Apple Pay, piyasaya sürüldüğünde gözardı edildi, hatta alay konusu bile oldu. Günümüzde ise tek kelimeyle: Vazgeçilmez…

Apple’ın temassız ödeme sistemi Apple Pay’i hayata geçirdiği 2014 yılında, şirketin CEO’su Tim Cook katıldığı Wall Street Journal Big Annual Tech etkinliğinde bazı büyük perakendecilerin yeni ödeme sistemine neden sıcak bakmadıkları sorusunu almıştı.

Cook, perakendeciler ile yaşanan durumun “bir çatışma olduğunu” söylerken, Apple Pay’in geleceğinden umutla bahsetti: “Apple Pay’i benimseyecek daha çok şirket, perakendeci bulunuyor. Henüz ABD’de faaliyet gösteriyoruz, henüz dünyanın geri kalanına bile açılmadık…” 

Apple CEO’su Tim Cook.

Apple Pay’in tüketiciler tarafından geniş kabul görmesi için 8 sene geçmesi gerekti. Normalde bir ürünün yavaş süreçte kabul edilebilir hale gelmesi çok rastlanan bir durum değil. Apple Pay ise önemli bir örnek olarak beliriyor…

Nasıl başladı? 

Apple Pay ilk kez piyasaya sürüldüğü zaman gözardı edildi, hatta alay konusu bile oldu. Uzun bir süre de gözardı edilmeye devam edildi. Verileri inceleyelim…

2016’ya gelindiğinde, Apple Pay’i aktif eden iPhone kullanıcılarının oranı sadece %10’du. Bir sene sonra, bu oran %20’ye yükseldi. Yine de, tüketicilerin göz bebeği olacağına dair beklentiler düşük kaldı.

Ardından, pandeminin patlak verdiği Mart 2020’de kullanıcı oranı %50’ye ulaştı. Bugün, Apple Pay’i kullanan iPhone sahiplerinin oranı yaklaşık %75 ve artmaya devam ediyor…

Nasıl bu kadar yükseldi? 

iPhone kullanıcıları, Apple Pay yüklemedikleri süre boyunca uygulama ikonunda göz önünden gitmemekte ısrar eden kırmızı bir indikatör görüyordu. Sırf bu rahatsız edici indikatörden kurtulmak için tüketiciler kredi kartı, bankamatik kartı gibi bilgilerini Apple Wallet’a yüklemeye başladı.

Sonraki süreçte, dünyanın geri kalanının ayak uydurmasını beklemek gerekiyordu.

Apple Pay ilk sunulduğunda, ABD’eki perakendecilerin sadece %3’ü temassız ödeme altyapısına sahipti. Günümüzde, söz konusu oran %90 civarında. Kullanıcı davranışı değişmek zorundaydı. Apple bu süreçte Avrupa’ya göz attığı zaman, temassız ödeme altyapısı bakımından ABD’den yıllarca önde olduklarını fark etti. Haliyle Amerikalılar teknolojiye adapte olma konusunda geri kalmadıkları için sadece geriden gelmeleri gerekti. Pandemi sürecinde ortaya çıkan hijyen endişeleri, temassız ödeme sistemlerinin daha da öne çıkmasını sağladı.

Apple’ın gösterdiği sabır sonunda mükafatını buldu ve zamanla daha fazla şirket, perakendeci ve birçok sektör temassız ödeme altyapısı elde etti.

Sabrın ne kadar önemli olduğu, bu süreçte gözler önüne serildi. 

Apple neden ümidini kesmedi? 

Apple’ın elinde dünyanın geri kalan bölgelerinden gelen veriler de vardı ve ABD’ye kıyasla çok daha iyi rakamlar öne çıkıyordu. Apple, fiziksel cüzdanın ortadan kalkmasını ve iPhone’un kimlik ve finansal bilgileri barındıran dijital cüzdana dönüşmesini istiyordu. iPhone’u bu şekilde tanımlamak çok önemli ve paha biçilmezdi.

Peki, Apple gibi başka şirketler de tüketici davranışının değişmesini beklemek yerine değiştirmeyi başarabilir miydi? Muhtemelen hayır.
Kullanıcı davranışlarının evrimini beklemek yerine piyasas gücü ve kararlılık ile davranışlar beklentilere yönlendirilebilir. Bir ürünü sunduktan sonraki hızlı süreçte ortalığı kırıp dökerek nereye geleceğini görmek ve gerekli müdahaleleri yapabilmek, sabrın ne kadar önemli olduğunun altını çiziyor.