Bilinenin aksine İspanya, FinTech girişimcilerine lezzetli yemekler, güzel bir iklim ve düşük işletme giderlerinden daha fazlasını sunuyor. Halihazırda mobil ödemeler ülkenin dört bir yanına yayılmış durumda, açık bankacılık istikrarlı bir şekilde gelişiyor ve İspanya şu anda yasal test ortamı (Regulatory Sandbox) sunan nadir AB üyesi ülkelerden biri konumunda.

Avrupa ile Güney Amerika’nın kesişim noktasındaki İspanya, uluslararası büyüme hedefleri olan FinTech girişimcileri için ideal bir yerleşim noktası ve ekosisteme artan bir ilgi var. Tracxn tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre ülkedeki toplam FinTech start-up sayısı 522’ye ulaşıyor. COVID-19 öncesinde de İspanya, Avrupa’daki en fazla sayıda ödeme lisansına sahip kuruluşa ev sahipliği yapan öncü bölge niteliği taşıyordu.

Biz de İspanya’nın FinTech ekosistemi hakkında daha fazla bilgi almak için İspanya’nın en büyük FinTech topluluğunun kurucu ortağı ve CEO’su Francisco Estevan Vítores‘in görüşlerini aldık. İspanya’nın en büyük üçüncü şehri olan Valencia’da bulunan innsomnia, ilk yerel FinTech hızlandırma merkezinden dönüşen bir inovasyon merkezi. İspanya’da kurulu ve uluslararası bankalarla inovasyon projeleri üzerine çalışan innsomnia, FinTech, InsurTech, Industry 4.0 ve Smartport alanlarında aktif kurumsal şirketler ve start-upları bir araya getiren bir açık inovasyon platformu işletiyor. Bunun dışında innsomnia LHoFT ve ICEX ile beraber ilk uluslararası FinTech hub ağı olan Talent Route projesinin de bir parçası. Avrupa çapındaki on yedi hızlandırma ve kuluçka merkezi aracılığı ile FinTech ve InsurTech alanında 5000’den fazla startup portföyüne sahip olan bu proje ile yerel yetenekler ve girişimciler tanıtılarak startuplar uluslararası açılımlar yapma konusunda teşvik ediliyor- kısaca ekosistemler arasında eşsiz bir iş birliği projesi.

  • Francisco, bir girişimci, blogger, yazar ve fundraising uzmanı olarak çalışırken ilk İspanyol FinTech hızlandırma merkezini kurmak nereden aklına geldi?

O dönemde tufinanziacion.com isimli bir FinTech şirketim vardı ve şirkete uygun bir B2C modeli yürürlüğe koyamayınca fonksiyonları ve iş modelini bankalarla eşleştirmek için yeniden dizayn etmeye başladık. Büyük kurumsal şirketlerdeki karar mercilerine ulaşarak onların zamanlarını nasıl idare etmem gerektiğini öğrenmek hayatımda yaptığım en zor işlerden birisi oldu. Havaalanı ve tren istasyonlarında, finansal kuruluşlarda “dolanırken” tanıştığım diğer FinTech CEO’ları ile karşılaşır hale gelmiştim. O noktada durumumuzun mutat bir durum olduğunu anladım. O anda önümüzde duran fırsatı fark ettik ve birbirini anlamakta zorluk çeken iki dünyayı birbirine bağlamak için bir proje başlattık. Bu sayede git gide daha birbirine benzeyen FinTech hızlandırma ve kuluçka merkezlerinin programları tarafından daha piyasaya sunulmayan, özel bir hizmet kurgulama imkânımız oldu.

  • Ve şimdi de hissedarlığa dayanmayan bir açık inovasyon merkezi yürütüyorsunuz. Bu merkezde ne tarz programlar sunuyorsunuz? innsomnia’da etkileyici bir FinTech topluluğu mevcut, ağınıza sadece İspanya’da kurulu şirketleri mi kabul ediyorsunuz?

