Railsbank’ın şu anda uluslararası alanda en çok tercih edilen Servis Olarak Bankacılık (“BaaS”) sağlayıcılarından biri ve Visa tarafından desteklenmekte. Açık bankacılığın bir şehir efsanesi ve bankaların yasal uyumluluk listelerindeki öğelerden sadece bir tanesi olduğu zamanlarda, kurucu ekip, Hizmet olarak API (API-as-a-Service) konseptini görselleştirdi. Geçen yıl fırsat penceresini Wirecard UK’yi satın alarak kullanan Railsbank bu sayede benzersiz bilgi birikimine, teknolojiye ve insan kaynağına erişti.

Geleneksel bankacılık ekosisteminde reform yaptıktan sonra, Railsbank şimdilerde finansal olmayan şirketleri “bütünleşik finans” (embedded finance) konseptiyle FinTech’e “dönüştürüyor”. Daha fazla bilgi edinmeyi umuduyla Railsbank CEO’su ve Kurucu Ortağı, teknoloji misyoneri Nigel Verdon ile uzman röportajı köşemiz için bir görüşme yapma fırsatı yarattık.

Bankacılık kelimenin tam anlamıyla Nigel’in kanında var. Kendisi bugün ANZ Bank olarak adlandırılan kurumun kuruculardan biri olan Sir George Verdon’un torunun oğlunun oğlu. Nigel, Railsbank ile yolculuğuna başlamadan önce birçok başka başarılı marka yarattı ve Swiss Bank Corp (bugünkü adıyla UBS) ve Dresdner Kleinwort Yatırım Bankası’nda çalıştı.

Nigel ile ilgili hatırladığım en canlı anı onun VivaTech Paris 2017’de diğer BaaS sağlayıcılarıyla yürüttüğü hararetli tartışma. Rakipleri dünyanın ihtiyacı olan şeyin daha fazla banka olduğunu iddia ederken, o, “dünyanın başka bir bankaya ihtiyacı yok, sadece beş satır koda ihtiyacı var” demişti. Daha “geleneksel” bankacılardan bazıları, Nigel’in onlarca yıllık deneyimini ve vizyonunu küçümseyerek, onaylamadıklarını belirtircesine başlarını iki yana sallamışlardı. Bu tartışmanın üzerinden beş yıl bile geçmeden, daha az sayıda geleneksel banka ve banka şubesi ve daha fazla sayıda backend bankası ve API ile karşınızdayız.

Nigel’ı buralara getiren öngörüden yararlanmayı umarak, Nigel’dan kristal FinTech küresine bakmasını ve bize ne gördüğünü anlatmasını istedik:

  • Nigel, birçok insan kendilerine seri girişimci deme eğiliminde, ancak çoğunun seninki gibi bir sicile sahip olduğundan şüpheliyim. Daha birçok önemli rolün yanı sıra Evolution, Currency Cloud ve Railsbank; doğru projeyi seçerken kullandığın formül nedir? 

Nigel: Evolution, 1996’daki girişimcilik maceramın başlangıç noktası idi. Railsbank, Currency Cloud’dan sonra üçüncü girişimim. Bir şirket kurarken, birçok kişi ileri teknoloji ve özelliklere odaklanır, ancak odaklanılması gereken en önemli şey “hangi sorunu çözüyor” olduğunuzdur. Buradaki özel formül, doğru insanları bulmaktır. Şirketin farklı aşamaları farklı kişileri gerektirir, o yüzden açık pozisyonlara mülakat yaptığınız ilk kişiyi seçmemelisiniz. Temel değerlere uyum sağlayan ekip üyelerini bulana kadar birkaç kişiyle mülakat yapmanız ve insan ve kültür çeşitliliği yaratmanız en iyisi olacaktır. Şirketleri mükemmel yapan unsur insanlardır.

  • Gerçekten çok önemli, ama aynı zamanda zor! Görüyorum ki, ilk grup çalışanlarınız hala Railsbank’ın bir parçası, bu da startup sahnesinde oldukça nadir görülen bir şey.

Nigel: Harika bir ekibimiz var ve çekirdek ekip Railsbank’ın ilk günlerinden beri değil, aslında ilk girişimimiz olan Evolution’dan beri bizimle. İş geliştirme akışına liderlik eden Kurucu Ortağım Clive ve teknolojiden sorumlu başkanımız (CTO) Pete, ki Evolution’da bir proje yöneticisiydi ve Nick (Baş Mimar) zaten benimle birlikte üç farklı şirkette çalıştı.

  • Bu aslında her şeyi açıkça gösteriyor. Şu anda neredesin? Asya operasyonlarını daha yakından izlemek için Singapur’a taşındığını okudum. Bu, ölçeklenecek yerel bir model oluşturmak için atılması gereken bir adım mıydı? 

