Bu blog serisi Mart 2023 tarihli Journal of Payments & Systems JPSS, Henry Stewart Publications’da yer alan “Dijital Paralar için Sonraki Adımlar’ özel basımının kısa bir versiyonunu temsil etmektedir.
Giriş
Bu blog üç kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, hızlıca Merkez Bankası Dijital Para Biriminin (CBDC) ne olduğunu, gelişimini, merkez bankalarının bulmaya çalıştığı çözümleri ve mevcut durumu değerlendireceğiz. İkinci blog yazısında, ortaya konulan amaçların elde edilebilir olup olmadığı, ekosistemdeki (bankalar, yatırımcılar ve son kullanıcılar gibi) endişeler ve tüm bu gelişimlerin neden tepe taklak olabileceğine dair bugüne dek dile getirilen bazı endişelere değineceğiz. Üçüncü ve son blog yazısında ise avantajların ne olduğuna ve sadece merkez bankalarının değil her birimizin neden bu çabaya dahil olması gerektiğinden bahsedeceğiz.
CBDC (Merkez Bankası Dijital Para Birimi) nedir?
Bu makale, birçok kapsamlı kaynağa erişim imkanı bulunurken CBDC’nin ne olduğuna dair detaylı bir tartışma içermiyor. Bu makalede değinilen sebepler için Japonya Merkez Bankası FinTech Merkezi’nin Başkanı Masaki Bessho’nun bir alıntısını hatırlatmamız ve CBCD’nin “nakit sonrası dünyada kamuya ait paraya geniş erişim imkanı sunduğunu’ belirtmemiz gerekiyor (kısaca belirtilirse: madeni ve nakit paraların elektronik versiyonları). Mevcut olarak, sadece bankaların merkezi banka paralarına (nakit ve rezervler) erişimi bulunurken, yine bankalar bu kaynakları son kullanıcılara ve iş dünyasına dağıtabiliyor. CBDC’nin arkasındaki fikir, sadece bankaların değil, tüm kamunun (örneğin merkez bankasının parasına) erişim sağlayabilmesi. Ancak bu sokaktaki herhangi birinin Türk Merkez Bankası’nda hesap açabileceği anlamına gelmiyor. Tersine, CBDC İş Bankası, Akbank ve diğer ticari bankalar tarafından dağıtılıyor olacak. Bu konuya yeni göz atan bir kişi, buradaki yeniliğin ne olduğu ve CBDC’nin aslında ne işe yaradığını sorabilir! Paramızı her yerde elektronik olarak taşırken neden madeni paraların ve banknotların ‘elektronik versiyonlarına’ ihtiyaç duyuyoruz?
Birisini normal bir son kullanıcıya bankasında/cüzdanında/uygulamasında bir miktar “Garanti Lira”sı bulunduracağını, aynı zamanda da biraz “TCMB” lirası bulunduracağını açıklayabilir? Bu aşamada, “normal para” için hesaplarda limit bulunmazken, “CBDC parası” belli bir limitte tutulacak (örneğin bir banka iflasını önlemek için kişi başına €3.000 bulundurulması). CBDC muhtemelen faiz sunmayacak, diğer yandan normal mevduat hesaplarındaki para normal faiz oranlarına sahip olacak. Normal para her zaman güvenli olarak görüldüğü gibi (ve genelde €100.000’a dayandırıldığı gibi), paranın şimdi daha da güvenli hale getirilmesi şartı beliriyor (devlet tarafından desteklenmeli mi)? Bu tablo, kimseye mantıklı gelmiyor.
Öte yandan küresel alanda 100’den fazla merkez bankası (küresel GSYİH’nın %95’ni temsil eden ölçekte) CBDC üzerinde çalışmak ile meşgul; hatta bazıları kendi dijital para birimlerini sundu bile. Bu alanda öne çıkan Çin, dijital para birimi görev birimini yaklaşık 10 sene önce oluşturdu. Türkiye Cumhuriyet Merkezi Bankası da bu konuda kamuya açık şekilde değerlendirmelere başladı [1].
O zaman, masaya konan bu kadar soru işareti bulunurken tüm bu Merkez Bankaları ne elde etmeye çalışıyor?