Programın temel özelliklerinden biri HİSSEDARLIĞA DAYANMIYOR olması. Dünya’nın önde gelen bankalarına en iyi sonuçları sunmak istiyorsak, bir menfaat çatışmasından kaçınmamız gerekiyordu. Bu noktada işin önemli bir noktasından -yani kurumsal inovasyonla bağlantılı olan herkesin hayali olan büyük çıkıştan- vazgeçtiğimizin farkındaydık ama diğer taraftan bu felsefe bizim daha fazla müşteri ile çalışmamıza ve dünya çapında daha derin bir FinTech evrim değerlendirmesine ulaşmamıza imkân sağladı. Şu anda 20’den fazla banka için programlar yürütüyoruz ve 1,500’den fazla, birlikte yeni çözümler üreterek sürekli geliştiğine şahit olduğumuz FinTech şirketimiz var. FinTech’i bir proje olarak değil daha çok dünya çapında karşılaştığımız sarsıcı bankacılık gerçeğini değiştirmek için sürdürülebilir bir fırsat olarak görüyoruz. Aslında çözümlerimizin %40’ından fazlası İspanya dışından geliyor.

Avrupa’nın en iyi FinTech şirketlerini Arjantin, Peru ve Kolombiya’daki çeşitli hızlandırma programları aracılığıyla Latin Amerika’ya taşıma konusunda uzmanlaştık diyebiliriz. Geniş startup topluluğumuz ve bu startuplarla kurduğumuz özel ilişki dışında innsomnia’nın sağladığı en büyük değerlerden biri organizasyonumuzun Latin Amerika’ya bağlanan doğal bir köprüye dönüşmesidir. FinTech ve InsurTech özelinde, Avrupa’daki yetenekleri Orta ve Latin Amerika ülkelerine transfer etmemiz sadece şirketler ve global kurumlar tarafından artarak tekrarlanan talebin karşılanmasından öte açık inovasyonun ülkelerin geliştirdiği ve finansal hizmetler ve sigorta hizmetlerinin demokratikleşmesini kolaylaştırdığı konusundaki kanaatimizi pekiştirmekte.

Konunun özeline inmem gerekirse, İspanya’daki ilk FinTech programı olan Bankia FinTech inisiyatiflerimizin güzel bir örneği olarak göze çarpıyor. Bu program innsomnia tarafından 2016 yılında başlatıldı ve modelimizi olduğu gibi yansıtıyor. Yine Arjantin’de Red Link ile birlikte yürüttüğümüz program da zamanla büyüyen finansal kuruluş odaklı açık inovasyon programlarının kritik örneklerinden biri. Cajamar gibi bilinen kuruluşlarla da çalışmaktayız.

2016’dan beri toplamda altmış beşten fazla hızlandırılmış FinTech projesi ve on inovasyon programı gerçekleştirdik. Sigorta düşeyinde ise İspanya’nın ilk InsurTech kulübü olan ve şu ana kadar on başarılı hızlandırma programı devrini tamamlayan Open InsurTech Hub’ı yürütüyoruz. Ekosistemimiz pazar lideri InsurTech şirketlerine ek olarak İspanya’nın ilk on şirketinden ikisini bünyesinde barındırmakta.

Tabii çeşitli programlar yürütmenin dışında diğer hublar tarafından organize edilen ve ağı bir araya getiren diğer programları da aktif şekilde destekliyoruz. European Fintech Discovery Program bu durumun en güzel örneklerinden biri.

  • Birçok seçkin program ve etkinliğe (ki bu etkinlikler konusunda duyumlar aldığımı söylemeden geçemeyeceğim) paralel olarak bir de 100 Startups isimli bir inisiyatifi yürütüyorsunuz. Bu program tam olarak nedir ve kimlere hitap etmekte? Bu programı diğer sektör etkinliklerinden farklı kılan noktalardan bahsedebilir misin?

100Startups hala bir hayal bizim için. Etkinliği 2020’de yapmayı planlıyorduk ancak COVID-19 krizi planlarımızı yavaşlattı. Aslında planımız tamamen teknoloji alım satımı odaklı bir etkinlik gerçekleştirmekte. Halihazırda en iyi konuşmacıların finansal teknolojinin geleceği ve evrimi hakkında tahminlerde bulunarak sektör trenlerine odaklandığı toplantılar ve yatırımcılarla startupları bir araya getiren fuarlar konusunda birçok örnek var. 100Startups ise temelde çok daha basit bir fikre dayanıyor. Amaç dünyanın farklı yerlerindeki 20 temel banka ile çalışarak bu bankaların gerçekten neye ihtiyacı olduğunu belirlemek ve bu talebin etkisi belirgin hale geldiğinde dışarıdan en iyi çözümleri getirmek aslında. Bunu da dünyanın ilk accelerator ağı olan Talent Route ve ICEX (İspanyol Hükümeti)’in desteği ile Madrid’i dünyanın en büyük finansal teknoloji merkezlerinden birine dönüştürerek başaracağız.

