Dijitalleşme, sektörden sektöre değişiklik gösteren etki seviyeleriyle hemen hemen tüm endüstrilerde devam etmekte. Dijital varlıklara ve kripto para birimlerine uyum sağlamak göz korkutucu olsa da, bu uyum süreci boyunca çeşitli yeni fırsatlar sunarak bir saklama hizmeti sağlayıcısının dünyasını değiştirebilir.

Finansal kuruluşlar bir müşteri veya yatırımcı adına menkul kıymetler tutarlar. Bu iş ilişkisi, genellikle varlıkların yönetiminde, temettü tahsilatı gibi katma değerli hizmetler sağlamayı içermekle birlikte, hepsinden önemlisi riske maruz kalmayı azaltmakla ilgilidir. Geleneksel olarak, saklanan varlıklar müşterinin ad ve namına kalır ve bu nedenle takas edilemez. Bununla birlikte, kripto para birimleri gibi dijital varlıklarla, saklama modelleri farklı değiştirilebilirlik seviyelerine uyum sağlayabilir. Örneğin Coinbase gibi birinci nesil kripto para borsaları; yönetimi altındaki varlıkları blokzincirde kendi adlarına sakladığından bu geleneksel tanıma uymuyor.

Kripto yeni değil

Kriptografi ve anahtar yönetimi, blok zincir teknolojisinin temel yapı taşlarıdır. Bu kavramlar yeni kavramlar olmaktan oldukça uzaktır. Örneğin, dijital sertifika olarak da bilinen bir genel anahtar (public key), e-ticaret işlemlerini güvence altına almak için onlarca yıldır kullanılmaktadır. Genel anahtar, verileri şifrelemek için kullanılırken, özel anahtar verilerin şifresini çözmek için gereklidir. Geçen yüzyılın internetinde dahi, kredi kartı bilgilerini girmeniz gereken noktaya geldiğinizde, web tarayıcınızda bir “asma kilit” beliriyordu. Bu simge, bilgisayarınız (henüz web özellikli cep telefonlarımız yoktu) ile bankacılık sunucusu arasındaki tüm iletişimin şifreli olduğunu gösteriyordu. Bunun altında yatan asimetrik şifreleme teknolojisi, günümüzün blok zincirlerinde ve kripto para birimlerinde hala aynıdır.

On yıldan fazla bir süre önce, bankalar sadece güvenlik için geliştirilmiş özel donanımlarla güvenli bilgi işlem altyapısını kullanmaya başladı. IBM, 1977’de dünyanın ilk ticari HSM’sini piyasaya sürdü. Anahtar seronomileri ile ilgili blog yazımızda, onlarca yıldır kullanılan eski  süreçlerin yeni dijital varlık yönetimi dünyasına nasıl girdiğini de açıklamıştık. Yerleşik finans kurumlarının, bu ilgili süreçlerle ve hatta dijital varlık yönetimini çevreleyen bazı teknolojilerle ilgili onlarca yıllık deneyimlerinden yararlanabilme avantajına sahip olduğu söylenebilir. .

İki dünyanın dijital varlık saklama zorluklarını ele almak için buluşması

Dijital varlık saklama, aynı sorunu çözmek için çok ciddi farklılıkları bulunan  iki tarafın bir araya geldiği bir sektöre hitap ediyor. İlk paydaş kripto endüstrisinden, bu paydaş dijital varlık uzmanlığının yanı sıra merkezi olmayan sistemler hakkında derin bilgi sahibidir. Bununla birlikte, bu paydaş, özellikle yoğun düzenleyici incelemelere tabi olan bir ortamda, milyonlarca insana kritik finansal hizmetler sağlama konusunda ya çok az deneyime sahip ya da tamamen deneyimsiz. İkinci paydaş ise, bu bilgi birikimine sahip geleneksel finansaldan gelen bir aktördür. Çoğu finansal kurum da dijital varlıklarla denemeler yapmakta, ancak henüz bunları anlamlı bir şekilde benimseyememiştir. Bu kuruluşların mevcut teknoloji altyapıları uyarlanmadı ve yeterli sayıda müşterisi henüz bu teknolojiye hazır değil. Ayrıca attıkları her adım, mevzuata uygunluk açısından yakından incelenmekte.

