Pek çok ülke kadın girişimciliğini artırma amaçlı çalışmalar yürütüyor. Uluslararası bir yardım kuruluşu olan Islamic Relief’in CEO’su Nasereldin Haghamed konuya Müslüman ülkeler ve FinTech açısından yaklaşıyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) “Agenda” başlıklı bölümü küresel ekonominin bugünü ve geleceğine dair çok sayıda makaleyi içeriyor. WEF şu günlerde her ne kadar Davos Zirvesi ile anılsa da yıl boyu yürütülen çalışmalarla dünyadaki gelişmeleri takip etmek mümkün.

Bu makalelerden biri, Londra merkezli, kendini uluslararası bir yardım kuruluşu olarak tanımlayan Islamic Relief’in CEO’su Nasereldin Haghamed’e ait. Haghamed, “The great leveller: How fintech is saving Muslim businesswomen” başlıklı makalesinde islami finans sektörünün büyüklüğüne dair çeşitli veriler paylaşırken, özellikle kadınların iş ve finans dünyasına olan katılımının düşük olmasına dikkat çekiyor.

Dünya genelindeki 1.6 milyar Müslümanın küresel GSYİH’nın yüzde 16’sını oluştuduğunu kaydeden Haghamed, 2020 yılında islami finans sektörünün 3 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğine vurgu yapıyor.

Ancak Haghamed’in makalesindeki bilgiler Müslüman ülkelerde yaşayan kadınların pek çok zorlukla karşılaştığını da gösteriyor. Bu ülkelerde yetişkin nüfusun banka hesabı olma oranının yüzde 30’lar seviyesinde olduğunu belirten Haghamed, dünyanın geri kalanında bu oranın yüzde 60’ın üzerinde olduğunun altını çiziyor.

FinTech kadınlara nasıl bir destek sağlayabilir?

Nasereldin Haghamed, yazısında yerleşik sosyal ve kültürel yapı ile yasal düzenleme ve kısıtlamaların kadınların önündeki en büyük engeller olduğunu belirtiyor. Kadınların kimi ülkelerde seyahat, iş toplantıları vb. konularda sıkıntı yaşadığını kaydeden Haghamed, bu tip zorluklarla mücadelede FinTech’in faydası olabileceğini sözlerine ekliyor. FinTech sayesinde kadınların bulundukları konumdan çevrimiçi olarak finans sistemine entegre olabileceğini söyleyen Haghamed, kadınlara verilecek desteğin aile yapısını güçlendirmeye de katkısı olduğunu dile getiriyor. Kadınların, erkeklere oranla gelirlerinden daha fazla payı ailelerine harcadığına dikkat çekiyor.

Haghamed ayrıca, kadınların sermayeye erişimi ve kendi işlerini yürütme becerilerinde sağlayacakları artışın çocuk sağlığına da olumlu etkisi olduğunun araştırmalarla kanıtlandığını belirtiyor. Bir diğer fayda ise genel tasarruf oranlarının yükselmesinde kendini gösteriyor. Bununla birlikte iş dünyasına katılmak isteyen kadınların, sermaye bulmak için yine kadınlardan destek istemesinin süreci hızlandırıp kolaylaştırdığını da sözlerine ekliyor.

Günümüzde İslami finans kurumları, STK’lar ve sosyal girişimler arasında her zamankinden daha fazla işbirliği olanağı bulunduğunu belirten Nasereldin Haghamed, Kenya’daki Mpesa örneğini paylaşırken mikro kredi çalışmalarından da söz ediyor. Haghamed son olarak bu tip, FinTech bazlı kolaylaştırıcı uygulamaların yaygınlaştırılmasının sanılandan daha fazla faydası olduğunu dile getiriyor.

Haghamed’in bahsettiği etkinin kadınların pek çok kısıtlamayla karşılaştığı Arap ülkeleri ile bazı Afrika ülkelerinde daha faydalı olacağını da eklememiz gerekiyor. Türkiye’de kadın girişimcilerin oranı belki istenilen seviyede olmayabilir, ancak finans ekosistemine katılımda Arap ülkelerinden çok daha iyi bir konumda olduğumuz kesin. Bu noktada iş dünyası içinde yeterli desteği verenlerle KAGİDER gibi oluşumlara teşekkürlerimizi iletmemiz gerekiyor.