Merkez Bankaları, hükümetler ve politikacıları ne motive ediyor?
Gözle görülür bir şekilde, CBDC’nin sunulmasından en çok fayda sağlayacak olan taraf merkez bankaları. Öne çıkarılan avantajların bazıları fazlasıyla gerçek olabilir, bununla birlikte söz konusu faydaların birçoğu yakından göz atıldığında adeta buhar olup gidiyor:
– CBDC ne dijitalleşme, ne de yenilik için gerekli. Mevcut halde çok yüksek miktarda elektronik fonlama söz konusu olduğu gibi (bazı ülkelerde nakit ödeme neredeyse ortadan kalktı), finansal işlemler sektörü en çok yeniliğin tanık olunduğu alanlardan biri.
– Bazı hükümetler CBDC’nin mevcut para sisteminin içine eklenmesi taraftarı (ancak ilk olarak kimlik? sorununu çözmeleri gerekiyor).
– Bazı merkez bankaları nakit para dağıtımının maliyetini düşürmek istiyor; kağıt ve metal paraların dağıtımı için gereken anormal maliyet düşünüldüğünde bu mantıksız değil. Yine de CBDC olsun olmasın, birçok ekonomide ödemelerde nakit kullanımı keskin bir düşüş içerisinde.
– Bazı merkez bankaları (gizliliğini çok da önemsemeyen) tüketicilerin harcamalarını takip etmek istiyor. Ya da daha olumlu bir şekilde, tüketicilerin harcama alışkanlıkları hakkında daha fazla ve “iyi veri” elde etmek istiyorlar. Böylece faiz oranları daha kesin bir şekilde belirlenebilir ve gerçek ekonomik verilere erişilebilir.
– Kimi düzenleyiciler CBDC ile tıpkı Fed Başkanı Jerome Powell’ın dile getirdiği gibi “kriptonun yasaklanması” için bir meşruluk kazanıldığını düşünüyor. Powell’ın sözleri: Dijital para birimi için sunulan avantajlardan bir tanesi stablecoin’lere ihtiyaç duyulmayacağı. Eğer ABD dijital para birimine sahip olursanız kriptopara bulundurmayacağınız yönünde.”
– Bazıları ise ödeme altyapısının direncini ve etkinliğini artırmak istiyor (örneğin CBDC’nin elektrik enerjisi ve bilgisayar ağları olmadan kullanılabilecek bir çevrimdışı versiyonu olması). Bu öneri, doğal afetlerin veya çatışmaların yaşandığı bölgelerde daha kullanılışlı olabilir.
– Bir kısmı ise helikopter parasının (alternatif bir para politikası) daha hızlı ve doğrudan tüketicilere ya da küçük işlere dağıtılmasını savunuyor. Kriz, pandemi, çatışma durumlarında devlet yardımlarının ihtiyaç duyanlara daha hızlı (aracı bankalara takılmadan) ulaştırılması sağlanabilir. Yine de mevcut olarak sunulan 2-tier sistemi aracı bankaların halen merkez bankaları ve tüketicilerin cüzdanları arasında bulunduğu anlamına geliyor.
– Bazıları sınırötesi ödemelerde daha fazla etkinlik, şeffaflık ve hız istiyor (CDBC’nin perakende/inter-bank alanında perakende olmayan versiyonunu kullanarak). Bu opsiyonun 794 milyar dolarlık para havalesi piyasasını geliştirme potansiyeli de var. Ancak bu, küresel alanda CBDC’yi savunan 100’den fazla bankanın içten yönetilebilir, ortak bir sistem kullanması gerektiği anlamına geliyor.
– Bazıları renkli paranın (bazen etiketlenmiş para olarak da biliniyor) para kullanımını kontrol etmesini istiyor. Sosyal ödemelerin alıcı tarafları fayda sunan destekleri giysi için harcayabilir, ancak para lisans olmadan veya bir kumarhanede kullanılamayacaktır. Ebeveynler CDBC’yi çocuklarının cep harçlığı adına bir akıllı kartı yüklemek için kullanabilir. Çocuklar bu kartı çevrimdışı olarak bile, Wi-Fi bulunmayan ortamlarda, hatta akıllı telefon olmaksızın istedikleri yerde kullanabilir. Bunu yaparken alabilecekleri enerji içecekleri ve abur cubur da belli bir limite bağlanmış olur.