Özel anahtarlar her şeydir

Dijital varlıklar ve kripto para birimleri çağında, anahtarlar artık sadece bir kasayı açmanın veya bir mesajın kodunu çözmenin bir yolu değil. Dijital defterlerdeki değiştirilemez işlemler ile birlikte, özel anahtarlar varlıkların kendisi haline geldi. Diyelim ki ticari bir bankada kasaya koyduğunuz 50 bin avro değerinde bir altın külçeniz var. Kayıp bir anahtarı değiştirmenin maliyeti ve zorluğu, altının değerine kıyasla ihmal edilebilir düzeyde olacaktır. Bankanın güvenli odasına girmek için kimliğinizi kanıtlamanız gerektiğinden, altınınızın çalınma riski her zaman düşük düzeyde olacaktır. Altının mali değeri her zaman mevcuttur, toprağın altındayken de, maden olarak çıkarıldığında da, diğer altınlarla birlikte sirkülasyona girdiğinde de. Banka kasanıza girdikten sonra da, değerin sadece bulunduğu yer değişir ve artık o değer banka kasanızdadır.

Kripto paralarda ise, değer yaratılması, dijital bir kayıt defterine bir işlem kaydedilmesi ile gerçekleşir. Varlığın değeri, defterde, çoğunlukla halka açık olarak, gösterilir, ancak bu değer yalnızca özel anahtar vasıtayla aktarılabilir veya kullanılabilir. Bir banka kasasına erişimin aksine, özel anahtarın kullanılması için kimliğinizi kanıtlamanız gerekmez.

 Özel anahtarların saklanması zor bir iştir

Anahtarlar, saklama hizmeti sağlayıcıları için kritik öneme sahiptir. Özel anahtarın kaybı çoğu durumda geri döndürülemez. Bu nedenle, dijital varlıkların koruyucularının, özel anahtarlar özelindeki riski azaltmak için belirli prosedürler oluşturması ve en iyi teknolojileri  kullanması gerekir. Bunu yaparken, esnek ve kullanıcı dostu bir ortam ile güvenlikten ödün vermeyen bir ortam arasındaki ince çizgide yürümek zorundadırlar.

Geri döndürülemezlik işi daha da zor hale getiriyor

DLT’nin (Dağıtık Defter Teknolojisi) saklama hizmeti sağlayacılarını etkileyen bir diğer özelliği de DLT işlemlerinin geri döndürülemezliğidir. Gerçekten de bu durum, saklama çözümleri için riskleri daha da arttırmaktadır. Bir varlık, tutar veya gönderildiği yer olarak yanlış bir şekilde transfer edildiğinde, yanlış gönderilen varlıkları geri almanın bir yolu yoktur. Dolandırıcılıkla karşılaşıldığında, birçok blok zinciri teknolojisi, dolandırılan taraf belirli bir zaman dilimi içinde – ki bu zaman dilimi genellikle oldukça kısadır – talepte bulunduğu sürece bazı çareler sunmaktadır. Ancak bu ilgili süre geçtiyse veya işlem hatalıysa, asla geri dönüşü yoktur.

Açıklık ve merkeziyetsizlik benimsenmelidir

Finans endüstrisi, müşterilerinin sırlarını yüzyıllardır korumuştur. Öte yandan DLT’ler, merkeziyetsizlik prensibine dayanmaktadır ve bu belirli bir düzeyde bir açıklık/şeffaflık gerektirmektedir. Girdiğimiz bu yeni dünyada, gerekli yazılımları geliştirmek için gereken ölçek, en büyük yazılım geliştirme ekiplerinin bile üstesinden gelemeyeceği boyutlardadır. Algoritmalar o kadar karmaşıktır ki, yalnızca yapılacak akran değerlendirmeleri (peer review) güvenilirlik sağlayabilir. Dahili kalite kontrol yönetmlerinin, bu değişimin devamlı artan hızına ayak uydurmaları artık mümkün değildir. Çoğu finans kuruluşunun, bu değişim yolculuğunun başlangıç noktası olarak kabul edebileceğimiz Açık Kaynak Yazılım hareketini tam olarak benimsemek için atması gereken daha çok fazla adım var. Bireysel bankacılık, 2007 finansal krizinden sonra birçok müşterinin güvenini kaybetti. Şeffaflık/açıklığın, güven ilişkisine giden bu uzun yolun bir parçası olduğu söylenebilir.

