Ortaya çıkan yeni teknolojiler dolayısıyla 2008 yılından beri önemli bir dijital dönüşüme şahitlik ediyoruz. Söz konusu dönüşüm, toplumsal ve bireysel ihtiyaçları yeniden şekillendirdiği gibi aynı zamanda yeni iş modellerinin de ortaya çıkmasına sebep oluyor…

Teknoloji ve hukuk ilişkisine genel olarak bakacak olursak, hukukun teknolojiyi takip eder nitelikte olması sebebiyle, geleneksel hukuk kurallarının yeterli olmadığı ya da uygulama açısından gri alanlar oluşturduğu halleri tespit edebilmek ve bu gibi durumlara ilişkin gereken önlemleri alabilmek için koruyucu hukuk kurallarının doğru bir şekilde oluşturulması gerektiğini ifade edebiliriz. İlgili teknolojinin uygulanması dolayısıyla tarafların ne gibi menfaatlerinin olacağının, hak ve yükümlülüklerinin neler olması gerektiğinin tespiti ise, söz konusu teknolojinin hangi felsefeye dayanarak ortaya çıktığının analiz edilmesiyle mümkün olabiliyor.

Güven Kavramı

Pek çok farklı teknolojiyle beraber kullanım alanı bulan blokzinciri teknolojisinin yaygınlaşmasıyla beraber, ilişkili olduğu kavramların hukuki altyapılarının yeterli olup olmadığı ve ortaya çıkacak ihtilaflar açısından ne gibi tedbirler öngördüğü konuları da önem kazanıyor.

Kavramsal olarak baktığımızda, blokzinciri teknolojisiyle hukuk arasında çok önemli bir ortak noktanın olduğunu görüyoruz; güven kavramı.

Güven, hem hukuk sisteminin amacını, hem de blokzinciri teknolojisinin temelini oluşturur. Blokzinciri teknolojisini ifade ederken şöyle denir; “ögelerinden herhangi birine güvenmiyorsan bile sistemin bütününe güven”. Bu ifadeyle aslında güven kavramını ortadan kaldırmaktan değil, aksine yeni bir biçime bürünmesinden bahsediyoruz.

Nitekim, 3 Ocak 2009 tarihinde Bitcoin’in hayatımıza girmesiyle beraber yeni bir güven mimarisinin doğduğu ifade ediliyor. İlk kripto para olma özelliğini taşımayan Bitcoin, üç temel bileşen üzerine kurulmuştur; kriptografi, dijital para ve dağıtık sistemler.

Her ne kadar Bitcoin günümüzde sıklıkla kullanılan ve bilinen bir “marka” olsa dahi, kripto parayı ortaya koyan 2009 senesindeki manifestodan bugüne çok şey değişti; kripto paraların ardından kripto varlık kavramı da hayatımıza girdi ve buna bağlı olarak da kavram karmaşası yaşanmaya başladı.

Kripto Varlık Tanımı

Uluslararası boyutta kabul edilmiş yeknesak bir tanımı veya sınıflandırması bulunmayan kripto varlıkların, dağıtılmış defter teknolojisine (distributed ledger technology, “DLT”) ve kriptografiye dayanan dijital finansal varlık türlerini ifade ettiğini belirtebiliriz. Bunun yanında, kripto varlık kavramı içine dahil olan kavramlara ilişkin olarak, bazı düzenleyici otoritelerin kripto varlıkların yapısını, ekonomik fonksiyonunu, özelliklerini ve kullanım amaçlarını esas almak suretiyle bir sınıflandırma yaptıkları görülmektedir.