Maalesef etkinliğin formatı yüz yüze etkileşim gerektirdiği için şimdilik etkinliği 2021 baharına erteledik.

  • Peki İspanyol ekosistemi ve son gelişmeler hakkında bize kısaca bilgi verebilir misin? Bilindiği üzere İspanyol bankaları inovasyon alanında öncüler ve yeni teknolojileri denemekten korkmuyorlar. 2016’da İspanya’daki bankalar mobil ödeme dönüşümüne öncülük ediyorlardı ve şimdi de yüz tanıma alt yapısı kullanan ATMler (Caixa Bank) gibi deneysel gelişmeler mevcut. Bankalar yenilikçi ve inovatif olduğu halde piyasada FinTech startupları için hala yer var gibi görünüyor. Bu nasıl mümkün oluyor?

Aslında İspanyol bankalarının dijitalleşme seviyesinin yüksek olduğu yorumu doğru. Bugün tüm İspanyol finansal kuruluşları ile yapıcı bir diyaloğa girmek mümkün. Uzundur devam eden bu süreç startuplar ile birlikte inovasyonu ortaya çıkardı. Her gün piyasada mevcut olmayan ancak labaratuarlarda ve hızlandırma programlarında geliştirilen şaşırtıcı ürün ve hizmetlerin piyasada denendiğini ve test edildiğine şahit oluyoruz. Bu projeler bankacılığı dönüşü olmayan şekilde değiştirmekte. Bu gerçeğin dışında bir de İspanyol FinTech startupları gerçeği mevcut: son üç senede hızla büyüyen ve şu an ani frenlemeden dolayı sıkıntı çeken bir ekosistem. Bu iş birliği seviyesini koruyabilmek için ekosistemimizi tüm dünyaya açarak dünya çapındaki startupların İspanya’daki en iyi bankacılık inovasyon programlarına erişimini sağlamamız gerekiyor.

Bir başka açıdansa bu deneyim bize modeli diğer taraftan da uygulama fırsatı sağlamakta; dünya çapındaki bankaların açık inovasyon programlarını daha etkili şekilde dizayn etmesine yardım etme imkânımız bulunmakta. Bu fikri burada başarı ile uyguladık ve şimdi bu deneyimi nasıl ihraç edeceğimizi öğrenmemiz gerekiyor. Süreci Latin Amerika ülkeleri ile başlattık ve yakında İtalya ve Yunanistan gibi Avrupa ülkeleride de operasyona başlıyoruz.

  • Peki madalyonun öbür yüzünü çevirirsek, İspanya’daki startupların deneyimlediği ortak zorluklar hangi alanlarda yoğunlaşıyor?

Bizim startuplarımız küçük ve global şekilde faaliyete başlamıyorlar. Fikrin doğumundan itibaren global düşünmeye başlamamız gerekiyor. Yatırım konusunda ise erişimimiz daha küçük çaplı ve çoğu zaman daha hızlı büyümeye imkân veren profesyonel fonlar bulmak için dışarıya bakmamız gerekiyor. Tabii ki bu durumun tersini ispat eden bazı iyi örnekler de mevcut ancak genelde bu durum tartışmasız bir gerçek. innsomnia’da startuplarımızın faturalandırma yoluyla büyümesi bizim temel amacımız çünkü küçük yapılar bu şekilde kurumsal şirketlere dönüşerek oradan da başka pazarlara sıçrayabiliyor. Süreç biraz yavaş olsa da bunu daha sürdürülebilir bir strateji olarak görüyoruz.

  • Bildiğin üzere artık COVID-19’dan bahsetmeden bir söyleşi yapmadan mümkün değil. O yüzden sana da pandeminin İspanyol ekosistemi ve startuplar üzerindeki etkisini sorma ihtiyacı hissediyorum.

Tam faaliyete başlamak üzereyken dünya durduğu için birçok startup faaliyeti durdurmak zorunda kalacak, birçoğu ise piyasa yokluğu sebebiyle kısa vadedeki büyüme beklentilerini düşürmek zorunda kalacak. Bunu söylemişken, bu büyük sağlık krizinin etkilerinden biri de temassız ekonomiyi kalıcı hale getirmesidir. Bu senaryoda birçok FinTech şirketi -sadece bankalarla olan ilişkileri açısından değil ama diğer sektörlere ek olarak perakende, eticaret ve seyahat sektörleri gibi sektörlerle olan ilişkileri açısından da- muhteşem piyasa fırsatlarına sahip olacak.