Nigel: Evet, şu anda Singapur’da yaşıyorum. Burası çözülmesi gereken farklı bir pazar. Yerel müşteriler, şirketlerin uzun ömürlülüğünü görmek ve çoğu şirket geldiği gibi gittiği için bölgeye olan bağlılıklarını hissetmek istiyorlar. Buraya gelip yerel operasyonları müşteri ihtiyaçlarına göre kurmaya karar verdik. Bu noktada, kurucu ortağımla yazı tura atmamız gerekti ve Clive’ın dört çocuğu olduğundan benim taşınmam daha mantıklı geldi. Çünkü benim iki çocuğum var. Ayrıca, çocukken burada yaşadığım için Güneydoğu Asya hakkında erken kültürel iç görüler edindim, bunun da oldukça yardımı oldu. Biz bu pazara inanıyoruz.

  • Filipinler, Malezya, Vietnam, Sri Lanka ve Singapur’un ardından, Railsbank geçen ay da Avustralya’da bir pazar lansmanını duyurdu. Tebrikler! Asya Pasifik (APAC) bölgesini tamamen domine etmeyi planlıyorsunuz sanırım.

Nigel: Güney Doğu Asya uzun soluklu bir oyun. Birkaç ay içinde düzeninizi kurabileceğiniz Londra’dan çok “daha uzun” olduğu kesin. Uzun vadeli düşünüyorduk ve bu eko-sistemdeki itibarımızı şimdiden inşa etmeye karar verdik. 

  • Bir adım geri gidelim ve Railsbank’ın oluşum sürecine odaklanalım: siz ve kurucu ortağınız Clive, yeni bir iş modelini sıfırdan hayata geçirdiniz. Yatırımcıların ikna olmasını sağlamayı nasıl başardınız? Kapsamlı kaynak yaratma ve yatırımcı deneyiminizi göz önünde bulundurarak, parlak fikirleri olan yeni girişimcilere önerilerin var mı?

Nigel: Fikir dediğiniz şey oldukça ucuz aslında. Herkesin bir fikri var. Ama gerçek değer, hangi müşteri problemini çözdüğünüzde ve bu problemin çözümünü mükemmel bir şekilde gerçekleştirebilmenizde gizli. Çok erken aşamada yatırım, ekiple ilgili aslında. Alan bilgisi ise pastanın üzerindeki krema. Elbette öncelikler zamanla değişiyor. İşi büyütürken önceliğiniz sayılarla ilgili oluyor.

Yeni kurucuların yalnızca değer önermelerine odaklanmalarını ve kimin satın aldığı konusunu netleştirmelerini öneririm. Bu, pazarın büyüklüğünü ortaya çıkaracaktır. Sonuçta insanlar özellikleri fazla önemsemiyorlar; daha çok sorunlarının çözülmesi ile ilgileniyorlar.

  • Yakın zamandan Railsbank’tan beklememiz gereken bütünleşik finans sürprizlerinden bazıları neler?

Nigel: Aslında, sürprizleri biz hazırlamıyoruz. Bunu müşterilerimiz yapıyor, biz sadece lezzetli sürprizler hazırlamalarını sağlayacak şeker, ambalaj kâğıdı ve ihtiyaç duyabilecekleri diğer araçları onlara sağlıyoruz. Bunun mükemmel bir örneği, müşterilerimizin Railsbank altyapısını kullanarak oluşturabilecekleri basitleştirilmiş kredi ürünleri.

Daha genel anlamda, tutarsız miras deneyimlerini dayatmak yerine finansal deneyimleri mevcut değer önermelerine gömme yeteneği diyebiliriz. Miras yükümüz yok ve yalnızca dijital deneyimler sunuyoruz.

  • Railsbank’ın hizmetleri, markalara ve sektörlere hitap ediyor. Yine de ürününüz oldukça teknoloji odaklı. Teknik deneyimi daha az olan kurucuları ve ekipleri nasıl aranıza dâhil ediyorsunuz? 

Nigel: Bu harika bir soru. Yıllar geçtikçe, birçok müşterinin aslında API’ler konusunda pek de rahat olmadığını fark ettik. Bu, önermemizde ufak tefek düzeltmeler yapmamıza ve Houston projesini hayata geçirmemize yol açtı. Houston, yalnızca müşterilerin kendi fiyatlarını bulmalarına odaklanan bir kullanıcı deneyimi ve “sürükle ve bırak” ortamı. Houston, teknoloji meraklısı olmayan müşterileri nasıl aramıza katacağımız ile ilgili. Bu tam bir self-servis zihniyeti ve “kod yok” akımının ilkeleri üzerine inşa edilmiş durumda. Ürün “sürükle ve bırak” yöntemiyle çalışıyor. Müşterinin bir FinTech ürünü oluşturmasına ve getirip kendi ortamlarına bırakmasına yardımcı oluyoruz. Ürünlerini müşterilere sergilemelerini sağlayacak bir prototip ve ölçek geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Böylece, yazılımcılar olmadan uygulama yazabiliyorlar ve fikirlerini gerçek müşterilerle test edebiliyorlar. Bu da onlara teknik vasıfları iyi olan insanları maddi olarak karşılama imkanı veriyor.

