Türkiye’ye dair çeşitli verilere yer verilen The Global Findex Database 2025 yayımlandı. İşte detaylar…

Dünya Bankası tarafından kısa süre önce yayımlanan “The Global Findex Database 2025”, Türkiye’ye dair bir dizi detay ve spesifik veri içermesi bağlamında verimli bir rapor görünümü sergiliyor. Raporda Türkiye’nin son yıllardaki büyüme performansının küresel ortalamanın üzerinde olduğu, ancak yüksek enflasyon ve döviz kuru oynaklığının ekonomik görünümü kısıtladığı kaydedilirken krediye dayalı büyüme modelinin sürdürülebilirlik açısından riskler taşıdığı ifadeleri yer alıyor.

Kapsamlı çalışmaya tüm bölümlerdeki Türkiye özelindeki detaylar açısından bakacağız… Bu kapsamda raporun “Enerji” başlıklı ilk bölümünde, enerji fiyatlarının oynaklığından söz edilen Türkiye’nin dışa bağımlılıktan etkilenen ülkeler arasında yer aldığı, doğalgaz ve petrol ithalatına yüksek düzeyde bağımlı olduğu için de enerji maliyetlerindeki artışın cari denge üzerinde baskı yarattığı belirtiliyor.

 

 

“Ekonomi” başlıklı ikinci bölümde yüksek enflasyon ve döviz kuru oynaklığının etkilerine değiniliyor. Devamındaki “İşgücü ve İstihdam” başlıklı bölümde ise Türkiye’de genç işsizlik oranının yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği ve kadınların işgücüne katılım oranının OECD ortalamasının altında olduğu çıkarımları öne çıkıyor.

“Finansal Piyasalar” başlıklı dördüncü bölüm, TL’deki değer kaybının finansal istikrar için kırılganlık oluşturduğunun altını çizerken raporda, bankacılık sektörünün de yüksek döviz cinsi borçlanma nedeniyle küresel dalgalanmalara karşı nispeten hassas olduğu ifadesi yer alıyor.
Son olarak “Ticaret” başlıklı bölümde de, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile güçlü ticaret ilişkilerini sürdürmeye devam ettiği, ihracatın çeşitlendirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlere yönelimin, ekonomik kırılganlıkları azaltmada önemli roller üstleneceği ifadeleri bulunuyor.

Hesap sahipliğinde artış…

Kapsamlı grafiklerle donatılan raporda “Finansal Erişim” başlıklı infografik de (üstte) ilgi çekenler arasında. Bu özel infografikte global ölçekteki yetişkinlerin yüzde 79’unun banka hesabı bulunduğu ve bu oranın 2011’e kıyasla yüzde 28’lik artışa işaret ettiği bildiriliyor. Bir alt segmentasyona yer verilerek, düşük ve orta gelirli ekonomilerde ise yetişkinlerin yüzde 75’inin hesabı bulunduğu görülüyor. Söz konusu oran, düşük ve orta gelirli ekonomilerin global seyirle son derece paralel görünümünü doğruluyor.

Öte yandan kadınların yüzde 77’sinin banka hesabı bulunduğu ve küresel cinsiyet farkının yüzde 4 seviyesinde olduğu verisi sevindirici. Raporda düşük ve orta gelirli ekonomilerde yetişkinlerin yarısından fazlasının artık bir banka hesabına sahip olduğu ya da kart kullanarak ödeme yaptığı ifadeleri de gözden kaçmıyor.

Son olarak, verilere göre 1,3 milyar kişinin hala herhangi bir hesabının bulunmadığını belirtelim. Çarpıcı bir gösterge olarak da 1,3 milyar kişinin 650 milyonunun sadece sekiz ülkede yaşadığı belirtiliyor.
Bununla birlikte hesabı olmayan ama cep telefonu, kimlik ve kendi adına kayıtlı SIM kartı olan yetişkinlerin hesap sahipliği için gerekli temellere sahip olduğu ‘çağrısına’ da yer veriliyor.

PDF raporun tamamını buradan indirebilirsiniz. İngilizce dilindedir.