Avrupa özelinde bu kritik durumu çözmeye çalışan ve startupları hedefleyen bir yardım projesinin varlığını aramadım desem yalan olur. Ulusal çapta (ülkeler tarafından) çaba gösterilse de bu durum piyasayı tahrif edebilir. Asıl korkum, birçok büyük projeyi birkaç ay kadar destekleyecek finansal kaynak bulunmadığı için bu projelerin çıkmaza girmesi. Yetenek çağımızın en büyük varlığı ve kanaatimce yeteneği korumayı, sürdürmeyi ve büyütmeyi bilmek devletler arasındaki uçurumları derinleştirecek unsurlardan birisi.

  • Bir dönem İstanbul’da yaşadığını ve ekosistemi takip ettiğini biliyorum. Türkiye’deki ekosistem ve MENA bölgesindeki gelişmelerle ilgili ne düşünüyorsun? Türkiye’deki şirketlerle iş birliği imkânı bulunuyor mu? 

Ben ülkeyi yirmi yıl önce Türkiye’deki işletmelerin süreçlerini teknoloji entegrasyonu ve inovatif yaklaşımların benimsenmesi aracılığıyla geliştirilmesi kapsamındaki Avrupa Komisyonu projelerinden birinde çalışırken tanıma şansına sahip oldum. Ülkede özel bir dinamizm ve enerjinin varlığını hissedebiliyorsunuz ve bu sebeple hayatımın bu döneminden gerçekten zevk aldığımı belirtmem gerekir. Üretimin modernleştirilmesi ve teknik ve inovatif yeteneklerin Türk üniversitelerinde yetiştirilmesi sebebiyle ekosistemin çok hızlı şekilde geliştiğini görüyoruz. Şu anda bir Türk şirketi ile çalışmasak da ileride bu tarz ilginç projelere şahit olacağımıza eminim. Bunun dışında Türkiye çok büyük, stratejik ve dinamik bir ülke: startupları B2B2C dahil olmak üzere B2B ve B2C alanında gelişmelerini sağlayacak hibrid modeller geliştirebilir ve de geliştirmeli.

innsomnia olarak FinTech Istanbul ile ortaklık kurma konusuna çok sıcak baktığımızı belirtmek isterim. Ekosistemi anlamak ve yerel bankaların ihtiyaçlarına odaklanabilmek için Fintech Istanbul Week’e katılmayı düşünüyoruz. Türk bankacılığının sürdürülebilir, etkili ve ekonomik şekilde dijitalleşmesine kesinlikle katkıda bulunabileceğimizi düşünüyoruz.

  • Eğer senin için de uygunsa bu ilginç söyleşiyi innsomnia’nın gelecek projelerinden bahsederek sonlandırmak isterim. 

Halihazırda yürüttüğümüz projelere paralel olarak gelecek aylarda kutlamayı umduğumuz “Fintech & Insurtech Galaxy by Innsomnia” isimli bir proje üzerinde çalışıyoruz. Aslında Fintech & Insurtech Galaxy projesi ekosistemimizde mevcut şirketlerin gözlenmesinden daha başka birşey değil. Bu tarz bir radarın kuruluşu ekosistemimizi toplamda 1.012 FinTech ve InsurTech startupına ulaştırdı (ki bu startupların %40’ı İngiltere, ABD ve İtalya yoğunluklu olmak üzere İspanya dışından geliyor). Startuplarımızla gelişmeler hakkında yakın temas halindeyiz ancak Galaxy sistemi ekosistemi takip etmeyi kolaylaştırıyor. İlk Galaxy geçen aralık ayında piyasaya sürüldü. Startup radarındaki verileri özel ve kapalı bir etkinlikle ortaklarımıza sunduk.

Sonuçta ekosistemimizdeki startup, scaleup ve KOBİlerin bir arada varoluşu 100.000 Avrodan düşük cirolu projelerin doğumunu satışı 1 Milyon Avroyu aşan şirketlere dönüştürdü. Gerçekten kayda değer bir gelişme. Benzer şekilde yeni iş alanları yaratma konusunda da portföyümüz çok çeşitli: radardaki şirketlerin %75’i 10’dan az çalışana sahip iken kalan %25 sayıları 11 ile 50 profesyonel arasında değişen ekiplere sahip. Ekosistemimizin gidişatından çok memnunuz.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.