Reconnaissance danışmanlık şirketi tarafından yayınlanan yeni bir rapor, küresel nakit para sektörünün karbon ayak izini azaltmak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için yaptığı çalışmalara değiniyor…

Kripto para endüstrisi için gerekli dev boyutlardaki enerji miktarı, internet genelinde fazlasıyla ele alınırken, dijital ödemelerin nakite kıyasla daha düşük karbon ayak izine sebep olup olmadığı halen tartışılıyor. Aynı zamanda nakitin karbon, kaynaklar ve kirlilik üzerinde oluşturduğu etki göz önüne alınarak sektörün çevre üzerindeki etkisini değiştirmek için içinden geçtiği gözle görülür değişim de değerlendiriliyor.

Raporda not düşülen bir veri, 40g sütlü çikolata için nakit ile ödeme yapmanın yaklaşık 4,6g CO2 ortaya çıkardığı hesaplanırken, söz konusu çikolatanın üretiminde ortaya çıkan CO2 miktarı 200g olarak kaydediliyor.

Nakit sektörünün dönüşümü konusunda öncü olarak beliren Birleşik Krallık, Nakit Sanayisi Çevre İmtiyazı ile nakit sektörüne sürdürülebilir bir gelecek kazandırmak ve çevre üzerindeki etkilerini takip edebilmek istiyor.

Öte yandan küresel alanda birçok insanın nakit ödeme alışkanlığına devam etmesi ve günlük nakit kullanımının artması, nakitin ödeme ekosisteminde halen başlıca sütunlardan biri olduğunu gösteriyor. Bu sebeple, rapor nakitin çevresel olarak sürdürülebilir kılınmasının kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.

Raporda, çevre üzerinde oluşturdukları etkiyi azaltmak için 24 organizasyon tarafından gerçekleştirilen 106 durum çalışmasının sonuçları da değerlendirildi. Rapor, elde edilen bilgilerin nakit sanayisi ile yapılabilecekler konusunda en iyi bilgileri paylaştığını ve sektörün çevre üzerinde değişim oluşturmak için dinlediğini ve harekete geçtiklerini belirtti.

Öte yandan rapor, nakit sektörünün tercih ile değiştiğini çünkü değişimin zorlanması için tüketici talepleri ve devlet düzenlemelerinin kısıtlı kaldığını not düştü. Bu sebeple nakit sektöründe herkesin iyi bireyler olarak belirmesi için özgün bir hareketin teşvik edilmesi gerekiyor.

Nakit sektörü tarafından başlatılan çevre projelerine bakıldığında ise 10 organizasyonun %100 yenilenebilir enerji projeleri desteklediği, yedi tanesinin güneş enerjisine odaklandığı, aynı zamanda hidrotermal, rüzgar ve dalga enerjisine de yatırım yapıldığı belirtildi. Aynı zamanda telematik teknolojisi ile araç kullanımındaki yakıt miktarını ölçmeye başlayan şirketler elektrik ve hibrit araçların kullanımı için test süreçleri başlattı.

Nakit sektöründe yapılan yatırım boyutlarına göre bazı projelerin sadece LED ışıklandırma ile ilk adımları temsil ettiği, bazı şirketlerin ise plastik torbalardan kumaş torbalara geçiş yapmak gibi temalar izlediği görülüyor. Rapor, nakit sektöründeki çevreye faydalı gelişmelerin sadece Birleşik Krallık’ta değil, dünya genelinde başladığını ve sürdürülebilir bir gelecek için harita çıkarıldığına işaret ediyor.

Nakit para, dijital paranın aksine fiziksel ve görülebiliyor. Bu sebeple, dijital paranın karbon ayak izinin daha düşük olduğu düşünülüyor. Her ne kadar dijital ödemelerin neden olduğu CO2 emisyonunu tespit etmek kolay olmasa da, bu işlemlerde belli miktarda donanım, yazılım ve enerji kullanımı şart. Veri işleme, veri yönetimi ve iletişim basamaklarının her birinde CO2 üretiliyor.

Son olarak raporda, özellikle mobil cihazlar ve kripto cüzdanlar üzerinden yapılan dijital işlemlerin giderek arttığı ele alındırken, dijital ödemelerin oluşturacağı CO2 emisyonlarının gözle görülür ölçüde artacağını belirtiliyor.

Uzmanlar, nakit para ve madeni paraların küresel alanda milyarlarca insan tarafından kullanıldığı ve çevreye olan etkilerinin olumlu kılınması için kullanılabilirlik, erişim, maliyet avantajı sunması, aynı zamanda giderek daha az karbon emisyonu oluşturması gerektiğini hatırlatıyor. Hazırlanan rapor ile nakit sektörünün izlemesi gereken sürdürülebilirlik konseptleri yolunda önemli bir kılavuz sunulduğu düşünülüyor.