Finans sektörünü diğer sektörlere entegre etmek, üzerine yıllardır konuşulan bir konu. Yeni nesil dijital iş modellerinin hızlanmasıyla birlikte, geleneksel sektörlerin dev oyuncuları ve bankalar müşterileri beklentilerini karşılamakta zorlanmaya başladı. Dijital müşterinin anlık beklentilerini karşılamak üzere Gömülü Finans (Embeded Finance) tam aranan çareydi…

2019 yılının Kasım ayında dünyanın önde gelen yatırım fonlarından a16z‘nin ortaklarından Angela Strange, “Her Şirket Bir Fintech Şirketi Olacak” konulu bir tezini paylaştı. Bu tezde, mevcut geleneksel bankacılık sistemleri ile yeni nesil bankacılık olan “Fintech” arasındaki farklar üzerinde duran Angela Strange, özellikle start-upların bu dönüşümde elde ettiği faydalara değinmiştir. “Daha çok seçenek, Daha iyi ürün, Tüketici için daha düşük fiyat” hedeflerini Fintech dünyasının büyümesi ile daha kolay uygulanabilir hale geldiğinden bahsetmektedir. Evet, gelişen teknolojinin hayatımıza kattığı avantajlardan sayabileceğimiz bu noktalar hem tüketici hem şirketlere kazanç sağlayarak “kazan & kazan” temelli iş modellerinin etkin işlemesini sağlıyor.

Günümüzden çok uzağa gitmeden 15 yıl öncesine bakacak olursak, mevcut geleneksel yöntemleri uygulayan şirketlerin bir sunucu bilgisayar (server) altyapısı kurmak ve sürekliliğini sağlamak için harcadığı milyon dolarlık bütçeler; günümüzde bir telefon ve kredi kartıyla servis alınabilir hale gelmiştir. Bulut bilişim servislerinin maliyetleri düşüren, karmaşıklıkları azaltan yeni servis sağlayıcı anlayışları, start-uplar için kullanıcı dostu; doğal olarak nihai tüketici için de tercih edilen gelecek bankacılığının büyümesine oldukça büyük katkı sağlayacaktır.

Angela’nın tezinde değindiği diğer bir konu ise günümüz bankacılığı nasıl kompleks halde çalışmaktadır. Bir banka kurulumu için gerekli olan lisanslar, sistem altyapı kurulumları, ödeme yöntemi sistemlerinin ve müşteri veri tabanlarının oluşturulması, gerekli pek çok düzenlemeler, yolsuzlukla mücadele konuları ve kullanıcı ara yüzü geliştirmelerinin her biri ayrı bir yönetim süreci anlamına gelmektedir.

Finansal teknolojilerin hayatımıza girmeye başlamasıyla, tüm adımlar için ayrı veya ortaklaştırılarak sunulan yeni servis anlayışları; gelecek bankacılığının yalınlaştırılması ve maliyetlerin düşürülerek, daha etkin ürünler sunulmasını sağlamaktadır, sağlayacaktır da. Özellikle finans sektöründe, alınan hizmet süreçlerindeki iyileştirme faaliyetlerinde; yukarıdaki adımlarda çok fazla seçenek, esneklik olmadığından maliyetler büyük oranda düşürülememekte idi. Gelişen teknolojik altyapılar ve yeni servis anlayışları ile yalın süreç bakış açısıyla sistemlerin en baştan oluşturulması, geliştirilmesi; düşük maliyetli, çok seçenekli ürünlere kolay erişimle kullanıcı güveninin kazanılmasını sağlamaktadır. Bu kazançlarla, her şirket Fintech şirketi olma yolundan kaçamayacaktır.

2019’da yaklaşık 12000 adet Fintech şirketi ile öngörülen “gelecek bankacılığı” pek çok sektörde, 2021 Kasım itibariyle 26000 Fintech şirketi rakamlarına ulaşmıştır. Angela’nın bahsettiği 2019 dünya Ekonomi Forumu tarafından yapılan araştırmada Y ve Z jenerasyonlarının yalnızca %28’i mevcut bankalarına güvenmektedir. Ancak Fintech şirketlerinin yukarıdaki büyüme oranına da bakarsak, yeni nesil bankacılık servislerine olan güven artarak bu alandaki start-up şirketlerinin artarak yakın gelecekte hayatımızın büyük çoğunluğunda yer alacağı gözükmektedir.

Peki herkesin (kullanan-kullanmayan) bugünden günlük hayatta alışageldiği Fintech şirketleri sayısındaki artış sebebiyle;

  • Gelecekte bankacılık nasıl bir şekil alacak?
  • Bankalar ve Fintech girişimleri nasıl bir rekabet ortamına sürüklenecek?
  • Finans sektörü nereye kadar büyüyecektir?

İşte tüm bu soruların cevabı için sihirli küreye değil, daha fazla merak etmeye, gözlemlemeye, düşünmeye ve tüm bunları birbirimizle paylaşmaya ihtiyacımız var.

Yazarlar

KaynakA16Z.com
FinTech İstanbul Danışma Kurulu Üyesi, Dijital CEO