Almanya, Avrupa’nın en büyük üç sigorta ekosisteminden birine sahip ve tanınmış oyunculara ev sahipliği yapıyor. Tipik Alman tüketicisi, kapsamlı finansal hizmetlere yatırım yapmaktan çekinirken, diğer taraftan sigorta ürünlerine daha açıktır. Ancak yine de Canada Life’ın 2019 yılında yaptığı araştırma, çoğu Alman tüketicinin yeni gelenlere güvenmediğini göstermektedir. Almanya’da, sigortanın hala bir güven meselesi olması, bizi Almanya’nın en eski ve en güvenilir sigorta şirketlerinden biri olan Allianz’ın uzmanlarını ağırlamaya yöneltti.

Bu röportajda, madalyonun iki farklı yüzüyle karşılaşacağız: ilk olarak Allianz Almanya Genel Müdürü Klaus Driever, sigortacılık sektöründeki dijital dönüşümü ele alacak ve daha sonra Allianz F200 Expat & Startups (Kalifiye Göçmenler ve Startuplar) Direktörü John İsmailoglu devralacak ve sahadan izlenimlerini aktaracak.

I – Sigortacılık Sektöründe Dijital Dönüşüm: Klaus Driever (Allianz Almanya)

  • Klaus, bu röportaja zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Okurlarımıza kendinizi tanıtır mısınız? Ve Allianz Almanya’nın Allianz ekosistemindeki konumundan bahseder misiniz?

İsmim Klaus Driever ve birkaç yıldır Allianz’da çalışıyorum. AllSecur’un CEO’su olarak başladım. Şu anda Allianz Almanya’da Stratejik Dijital Girişimler’in başındayım. Bir bakıma, dijitalleşme konusunda çok tecrübeliyim: İlk e-ticaret mağazamı bundan tam 25 yıl önce kurdum.

  • Uzun yıllar Allianz Almanya’nın stratejisini belirleyerek, dijital dönüşümün sigortacılık sektöründeki etkisini gözlemleme şansı yakaladınız. Sektör yıllar içinde nasıl olgunlaştı ve Alman ekosisteminin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Dijitalleşme trendi yıllardır devam ediyor olsa da, Covid-19 nedeniyle dijitalleşme anlamında önemli bir ivme gördük. Bunun yanı sıra gördüğümüz en ilginç gerçek, dijital müşterinin hibrit bir müşteri olması. Ve bu, insanların dijitalden ve aynı zamanda yüz yüze dünyadan en iyi şekilde yararlanmak istedikleri anlamına geliyor. 8.000 temsili acentemiz ve marka gücümüz sayesinde edindiğimiz Almanya’daki güçlü yerel varlığımızla, Allianz, sigortayla ilgili her konuda en popüler ve en geniş alana yayılan dijital iletişim noktalarından biridir. Başvuru için kişisel temas zaruridir. Kanımca, ekosistem büyük olasılıkla gelecekte dijital temas noktaları ve yüz yüze desteğin bir kombinasyonu olarak kendini muhafaza edecektir.

  • Statista tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre, tüketicilerin %23’ünden fazlası Allianz’dan bir veya daha fazla sigortası bulunduğunu belirtmiş. Allianz, aktif varlıklar toplamı açısından dünyanın en büyük sigorta şirketi ve ekosistemdeki gelişmeleri şimdiden yakalamış uluslararası ve ünü herkesçe bilinen bir isim. Allianz Almanya’nın inovasyon ve müşteriyi elde tutma stratejisini nasıl tanımlarsınız?

Allianz Almanya’da müşteri odaklılığı ön planda tutuyoruz. Dolayısıyla inovasyon başlı başına bir amaç değil, ama müşteri deneyimini sürekli olarak ve kalıcı bir etkiyle geliştiriyor. Resmi terimlerle daha somut hale getirmek gerekirse: Allianz’ın gelecekte nasıl görünmesini istediğimize dair net bir görüşümüz var: basit, dijital ve geliştirilebilir.

Bir dijitalleşme uzmanı olarak, özellikle basitlik konusunu takdir ediyorum: Kapsayıcı ilkemiz, gerçekten önemli olana odaklanmak ve onu basit tutmaktır. Ürünlerimizin ve süreçlerimizin sayısını ve karmaşık seviyesini azaltıyoruz ve organizasyonumuzu modernize ediyoruz. Ürünlerle ilgili olarak da müşteriler, çalışanlar ve temsili acentelerden oluşan emsalsiz topluluğumuzda, becerikli ekiplerin ve sürekli yapılan kullanıcı testlerinin yardımıyla yenilikçi bir şekilde sigorta tekliflerini sunmayı bugüne kadar başarabildik.

  • Diğer finans kuruluşlarına kıyasla Allianz, dijital tekliflerini temel bir uygulama teklifiyle sınırlamıyor ve yeni kanalları öne çıkarıyor. Bu bağlamda, Allianz Almanya’nın PassionPass veya FirmenOnline gibi alışılmadık dijital temas noktaları hakkında daha fazla bilgi edinmek isteriz.

