Bankacılık sektörüne hızla giren yeni nesil bankalar (neobank) ve FinTech’ler, bankaları ve kredi birliklerini yenilik yapmaya teşvik ederek onları daha hızlı aksiyon almaya zorladı. ‘Meydan okuyucular’ olarak da adlandırılan neobankalar yeni ve gelecek nesil tütketicilere odaklanarak daha yaratıcı, marka ve misyon odaklı hareket ediyor. Bu da geleneksel bankaları yıllardır süre gelen stratejileri üzerinde yeniden düşünmeye itiyor.

Geçtiğimiz son birkaç yıl geleneksel bankalar için zorlayıcı oldu. Capgemini’in raporuna göre pandemi, dijital modelin küresel olarak benimsenmesini teşvik ederek FinTech’lerin mevcut bankalar üzerindeki baskıyı artırması için güçlü bir temel oluşturdu.

Bankacılığı lider isimleri, FinTech’lere ve neobankalara karşı aşırı derecede odaklanmış durumda ve bunun iyi bir nedeni var: FinTech yatırımları. Innovate Finance verilerine göre, sadece Birleşik Krallık’taki yatırımcılar, 2021’in ilk yarısında 5,7 milyar dolar yatırıma imza attı. 2020 yılında bu değer 4,3 milyar dolar seviyesindeydi.

Ancak bu dijital saldırının getirdiği tüm endişeler arasında, mevcut geleneksel sağlayıcıların hala üstün olduğunu gösteren bazı veriler de ortaya çıktı. Örneğin Capgemini’nin bulgularına göre, on kişiden neredeyse yedisi (%68) mevcut bankaları tarafından sunulan dijital bankacılık ürününü deneyeceklerini söylüyor.

Bu verilere bakacak olursak belki de geleneksel bankacılık sağlayıcılarının müşterilerini daha iyi anlamak için ihtiyaç duyduğu şey, neobankaların baskısıydı. Köklü bir temele sahip olduklarını ve aksi takdirde onları yeni başlayanlar için terk edebilecek müşterileri elde tutmak için ihtiyaç duydukları teknolojiye aşina olduklarını göz önünde bulundurursak geleneksel bankalar yeni bir ivme yakalayabilir.

 

 

Geleneksel Bankalar Ne Yapmalı?

Dünya Fintech Raporu’nun hazırlanmasında Capgemini ile ortak olan Avrupa Finansal Yönetim Derneği (EFMA) CEO’su John Berry, finans kurumlarının bu dijital bankacılık devriminde neler olacağını bekleyip görmek için zaman kalmadığını söylüyor.

Berry konuyla ilgili olarak: “Pandemi geleneksel bireysel bankacılık ortamını daha da zorlu hale getirdi. Yerleşik bankaların yeniliklerden uzak kalmaması için hemen finansı müşteri yaşam tarzına dahil etmeleri ve platform tabanlı modelleri benimsemeleri gerekiyor. Erteleme artık bir seçenek değil.

Diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri’nde giderek daha fazla sayıda sadece dijital banka şubeleri ortaya çıkıyor. En sonuncularından birisi, Temmuz 2021’in ortalarında Ivy Bank adlı Cambridge Savings Bank tarafından başlatıldı.

Cambridge Savings Bank Başkanı ve CEO’su Wayne Patenaude yeni bankayla ilgili olarak: “Ivy, müşterilerle bu değişen pazar ortamında bulundukları yerde buluşma arzumuzdan doğdu. Bizim için ilişki merkezli bir dijital banka sunma fırsatı sunuyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Ivy Bank, piyasaya çıkan ilk sadece dijital bankacılık iştiraki değildi. Goldman Sachs’ın Marcus ile yaptığı güç göterisinin yanı sıra, Texas merkezli Transpecos Bank’ın dijital birimi BankMD ve KeyBank’ın Laurel Road for Doctors dijital markası da dahil olmak üzere birkaç benzer girişim görebiliyoruz. Her dijital banka iştiraki başarılı olamadı, buna Chase’in kısa ömürlü Finn’ine örnek gösterilebilir.

Peki bu bankaların, endüstrinin yeni bankalarıyla rekabet edebilecek dijital bölümlerine dahil ettikleri özellikler neler? İlk olarak kendi neobankalarından ikisini piyasaya süren MidFirst Bank’a bir bakalım: Monifi ve Vio Bank

Monifi kendisini, müşterilerinin bütçe yapmasına ve tasarruf etmesine yardımcı olan ücretsiz bir bankacılık sağlayıcısı olarak tanıtıyor. Bankanın yüksek faiz oranları, CIBC ve AmEx dahil olmak üzere endüstrinin en büyük oyuncularından birkaçıyla rekabet ediyor. Monifi kullanıcıları, farklı hedefler için tasarruf edebilmeleri için farklı bütçe hesapları da oluşturabiliyorlar

Monifi ayrıca tüketicilerin farklı alışverişlere ne kadar harcadıklarını anlamalarına yardımcı oluyor ve uygulamaya “En sevdiğim restoran hangisi?” veya “Geçen yıl kahveye ne kadar harcadım?” gibi sorular sorabiliyorlar.

Vio Bank ise stratejisini CD’ler (depozito sertifikası) ve Para Piyasası Hesapları üzerine yoğunlaştırıyor.

Marcus’un da birçok benzer özelliği bulunuyor, ancak bunlara ek avantajları var. Goldman Sachs’ın mevcut yatırım stratejilerini ve altyapısını temel alan Marcus, müşterilerin yüksek getirili tasarruf hesapları CD’leri açmasına, 3.500 ila 40.000 ABD Doları arasında herhangi bir yerde kişisel kredi almasına ve yatırım portföylerini otomatikleştirmesine olanak tanıyor.

Diğer taraftan ING’nin Yolt’u ise “Unthink Money” sloganıyla daha sezgisel bir yaklaşım benimsiyor. Yolt, müşterilerine ön ödemeli mevduat hesapları (kullanıcılardan bir veya daha fazla banka hesabı bağlamalarını isteyerek) ve banka kartları sunuyor. Müşteriler Monifi gibi, insanların çeşitli tasarruf hesapları oluşturmasına yardımcı olan “kavanoz harcama” aracını da kullanabiliyorlar. Yolt uygulamasının öne çıkan özelliği ise müşterilerin bir tatil, düğün veya rüya gibi bir araba için ne kadar tasarruf etmeleri gerektiğini hızlı bir şekilde bulmalarına yardımcı olan yerleşik tasarruf hesaplayıcısı.

Tüm bunlar ve daha pek çok inovasyon, bankacılık sektörünün bu zorluklara karşı uyandığını gösteriyor. Ancak bu girişimlerin, on yıldan beri hızla ivmelenen fintech/neobank rekabetinin ters rüzgarlarına karşı koymak için ana kuruluşlarının tam desteğine ihtiyacı olacak.

Chime, Dave, Revolut ve Affirm gibi yeni rakiplerin çoğu, mevduat hesapları, banka kartları ve bazen kredi sağlamalarına olanak tanıyan ortak bankalara sahip oldukları için başarılı oluyor. Celtic Bank, Cross River Bank, The Bancorp Bank ve Green Dot Bank bu roldeki önemli kurumlar arasında yer alıyor.

KaynakThe Financial Brand