2018 yılının ocak ayından beri yürürlükte olan II. Ödeme Hizmetleri Yönergesi (PSD2), bankacılığı baştan aşağı değiştirdi. Daha işbirlikçi, rekabetçi ve ilerici bir mali piyasa vaat eden kanun, Avrupa dışındaki pek çok yargı mercii tarafından da entegre edilmiş durumda. Dünyanın geri kalanı ise bu mevzuatı bir kılavuz (blueprint) olarak kullanmakta. Bununla birlikte, direktifin başlattığı dönüşüm döngüsü hala tamamlanabilmiş değil. Açık bankacılık standartlarına ek olarak, PSD2, ödemeleri kart sahipleri için daha güvenli hale getirmek amacıyla güçlü müşteri kimlik doğrulaması (SCA) uygulamak için ödeme hizmeti sağlayıcılarına ve tacirlere yönelik bir talimat içeriyor. Bu aşama için uygulama süreci halen devam ediyor.

Konuyla ilgili ucu açık soruları ve belirsizlikleri göz önünde bulundurarak, Mastercard’dan Hakan Eroğlu’na danıştık ve mevzuatın piyasa üzerindeki gerçek etkisini sorduk. Hakan Eroğlu, Mastercard Data & Services’in açık bankacılık uygulamalarına liderlik etmenin yanı sıra, aynı zamanda ödeme konularında uzman bir fikir önderi ve en başından beri Berlin Group NextGenPSD2 Danışma Kurulu’nun da aktif bir üyesi.

  • Hakan Bey, yoğun programınız içerisinde bize de zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Özgeçmişiniz ve deneyimlerinizden bahsederek başlayabilir miyiz?

Zevkle! Darmstadt Teknik Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü’nde eğitim gördüm ve Mastercard Veri & Hizmet’te inovasyondan sorumlu liderim. Zürih’te yaşıyorum.

Mastercard’a Accenture’dan katıldım. Yıllar içinde Açık Veri ve Hizmet Ekosistemleri, Açık Bankacılık Yönetmeliği, API Standardizasyonu, Anında ve Sorunsuz Ödemeler alanlarında hatırı sayılır bir deneyim kazandım. Avrupa, Orta Doğu Asya, Latin Amerika ve Asya’da Açık Bankacılık stratejilerini şekillendirme, API tabanlı kullanım senaryoları ve iş modelleri oluşturma ve dijital ödeme planları tasarlama konularında toplam 11 yıldan fazla proje deneyimi sahibiyim. Bu dikeyde bir fikir önderi olarak tanınmaktan gurur duyuyorum.

Her gün açık bankacılık ve inovasyon konuları üzerinde çalışmanın yanı sıra, Berlin Group NextGenPSD2 Danışma Kurulu, MENA Fintech Derneği ve Açık Bankacılık Çalışma Grubu Euro Banking Derneği’nin (EBA) yönetim kurulu üyeliği de yürütüyorum. Bu pozisyonlar, küresel pazar uygulamalarına ve pazardaki gelişmelere yakın olmamı sağlıyor.

  • Uzun yıllardır küresel açık bankacılık trendleri ve API standardizasyonu üzerinde çalışıyorsunuz. Avrupa entegrasyonunun çoğunlukla tamamlandığını düşünüyor musunuz? Bankalar için entegrasyon sürecini geciktiren zorluklar nelerdi?

Açık Bankacılık, Avrupa’da genel olarak sektörün zihniyetini değiştirme açısından başarılı olmaya devam ediyor. Finansal hizmetlerde açıklık kaçınılmaz. Hatta AB Komisyonu, PSD2’nin de ötesine geçen Açık Finans düzenlemesi üzerinde çalışmakta. Ancak, PSD2’nin mevcut uygulamasının, 28 AB üye ülkesindeki bankaları içeren böylesine büyük bir dönüşüm programında normal karşılanabilecek bazı “başlangıç aşaması sorunları” oldu. Son tarih olan 14 Eylül 2019’un üzerinden bir yıldan biraz daha uzun bir süre geçmesine rağmen tüm API’ler uyumlu bir şekilde uygulanmadı veya gerekli API performansı düzeyine ulaşmadı. Müşteri deneyimi de oldukça önemli. Burada, sorunsuz bir akış sağlamak ve aynı zamanda yeni Güçlü Müşteri Kimlik Doğrulaması (SCA) gerekliliklerine uymak zorlaşmakta. Yüksek güvenlik standartları ve sorunsuz müşteri deneyimi bir arada olmalı ve akıllıca dengelenmelidir. Birçok banka hala eski sistemler üzerinde çalışıyor ve API platformları ve bulut gibi modern teknik altyapıya yoğun bir şekilde yatırım yapmaları gerekiyor. Bankaların Açık Bankacılık etrafında gelir modelleri oluşturmaya ve yatırım geri dönüşü elde etmeye odaklanmalarının sebebi de bu.

