni teknoloji denemelerine dikkat etmemiz gerektiğini vurguladı, “kuantum bilgisayarlar ile çalışan bankalar çocuklarımızın arka bahçede bir elektrik santrali inşa etmesi kadar tehlikeli olabilir” ifadelerini kullandı. Kendisi şu anda tam anlamıyla bir plaka gibi çalışacak, gerçek ve tüzel kişilerin (Küresel Tüzel Kişilik Tanımlayıcısı) değişmez kimliğini yaratmayı amaçlayan yeni politikalar üzerinde çalışıyor.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

ING’den Benoit Legrant, Garanti BBVA’dan Dara Hizveren ve Keytrade Bank’tan Raphael d’Ostuni katıldıkları panelde; eski sistemleri dönüştürmeye ve inovasyon kültürü oluşturmaya odaklanmak için ve yenilikçiliği üç farklı kategoriye ayırdıklarını paylaştı (sürekli gelişen, sürdürülebilir, radikal) ve tüm kategorilere farklı davranılması gerektiğini belirttiler. Moderatör Andrew Vorster, sonuçta bir fayda yaratmaktan yoksun şekilde inovasyona yatırım yapan bankaların bir tiyatro oynadıklarını söyledi. Panelistler ayrıca, çoğu banka inovasyon departmanının hala eski bir çalışma yöntemi olan Ar-Ge departmanları olarak çalışmakta ısrar ettiğine dikkat çekti. Panelistlerden biri, banka departmanlarının birbirleriyle iletişimi olmadığına dikkat çekerek, aynı konularda çalışan farklı banka departmanları olduğunu ve farkında olmadan aynı servis sağlayıcılarla ayrı ayrı görüşmeler yaptıklarını dile getirdi. Sonuç olarak, panel günlük banka operasyonlarını optimize etme aciliyetini vurguladı, panelin ana noktası; sürekli değişim ve dönüşüm durumu için iletişim, işbirliği ve birimler arasında paylaşımın önemiydi.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

What Leading Challenger Banks Have Learnt On Their Journey To Build A Digital-Only Bank” başlıklı panele SolarisBank, insha ve Nova Bank katıldı. Yenilikçi bankaların pazarı nasıl değiştirdiğini ele alan bu panele ilgi oldukça yüksekti ve değerli bir içerik sunuldu. SolarisBank’ın paneller ve etkinlikler için her zaman iyi bir tercih olmasına rağmen, böyle bir panel için doğru aday olup olmadığı sorusu gündeme geldi zira solarisBank yenilikçi bir bankadan çok daha çok (“bankacılık lisansı olan bir teknoloji şirketi”) bir hizmet sağlayıcı olarak görülmesi gerektiğine dair bir sorusu gündeme geldi. Bu bağlamda, yenilikçi banka için net bir tanımın henüz yapılmadığını belirtebiliriz zira pek çok farklı yenilikçi banka tanımı yapıldığını belirtmemiz lazım.

Chris Skinner, yenilikçi bir bankayı “tam bankacılık lisansı ile mevduat hesabı sunabilen bir girişim bankası” olarak tanımlıyor. Vikipedi tanımı “Mevcut büyük bankalar ile doğrudan rekabet eden yenilikçi küçük bankalar” şeklinde ele alıyor. Öte yandan Oxford Sözlüğü, yenilikçi bir bankayı büyük, köklü ulusal bankalarla rekabet etmek amacıyla kurulmuş nispeten küçük bir perakende banka olarak tanımlıyor. Burnmark, konuya farklı bir açıdan yaklaşıyor ve yenilikçi banka tanımını üç farklı kategoriyi (Embriyonik, Gerçek veya Taklitçi Yenilikçi Banka) altına alan bir üst tanım olarak ele alıyor.

Yenilikçi bankanın yaygın olarak kabul gören tanımında bankacılık hizmetlerini doğrudan vermek yer aldığı için, maalesef solarisBank’ı bu tanımın dışına itilmesi gerektiğine dair bir düşünce bulunuyor.

