Zihni tetikleyen bir yolculuğa hazır mısınız, rotamızı geleceğe çeviriyoruz…

FinTech fikir lideri Axel Apfelbacher’in bir makalesinde ‘Artus’ isimli geleceğin finansal danışmanı (Digital Financial Assistants – DFA) ile ‘kullanıcı’ arasındaki sesli diyalogu esas alan bir konsepti inceleniyor. Hayali DFA Artus, özel bir bankacılık hizmeti ve kullanıcı ile arasında geçen konuşmalar, geleceğin perakende finansman endüstrisine dair bir dizi öngörüyü ele alıyor…

Organize ve planlı bir gelecek

Kullanıcı, Artus’a ‘Artus, lütfen bir saat önce seçtiğimiz gelecekteki evimizin ipoteğini düzenle’ komutu veriyor… Artus da, “ev kredisi işlendi, 20 yıllık bir sözleşme için Crowdlending-Pool Europe III (finansman sağlayıcısı hayali kurum) ile sözleşme yaptım. Pazartesi taşınabilirsiniz, MoveBots 7 de orada olacak’ yanıtını veriyor.

Özetle kullanıcı adına kredi anlaşmasını tamamlayıp üstüne bir de taşınmaya yardımcı araç (MoveBots 7) organize ediyor.

Bu noktadan hareketle, gelecekte yeni bir ev alımının finansmanı günümüzdeki işlem hızlarının yüzde 99’un üzerinde aşılan (yukarıdaki örneğe göre yüzde 99.999), olabildiğine yumuşak ve hızlı bir sürece dönüşeceği öngörüsü paylaşılıyor.

DFA, 20 yıllık ipotek ile ilgili borç verme pozisyonu alan tarafların tekliflerini kullanıcı parametreleri üzerinden karşılaştırarak seçim yapıyor. Burada kullanıcı geliri, nakit akışı, varlıkları, yatırımcının hedeflerini bilen DFA, teklifleri karşılaştırarak mevcut verilerden hareketle bir akıllı sözleşme uyguluyor.

Buradaki senaryo günümüzde bankalar tarafından sunulan kredi oranlarına göre tercih yapan bireylerin yanına gelecekte ‘sanal bir finansal uzman’ konumlandırmayı esas alıyor. Gelecekteki uzmanınız (Artus), size dair her şeyi biliyor ve buna göre adımlar atıyor. Orijinal makalede geçmese bile kullanıcının DFA’nın işlemlerini bir tür onay adımı ile neticelendirmesi ya da reddetmesi de söz konusu olabilir.

Bunlar günümüzdeki ilk nesil finansal danışmanların sonraki safhası olabilir, elbette geride bırakılması gereken önemli teknoloji aşamaları ve tabii ki kapsamlı regülasyonların ardından. Zira böylesine bir konsept örneğin Türkiye için teknolojinin yanı sıra Açık Bankacılık alanında daha fazla adım ve finansal veri paylaşımına dair kapsamlı ve net regülasyonlara ihtiyaç duyuyor…

Kimliğin geleceği

Apfelbacher devam ediyor… Bu kez de ‘Kimliğin Geleceği’ne şimdiden uzanıyoruz…

Kullanıcı soruyor, ‘başka bir şey gerekli mi’, Artus da, “Hayır, tüm parametreler hazır. Avatar kimliğiniz, Pazartesi günü İstanbul’daki yeni evinizin sahibi olarak -varlık veri tabanına- girecek,” ve devam ediyor, “Lütfen işleminizi 24 saat içinde global kimlik merkezinde doğrulayın.’ İlk kez bir tür ‘binaya’ giriş yapmamız isteniyor, yeterince dijital değiliz, bu arada açıklanması gereken bazı unsurlar var, detaylara yaklaşalım…

Yazar, blok zinciri teknolojisine atıfla, gelecekte finansal işlemlerin niteliğinin farklılaşacağını kaydediyor. Finansal işlem işlemenin geleceğinin bir veya daha fazla sayıda küresel varlık veri tabanında şekilleneceğini düşünüyor, yukarıda bahsi geçen -global kimlik merkezinin- tanımını da oluşturan bu ifadenin ardından veri tabanlarının blok zinciri mantığıyla dünya genelinde dağıtılacağı ve işlemlerin gerçekleşmesi için bunların hepsinden (ya da bir kısmından) onay alınacağı belirtiliyor.

Güvenlikle ilgili soru işaretini de ‘dağıtık muhasebe sisteminin, ilgili sistemi kırmak için gereken hesaplama gücü miktarının aşırı olmasından hareketle siber korsanlık riskinin düşük olacağı söyleniyor.

Burada, ‘acaba blok zinciri hack’lenir mi’ sorusuna alışılagelmiş bir yanıt alıyoruz. Güvenlik konsepti, siber korsanların böylesine bir amaç uğruna çaba göstermeye kalkışmayacağı, çünkü bunun çok fazla zaman ve uğraşıya mal olacağı öngörüsüne dayanıyor.

Otoriteler tarafından sunulan bu savın son derece güçlü olduğuna şüphe yok, ancak siber suç dünyasının kendisini sürekli yenilediği, geliştirdiği ve bu tür meydan okumalara karşı daha önce sayısız kez -harekete geçtiği- unutulmamalı.