Müşterinin olduğu yerde biz de olmalıyız. Bu, tüm dijital iletişim noktaları için geçerlidir: Web Siteleri, Sosyal Medya, Arama uygulamaları ve mobil uygulamalar. Örneğin, müşteri portalımız olan “Meine Allianz”ın bir uygulama ve masaüstü uygulaması olarak kullanışlılığını kişisel olarak çok takdir ediyorum. PassionPass hakkında konuşurken, onları müşterilerimizle kendi yaşam koşullarında bir araya geldiğimiz ve özel ihtiyaçlarını karşıladığımız yenilikçi ürünler olarak tanımlamayı tercih ederim. PassionPass, kayak gibi bir tutkunun ürünü olan her şeyi sigortalamaya izin veriyor. Ekipman kapsam dâhilinde ve kaza sigortası da dâhil. Bir uygulama aracılığıyla yalnızca bir gün veya bir kayak tatili için yalnızca küçük bir miktar karşılığında kolayca etkinleştirilebiliyor.

  • Bir an durup düşünecek olursak, sigortacılar, faaliyetlerini artırmak ve riskleri belirlemek için verileri nasıl kullanabilirler? Çevrimdışı sigorta dağıtım kanallarının gelecekte bir şansı olduğunu düşünüyor musunuz? Eğer yanılmıyorsam, Allianz Almanya’nın ülke çapında 8.000’den fazla temsili acentesi var. Temsili acentelerin dijitalleşme hedeflerini desteklemek için mevcut girişimler var mı?

Yukarıda da belirtildiği gibi, 8.000 temsili acenteden oluşan emsalsiz ağ bizim omurgamız ve aynı zamanda büyük bir USP (ayırt edici özellik). Müşteriler hibrit yapıdadır ve temsili acentelerimizin Almanya’nın her köşesinde sunabileceği kişisel danışmanlığı talep etmektedirler. İnternette sigorta ürünleri arayanların %85’i bir acente veya aracı ile sözleşme imzalıyorlar. O nedenle bu dağıtım kanalının ne kadar önemli olduğunu ve gelecekte ne kadar umut verici olacağını bir kez daha vurgulamama izin verin. Ajanslarımızı dijitalleştirme açısından, temsili acentelerimizi desteklemek için çeşitli girişimler gerçekleştirdik. Müşterileriyle iletişim kurmak için içlerinden seçim yapabilecekleri çok çeşitli dijital araçlara sahipler. Örneğin, son birkaç ayda uzaktan danışmanlık yapan acente oranı tüm acenteler içerisinde %90’a yükseldi.

  • Ek olarak, Allianz’ın çalışma kültürü ve dijitalleşme açısından COVID19 sonrası bir iş ortamına nasıl hazırlandığı hakkında daha fazla bilgi almak isteriz.

Dijitalleşme söz konusu olduğunda Allianz’ın uzun yıllardır dijital olduğunu söyleyebilirim. Şu anda, Covid-19 nedeniyle ekstra bir uğraş verebiliyoruz.  Tüm dijital kanallardan anında ulaşılabilir olmak her zamankinden çok daha önemli. “Dijital ve yüz yüze” stratejimiz ile önümüzdeki dönemler için hazırlıklıyız. Her şirkette olduğunu tahmin ettiğim gibi çalışma kültürü bizde de değişti. Önemli sayıda çalışan evinden çalışıyor. Muhtemelen haftada birkaç gün ofise gelmek ve evde kalmak ile uzaktan çalışmak arasında bir denge tutturacaklar. Neyse ki, birkaç yıldan beri çalışanlar için geniş çapta “Mobil Ofis” uygulamasını denemiştik. Dolayısıyla, COVID-19 sırasında kullanacakları erişim hakları ve ağlar ve tabii ki cihazlar ve ekipmanlar ile çalışanlarımız zaten donatılmıştı.

  • COVID’den bahsetmişken, Allianz’ın kısa süre önce müşterilerle dijital kriz yönetimi alanında birincilik alarak ödüllendirildiğini öğrendik – tebrikler! Lütfen bize biraz bundan bahseder misiniz?

Gerçekten çok teşekkür ederim. Bu krizin ilk haftalarındaki büyük ekip çalışması ve sorumluluk bilinci sayesinde, Allianz Almanya, müşterilerimizle dijital kriz iletişimi alanında birinciliğe layık görüldü. Kriterler ilgili bilgiyi ve içeriği yayınlamayı, müşteri ihtiyaçlarını tekliflerle eşleştirmeyi ve hızlı ve güvenilir şekilde hareket etmeyi içeriyordu. Önemli olan, doğru mesajı doğru zamanda doğru müşteriye göndermektir

II – Startup Riski – Sigorta Karşılaştırması: John Ismailoglu (Allianz F200)

  • John, bu röportajın gerçekleşmesine katkı sağladığın için tekrar teşekkür ederiz! Allianz’ın girişimciler ve yabancılarla doğrudan temas halinde olan Berlin’deki ön saf çalışanlarından birisin. Genel olarak değerlendirildiğinde, yeni bir iş kurarken ortak risk faktörlerinden bazıları nelerdir ve bunlar nasıl azaltılabilir?

