Bir önceki yazımda FinTek başlığı altında her geçen gün yeni alt kavramlar öğrendiğimizi, yeni alanlar, yeni hizmetler ve kategorilerle karşılaştığımızı belirtmiş ve yeni bir seriye ihtiyaç olduğunu vurgulamıştım. Serinin ilk yazısında yeni dönemde farklı banka kavramlarını ele almış ve hayatımıza yeni giren finansal araçların ne olduğunu, farklarını ve kısaca gelişimlerini sizlere aktarmıştım. Dijital cüzdan, açık bankacılık, servis bankacılığı kavramlarını ele aldığım ikinci bölümle devam edelim istiyorum…

Dijital Cüzdan

Aslında adından da anlaşılacağı gibi dijital cüzdan ceplerimizde, çantamızda taşıdığımız deri cüzdanların dijital hali. Çok sayıda ödeme yöntemi için kullanıcıların bilgilerini ve şifrelerini güvenli bir şekilde saklayan dijital cüzdanlar, kullanıcısına hızlı ve güvenli bir şekilde dijital ödeme fırsatı veriyor.

Sahip olduğunuz banka kartı, kredi kartı veya ön ödemeli kartları tek bir uygulama içine alan ve bakiye de yüklenebilen dijital cüzdanlar sayesinde e-ticaret ödemelerinizi tek tıkla yapmak mümkün. İnternet erişiminin ve akıllı telefon sahipliğinin artmasıyla dijital cüzdanların bir türevi olan mobil cüzdanlar hayatımıza girdi. Kişiden kişiye para transferinin yanı sıra temassız, QR kod gibi alternatif ödeme yöntemleri mobil cüzdanların en önemli kullanım alanları oldu. Bugün dijital cüzdanlarla yapılan işlemlerin önemli bir kısmını mobil işlemler oluşturuyor.

İlk örneği PayPal tarafından kullanıma sunulan dijital cüzdanlar, yepyeni bir kategori açarak internet tabanlı ödemelerin hızlı, kolay ve güvenli yolu oldu. Çin’de Alipay, Afrika’da M-PESA geniş kitlelere ulaşmayı başaran ilk dijital cüzdanlar arasında yer alırken, bugün ApplePay, GooglePay, WeChat Pay gibi çok sayıda teknoloji devinin dijital cüzdan uygulaması bulunuyor. Türkiye’de ise 2012 yılında kullanımına sunduğumuz BKM Express’i özgün iş modeliyle dünya genelinde ilgi çeken başarılı bir örnek olarak verebiliriz.

Açık Bankacılık

Son dönemde ülkemizde daha çok konuşmaya başladığımız Açık Bankacılık kavramını bazı coğrafyalarda düzenlemelerle bazı bölgelerde ise bankaların inisiyatifleri eşliğinde yaygınlaşıyor. Açık bankacılığın anavatanının İngiltere başta olmak üzere Avrupa olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa’da açık bankacılık uygulamalarının önünü açan PSD2 isimli düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih ise 2016…

Verinin demokratikleşmesini sağlayan açık bankacılığı çok basit bir şekilde, müşterilerin bankalarda bulunan özel finansal verilerinin -müşterilerin izni ile- üçüncü taraflarla (TPP = Third Party Provider) paylaşılması olarak tanımlayabiliriz. Açık bankacılıkla temelde hedeflenen sektörde inovasyonu ve rekabeti artırmak. Kartlı ödemelerden, vadesiz hesap bilgilerine kadar temel finansal veriler diğer banka, FinTek, perakende ya da teknoloji şirketiyle paylaşılıyor. Bu bilgilere müşteri adına erişen şirketler bu sayede farklı kurumlardaki finansal verileri toplu olarak sunabiliyor, bu veriler ışığında yeni ürün ve hizmetler üretebiliyor.

Bu verileri analiz ederek kişiye özel ürün ve hizmetler oluşturabildikleri gibi, tasarruflarını en iyi getirilere yönlendirmek, kredi ya da kredi kartı oranları en düşük kurumlar göstermek gibi karşılaştırmalı çözümlerle müşterilere sunulan faydayı artırabiliyor.

 

Verinin demokratikleşmesi sadece ödeme hesaplarıyla sınırlı kalmayacak. Kredi, yatırım, sigorta gibi ürünleri kapsayan “açık finans” kavramı, buna farklı sektörlerdeki verilerin eklenmesiyle ortaya çıkan “açık veri” kavramı Avustralya, İngiltere gibi ülkelerin gündemine girdi bile…

Türkiye’de henüz başlangıç aşamasında olan bu kavramın yakın zamanda finans sektörünün ve tüketicilerin yanı sıra diğer sektörlerden yeni oyuncular için önemli fırsatlar yaratacağını söylemek mümkün.

Servis Bankacılığı

İngilizcesi “BaaS = Banking as a Service” olan bu kavram da dünya genelinde henüz başlangıç aşamasında olan bir diğer alan.

Bankacılığı diğer sektörlerle bütünleştiren servis bankacılığı modelinde bankalar üçüncü partilerle ürün ve hizmetlerini de paylaşıyor. Açık bankacılıktan en büyük farkının bu olduğunu vurgulamalıyız.

Bankaların müşteriye temas eden tarafta olmadığı ve altyapı sağlayan taraf olarak konumlandığı servis bankacılığı, iş birliği odaklı iş modellerinin geliştirilmesine imkân veriyor. Bankalar, kendi müşterilerine finansal hizmetler vermek isteyen farklı alanlarda hizmet veren şirketlerle ortaklaşa yeni bir iş modeli yaratıyor. Böylece bankacılık dışındaki birçok şirket kendi ürün ve hizmetlerine yeni finansal servisler ekleyerek katma değerli yeni ürün ve çözümler sunabilir duruma geliyor. Bankacılığın tabi olduğu ağır regülasyonlar, gerektirdiği teknoloji yatırımları ve insan kaynağı ihtiyacı göz önüne alındığında servis bankacılığı; finansal hizmet sunmak isteyen orta ölçekli şirketler için banka kurmaktan çok daha cazip bir opsiyon olarak görünüyor. Servis bankacılığı sayesinde şirketler, bu yüklerin getireceği zorluklarla uğraşmadan müşterilerine ödeme ve kredi kolaylıkları sunabiliyor, sigorta vb. ürünlerin satışını yaparken ortak sadakat programları yönetebiliyor. Kısaca her şirket kendi işini büyütecek, müşterilerini memnun edecek yeni finansal çözümleri de sunabiliyor.

Teknoloji dünyasından gelen rüzgarların da etkisiyle hızla değişen finans sektöründe yaşanan büyük dönüşümü Dijital Cüzdan, Açık Bankacılık ve Servis Bankacılığı kavramlarıyla açıklamaya çalıştığım bu yazının ardından bir sonraki yazıda yeni kavramlarla buluşmak üzere…

FinTech İstanbul Danışma Kurulu Üyesi, Dijital CEO