Village Capital, Finance Forward MENA 2020 Hızlandırma Programı’na seçilen 12 girişimden biri olan, öğrencilere kitle kaynak kullanımı ve eğitim kredi seçenekleriyle bağlantılar sağlayarak gereksiz borca girmemelerini sağlayan eğitim finansmanı platformu E-Bursum’un Kurucu & CEO’su Mesut Keskin ile Finance Forward MENA 2020 Hızlandırma Programı’nın süreçleri ve finansal zorluk çözümleri üzerine röportaj gerçekleştirdik.

  • Kendiniz, şirketiniz ve ürün/hizmetleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Tabi. Lisans eğitimim Galatasaray, yüksek lisans eğitimim Boğaziçi olmak üzere bilgisayar mühendisliği eğitimi aldım. Öğrenci iken Türkiye’deki burs sisteminin işleyişini deneyimleme şansım oldu. Burs sisteminin teknolojiden uzak, ulaşılması güç, meşakkatli süreçleri olan ve objektifliği de sorgulanan bir sistem olduğunu fark ettim. Öğrenciler için eğitimlerine en büyük katkılardan biri olan ve gençlerin hayatını değiştirme potansiyeli bu kadar yüksek olan bir sistemin daha adil, eşitlikçi ve ulaşılabilir olması adına 2016 yılında E-Bursum’u kurdum.

Amacımız Türkiye’deki burs sistemini demokratik hale getirmekti. Bu uğurda kurumların tüm süreçlerini ilerletecekleri sistemimizi geliştirip hem onların zaman, kaynak ve iş gücü anlamında daha efektif olmalarını sağladık hem de gençlerin tüm burslara daha kolay, anlaşılır ve şeffaf bir şekilde ulaşmasını sağladık. Tüm bunlara ek olarak gençlerin burs başvurusu yaparken maliyetlerini tamamen ortadan kaldırıp ücretsiz bir hale getirdik.

Bu sene E-Bursum olarak yapımızı geliştirmeye başladık ve üçlü finansal yapımızı oluşturduk. Burs seçeneklerinin Türkiye’de yaşayan 8 milyon üniversite öğrencisinin ihtiyacını karşılamayacağını gördük ve kitlesel fonlama sistemimiz olan Microfon’u açtık. Böylece artık gençler ihtiyaçlarını ödül bazlı kitlesel fonlama sistemimiz ile bireylerden toplamaya başladılar.

Üçlü finansal sistemimizin son aşaması olan eğitim kredisi ile gençlerin farklı bankaların kredilerine ulaşmalarını sağlayıp, eğitimleri için gerekli finansmanı bulmayı hedefliyoruz.

Yarım milyondan fazla kullanıcı, 180’den fazla çalıştığı kurumu ile E-Bursum Türkiye’de eğitim finansman sisteminin en büyük oyuncusu konumunda. 35 Milyon TL’lik bir kaynağın dağıtılmasını sağladık. Bu sene ise hedefimiz bunu 100 Milyon TL’ye çıkarmak.

  • E-Bursum’un finansal açıdan nasıl bir avantaj sağladığını düşünüyorsunuz?

Türkiye’de son 3 yılda yaklaşık 1 milyon üniversite öğrencisi eğitimlerini sonlandırdı. En büyük neden ise finansal zorluklar. E-Bursum ile gençlerin 3 farklı şekilde finansman ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlıyoruz. Yani kısacası finans sistemini gençler için erişilebilir kılıyoruz.

E-Bursum’un en büyük avantajı üçlü finansal yapısı ile farklı sosyo-ekonomik düzeydeki gençlerin ihtiyacını karşılaması. Bunu Türkiye’de yapan tek kurumuz.

Tüm bunlara ek olarak bir fintech olmanın yanı sıra gençlerin kendilierini geliştirebilecekleri fırsatlar da sunuyoruz. Akbank ile yakın zamanda hem gençlerin tamamen dijital şekilde finansal sistemlere ulaşmasını sağladık hem de yapay zeka, siber güvenlik vb. alanlarda eğitimler vermeye devam ediyoruz.

  • Bir önceki sorumuzun paralelinde Türkiye’deki ekosistemi ve fırsatları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye özellikle nüfus olarak bölgenin lideri konumunda. Bu da aslında büyük bir pazarda iş yapmamızı sağlıyor. Büyük bir pazarda olmamızın en büyük avantajı fırsatların çok olması. Bugün hem fintech hem de diğer alanlarda çok fazla sayıda inovasyon fırsatı var. Girişimcilik ekosistemimiz her ne kadar istenilen seviyede olmasa da hızlı öğrenen ve yeniliğe açık bir ekosistem. Bu da yeni fikirlerin uygulanabilirliği açısından önemli bir kriter.

