Büyük bankalar inovasyon merkezli atılımlarında çalışanlarının rolünün farkında, ancak onların ‘girişimci ruhunu’ durdurmak hiç de kolay değil…

TEB Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi, bu yıl içerisindeki ‘Teknoloji Ne Getirecek?’ başlıklı bir online etkinlikte, bankacı olmanın eskisi kadar ‘iyi bir şey’ olarak görülmediğine işaret ederek sadece müşterinin değil, yapay zeka gibi alanlardaki çalışanların da banka bünyesinde tutulmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Çarpıcı bir tespitti ve buradan hareketle eski banka çalışanlarının, IT uzmanlarının, genel itibarıyla teknoloji ya da operasyon tarafındaki parlak zihinlerinin günümüz fintech ekiplerindeki kilit rolü akla geliyor…

Fintech şirketlerini incelerseniz kurucu ekip üyelerinin yoğun şekilde bankacılık geçmişine sahip olduğunu fark edersiniz.

Görünüşe bakılırsa büyük bankalar bu gerçeğin ve inovasyon merkezli olası atılımlarında çalışanlarının kilit rolünün farkında, ancak ‘girişimci ruh’ diye bir olgu var ve bunu durdurmak hiç de kolay değil.

Günümüz dünyası girişimciliği birçok yönden tetikliyor.

Kendi işinin patronu, co-founder’ı, kurucusu olmak ve bunun beraberinde getireceği etki gücü yüksek birçok şey kurumsal geçmişe sahip kişileri girişimci olmaya davet ediyor. Oluyorlar da…

Kapsam olarak genellikle ‘bildikleri şeyi’ yaparak kurulma aşamasında, yeni ya da eski fintech girişimlerinde konumlanıyorlar.

Tüm bunlar sanki bankaları, kaçınılmaz gerçeği iyiden iyiye benimsemeye davet ediyor…

Fintech’ler bankacılığın inovasyon yönünü ileri aşamalara taşımada kritik öneme sahipler. Yapay zekadan biyometrik doğrulamaya kadar birçok alandaki gelişmiş ürünlere (ve genellikle 3. parti teknoloji firmalarına) kapsamlı şekilde entegre olmak isteyen bankalar, geleceği yakalamak için daha fazlasına da açık olmalılar. İşte bu nedenle fintech’lerle rekabet yerine tanınmış yazar Ahmet Usta’nın ünlü sözüyle ‘rekaberlik’ yolunu seçmeleri gerekiyor…

Şimdi sona yaklaşırken sözünü ettiğimiz savları biraz daha netleştirecek şu maddelere göz atalım;

  • Fintech girişimlerinin sayısı artıyor… Bazıları bankalarla sıkı rekabet peşinde ama çıkış noktası açısından onlarla entegrasyon niyetinde olanların sayısı çok daha fazla.
  • Bankaların birbirleri arasındaki sıra dışı rekabet giderek büyüyor… Müşteri edinimi ve müşterinin bankadan dışarı ‘dijital sınırların içinde de olsa’ adımını atmaması kritik önem taşıyor. Özellikle de günümüzün uçtan uca zorlaşan finansal sürdürülebilirlik şartları altında.
  • Ve kaçınılmaz bir şekilde dijital sınırlar fintech’ler tarafından genişletiliyor… Bankaların bu sınırları ileriye taşıması, kendi uçsuz bucaksız organizasyonlarının (3 bin çalışana sahip bir kurumun karmaşık mekanizmalarını düşünün) mevcut hantallığı ve çalışanları ile ilgili olarak az önce sözü edilen ateşlenmeye hazır ‘girişimcilik tutkuları’ nedeniyle pek mümkün görünmüyor.

Bankalar ve fintech’ler için nihai buluşma noktasının ne olduğu (rekabet mi, rekaberlik mi) sorusunun yanıtı son derece açık.
İnovasyon için birlikte çalışmalı ve daha esnek olmalılar; çünkü bariz nedenlere bağlı olarak ufukta rekaberlikten başka herhangi bir alternatif bulunmuyor.

Son olarak esasen çoğu banka yöneticisinin rekabet yerine fintech’lerle birlikte hareket etmeyi savunan sözlerine aşinayız. Bunun gelişerek artması temennisiyle.

Yazar: Ferhat Verdi

Almanya'nın Nurnberg şehrinde doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Çalışma hayatına Western Union'da iletişim departmanı ile başladı. NewTech, MacLine, PhotoLine, iPad&iPhone Mag gibi teknoloji dergilerinde ve ShiftDelete.Net'te yazı işleri müdürlüğü yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde tüm yayınlardan sorumlu genel yayın yönetmenliği görevini üstlendi. Kendi medya ve içerik ajansında çalışmalarını sürdüren Verdi, 2022 itibarıyla FinTech İstanbul platformunun genel yayın yönetmenidir.