Deloitte ve KOBIL, teknolojik inovasyonla stratejik danışmanlığı bir araya getiren bir iş birliği anlaşması imzaladı.

Bu iş birliği anlaşmasında ele alınan konular ve SuperApp’lerin rolü, Deloitte’ten Natalia Kluger (Partner) ile KOBIL Grubu CEO’su ve Kurucusu İsmet Koyun’un katıldığı ortak bir röportajda detaylandırıldı. İşte o röportajın satır başları…

1- SuperApp’ler neden dijital dönüşümde “oyun değiştirici” konumunda?

İsmet Koyun:
SuperApp’ler, dijital dönüşümde kritik bir rol oynuyor. Tüm ilgili servisleri tek bir platformda toplayarak, kullanıcıların onlarca uygulama arasında geçiş yapma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bu sayede kullanım daha tutarlı, güvenli ve zaman kazandıran bir hale geliyor; dijital dünyada daha rahat gezinti sunuyor. Bu platform yaklaşımı finans, otomotiv ya da sağlık gibi birçok sektörde önem taşıyor.

İsmet Koyun

Natalia Kluger:
Kamu sektörü için SuperApp’ler özellikle önem arz ediyor. Belediyeler, federal ve yerel yönetimlerin artan taleplerine karşılık verirken finansal ve insan kaynağı sınırlılıklarıyla mücadele ediyor. Dijital çözümler geliştirmek için yeterli kaynak sık sık eksik kalıyor. Mevcut dijital hizmetler genellikle eski, kullanıcı dostu olmayan sistemler olarak algılanıyor ve vatandaşlar tarafından düşük düzeyde benimsendiği için verimli çalışmıyor.

2- SuperApp’lerin şirketlere ve kamu sektörüne somut faydaları neler?

Natalia Kluger:
Örneğin MyCityApp gibi bir SuperApp, şehirlerin belediye hizmetlerini—çöp toplama bildiriminden online randevu sistemine kadar—daha kullanıcı dostu bir hale getiriyor. Özel şirketler ise mini uygulamalar geliştirip bu ekosisteme entegre ederek yeni gelir kaynakları yaratabilir ve yerel müşterilerle bağlarını güçlendirebilir. Mini‑uygulamalar sayesinde ekosistem, belediyelerin her şeyi kendi başına geliştirmesine gerek kalmadan büyüyebilir.

İsmet Koyun:
Biz bu hizmetlerin hepsinin güvenli ve birlikte çalışabilir bir platformda yürütülmesini sağlıyoruz. Sınırlı BT kaynaklarına sahip bir belediye yönetimi yazılımını güncellerken, çözümümüz otomatik olarak güvenlik açıklarını tespit edip kapatabilir. Bu da kaynakların daha etkili kullanılmasına ve maliyetlerin düşmesine yardımcı olur. Güvenlik açısından kritik veriler işlendiği her yerde—örneğin; bir araç paylaşım sistemi, güvenlik kurumları ya da bir sağlık sigortalı hizmeti gibi—platformumuz güvenli bir çevre sağlıyor.

3- İş birliğinin hedefi ve etkisi hakkında neler söylemek istersiniz?

Natalia Kluger:
Her iki kuruluş da Avrupa’nın dijital özerkliğini desteklemeye odaklanmış durumda. Bu, Avrupa’nın kendi teknolojik çözümlerini geliştirmesini ve bağımsızlığını sağlamasını içeriyor. İş birliğimiz sayesinde, Avrupa’nın kendi veri güvenliği ve gizlilik standartlarına uygun, güvenilir platformlar oluşturuyoruz.

İsmet Koyun:
Amacımız, teknolojisi kolay kullanılabilir, yüksek güvenlikli, veri koruma yasalarına uygun bir dijitalleşme süreci oluşturmaktır. Siber saldırıların yaygınlaştığı günümüzde, sadece bireysel belediyeler değil, tüm Avrupa için güvenli dijital platformlar geliştirmek hayati önem taşıyor. SuperApp’ler, hassas verileri korur, verilerin nasıl kullanıldığını net bir şekilde sunar ve vatandaşların dijital çözümlere olan güvenini artırır. Güven olmadan platformlar kullanılamaz hale gelir. Bu unsurlar, dayanıklı bir dijital ekosistem yaratmanın temel taşlarıdır.

4- Neden Deloitte ve KOBIL beraber?

Natalia Kluger:
Deloitte sektörel derinliğe ve dönüşüm uzmanlığına sahip. Şirketlerin ve kamu kurumlarının problemlerini anlıyor, kapsamlı dijital dönüşümü mümkün kılacak stratejiler geliştiriyoruz. Zorlu projeleri stratejik olarak hayata geçirebiliyoruz. KOBIL ise bu süreçte teknolojik altyapıyı, en üst düzey güvenlik standartlarında sağlıyor.

İsmet Koyun:
Bizim uzmanlığımız güven altyapılarında, özellikle finans sektöründe yoğun. Yüksek güvenlikli bir dijital ekosistemi, kimlik, ödeme ve imza hizmetleriyle birlikte entegre şekilde sunan bir SuperApp sağlayıcısıyız. Platformumuz, İstanbul’da yıllardır başarılı şekilde kullanılıyor—örneğin toplu taşıma bileti satın alımı ya da dijital kimlik işlevleri gibi günlük uygulamalar için milyonlarca kullanıcı aktif. Almanya – Worms gibi farklı şehirlerde de uygulamalarımız var. Bu örnekler, Deloitte ile bu teknolojiyi Avrupa’nın farklı şehirlerine taşımamız için bir temel oluşturuyor.

5- Bu tür iş birlikleri neden gerekli?

Natalia Kluger:
Bizim iş birliğimiz, teknolojik mükemmeliyeti stratejik danışmanlıkla birleştiriyor—bu kombinasyon oldukça nadir bulunan bir avantaj. Amacımız, izolasyon içindeki çözümlerden çıkarak sürdürülebilir ekosistemler inşa etmek. Esnek ve büyüyebilen yapılar geleceğin dijital çözümlerinin kalbinde yer alıyor.

İsmet Koyun:
Hedefimiz yalnızca tekil projelerin ötesine geçmek. Avrupa’nın güvenli, bağımsız ve yenilikçi bir dijital alan olarak şekillenmesini istiyoruz. Bu ortaklık, Almanya’da geliştirilen bir modelin global etkisi olabileceğini gösteriyor.

Deloitte ve KOBIL iş birliği; stratejik danışmanlık ile yüksek güvenlikli teknolojiyi bir araya getirerek, şehirleri ve kamu kurumlarını dijitalleştirmeyi amaçlayan güçlü bir yaklaşım sunuyor. SuperApp teknolojileri, kullanıcı deneyimini kolaylaştırırken, Avrupa’nın dijital egemenliğini ve güvenliğini destekleyen bir altyapı oluşturuyor.