Kimi ülkelerde hali hazırda kripto varlıklara ilişkin kabul edilmiş hukuki düzenlemeler yer alırken, eş zamanlı olarak bölgesel seviyede de hukuki altyapı çalışmaları yürütülmektedir ve OECD, IMF gibi uluslar üstü organizasyonlar, kripto varlık düzenlemelerinin işbirliği içerisinde yapılması gerektiğinin önemini vurgulamaktadır. Bunun sebebi ise, denetim ve uygulama risklerinin minimum seviyeye indirilmesi için kripto varlıkların hukuki niteliği üzerinde hemfikir olunmasının sınır ötesi (cross border) koordinasyonun sağlam ve uluslar üstü bir denetim mekanizması oluşturulması adına önem teşkil ettiği düşüncesine dayanmaktadır[1].

Yurtdışında Kripto Varlıklara İlişkin Güncel Hukuki Gelişmeler

Avrupa’da kripto varlık regülasyonlarına ilişkin çerçevenin oluşturulması adına önemli girişimlerde bulunan Fransa, Luxemburg ve Almanya’nın yanı sıra, Eylül 2020 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından önerilen Kripto Varlık Piyasalarının Düzenlenmesi Yönetmelik Taslağı (“MICA”) ve Dijital Faaliyet Dayanıklılık Kanun Taslağı (“DORA”) aslında Avrupa’nın Dijital Finans[2] paketinin birer parçasıdır.

Dijital Finans paketi, inovasyon ve rekabet açısından dijital finansı destekleyerek olası riskleri bertaraf etmek üzere oluşturulan bir paket olarak ifade edilmektedir ve Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa’yı dijital çağa hazırlamak ve doğru bir ekonomi modeli yaratmak gayesi doğrultusunda oluşturulmuştur.

Temelde Avrupa Komisyonu, MICA vasıtasıyla, Avrupa Birliği sınırları içerisinde ortak bir kripto varlık düzenleyici politikası ve lisanslama rejimi oluşturmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda, kripto varlıkların tanımlanması ile kripto varlık servis sağlayıcılar ve ihraç edenler için kuralların belirlenmesi hedefiyle MICA son iki buçuk senedir Avrupa Komisyonu’nun gündemindedir.

Son olarak 14 Mart 2022 tarihinde Avrupa Parlamentosu Kripto Varlık Piyasaları Komitesi’nde yapılan oylama neticesinde Proof-of-Work mutabakatına dayalı olarak kullanılan kripto para birimlerinin kullanımını sınırlandırmayı hedefleyen hüküm reddedilmiş, dolayısıyla Bitcoin gibi Proof-of-Work protokolünde çalışan kripto para birimlerinin yasaklanması hükmü taslaktan çıkarılmıştır.

DORA ise, kredi, e-para, ödeme ve yatırım kuruluşları ile kripto varlık hizmet sağlayıcılar gibi finansal kuruluşlara yönelik olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinin ve bunlara ilişkin risk yönetimi yönergelerinin oluşturulması ve raporlama yöntemleri de dahil olmak üzere düzenlemelerin tek bir çatı altında toplanmasına yönelik oluşturulmuştur. Müzakere sürecinin 2022 senesinin ilk aylarında başlaması öngörülmektedir.

OECD tarafından, son yıllarda yeni teknolojilerin yaygınlaşması dolayısıyla değişen yatırım ve ödeme araçlarına ilişkin olarak vergisel enstrümanların oluşturulması kapsamında çalışmalar yürütülmektedir. Mevcut çalışmalarına ek olarak en son 22 Mart 2022 tarihinde “Kripto Varlıklar Raporlama Çerçevesi ve Mevcut Raporlama Standartlarına İlişkin Değişiklikler[3] başlıklı raporu kamuoyu görüşüne sunulmuştur. Raporun konu başlıkları arasında, kripto varlıkların finansal marketlere olan etkisi, küresel bir vergilendirme sisteminin oluşturulması ve vergilendirme sisteminin transparanlığının artırılması, kripto varlık raporlamasına ilişkin kurallar bütününün oluşturularak çerçevenin belirlenmesi ve mevcut raporlama standartlarına yeni dijital finansal ürünlerin dahil edilerek değişiklik yapılması yer almaktadır.