Finovate ile aynı hafta içinde yayınlanan “Almanya’nın En İyi 10 Challenger Banka Listesi“nde aynı kafa karıştırıcı modeli sunuyor. Finovate, bu liste için Bitwala, Kontist, solarisBank, Consorsbank ve Fyrst gibi isimleri bir araya getirdi ve bu da burada değinmeye değer bazı dikkat çekici sosyal medya tartışmalarının önünü açtı:

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

Nordea’da Gelişen Teknolojiler Başkanı Ville Sointu, iOT üzerine bir konuşma yaparak, bankaların veriye dayalı ilişkileri nasıl daha iyi kullanabileceğine odaklandı. Bu noktada cevabın “belki” olması ilgi çekiciydi. Makine tarafından okunabilir, avukat tarafından okunabilir, dijital ve geçerli sözleşmeleri sürecin merkezine koyan Ville Sointu, blokzincirinin iOT için bir çözüm olmadığını ve dijital sözleşmelerin bir noktada blokzincirinde dağıtılabileceğini belirtti, ancak şu anda gerekli olmadığını söyledi.

Cognitive Finance Group’dan Clara Durodié, FinServ ekosistem için etik AI oluşturma hakkında etkileyici bir konuşma yaparken, AI üzerime bazı yaygın hataları da ele aldı. İş stratejisini, kurumsal yönetişimi ve karlılığı AI girişimlerinin öncelikli alanları olarak listeleyen Durodié, ölçeklenebilir ürünler oluşturmak için teknolojinin iş stratejisini izlemesi gerektiğini, akışın aksi yönde olamayacağını vurguladı. Teknolojiye harcanan paranın %70’inin israf edildiğine dikkat çeken Durodié, dijital dönüşüm zorluklarıyla başa çıkmanın önemini ortaya koydu: teknoloji meraklısı Yönetim Kurulu üyeleri, yönetişim ve etik noktasındaki eksiklere dikkat çekti. Şirketlerin etik yapay zekayı geliştirme sorumluluğuna sahip olduklarını ve yeni ürünler geliştirirken yönetişim ve ahlak kurallarını uyumlu hale getirmek için aynı zamanda açıklanabilirlik, duyulabilirlik ve hesap verebilirlik ilkelerini uygulamak zorunda olduklarına dikkat çekti.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim

Tıpkı 2020’deki diğer etkinlikler gibi, RegTech de Finovate sırasında gündemdeydi. RegTech paneli sırasında, Ghela Boskoviç uyumu sadece maliyet faktörü / yük olarak görmek yerine bir kâr akışına (ürün uyumu) ​​dönüştürmeyi önerdi. RegTech’in, değer zincirindeki sorunları belirtmesine rağmen, daha büyük resme bakmadığını ve çoğunlukla belirli bir sorunu çözerken, kurumların bu çözümün başka hangi sorunlara neden olabileceğini düşünmeyi göz ardı ettiğini vurguladı.

Ana aşamada Ürün Danışmanı Meaghan Johnson, Monzo, Capital One ve diğerlerinden dikkat çekici FinServ UX örnekleri sergiledi. Müşteri deneyiminin kullanıcı ihtiyaçlarına göre sürekli güncellenmesini savunarak, iyi bir UX tasarımının özellikleri olarak zamanında, ilgili, kişiselleştirilmiş ve öngörülebilir olduğunu listeledi. FinServ sağlayıcılarına deney yapmasını, müşterileriyle konuşmasını ve erken ve sık sık test yapmasını tavsiye etti.

Demo oturumlarında, girişimler 7 dakikalık süreleri boyunca ürün ve hizmetlerini eğlenceli ve dikkat çekici aynı zamanda bilgilendirici şekilde sunmaya odaklandılar. Yapay zeka ve büyük veriyi kullanarak müşteri desteği, sahtekarlık tespiti ve dijital finansman çözümlerine dair sunumlar dikkat çekiciydi. Horizn, Crayon, Itscredit ve Payever etkinlik sırasında ortaya çıkan dikkat çekici girişimler arasında yer aldılar.

FinovateEurope 2020 Gözlemlerim
insha ve papara ekipleri ile FinovateEurope hatıra fotoğrafımız
Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.