Tavuk ve yumurta paradoksundan verimli bir döngüye

Belirli varlık sınıfları, yalnızca yeterince büyüklüğe sahip piyasalarda gelişebilir. Ürününüzü sadece bir avuç alıcıya satıyorsanız, topyekün bir piyasa altyapısı oluşturmaya değmez. Doğrudan bire bir anlaşmalar yapmak daha verimli olacaktır. Bununla birlikte, ana akım yatırımcılar ancak yeterli seçenek sunulduğunda sisteminizin içine dahil olmak isteyecektir. Örneğin bir türev araçlarla uğraşan bir borsacısı, yalnızca bir avuç ürünün olduğu yeni ve karmaşık pazara girmeyi düşünmez, çünkü bu çabaya değmeyeceğini bilir.  Ancak, talep ve arz tarafinda kritik eşik aşıldığı anda, bu döngünün fiili büyümeye girmesi için pek de bir seye ihtiyaci kalmiyor. Sağlam temelleri olan ve esnekliğe de izin veren bir teknoloji ile, bu teknojileri erken benimseyen saklama hizmeti sağlayıcıları ve diğer finansal paydaşlar, potansiyel müşterilerinin ve dijital varlıklarının paralel büyümelerinin birbirlerini beslediğini görecekler, bu yol boyunca yararlanabilecekleri fırsatlar yaratacak bir durumun oluşacağını farkedecekler. Dijital dünya, zamanı sert bir şekilde kısaltıyor. Devam eden mevzuat düzenlemeleri içinde, dijital varlıklara dayalı finansal ürünler tasarlanabilir, oluşturulabilir ve saklama hizmetleri altında satılabilir. Tüm bunlar fiziksel varlıklar için yıllar olacakken, dijital varlıklardan çok kısa süreler içinde kar elde edilebilir.

Şimdi tam zamanı

Finansal kurumların dijital varlık saklama hizmetleri sunması için başka birçok iyi neden var.

Dijital varlıklar tüm piyasalarda ciddi şekilde büyüyor. Yüksek net değerli bireylerden ve küresel yatırım şirketlerinden, özellikle kripto paralara ancak kripto paralarla da sınırlı olmayan şekilde tüm dijital varlıklara ilişkin yönetim riskinin düşürülmesine dair bir talep söz konusu. Saklama hizmeti sağlayıcıları artık dijital varlıkları benimseyip benimsemeyeceklerine dair karar verme sürecini geçmiş durumdalar; sadece ne zaman ve nasıl olacağına dair düşünüyorlar. Zorluklarına rağmen merkezi olmayan yapılar, Saklama hizmeti sağlayıcılarına merkezi sistemlerin sağlayamayacağı çok sayıda teknik fayda da sunuyor. Bu faydalara verilebilecek bir örnek olağanüstü durumlara karşı geliştirilecek direnç. Dijital defterler tüm dünyada defalarca çoğaltılır. “Derin devamlılık” (deep presistence) gibi yaklaşımlar, oluşabilecek tüm olumsuz durumlara karşı kritik işlemleri güvence altına alarak küresel bir kesinti durumuna karşı dirençlilik gösterebilir. Bugünden elde edilebilecek bu tür teknik avantajların ötesinde, tokenizasyonundan ve gelişmekte olan pazarlardaki fırsatlardan kaynaklı bir çok iş fırsatını da beraberinde getirmektedir. İrili ufaklı tüm yatırımcılar, bu devamlı büyüyen bir varlık yelpazesinden kendi paylarına düşeni alabilecekler.

Yazar: Dogus Ural