– Bazıları bölümlendirmeyi azaltmayı amaçlayabilir (yeni bir ödeme aracından bahsettiğimiz bir aşamada ilginç bir hedef, ki bu bölünlenmeyi daha da artıracaktır).
– Bazıları ise para politikasına yeni manivela (kaldıraç) eklemek istiyor (örneğin birisi nakit parayı ortadan kaldırırsa, bir diğer negatif faiz oranları ortaya çıkarabilir. Negatif faiz oranlarının bulunduğu Japonya’da, örneğin para hesapta durdukça değer kaybediyor ve insanlar nakite kaçıyor: İnsanlar birikimlerini bankadan çekiyor ve kasalarında veya yastık altında tuttukları para destelerine dönüştürüyor. Ancak nakit para ortadan kaldırılırsa kaçış da olamaz. Şu an için Türkiye için sorun olmasa da, herkesin göz önünde tutması gereken bir detay).
– Son olarak, en çok öne sürülen sebeplerden biri bağımsızlığı artırmak ve para çapasını kaybetmemek. Bu son amaç, muhtemelen Facebook’un Libra’yı yeni küresel para birimi olarak sunmak istemesiyle doğan şoku takip ediyor. Yine de, Libra başarısız oldu ve kripto tarafından gerçek paraya yönelik tehditler regülasyonlar ile püskürtülebilir (Avrupa’nın MiCa’sı, Türkiye’nin 30 Nisan 2021 tarihli düzenlemesi örnek gösterilebilir), yeni bir devlet para birimi sunarak değil.
Özet geçersek, 10’dan fazla sebebin sıralandığı geniş bir sebepler listesi mevcut ve bunlar merkez bankalarının neden CBDC sunmak istediği konusunda pek de tatmin edici değil. Hatta bazıları “Merkez Bankası FOMO’su” (fırsatı kaçırma endişesi) hakkında konuşuyor. Yani, bir merkez bankası bir diğer merkez bankası bu trendi izlediği için CBDC’ye yatırım yapıyor; fırsatı kaçırmamayım endişesi yaşıyor.
CBDC’nin bazı faydalarından yararlanmayı kafaya koyduysak, merkez bankalarının bunu sadece iyi bir fikir olarak lanse etmesi yeterli değil. CBDC’nin başarılı olabilmesi için ekosistemdeki tüm aktörlerin etkileşime girmesi gerekiyor; CBDC vatandaşlar, tüketiciler, işletmeler, şirketler, perakendeciler, ticari bankalar ve ödeme ekosistemindeki tüm diğer aktörler için fayda sağlamalı. Aksi takdirde sadece bir yeniliği adapte etmek mümkün değil.
Tüm bunlardan bahsedilmişken, bir sonraki blog yazısı ekosistem aktörlerine daha geniş bir açıdan bakıyor ve merkez bankalarının ötesine giden diğer endişelerden bahsediyor…
> İkinci bölüm için buraya tıklayınız…
Yazının İngilizce versiyonu için buraya tıklayabilirsiniz.
[1] https://fintechistanbul.org/2022/09/28/tcmb-baskani-sahap-kavcioglu-cbdc-kullanim-olanaklari-uzerinde-calisilmasinin-onemine-degindi/
[2] For example:
- in the major 13 European countries, the ancillary costs associated with the provision of cash are approximately €22bn per year;
- in Japan, the cost of maintaining the ATMs alone is ¥700bn per year;
- in USA, the Fed pays approximately US$800m per year to print new currency;
- the UK, the Royal Mint levies a fee of 12 per cent to print cash (eg £60m to make £500m);
- in the Bahamas — an archipelago of 700 islands, where hurricanes are frequent — cash distribution is particularly fraught;
- in Sweden, the outer reaches of which are also hard to reach, cash use is rapidly tending to zero, so that any remaining bank notes and coins have very poor unit costs.
If cash could instead be distributed electronically – the idea behind CBDC – these costs could be massively reduced.
Michael Salmony
salmony@fintechistanbul.org