Yatırım açısında ise son yıllara nazaran çok iyi bir durumda olduğumuz görüyoruz. Pandemiye rağmen neredeyse her gün yatırım haberleri alıyoruz ve ilk unicorn’umuzun çıktığı bir dönem oldu bu dönem. Bu da Türkiye ekosisteminin geliştiğini ve gelişime çok açık olduğunu gösteriyor.

E-Bursum nezdinde de Türkiye pazarı hem yeni özellikleri denememiz hem de diğer ülkelere göre nispeten daha uygun maliyetle bunu yapmamızı sağlıyor.

  • Finance Forward MENA 2020 Hızlandırma Programına seçilen girişimlerden birisi oldunuz. Bu konuda bizi biraz bilgilendirir misiniz? Size nasıl faydalar sağlayacak?

Village Capital hem girişimciler için eğitimleri hem de network’ü ile bildiğim bir kuruluş ve dünyanın en büyük etki yatırımcılarından biri. MetLife Foundation ve PayPal tarafından desteklenen Finance Forward MENA hızlandırma programı ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinden seçilen 12 girişimin bu bölgelere açılımına ve gelişmesine katkı sunmayı hedefleyen bir program. Bu 12 şirket de finansal zorluklara karşı çözümlere odaklanıyor. Bizim de yurt dışı açılımı için çalıştığımız bugünlerde FFMENA programına seçilmek bizler için çok heyecanlı oldu.

Village Capital’ın yaptığı programların hem içeriği hem de desteği çok kuvvetli oluyor. Program süresince farklı ülkelerden farklı seviyelerde mentorlar ile buluşmamız, doğrudan ihtiyaca yönelik program geliştirilmesi aslında bu programa dair en sevdiğim noktalardan biri.

Ek olarak, program sonunda 150 bin dolarlık bir ödül dağıtımı var ve bu ödülü 5 girişime tamamen programa katılan girişimlerin oyları karar verecek. Bu da aslında programın özel noktalardan biri.

Program sonunda MENA bölgesi için olan planlarımızın daha net ve uygulanabilir olacağından eminim.

  • Genel olarak yükselen FinTech trendi ile birlikte gelecek dönemde E-Bursum’un ne gibi hedefleri var?

E-Bursum bölgenin en büyük eğitim finansman platformu olma yönünde ilerliyor. Üçlü finansal yapımız bu alanda hem lokalde hem de globalde tek olma özelliğini taşıyor. Hedefimiz tamamen dijital olarak, gençlerin finansal ihtiyaçlarını karşılayacak demokratik ve tabi ki sosyal etkiyi merkezine almış bir sistem kurmak.

Türkiye’de uyguladığımız yapımızı şimdi başta ABD ve MENA olmak üzere diğer ülkelerde de uygulayıp globalleşme hedefimiz bu aralar öncelikli konumuz.

  • FinTech özelinde şirketlere ve girişimlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Türkiye toplumu fintech alanında kolaylığı seven bir toplum. Özellikle diğer AB ülkelerine nazaran bu alanda yeniliğe çok açığız. Mobil bankacılık, açık bankacılık, blockchain vb. konularda dünyadaki en açık ülkelerden biriyiz. Bu da aslında Türkiye’nin fintechler için çok iyi bir pazar olmasını sağlıyor. Dolayısıyla en büyük tavsiyem inovatif fikirlerin veya özelliklerin Türkiye’de denemekten kaçınmaması en büyük önerim olur.

Bunun yanında büyük şirketlerin fintech alanında çalışan girişimler ile iş birliği yapmasını önemli bir nokta olarak buluyorum. Büyük şirketlerdeki çevik olmayan iş şekillerinden dolayı girişimler hem müşteriye ulaşmak da hem de yeni fikirleri deneme konusunda çok daha avantajlı konumda. Girişimler ile iş birliği yapmayan finansal kurumların büyük bir dezavantaja sahip olacağını düşünüyorum.

Son olarak bizim de son zamanlarda üzerinde çalıştığımız konu olan globalleşme konusunu girişimcilerin fokuslarına almalarını öneririm. Türk lirasındaki değer kaybı maalesef Türkiye’deki girişimlerin sadece yurt içinde yaptıkları satışlar ile değerlendirilmesine engel oluyor. Geçen seneye göre satışlarınız 5 kat artmış olabilir lakin hala dolar bazlı düşündüğümüzde istenilen meblağlara denk gelmiyor olabilir. Dolayısıyla globalleşme bu dönemde en önemli konu olmalı.

  • Eklemek istediğiniz başka nokta bulunuyor mu?

Türkiye girişimcilik için zor olduğu kadar öğretici bir coğrafya. Özellikle fintech alanında çalışacak girişimcilere bu zorluklar karşısında yılmamalarını önerir, yolculuğun öğretici tarafına odaklanmalarını tavsiye ederim.