Avrupa’nın dokuz büyük bankasından oluşan bir konsorsiyum, 25 Eylül tarihinde, Euro cinsinden ortak bir stablecoin’u piyasaya sürmek üzere çalışmalara başladıklarını açıkladılar.

Şu anda, küresel stablecoin piyasasının %99’unu ağırlıklı olarak USDC ve Tether (USDT) gibi ABD dolarına sabitlenmiş stablecoin’lar oluşturmaktadır. ABD’nin bu alandaki hakimiyeti, aynı zamanda Avrupa Birliği’nın finansal egemenliği ve bağımsız para politikası yürütme kabiliyeti açısından da bir tehdit oluşturmaktadır.

Açıklama bu açından incelendiğinde, bu girişimin yalnızca teknolojik bir yenilik olarak değil, aynı zamanda ABD’nin son dönemde stablecoin alanında kurduğu hâkimiyete bir yanıt ve Avrupa Birliği içinde ödemelerin geleceğini yeniden şekillendirmeye yönelik stratejik bir adım olduğu görülmektedir.

Konsorsiyum, bir pan-avrupa dijital ödeme standardı oluşturmak adına Avrupa Birliği’nin farklı ülkelerinden bu oluşuma katılan dokuz kurucu bankadan oluşmaktadır. Bunlar :

  1. ING (Hollanda)
  2. UniCredit (İtalya)
  3. KBC (Belçika)
  4. CaixaBank (İspanya)
  5. Danske Bank (Danimarka)
  6. SEB (İsveç)
  7. Banca Sella (İtalya)
  8. DekaBank (Almanya)
  9. Raiffeisen Bank International (Avusturya)

Konsorsiyum, kurmuş olduğu Hollanda merkezli yeni bir şirket üzerinden, şimdiden Hollanda Merkez Bankası’na elektronik para kuruluşu lisansı almak üzere başvuruda bulunmuştur.  Sürecin ilerleyen aşamalarında ise konsorsiyumun giderek genişleyerek Avrupa Birliği içerisinden daha fazla bankayı bünyesine katması beklenmektedir. Konsorsiyumun temel amacı esasen, güvenilir, MICAR regülasyonu ile uyumlu, Avrupa’ya özgü EURO cinsinden yeni bir dijital ödeme aracı oluşturmaktır. Söz konusu ödeme aracının başlıca özellikleri ise şunlardır.

  • Euro Cinsinden olması: Stablecoin, Euro’ya (€) 1:1 oranında sabitlenecek ve böylece avro bölgesi için istikrarlı bir dijital para birimi oluşturacaktır.
  • MiCAR regülasyonu ile uyumlu olması: Söz konusu stablecoin’un MICAR (Kripto Varlıklarda Piyasalar Yönetmeliği) çerçevesi altında düzenlenmiş olması, güçlü bir yasal temel ve tüketici koruması sağladığı gibi, onu bu regülasyon ile uyumlu olmayan diğer birçok küresel stablecoin’dan da ayrıştıracaktır.
  • Mevcut ödeme altyapısına katkısı : Stablecoin’un blokzincir teknolojilerine dayalı yapısı, ödemelerin 7/24 esasına göre, anında mutabakat sağlayacak şekilde, düşük maliyetli olarak gerçekleştirilmesine imkân tanımaktadır.
  • Programlanabilir olması: Bu özellik, kripto para ve kripto varlıkların alım satımı ve programlanabilir ödemelerin hayata geçirilmesi bakımından başta kurumsal müşteriler açısından olmak üzere büyük önem taşımaktadır.

Bu duyuru zamanlaması açısından da oldukça ilgi çekicidir. Avrupa Merkez Bankası  Dijital Euro ile ilgili olarak henüz hazırlık aşamasında bulunmakta ve Dijital Euro’nun 2029 yılı ortalarından önce piyasaya sürülmesi beklenmemektedir. İşte tam da bu aşamada konsorsiyumun stablecoin’un ilk ihraç tarihi olarak 2026 yılını hedefliyor olması ilgili ticari bankalara önemli bir avantajı sağladığı gibi ticari bankacılık sektörünü piyasaya dijital bir euro ödeme aracı sunabilme açısından Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) dijital para birimi (CBDC) projesi olan Dijital Euro projesinin de önüne geçirmektedir.

Bu iş birliği, kripto dünyasına genellikle temkinli yaklaşan geleneksel Avrupa finans sistemi açısından da önemli bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Bankaların, finansal kaynaklarını birleştirerek, dijital para alanında MiCAR düzenlemesiyle uyumlu, etkin,  ortak bir pozisyon almalarını sağlamıştır. 2026’nın ikinci yarısı için planlanan lansmanla birlikte, küresel finans topluluğu bu ittifakın başarılı olup olamayacağını yakından izleyecektir.

Yazı: Haluk İnanmış