Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Innovate Finance Global Summit’te (IFGS) finansal teknoloji dünyanın güncel trendleri ve geleceğe yönelik analizler tartışıldı. Gerçekleşen oturumlardan bir tanesinde de konu yeni nesil bankalar ve geleneksel bankalara karşı pozisyonlarıydı.
Finextra’nın kıdemli gazetecisi Paige McNamee tarafından yönetilen oturum, Birleşik Krallık’taki yeni nesil bankaların artık yenilik yapmanın veya “meydan okumanın” erken aşamalarında olup olmadığı sorusuyla başladı.
Bunu daha iyi anlamak için öncelikle, yeni nesil bankalarda norm haline gelmiş gibi görünen dahili kültürel ve İK uygulamaları stratejilerine değinildi. İlk önce OakNorth’ta büyüme ve iletişim müdürü Valentina Kristensen’e dönen McNamee, neobankalardaki kültürel girişimlerini, geleneksel bankaların kültürel ve dahili yönetime yönelik kendi yaklaşımlarını yeniden değerlendirmeye zorlayıp zorlamadığını sordu.
Kristensen soruyu, “İnsanların finansal hizmetlerde çalışmanın nasıl bir şey olduğuna dair algılarını değiştiriyor. Sanırım rolüme başladığım zamanlar, bir finansal hizmetler konferansına üç aylık bir çocukla ya da üç günlük bir çalışma haftasını savunan bir CEO ile gelmeyi beklemiyordum. Sonuç olarak, yetenek havuzu çok daha büyüdü.” şeklinde cevapladı.

Buna ek olarak Atom Bank CEO’su Mark Mullen şunları söyledi: “Dört günlük çalışma haftası gibi çalışanlarımıza sunduğumuz değer açısından yenilik yapmak için yaptıklarımızla rekabet etmek için yenilik yapmaya devam ettiklerimiz arasında bir ayrım yapmak isterim.”
Bankaların paralarının çoğunu kredi faizinden kazandığına işaret eden Mullen, kredi konusunda rekabet etmek için tasarlanmış bir strateji ve iş modeli yaratmanın aksine, çalışanlar için çekici bir iş yaratmanın önemine değindi.
McNamee daha sonra Mullen’a, pazar payının, neobankaların geleneksel finans kurumlarına nasıl meydan okuduğu konusunda iyi bir ölçüt olup olmadığını sordu. Mullen bu soruya şöyle cevap verdi: “Bazıları pazar payının bize bir başarı ölçütü verdiğini söylüyor. Diğerleri ise neobankaların müşteri sayısı ya da hacmi açısından büyük ilerlemeler kaydettiğini söylüyor.
İngiltere’deki en büyük bankalardan biri hiç vakit kaybetmiyor ve size 250 yıldır burada olduklarını söylemek için ellerinden geldiğince çok para harcıyor. Bu oldukça avantajlı bir başlangıç. Buna karşılık, Birleşik Krallık’taki neobankaların çoğu, kıyaslandığında çok küçük kurumlardır. Bu yüzden organik bir şey inşa etmek oldukça uzun zaman alıyor. Titanlara göre küçük olmamız, Titanları olması gerektiği kadar güçlü yapmıyor. Birçoğu çok verimsiz olduğu için güvenilir de değiller. Bankacılık ağlarının ve teknoloji altyapısının ötesinde, eşit koşullarda aşmanız gereken oldukça maliyetli engeller var.”


