Yapay zekâ destekli siber saldırılardaki artış, özellikle gelişmekte olan ülke pazarlarında yeni risk alanları oluşturuyor. İşte detaylar…
Yapay zekâ destekli siber saldırıların hızla yaygınlaşması, özellikle gelişmekte olan ülke pazarlarında finansal sistemler ve dijital altyapılar üzerinde yeni risk alanları oluşturuyor. Son analizlere göre, dijitalleşme hızının yüksek olduğu, ancak siber güvenlik yatırımlarının görece sınırlı kaldığı ülkeler, yeni nesil tehditlere karşı daha savunmasız konumda.
Araştırma; Latin Amerika, Güneydoğu Asya ve Afrika’daki bazı ekonomilerin, yapay zekâ ile güçlendirilmiş saldırı tekniklerine karşı daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. Bu bölgelerde fintech kullanımının hızla artması, mobil bankacılık ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte saldırı yüzeyinin genişlediği belirtiliyor.
Yapay zekâ, saldırganlara ölçek ve hız mı kazandırıyor?
Uzmanlara göre yapay zekâ, siber saldırıları yalnızca daha sofistike hale getirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu saldırıların otomasyonunu da mümkün kılıyor. Kimlik avı kampanyalarının kişiselleştirilmesinin, deepfake teknolojileriyle gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimleri ve otonom saldırı araçlarının, genel itibarıyla tehditlerin hem ölçeğini hem de etkisini artırdığına şüphe yok. Özellikle finansal kuruluşlar, ödeme sistemleri ve dijital cüzdan sağlayıcıları; müşteri verileri ve para akışlarını yönetmeleri nedeniyle bu saldırıların birincil hedefleri arasında yer alıyor.

Altyapı ve regülasyon eksiklikleri riski büyütüyor…
Gelişmekte olan pazarlarda siber güvenlik alanındaki regülasyonların henüz yeterince olgunlaşmaması ve kurumların güvenlik altyapılarındaki eksiklikler, saldırganlar için nispeten cazip bir ortam oluşturuyor. Buna ek olarak, nitelikli siber güvenlik uzmanı eksikliği ve sınırlı bütçeler de kurumların savunma kapasitesini zayıflatıyor. Bu durum, özellikle finansal kapsayıcılığı artırmak amacıyla hızla dijitalleşen ekonomilerde “büyüme ile güvenlik arasındaki dengenin” kritik hale geldiğine işaret ediyor.
Uzmanlar, ilgili pazarlardaki kurumların yapay zekâ destekli tehditlere karşı daha dirençli hale gelebilmesi için proaktif güvenlik stratejilerine yönelmesi gerektiğini vurguluyor. Buna; gerçek zamanlı tehdit tespiti, yapay zekâ tabanlı güvenlik çözümleri, çalışan farkındalığı ve regülasyonların güçlendirilmesi gibi başlıklar dahil ediliyor.
Önümüzdeki dönemde yapay zekânın hem saldırı hem de savunma tarafında belirleyici rol oynaması beklenirken, özellikle fintech ekosisteminde faaliyet gösteren oyuncular için siber dayanıklılık artık rekabet avantajı haline geliyor.


