Avrupa Birliği (AB), Türkiye’yi kendi ödeme sistemi SEPA’ya katılıma davet etti. 40’tan fazla Avrupa ülkesini birbirine bağlayan ödeme sistemi, hayata geçmesi halinde Türkiye–Avrupa arasındaki para transferlerinde köklü bir dönüşüm yaratabilir. Detaylara yakından bakalım…
AB, Türkiye’yi kendi ödeme sistemi SEPA’ya katılıma davet etti. Söz konusu teklifin Şubat ayında Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında Ankara’da yapılan görüşmede gündeme geldiği kaydedildi.
Türkiye tarafı ise teklifin iletildiğini doğrulasa da henüz resmi bir tutum açıklanmadı. Bu girişim, üyelik süreci durağan olsa da AB–Türkiye ekonomik ilişkilerini güçlendirme ve Gümrük Birliği’ni modernize etme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
SEPA, 41 ülkeyi kapsayan ve euro cinsinden sınır ötesi ödemeleri daha hızlı, ucuz ve güvenli hale getiren bir sistem. AB’ye göre Türkiye’nin katılımı, özellikle Avrupa ile yoğun ticaret ve diaspora bağlantıları nedeniyle işletmeler, bireyler ve yurt dışındaki Türkler için önemli maliyet avantajı sağlayabilir.
Öte yandan günümüzde Türkiye ile Avrupa arasında 1.000 – 5.000 euro arası bir transferin maliyeti 40 euro’ya kadar çıkabiliyor.
SEPA entegrasyonu ile birlikte:
- Daha hızlı euro transferleri,
- Neredeyse sıfıra yakın işlem ücretleri,
- Avrupa ile daha entegre finansal sistem başlayacak.
AB’nin tahminlerine göre, SEPA’ya katılan benzer ülkeler 500 milyon euroya kadar tasarruf sağladı.
Türkiye ile Avrupa arasındaki yıllık ticaret hacmi 200 milyar euroyu aşmış durumda. Bu gelişme, AB–Türkiye ilişkilerinde klasik üyelik tartışmalarından bağımsız olarak pragmatik entegrasyon adımlarının öne çıktığını gösteriyor:
- Gümrük Birliği’nin güncellenmesi,
- Finansal altyapının modernizasyonu,
- Sınır ötesi işlemlerde sürtünmenin azaltılması.
Bu bağlamda ödemeler, entegrasyonun en hızlı uygulanabilir alanı olarak öne çıkıyor.

Madalyonun diğer yüzü: Bankalar ve regülasyon
SEPA’nın avantajlarının yanında önemli bir denge noktası da bulunuyor. Örneğin Türk bankaları, uluslararası para transferlerinden elde ettikleri komisyon gelirlerinde ciddi düşüş yaşayabilir.
Ek olarak Türkiye’nin SEPA’ya katılımı için aşağıdaki alanlarda uyum sağlaması gerekecek:
- PSD (Payment Services Directive) çerçevesi,
- AML (Kara Para Aklama ile Mücadele) standartları,
- Veri koruma düzenlemeleri (GDPR benzeri yapılar), vb.
Bu gelişme yalnızca bir ödeme sistemi entegrasyonu değil. SEPA, Avrupa’nın finansal altyapısını genişletme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. AB, bu modelle sınırlarını genişletmeden finansal etki alanını büyütüyor.
Son olarak, Türkiye’nin SEPA’ya katılımı gerçekleşirse Fintech ve ödeme ekosisteminde rekabet artacak, sınır ötesi ticaret daha akıcı hale gelecek ve Avrupa dışındaki ülkeler için de örnek bir model oluşacak.
Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz…