Böylelikle gelecekte tapu işlemlerinin blok zinciri ile basitleşmesine odaklanan yazar, detayları aktarmaya devam ediyor…

Peki ya finansal durumum?

Artus’a kullanıcısından yeni bir soru daha geliyor: “Lütfen finansal durumumuzu göster?’

Artus: “(Bir dizi detay da vererek) …İşlem ücretleri Pazartesi aktarılacak. Her ayın 1’inde aylık 1900 ePound tutarındaki ipotek borcunuz borçlandırılacak. Net gelirinizin yüzde 25’ini taahhüt ediyorsunuz.” Diyor ve birkaç sene sonrasına dair bir biriktirilmiş para olasılığı da paylaşıyor…

Yazar burada elektronik para (e-para) konseptlerine (yazarın taktığı isimle ePound) atıfta bulunuyor. Bunun standart hale geleceğini detaylı bir şekilde vurguluyor.

Merkez bankalarının e-para adımlarının arka planını şeffaflık, düşük işlem maliyetleri, denetlenebilirlik ve izlenebilirlik ile açıklıyor. Şeffaflığın dengelenmesinin yeni yönetim mekanizmalarını doğuracağını görüşlerine eklemeyi de ihmal etmiyor.

Tatil zamanı

Macera devam ediyor… Bu kez de kullanıcı, DFA Artus’a ‘ailesini uzun bir Afrika tatiline götürüp götüremeyeceğini’ soruyor. Ev alındı, kredi OK, gelecekle ilgili finansal görünüm biliniyor, şimdi biraz da dinlenmek istiyor…

Artus, tasarruf oranının net gelirin yüzde 10’u olduğunu (yani pek iyi durumda olmadıklarını), net servet hedefine ulaşılabilecek tarihi de ekleyerek belirtiyor ve kullanıcısına Afrika, Safari ve vahşi doğa yerine ‘daha mütevazı fiyatlı’ bir Portekiz tatili öneriyor.

Bu kapsamda yazar, tasarruf veya tüketim için mevcut nakit kaynaklarının kullanılıp kullanılmayacağı sorusunun DFA’lar tarafından artan şekilde cevaplandırılacağının altını çiziyor.

Yazara göre bir tür finansal koç gibi davranan geleceğin DFA’ları para harcama isteğini mümkün olan en uygun fiyat/ürün karışımını önermede kullanacak. Bu noktada DFA’nın ayrıca uzun vadeli bir perspektifle hareket eden oldukça yetenekli ve kullanıcı dostu bir araç olacağı anlaşılıyor. Burada kullanıcı dostu ifadesinin yazılım dünyası jargonunda da son derece önemli olduğunu hatırlatalım, teknoloji söz konusu olunca tanıdık kavramların kullanım şekli de gelişiyor…

Öte yandan ‘Portekiz tatili’ yerine ‘X tur şirketi tarafından sunulan uygun fiyatlı Portekiz tatili’, yani önerinin bir tür ‘sponsor’ eşliğinde gelmesi, konunun farklı bir boyutuna götürüyor bizleri: Asistanların arka planda bağlı oldukları finansal kurumlara (FinTech’ler, vb) gelir sağlaması. Tartışmalara sonuna kadar açık olduğu ve hayal gücü ile sınırlanabileceği yadsınamaz…

Model heyecan uyandırıcı ancak argümanları, sorgulayan zihinleri negatif eğilimli senaryolara itmeye yöneltiyor.

Sonuç

Finansal hizmetlerin niteliği ve mimarisi önümüzdeki yıllarda topyekûn değişecek. Aynı zamanda yüksek oranda otomatikleşmiş; yapay zeka, makine öğrenmesi gibi teknolojilerle geliştirilmiş bir danışma hizmetine doğru çeşitlenecek.

Peki herkes daha tasarruflu mu olacak, kaybedenler (loser) nerede? çok iyi yatırımlarda bulunup hep doğru kararlar mı alınacak? Kötü finansal kararların doğurduğu etki ve başkalarına fayda olasılıkları tümden ortadan kalkacak mı? Birileri kazanırken ya kaybedenler? Buradaki ayrım noktası belki de geleceğin DFA’ları ile girilen fikir ayrılıkları ile belirlenecek.

Gelecek merak uyandırıcı ve işaretlerini takip etmeye devam edeceğiz…

Yararlanılan Kaynak: The FinTech Book: The Financial Technology Handbook For Investors, Entrepreneurs and Visionaries

Almanya'nın Nurnberg şehrinde doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Çalışma hayatına Western Union'da iletişim departmanı ile başladı. NewTech, MacLine, PhotoLine, iPad&iPhone Mag gibi teknoloji dergilerinde ve ShiftDelete.Net'te yazı işleri müdürlüğü yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde tüm yayınlardan sorumlu genel yayın yönetmenliği görevini üstlendi. Kendi medya ve içerik ajansında çalışmalarını sürdüren Verdi, 2022 itibarıyla FinTech İstanbul platformunun genel yayın yönetmenidir.