  • Anlaşılan o ki, Railsbank, FinTech için bir fast-food zincirine eşdeğer hale geliyor! Sona yaklaşırken, birçok yenilikçi fikrin hızla benimsendiğini, kopyalandığını ve bu şekilde çoğaltıldığını görebiliyoruz. Başarılı ilk oyuncuları takip eden birçok neobanka, kripto borsası, Platform Hizmeti (PaaS) sağlayıcısı dalgası var. Buna karşılık, bazı pazar ihtiyaçları ise henüz el değmemiş durumda. Finansta/bankacılıkta, biraz arkadan itilmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğün, yeterli hizmet almayan dikey pazarlar hangileri?

Nigel: Bana göre, bazı yeni dikey pazarlardan çok yeniden yapılanma ile ilgili bu. Yeni nesil bankalardan ziyade süpermarket veya giyim markaları gibi markaların müşteri ile bire bir iletişim konumuna gelme olasılığı yüksektir. Bu değişim, müşterilerin bilet alımı sürecinde tasarruf ve borç verme işlevlerini kullanmasına olanak tanıyacak ve biletler için saatlerce kuyrukta beklemek yerine ödemelere hızlı erişmelerini sağlayacaktır. Dikey pazarlar veya çok farklılaşmamış yeni nasıl bankalar hakkında fazla konuşuyor olmayacağız artık. Markaların yaşadığı değişim, bankaların bilançoları sağlayarak ve markalarla uyum içerisinde çalışarak kendilerini markalar ve müşteriler arasında ortada bir yerde konumlandıracağı anlamına gelecek. Markalar müşterilerle yüzleşecek ve onlara gerçek değer kazandıracaklar. Finanstan önce müzik sektöründe de benzer bir yeniden yapılanmaya tanıklık ettik. Günümüzde sanatçılar, Soundcloud veya Spotify gibi platformları kullanarak, eskiden endüstrinin temel taşı olan plak şirketleri olmadan hayranlarına doğrudan ulaşıyorlar. Plak şirketleri hala ekosistemin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürüyor, ancak yalnızca sanatçılar ve müşteriler arasında. Müşterilere erişmenin tek yolu artık onlar değil. Maliyetleri de aşırı derecede arttı. Finans sektöründe ve bizim gibi platformlarda benzer bir dönüşüm, müşterilerin daha iyi hizmet almasına ve satın alma maliyetlerini düşürmesine yardımcı olabilir. Sadece İngiltere’de Railsbank altyapısına bağlı 6,1 milyon tüketici bulunuyor. Bu sayı, İngiltere nüfusunun %10’unu temsil ediyor ve bu, çoğu orta ölçekli bankanın erişebildiğinden çok daha fazlası. Ve bu sayıya diğer pazarları da ekleyebiliriz. Böylesine büyük bir ölçekten bahsediyoruz.

Kıssadan Hisse: İlham kaynağı bir girişimci ve yatırımcı olmanın yanı sıra, Nigel aynı zamanda bir şarap eksperi, gitar üreticisi ve ailesi ve arkadaşlarıyla düzenli olarak yelkenli ile denize açılan biri. Yoğun bir hafta esnasında bile e-postalarına cevap vermeyi ihmal etmiyor. Girişimciler: çalışanlarınızla veya müşterilerinizle konuşmak için “çok meşgul” olduğunuzu iddia etmeden önce bir kez daha düşünmeye çalışın. Bu noktada Nigel’ın işi ilerleterek satışçılar “hedeflerini daha iyi belirleyebilsinler” diye istenmeyen elektronik posta göndericilerine açık bir mektup yazmaya bile zaman ayırdığını görüyoruz. Gönder butonuna tıklamadan önce bir kez daha okumakta fayda var.

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Ş. Elif Kocaoğlu Ulbrich, Galatasaray Üniversitesi’nden Özel Hukuk ve WHU – Otto Beisheim School of Management’tan İşletme Yüksek Lisans derecelerine sahiptir ve ilaveten Jean Monnet, Joachim Herz Stiftung bursiyeridir. İstanbul ve Ankara’da muhtelif uluslararası hukuk bürolarında altı seneden fazla avukat olarak çalıştıktan sonra, Denizbank A.Ş. ile başlayan bankacılık ve finans kariyerine 2013 itibariyle Hamburg ve daha sonra Berlin’deki FinTech startuplarında (FinLeap, Cringle, Lendico) iş geliştirme, proje yönetimi, FinTech regülasyon ve lobi faaliyetleri alanlarında uzmanlaşarak devam etmiştir. FINTECH Circle ve Wiley iş birliğiyle 2020’de yayımlanması planlanan The PAYTECH Book, The AI Book ve The LegalTech Book kitaplarında eş yazar olan Kocaoğlu Ulbrich, kurucusu olduğu Berlin merkezli Contextual Solutions aracılığıyla 2019'dan beri danışmanlık, eğitim ve yayım hizmetleri sunmaktadır.