Memnuniyetle Elif. Bu röportajın bir parçası olmama fırsat verdiğiniz için ben teşekkür ederim. Genel olarak, yeni kurulan her şirket şahsına münhasırdır ve riskleri azaltmak için ihtiyacı sigorta türü, iş alanları, risk limitleri, yatırımcı gereksinimleri ve çalışan sayısı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Bununla birlikte, neredeyse tüm startup firmaların dikkate alması gereken belirli sigorta programları mevcuttur. Pasifle, Yasal Giderler, Siber ve İçerikler yeni işletme olan müşterilerimiz tarafından edinilen en yaygın teminatlardan bazılarıdır. Bir şirket büyüdükçe, risk limitleri ve riskleri de artar. Bununla birlikte, işletmenin ihtiyaçlarını anlayan ve sigorta portföyünü buna göre uyarlayan bir sigorta ortağına sahip olmak da önemlidir.

  • İki ayrı ekosistemde deneyim sahibi biri olarak, ABD ve Almanya’daki riske yaklaşımın farklılaştığı noktaları nasıl açıklarsınız?

Bu harika bir soru. Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya’yı karşılaştıracak olursak, risklerin nasıl ele alındığı konusunda kesinlikle bazı farklılıklar var. Almanların sigorta bilincine sahip olduklarını ve düzgün biçimde korunmalarını sağlamak için aktif olarak uygun önlemleri aldıklarını düşünüyorum. Amerika Birleşik Devletleri’ndekiler ise sigortaya tam olarak karşı değiller, ancak onları doğru teminatla başlatmak biraz daha fazla çaba gerektiriyor. Berlin’de iş kurmak söz konusu olduğunda, birçok kurucu Alman değil ve sigortayla ilgili görüşleri, nereden geldiklerine bağlı olarak büyük ölçüde değişiyor. Örneğin, sigorta konusunda Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen bir kişi İtalya’dan gelen bir kişiye oranla daha fazla bilgi sahibi olabiliyor.  

  • Startuplar kendileri için en iyi sigorta poliçelerini nasıl seçebilirler?

Ticari faaliyetlerini ve ilgili risk limitlerini anlayan doğru sigorta danışmanına sahip olduklarından emin olarak yapabilirler bunu. Startup müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlere dayanarak, işletmelerini sigortalama sürecini külfetli ve sıkıcı bir iş olarak görüyorlar – özellikle Almanya’da sigorta yaptırmak söz konusu olduğunda. Çoğu zaman kafaları karışıyor ve sigortayı öncelikleri haline getirmiyorlar. Bunu neden yaptıklarını anlayabiliyorum. Startup firmalar işlerini geliştirmeye, sahalarını mükemmelleştirmeye ve yatırımcı aramaya odaklanıyorlar, ancak doğru teminata sahip olmamak, olumsuz bir durum / tazmin talebi ile karşı karşıya kalmaları durumunda işleri için yıkıcı olabiliyor.

  • Pandemiden bu yana dünya birkaç ay içinde değişti. COVID19’un startup riski ve sigorta ürünlerine talep üzerindeki etkisine de değinebilir misiniz? Sigorta poliçelerinde bu tür bir riskin teminata alınması yaygın mı (ya da yaygın mıydı)?

COVID-19, dünyayı kesinlikle herkesin beklediğinden daha fazla şekilde değiştirdi. Salgın bize, iş durdurmaların ve kapanmaların etkileri söz konusu olduğunda birçok işletmenin savunmasız olduğunu gösterdi. Diğer birçok sigortacı ile birlikte Allianz da inkıta gibi kayıplar için yüz milyonlarca avro ayırdı ve ödedi. Pandemiden önce, pandemilerden kaynaklanan iş durdurmalar ve kayıplar için teminata olan ilgi birçok işletmenin radarında değildi. Ancak kesinlikle bu konuyla ilgili kitlesel bir soru akışı gördük.

  • Berlin startup ekosisteminde çok aktifsiniz, bu yüzden Allianz F200’ün startup girişimlerinden bazıları ile toparlayalım. 

Bizim bölümümüzün hedefi oldukça basit – doğru sigorta planına sahip olmanın önemi söz konusu olduğunda startup firmalarda farkındalık yaratmak. Startup firmaları ve kurucularını sigortanın neden bu kadar önemli olduğu ve karşılaştıkları riskler konusunda eğitmek, yoğun bir şekilde odaklandığımız bir girişim oldu. İster yüz yüze etkinlikler / atölyeler (tabii ki COVID19 öncesi) ister sanal etkinlikler / atölyeler aracılığıyla olsun, Berlin’in heyecan verici ve çeşitlilik içeren startup topluluğunun ayrılmaz bir parçası olmaya devam edeceğiz. Bir birleştirici olarak rolümüz de aynı derecede önemlidir. Doğrudan startup firmalarla çalışan birçok farklı organizasyon türü ile iş birliği yapmaya devam ediyoruz. Bunlar arasında iş geliştirme merkezleri, hızlandırıcılar, danışmanlar, yatırımcılar, hukuk firmaları ve ortak çalışma alanları yer almaktadır.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.