Türkiye’deki başarılı bankacılık ve kartlı ödemeler alanında yenilikçi adımları ile tanınan Mehmet Sezgin‘e, yurtdışı merkezli girişimi MyGini ve sektörün değişimini sorduk.

myGini girişiminizi anlatabilir misiniz?

Uluslararası bir çok platformda Türk bankacılığının özellikle ödeme sistemleri ve digital bankacılık alanlarında diğer ülkelerden ne kadar ileride olduğunu gördüm. BBVA’deki 30 ülkeyi kapsayan son görevimde BBVAWallet isminde bir ürün çıkardık. Türkiye’de de Bonus Flash olarak lanse edildi. Böyle bir ürünün sadece BBVA ve Garanti gibi büyük bankaların değil başta Amerikadaki küçük bankalar olmak üzere çok geniş bir kesimin ihtiyacı olduğunu düşündüm. BBVA ve Garanti’den ayrılarak San Francisco’da moda deyimle bir fintek start up başlattım. Türkiye’den 30-35 kişi de yatırımcı olarak sağolsun desteklediler ve ortaya çok güzel bir ürün çıktı.

myGini bankaların veya perakendecilerin mobile uygulamalarına giriyor. Ve onlara kendi müşterilerine yönelik çok geniş seçenekler dahilinde kampanya geliştirme ve sunma imkanı veriyor.

Kredi ve banka kartı işlemlerini Visa ve Mastercard’dan alıp kart sahiplerine; işlemlere, lokasyona veya diğer kampanya kurallarına bağlı alarmlar yolluyoruz. Ayrıca bankalar için yaklaşık 20 bin işyerinden cash-back denilen indirimleri sunuyoruz. Bu indirimleri myGini içinde müşterinin kendisine olan yakınlığa göre gösteriyoruz. Kazanılan cash-back’i de kartına yine Visa ve Mastercard üzerinden yolluyoruz. Bunların hepsi de Microsoft Azure üstünde ve API’lerle geliştirilmiş bir altyapıda çalıştırıyoruz. Çovid’den sonra insanlar tekrar dışarı çıkmaya ve alışveriş yapmaya başladıkça bizim de işlemlerimiz artıyor.

Dünya genelinde bankacılık büyük bir değişim / dönüşüm geçiriyor.  Bu hızlı değişim Bankalar ve FinTech girişimleri için ne ifade ediyor?

Dünya deyince, bizleri etkileyen medyanın hakim olduğu ülkeler öncelikle aklımıza geliyor. Oysa bu ülkelerde oldukça geri kalmış bir bankacılık sistemi var. IT’leri oldukça yavaş çalışan ve yalnızca zorunlu değişiklileri yapan bir yapıya sahip. Üstelik, bizdeki gibi ülkenin gelişmiş işgücünü değil, standard üniversite mezunlarını çalıştırıyor. O insanlar da yeni projeler yapıp risk almak istemiyorlar. Örneğin Amerika’da hala gerçek zamanlı bir EFT veya FAST sistemi yok. İnsanların çoğu hala çek yazıyorlar.

Mobile bankacılıktaki işlem imkanları son derece kısıtlı. Kredi kartlarında kampanya mantığı yok. Bizim yıllardır tüketicilere sunduğumuz taksit olayını şimdi BNPL (şimdi al sonra öde) mantığı ile yapmaya çalışıyorlar. Bir çeşit tüketici kredisi olarak bunu ele alıyorlar. İşte bu nedenlerle bankalar yerine yenilik yapanlar daha çok fintekler olarak öne çıkmaya başladılar.

İşletme okullarında öğretildiği gibi daha fit, daha odaklı olan ve hızlı karar alabilen insanların yönettiği şirketler yenilikleri yapıyor. Bankaların çoğu da bu finteklerle işbirliğine gitmek durumumda kalıyor hatta çokça satın almaları da duyuyoruz.

Bankalar ve FinTech şirketleri ilişkisini nasıl yorumlarsınız ? Gelecekte bizi nasıl iş modelleri bekliyor?

Yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi banka ve fintek ilişkileri oluşmak zorunda. Müşterilerin talepleri başka türlü karşılanamıyor. Bir çok ülkede bankaların yavaşlığından sıkılan kural koyucular, finteklerin önünü açan yasalar çıkarmaya başladılar. Ancak burada da bir kaç ikilem var.

Birincisi fintekler banka olmadan (lisans almadan) mevduat toplayamıyorlar. Mevduat toplamayan bir finans kurumu sadece yatırımcılardan para toplayarak ancak bir yere kadar büyür (bilanço dengesi). Bu nedenle nihai müşteriye giden bir çok yeni dijital fintek kendi ülkelerinde bankacılık lisansı almaya başladılar. O zaman er ya da geç o bankalar gibi büyüdükçe yavaşlayacaklar. İnancım dünyadaki klasik bankalar gibi herkese her ürünü sunmaya çalışan bir fintek hızla o bankalar gibi olmaya mahkum. O nedenle bir veya iki konuya odaklanmak ve o dikey üzerinde büyümek lazım. Odak kaybolunca yavaşlamak kaçınılmaz.

Diğer bir ikilem, belli bir büyüklüğe ulaşılırsa ve iyi bir satın alma isteği gelirse kurucuların çoğu satıp çıkıyorlar. Ama satın alan büyük kuruluşların içinde bu girişimler hızla kişiliğini kaybediyor ve amacından uzaklaşıyor. Olan yine müşteriye oluyor. Satmak yerine halka açılmak veya daha büyük bir yapının içine özerk kalmanın yolları bulunmalı.

Bir diğer seçenek bankalara hizmet veren ama tüketiciye gitmeyen yapılar kurulabilir. Bankalar kendi içinde kapalı sistemler oldukları için fintekler bankalar üzerinden API’ler ile nihayı tüketiciye çok daha geniş hizmetler sunabilir. Kanımca uzun vadeli ve başarılı olacak bu tür bir yaklaşım olacaktır.

Son olarak aracılık yapan ve mevduat ve kredi ilişkisine girmeyen, Robinhood gibi, fintekler de ortaya çıkmaya başladı. Onlar da büyüdüklerinde düzenlemelerden kaçınamayacaklar çünkü finansal dünyada müşteri haklarının korunması son derece önemli. Aslına bakarsanız düzenleyiciler de bu işleri yeni öğreniyor ve bir çok alanda geriden geliyorlar. Yani önümüzdeki 10 yıl oldukça karışık ve eğlenceli olacak.

Mehmet Sezgin

Dijital CEO ile Teknoloji Sohbetleri: Mehmet Sezgin, myGini