Uzun yıllardır içinde bulunduğum finansal teknolojiler için geleceğe dair öngörülerde bulunmak çok kolay değildir. Zira dünya üzerinde teknolojinin en yoğun kullanıldığı sektör finanstır. Bu nedenle tüm diğer sektörlere örnek gösterilir ve bu durum toplumun her katmanından büyük ilgi görür.
Hal böyle olunca finansal teknolojilerin tarihi gelişimini araştıran ve bugünkü durumunu iyi analiz edenler geleceği öngörmek konusunda ayrışır ve öne çıkar. Dünya geleninde bu konuda önde gelen kanaat önderleri arasında ülkemizden de bir isim var. Şirketi KOBIL’i 1986 yılında Almanya’da kuran İsmet Koyun, işine başladığı ilk günden itibaren finans sektöründe teknolojinin nasıl kullanılacağına, neden veri ve uygulama güvenliğinin öncelikli olması gerektiğine kafa yormuş. Bu uzun süreli ve odaklı çabaları sıra dışı bir başarı hikayesine dönüşmüş.
Yaklaşık on sene önce ilk tanıştığımız zaman ödeme sistemlerinde yaşanan değişimi anlatmaya çalışırken İsmet Koyun’dan bugün Süper Uygulamalar (SuperApp) olarak bilinen mobil devrimi dinliyordum. İtiraf etmem gerekirse anlattıklarını kafamda canlandıramamış ve pek ikna olmamıştım. Takip eden yıllarda Çin seyahatlerimde dinlediğim vizyonun uygulanmış örneklerini gördüm ve değişim rüzgarının doğudan, Asya’dan estiğine bizzat şahit oldum.
Geçtiğimiz günlerde Ayvalık Business Forum’da bankacılığın geleceği üzerine yaptığı konuşma sonrasında kendisiyle sohbet etme şansımız oldu. Bu vesile ile sohbetimizde öne çıkan başlıkları ve KOBIL Kurucusu İsmet Koyun’un sektöre dair öngörülerini üç ana başlıkta sizlerle paylaşmak istedim.
-o-
Fintek Trendi ve Bankaların Yaklaşımları
Bankaların müşteriyi merkeze almanın ötesinde tüm süreçlerini sanki bir teknoloji şirketi gibi yürütebilmeleri gerekiyor. Aksi durumda rekabette geri kalmaları kaçınılmaz.
Bankalar kendi içlerinde çeviklik ile ilgili bu temel sürtünmeyi yaşarken, masrafları göreceli olarak az, yeni teknolojileri hızla kullanarak devreye alan fintekler değişen tüketici davranışlarını çok yakından okuyor ve çözümler üreterek hayata geçiriyorlar.
Bankaların stratejik olarak nasıl konumlanacakları sadece kendilerini değil, fintek dünyasını da yakından ilgilendiriyor. Her yeni yatırım yapılması gerektiğinde yatırımcılara yönelen finteklerin geleneksel bankaların yatırım kapasiteleri ile uzun vadede başa çıkabilmeleri kolay değil.
Bugün yükselen hiper-kişiselleştirme trendi, finans sektördeki çevikliğin artması, deneyimin uçtan uca ve sürtünmesiz bir şekilde tasarlanabilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu açıdan bakıldığında bankacılık gibi karmaşık ve detaylı süreçleri olan kurumlar açısından fintekler bu açığı kapatan tamamlayıcı bir unsur olarak karşımıza çıkıyorlar.
Özetle bankaların fintekleri nasıl konumlandıracaklarına dair stratejik yaklaşımı ajandalarında öncelikli bir şekilde ele almaları bir zaruriyet. Aksi durumda sadece bankalar rekabette geri kalmayacak, birçok değerli fintek de ayakta kalmayı başaramayacak.

Yenilikçi Teknolojiler ile Farklı İş Modelleri
Finans sektörü sadece finansal ürün ve hizmeti sunmanın ötesinde yaşamın bütününe yönelik servisleri sunacak platformlar haline geliyor. Yani otomobil, sağlık, seyahat, e-ticaret gibi farklı sektörlerle entegre finansal platformlar dönemi başladı.
Her bankanın kendi eko sistemini kurduğu ve finansal ürün ve hizmetlerin yanı sıra müşterinin ihtiyaç duyduğu her şeyi hızlı, kolay ve güvenli olarak sunabildikleri bir dönüşüm kaçınılmaz. Dönüşümde fark yaratabilmek için ekosistemler içinde ve arasında yeni iş modellerini oluşturulabildiği SuperApp dünyasına girmesi gerekecektir.
Bu arada dönüşüm sadece bankacılığı ilgilendirmiyor. Özetle, bir şirketin ayakta kalabilmesi, farklı sektörler arasında güçlü bağlar kurabilmesi ve teknolojinin kaldıraç etkisi ve bankaları da oyuna dahil ettiği gömülü hizmetleri eksiksiz bir güvenlik ve müşteri deneyimi ile sunabilmesiyle mümkün olabilecek gibi gözüküyor.
Her şeyin Merkezinde Güvenlik
Sadece düzenlemelere uyum sağlayan, günü kurtaran, kuralları savuşturan değil uzun soluklu ve kalıcı güvenlik yatırımları yapmak gerekiyor. Güvenlik söz konusu olduğunda, uzun yıllar boyunca yükselen marka değeri ve kurumsal itibarı korumanın ancak geleceğe hazır, karmaşık ve güçlü çözümler sayesinde mümkün olduğu bir dönemdeyiz.
KOBIL’in patentleri kendisine ait olan ve 100 milyondan fazla son kullanıcının cihazlarındaki 14 katmanlı patentli güvenlik yapısının ilk günden bu yana hiç hacklenememiş olması oldukça etkileyici.
Öte yandan deneyim zenginleşirken güvenlikten taviz verilmesine gerek olmaması KOBIL’in SuperApp platformu gibi doğru teknolojilerin kullanımı ile mümkün hale gelebiliyor. Bu da gömülü finans gibi pazarı büyütecek yeni iş modellerinin gelecekte yaygınlaşabilmesi için güvenlikten taviz verilmediği uygulamaların hayata geçebilmesini mümkün kılacak.
-o-
Uzun sohbetimizin tamamını buraya yansıtmak mümkün olmasa da KOBIL Kurucusu İsmet Koyun ile hemfikir kaldığımız nokta, bankacılık sektöründe güvenliğe öncelik veren, yeni iş modellerine kolayca adapte olmak için teknolojiyi kullanan ve kendi ekosistemlerini kuranlar ayakta kalacaklar.
Dr. Soner Canko
Danışma Kurulu Üyesi
Fintech Istanbul