  • Berlin Group, PSD2’nin teknik uygulamasının açıklığa kavuşturulması ve API fragmentasyon sorunlarının üstesinden gelinmesi için öncülük ediyor. Yönergenin yürürlüğe girmesinden iki yıl sonra, Berlin Group bu günlerde hangi konuların üzerinde çalışıyor?

Bankacılıkta açıklık, Avrupa’da PSD2 veya İngiltere Açık Bankacılık ile bitmiyor. 2020 başlarında yayınlanan yeni AB veri stratejisi ve AB Komisyonu’nun son duyurusu önemli nitelikte: bir sonraki evrim, daha geniş bir Açık Veri ekosisteminin parçası olarak Açık Finans olacak gibi görünüyor. Birleşik Krallık’ın Finansal Yürütme Otoritesi (FCA), perakende kurumsal müşterileri etrafındaki hizmetler için daha fazla rekabet teşvik etmek adına Açık Finans üzerine bir danışma toplantısı gerçekleştirdi. Açık Finans, bu kullanım senaryoları için bir standartlar çerçevesi tasarlamak için daha fazla varlık sınıflarını ve özel Açık Finans Görev Gücü’nde bakılacak (örneğin Berlin Grubu’ndan) yeni işlem türlerini içerecek. Berlin Group Danışma Kurulu’nun seçilmiş bir üyesi olarak, ben de bu gelişmenin Avrupa’daki çabalarına katkıda bulunuyor olacağım.

  • PSD2, tüm Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) ülkelerindeki ödeme sağlayıcılarını kapsadığından, 299 milyondan fazla müşteri için e-ticaret alışveriş deneyimini etkilemesi bekleniyor. Madalyonun öbür yüzüne bakacak olursak, Güçlü Müşteri Kimlik Doğrulaması (SCA) gerekliliği e-ticaret oyuncuları ve perakendeciler için ne anlama geliyor?

PSD2 sadece API’ler ve Açık Bankacılık ile ilgili değildi, aynı zamanda SCA ile ilgili yeni kurallarla da ilgiliydi. AB tarafından getirilen bu yeni yasal gerekliliklerin arkasında elektronik ödemeleri daha güvenli hale getirme ve elektronik ödeme yapan kişinin söylediği kişi olduğunu garanti altına alma fikri yatıyor. Bu, tüm sistemlerin hazır olmasını sağlamak için perakendeciler ve diğer işletmeler de dâhil olmak üzere ekosistemdeki tüm tarafların büyük çaba sarf etmesini gerektiriyor. Bu konu, sektördeki oyuncuların son iki yıldır üzerinde çalıştığı bir şey. Bununla birlikte, anlaşılır bir şekilde, perakendeciler son birkaç aydır başka şeyler üzerine kafa yoruyorlar. Kısıtlamaların daha güçlü hale getirdiği bir eğilim varsa, o da dijitale, özellikle de dijital ticarete doğru yaşanan büyük kayma. İnsanlar daha önce hiç görülmemiş oranlarda e- ve m-ticarete yönelmiş durumda ve bu eğilim muhtemelen Covid sonrasında da devam edecek. Yeni gereklilikler bu yılın sonunda zorunlu hale gelecek. Bu da yeni kıstaslara uymayan her işlemin reddedilmesi gerekeceği anlamına geliyor. Bu durum sadece kötü bir müşteri deneyimine yol açmakla kalmayacak, aynı zamanda önemli miktarda satış kaybına neden olacak. Doğru bir şekilde ele alınmazsa, uygulamalar perakendecilerin itibarını zedeleyecek ve sonuç olarak geri dönen müşterileri yeniden uzaklaştıracak.

  • PSD2 sadece bir başlangıçtı. Güncellenen kurallardan ne beklemeliyiz ve PSD3’ü kullanarak mevcut piyasa fraksiyonlarını ve zorluklarını nasıl ortadan kaldırabiliriz?

Sorunsuz müşteri deneyimi ve yüksek güvenlik standartları birbirinden bağımsız değildir ve her ikisi de çok önemlidir. Ödeme yaparken veya veri paylaşırken emniyetli ve güvenli kimlik doğrulamanın evrimi, örneğin müşteriden aktif olarak harekete geçmesini istemeden SCA’yı arka planda işlemek gibi biyometrik özelliklerden yararlanma kapasitesini genişletebilir. Bir sonraki evrim olarak Açık Finans dünyasında ödemeler, anlaşmazlık çözüm mekanizmaları da dâhil olmak üzere gerçek zamanlı ödeme platformlarında (real-time payments rails) yapılabilir. Müşteriler, çok çeşitli kullanım durumlarından yararlanmak için cari hesap ayrıntılarının ötesinde daha fazla veriyi, diğer bir deyişle tüm varlık sınıflarını paylaşabilirler- örneğin, seamless ürün karşılaştırmaları, ürün değiştirme ve 5G ve IoT dünyasında gerçekleştirilebilecek görünmez ödemeler. Mevzuat, çerçeve yapı ve kılavuzların bir sonraki evrimi, büyük olasılıkla bu eğilimleri ve pazar ihtiyaçlarını karşılayacak.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.