Ülkeler bazındaki yeniliklere baktığımızda ise, Arjantin ile IMF arasında 3 Mart 2022 tarihinde imzalanan Niyet Mektubu’nda[4]; (i) kara para aklama faaliyetlerinin önüne geçilmesi hedefiyle kripto varlık kullanımını caydıran, (ii) hali hazırda yürütülen ödeme sistemlerinin dijitalleşme sürecini destekleyen ve (iii) finansal tüketici korumasını sağlayan prensiplere değinildiğini görüyoruz. Söz konusu Niyet Mektubu kapsamında, 45 milyar dolarlık borç anlaşması Arjantin Senatosu tarafından onaylanmıştır.

Amerika’da ise 9 Mart 2022 tarihinde kripto para kararnamesi kabul edilmiştir ve altı temel hususa odaklanılacağı belirtilmiştir; tüketicinin korunması, finansal istikrar, yasa dışı kullanımlar, global finans sektöründe liderlik, finansal katılım ve sağduyulu inovasyon.

16 Mart 2022 tarihinde Ukrayna tarafından kripto paraları resmi olarak yasallaştıran Yasa Tasarısı kabul edilmiş, Avustralya’da ise kripto para yasal düzenlemelerine ilişkin çalışmalar Mart 2022 itibariyle başlatılmıştır.

Türkiye’de Kripto Varlıklar

Mevzuatımızda ilk defa 16 Nisan 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 30 Nisan 2021 tarihi itibariyle yürürlüğe giren Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) ile tanımlanan kripto varlıklar, Yönetmelik’te; “dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıklar” olarak ifade edilmiştir.

Öncesinde ise MASAK tarafından 4 Mayıs 2021 tarihinde Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılar Rehberi[5] yayımlanmış, söz konusu rehberde, suç gelirlerinin aklanması ve terörizm finansmanı suçlarının hangi durumlarda oluştuğu ve bunların önlenmesine ilişkin yükümlülüklerin neler olacağı, kripto para platformları tarafından yürütülecek bildirim işlemleri, kimlik tespit zorunluluğu ve idari yaptırımlar düzenlenmiştir.

Son olarak ise, Kripto Varlık Yasa Tasarısı gündeme gelmiş ve 11 Şubat 2022 tarihinde gerçekleştirilen Kripto Varlık Yasa Tasarısı Çalıştayı sonucunda değerlendirme raporu yayımlanmıştır[6].

Sonuç

Kripto varlıkların kullanımına ilişkin taleplerin ve kullanımından doğan endişelerin her geçen gün artması sebebiyle, ülke bazında ve bölgesel olarak hukuki düzenlemelere ilişkin aksiyonların hızlandığını görüyoruz. Ülke ve bölge bazındaki düzenlemeler haricinde ise, OECD ve IMF gibi uluslar üstü organizasyonlar söz konusu düzenlemelerin işbirliği içerisinde yapılması gerektiğinin altını çizmektedirler. Türkiye’de de kripto varlıkların hukuki altyapısının oluşturulması için hali hazırda çalışmalar yürütüldüğünden, yurtdışındaki hukuki gelişmelerin ve ilgili kurum ve kuruluşların kripto varlıklara yaklaşımlarının takip edilmesinin oluşturulacak mevzuat açısından önemli olduğu kanısındayız.

Kaynakça

[1] Crypto Boom Poses New Challenges to Financial Stability — IMF Blog

[2] Digital finance package | European Commission (europa.eu)

[3] Crypto-Asset Reporting Framework and Amendments to the Common Reporting Standard (Public Consultation Document) (oecd.org)

[4] ARG030322.pdf

[5] Kripto-Varlik-Hizmet-Saglayicilar-Rehberi.pdf (hmb.gov.tr)

[6] KRİPTO VARLIK YASA TASARISI ÇALIŞTAY RAPORU V1.pdf — Google Drive

Yazar: Burcu Tümer

tbl-legal.com

KaynakMedium